Hz. Hatice - İslamiyeti Seçen İlk Kadın

İslamiyet bölümünde yer alan bu konu HENA tarafından paylaşıldı.

  1. HENA

    HENA Üye

    Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)in ilk hanımı olan Hz. Hatice (ra), aynı zamanda ilk Müslüman olan kadın olarak, üstün ahlakı ve imanıyla her zaman müminlere örnek olmuştur. Değerli validemiz aklı, feraseti, basireti ve hikmeti ile Kuran ahlakının yayılmasında büyük bir çaba harcamış, Peygamber Efendimiz (sav)in en büyük destekçilerinden biri; tevekkülü, cesareti, fedakarlığı ile de tüm Müslümanlara örnek olmuştur.

    Yüce Allah’ın, Kuranda “… Hayır, Biz onlara kendi şan ve şeref (zikir)lerini getirmiş bulunuyoruz…” (Müminun Suresi, 71) ayetiyle bildirdiği gibi, insanın sahip olduğu tüm özelliklere anlam kazandıracak olan tek değer onun imanıdır. İnsanın kişiliğini, karakterini sağlamlaştıran, ahlakını güzelleştiren, tavırlarını etkileyici kılan asıl olarak o kişinin imanı, Allah korkusu ve takvasıdır. Yüce Allahın izniyle bu samimi imanı yaşayan müminlerden biri olan Hz. Hatice (ra) de saygı duyulacak, onurlu ve vakarlı bir karaktere sahiptir.

    Peygamberimiz (sav), kendisine vahiy geldiğini ilk olarak Hz. Hatice (ra)ye söylemiş; o da aklı, basireti, Peygamber Efendimiz (sav)e olan tereddütsüz itaati ve güveni ile, onun Allah tarafından seçilmiş olduğunu anlamış ve hemen iman etmiştir. Yüce Allaha ve Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)e olan derin saygı ve sevgisi ile Peygamberimiz (sav)’e her zaman destek olmuştur. Nitekim Yüce Allah Peygamberimiz (sav)e, elçiye saygının ve onu savunup desteklemenin önemine ilişkin olarak şöyle vahyetmiştir:

    Şüphesiz, Biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Ki Allah’a ve Resûlüne iman etmeniz, Onu savunup-destekle-meniz, Onu en içten bir saygıyla-yüceltmeniz ve sabah akşam O’nu (Allah’ı) tesbih etmeniz için. (Fetih Suresi, 8-9)

    Arapların önde gelen kavmi olan Kureyş kavminden olan ve ailesi de Peygamberimiz (sav) ile aynı soydan gelen Hz. Hatice (ra), yaşadığı Arap toplumunun cahiliye ahlakını yansıtan kuralları içerisinde pek çok zorlu imtihanla karşı karşıya kaldığı halde, çok güçlü ve dirayetli bir karakter sergilemiştir. İslam ahlakının, Allah’a gönülden iman etmenin, derin bir tevekkül ve teslimiyetin kendisine verdiği güç ile karşılaştığı tüm zorluklara rağmen onurunu ve vakarını korumuş, bu özellikleriyle insanlar arasında dikkat çeken bir tavır göstermiştir.

    Hz. Hatice (ra) validemizin kişiliğinde ve onurlu hayatında iman eden tüm kadınlar için güzel örnekler vardır.

    Hz. Hatice (ra)nin Allah’a Olan Teslimiyeti

    Hz. Hatice (ra) Peygamber Efendimiz (sav)e peygamberlik makamı verildiğinde “Senin Allah’ın Resulü olduğuna şehâdet ederim” demiş ve Müslümanlığı kabul etmiştir.

    Kalbinde hiçbir kuşkuya yer vermeden Allah’a iman etmiş, imanındaki bu samimiyetini hayatının sonuna kadar sürdürmüştür. Rivayetlere göre hicretten üç yıl kadar önce (19 Nisan 620) vefat eden Hz. Hatice (ra), İslamın henüz hakimiyet kazanıp güçlenmediği bir dönemde yaşamıştır. O dönemde şartların güçlüğüne ve Mekkeli müşriklerin her türlü eziyetine rağmen hiçbir kuşku duymadan Allaha ve Peygamberimiz (sav)e duyduğu teslimiyeti sürdürmüştür. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)in Yüce Allahın son peygamberi olduğuna dair inancını hiç kaybetmeyerek örnek bir mümin olmuştur. Rabbimiz’in kullarına olan sonsuz sevgisinden, rahmetinden, esirgeyiciliğinden ve bağışlayıcılığından emin, bu tevekküllü tavrını hayatının sonuna kadar korumuştur.

    Hz. Hatice (ra)nin Zorluklar Karşısındaki Sabrı

    Hz. Hatice (ra), yeryüzünde sadece üç Müslümanın bulunduğu İslamiyet’in ilk günlerinde, Resûlullah (sav) ve Hz. Ali (ra) ile beraber bazen Kabe civarında, bazen evinde ibadet etmiştir.

