Vahiy Öncesi ve Sonrası Aile Reisliği

İslamiyet bölümünde yer alan bu konu BERKİTO tarafından paylaşıldı.

  1. BERKİTO

    BERKİTO Üye

    Hz.Hatice ile Hz.Muhammed (sav)'in sevdası dillere destandır. Dünyada olmadığı halde yıllar sonra Hz. Aişe'nin kıskançlık damarlarını cuhşa getiren bu sevgi ve şefkat birlikteliği Hz. Ali, Hz.Fatıma ve Hz. Zeyd gibi yüce şahsiyetleri büyütmüştür. Hz. Zeyd'in özgürlük ateşi bu ailede tutuşmuştur. Hz. Ali insanı ve hikmeti bu evde tanımıştır. Hz Fatıma yiğitliği ve şefkati aynı kaba sığdırabilme sırrına bu ailede erebilmiştir.

    Bu aile yapısını gizemli kılan en ilginç durum ise; başlangıcının islamdan yaklaşık on beş yıl öncesinde olmasıdır. İleride yüce şahsiyetler olacak çocukların vahiyden önce doğmuş alt kimlik yaşlarının aşılmış olması cidden sorguya değer bir durumdur. Aile düzeni, dünyevi, uhrevi ceza 0ve mükafatların henüz oluşmadığı bir ortamda böylesine mükemmel denebilecek bir aile birliği nasıl kurulmuştur? Kadına değer vermek şöyle dursun kadının yok sayıldığı, kız çocuklarının diri diri gömüldüğü bir ortamda Hz. Hatice annemiz Hz. Muhammed(sav)'in arasında sevgi ve saygı hukuku nasıl oluşmuştur. Yaşıtlarının diri diri gömüldüğü bir beldede Hz Fatma ve diğer kız kardeşleri nasıl babalarının birer goncası olabilmiştir? Daha zengin akrabaları varken vasat denebilecek bir hayat tarzını seçip Hz. Muhammed(sav)'in dizinin dibinden ayrılmayan Hz. Ali hangi sebepten ötürü bu aileyi tercih etmiştir. Belki değişik felsefelerden yola çıkarak bunları sosyopsikolojik açıdan izahı mümkündür. Ancak şu mümkün değildir: Kölelerin kaçıp kurtulmayı gözettiği bir anda babası ve amcası tarafından bedeli ödenip annesinin yanına götürülmek istenen, henüz çocuk olan Zeyd hangi sebeple bu evde kalmayı tercih etmiştir. Özgür aileli bir hayat yerine köle ama Hz Muhammed'li ve Hz. Haticeli bir ev acaba neden tercih edilmiştir.Vahyin gelmediği, Hz. Muhammed'in peygamberliğinin olmadığı, cennet, cehennem, şefaat gibi kavramların bilinmediği bir anda nasıl böyle bir tercihler zinciri oluşmuştur. Bugün için islami veriler olmasına rağmen vahy öncesi kurulabilmiş bir ailenin hala özlemi çekilmektedir. Hele vahiyden sonra kemale eren bu aile düzeni bugün için özlem çekilir haldedir. Ve bu ideal ailenin var olmasına engel en önemli sebep vahiy öncesine rağmen niçinlerinin, nasıllarının gereğince tahkik edilmemesindendir. Bu tahkik'in sırrı şu iki hadisi şerifte dense hata edilmiş olmaz(Allahu Alem). İlki: "Beni rabbim terbiye etti Ne güzel terbiye etti,, ikincisi: "Ben güzel ahlak'ı tamamlamak üzere gönderildim,,.