    (Kuşkusuz bu, sapkın inançlara sahip bir toplum içinde, ibadetlerin, eziyet görmemek için zaman zaman büyük bir gizlilik içinde yapıldığı bir dönemdir.) Ayrıca ilk Müslümanlar, müşriklerden oldukça eziyet verici sözler işitmişler ve birçok zorluğa göğüs germek durumunda kalmışlardır. Konuyla ilgili bir Kuran ayeti şöyledir:

    Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve şirk koşmakta olanlardan elbette çok eziyet verici (sözler) işiteceksiniz (Al-i İmran Suresi, 186)

    Hz. Hatice (ra), müşriklerin zulmü ve haksızlığı karşısında Resûlullah (sav)’i hiçbir zaman yalnız bırakmamış; Mekkeli müşrikler Şi’bü Ebi Talib’de Müslümanları kuşattığında, kendisi de Peygamberimiz (sav) ile birlikte yaklaşık üç yıl boyunca kuşatmaya cesur, kararlı ve yiğit bir tutumla sabretmiştir.
    Allahın …Eğer sabreder ve sakınırsanız (bu) emirlere olan azimdendir. (Al-i İmran, 186) hükmü gereği, Hz. Hatice (ra) bu zorluk anında Allah’a olan sevgisinde, teslimiyetinde ve güveninde kararlılık göstermiştir. Allah’ın adaletinden, her olayı hayır ve hikmetle yarattığından ve vaadinden asla dönmeyeceğinden emin olduğu için hiçbir zaman ümitsizliğe kapılmamış, Allah’ın yardımından asla şüpheye düşmemiştir. Güzel bir sabır ve teslimiyetle, her olayda bir hayır olduğuna kesin bir bilgiyle inanmıştır.

    Hz. Hatice (ra)nin Canı ve Malıyla Allah Yolunda Mücadele Etmesi

    Ticaretle uğraşan zengin bir kişi olan Hz. Hatice validemiz (ra), Müslüman olduktan sonra dünyevi değerlerin peşinden gitmek yerine, bunları Allah’ın rızasını kazanma yolunda seve seve ortaya koymuş ve servetini İslam uğrunda harcayarak örnek bir ahlak sergilemiştir. Yüce Allahın Hiç şüphesiz Allah, mü’minlerden -karşılığında onlara mutlaka cenneti vermek üzere- canlarını ve mallarını satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler; (bu,) Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da O’nun üzerine gerçek olan bir vaaddir. Allah’tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? Şu halde yaptığınız bu alışverişten dolayı sevinip-müjdeleşiniz. İşte ‘büyük kurtuluş ve mutluluk’ budur. (Tevbe Suresi, 111) ayetinin hükmü gereği, malını ve canını Allah yolunda seve seve vermeyi göze almıştır. Çünkü aklı ve basireti sayesinde dünya hayatında kazanılabilecek hiçbir menfaatin, sonsuz ahiret nimetleriyle kıyaslanamayacağını görebilmiştir.

    Hz. Hatice (ra)nin İffetli, Onurlu ve Asil Karakteri

    Hz. Hatice (ra)’nin iffeti ve vakarı İslamiyet’i kabul etmesinden önceki dönemde de dikkati çekmiş ve bu özellikleri nedeniyle o zamanlarda bile “Tâhire” (pak ve temiz kadın) lakabıyla anılmıştır. Kuşkusuz Hazreti Peygamberimiz (sav)in Hz. Hatice (ra)yi kendisine eş olarak seçmesinde bu üstün ahlakının ve asil karakterinin büyük payı olmuştur.

    Yüce Allah bir Kuran ayetinde “Size yasaklanan büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin kusurlarınızı örteriz ve sizi ‘onurlu-üstün’ bir makama sokarız.” (Nisa Suresi, 31) ayetiyle, onuru, Kuran ahlakını yaşamada samimi bir çaba gösteren, Kendisi’nden gereği gibi korkup sakınan kimselere vereceğini bildirmiştir. Hz. Hatice (ra) de Allah’ın Kuran’da bildirdiği tüm sınırlara en güzel şekilde uyarak onur, vakar ve saygınlık kazanmıştır. İçinde yaşadığı Arap toplumundaki cahiliye kadınlarından, konuşmaları, hareketleri, yüzündeki ifadesi, bakışları ile ayrılmış, kendisinin iffetli ve vakarlı bir kadın olduğu hemen anlaşılmıştır. Bu, doğal bir asaleti, insani bir heybeti ve güvenilir bir kişiliği de beraberinde getirmiştir. Nitekim Allah, müminlerin bu özellikleriyle ‘tanındıklarına’ bir Kuran ayetinde “… Belirtileri, secde izinden yüzlerindedir…” (Fetih Suresi, 29) ifadesiyle dikkat çekmiştir.

     
  2. EFSANEMAN

    EFSANEMAN Üye

    Paylasım için saol!!