    Allahu Teala tarafından terbiye edilmiş bir şahsiyet mevcut güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilmiştir. Fıtri bir terbiye ve ahlaka sahip bir insan (sav) fitri bir ahlaka sahip aile fertleriyle idame ettirilen bir aile birliği insani standartları yakalamıştır. Sonra bu aile vahiyle yönlendirilmiş, ideal aile modeli olmuş ve bu modellik kıyamete kadar var olacaktır. Vahyden önceki Hz. Muhammed aile reisi olma açısından ayrı bir değerlendirme konusudur. Aile fertleri de ayrı birer değerlendirme konusudur. Vahyden sonra da ayrı birer değerlendirme konusudur. Vahysiz aileyi ayakta tutabilmek ilahi bir terbiye ve ahlakın neticesi olarak nübüvvet alameti denilebilir. Aile fertlerinin fıtri ahlakı da hidayet alameti denebilir. Ancak daha hayrete değer olan hicretten sonraki aile reisi Hz. Muhammed(sav)in çözümlenmesidir. Zira O (sav) artık bir peygamberdir. Sadece dünya değil aynı zamanda ahiret penceresi de açılmıştır.Vahyden önce köleliğe razı olan Hz Zeyd'in kölelik ısrarı zahiren izah edilemese de vahy sonrası Hz. Muhammed (sav)'in köleliğine razı olmuşluk anlaşılır birşeydir. Ama bu sefer de anlaşılamayan, peygamberliğe rağmen dokuz hanenin reisliğini yokluklar içerisinde nasıl idame ettirilebildiğidir. Mekke'de vahysiz ama az çok varlıklı reislik, komşu ailelerden de verilebilecek örneklerle izah edilse de, Medinedeki vahyli ama varlıksız aile reisliği daha büyük bir maharet isteyen övgüye layık bir reisliktir. Çünkü evdeki lere her yok değişte reisliğin bir nebze zedelendiği inkar edilemez bir gerçektir. Aişe annemizin rivayetiyle biliyoruz ki Rasulullah(sav)'in evlerinde bir ay süreyle ocak yanmadığı sabittir. Yine Aişe annemizin sıkıntılı bir anda "Rabbinden bir şeyler istesen olmaz mı?,, diye Rasulullah(sav)'e serzenişte bulunduğu, cevap olarak da; Rasulullah(sav)'in: "Dileseydim sağ yanımda altından, sol yanımda gümüşten bir unut yürütülürdü. Benim dünya ile ne işim olabilir,, buyurması, Hz. Muhammed (sav)'in varlıklı hayata karşı yokluğu tercih eder bir aile reisi olmasındandır. Ve bu yokluğa rağmen ailesini ayakta tutabilmesi düşündürücüdür.

    Model aile olarak ele alındığında sadece hanimlarıyla olan muhabbeti öne çıkarılan Rasulullah(sav)'ın aile anlayışı, sevginin gerisindeki değerler tanımlanmadan tam anlaşılamayacak ve pratize edilemeyecektir. "Sizin en hayırlınız ehline karşı en iyi davrananınızdır. Ben aileme en iyi olanınızım,,. Hadisi şerifinden ailesinin tüm isteklerini yerine getirmek olarak algılayıp eşya taksitleri içinde boğulanlar model reisliği anlayamamışlardır. Her fırsatta nebevi aileden bahseden kadın, kocasının haftada yedi gün evde kalmasını istiyorsa model aileyi anlayamamıştır. Rasulullah (sav) 'm hayatının bir kısmının mescitte, seferde ve cihadda geçtiğini unutmuştur. Dava adına ailesini ihmal eden Erkek ideal reisliği anlayamamıştır. Evden işe mekik dokuyan erkeği sosyal hayattan koparan kadın islami kullanarak erkeğini sömürge altına almıştır. Ailesini ihmal edip adını da dava koşuşturması koyan erkek islami kullanarak kadını sömürge altına almıştır.

    İslami ahlaklarını fıtri ahlakları üzerine bina ederek ailelerini kurabilenler ideal ailelerini kurabilmişlerdir. Tüm olumsuzluklara rağmen ailesini ihmal etmeyip evinde islami bir rüzgar estirebilenler nebevi aile reisliğinden nasibini alabilenlerdir. Yine tüm olumsuzluklara rağmen kocasına, kadın, evlatlarına ana olabilenler ideal aile hanımından nasibini alabilenlerdir. Buz dolabı ve elbise dolabı doluyken kadınlık sanatını icra etmek kolaydır. Reislik daha da kolaydır. Zor olan bunlar boşken dahi saygı ve sevginin yitirilmediği, kavga ve kargaşanın boy göstermeyip herşeye rağmen huzurlu bir ortamda merhamet gösterilerek islami bir terbiye ile büyütülmüş iman ve merhamet ehli bir nesil yetiştirebilmektir.