Müthiş bir Türk-Kürt Kardeşliği Öyküsü ... (Türk-Kürt Kardeşliği - 2)

Türkiyemiz bölümünde yer alan bu konu Enver Paşa tarafından paylaşıldı.

  1. Enver Paşa

    Enver Paşa Yeni Üye

    Müthiş Türk-Kürt Kardeşliği Örneği

    Astsubay Murat, PKK'yla çarpışırken felç oldu. Ama kaderin cilvesi onu felçli haliyle hayata bir Kürt kızı bağladı. İşte müthiş bir Türk-Kürt kardeşliği öyküsü...

    Irak’ın kuzeyinde, Zap Kampı’nda bir operasyon sırasında, teröristlerin döşediği mayının patlaması sonucu omuzundan aşağısı felç kalan gazi Astsubay Murat Caner (39), müzik kutusu satın alırken tanıştığı eşiyle hayata bağlandı.

    Adana’nın 100. Yıl Mahallesi’ndeki evinde eşi Fatoş Caner (30) ile mutlu bir hayat süren Gazi Murat Caner, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "1997’de adeta hayatını karartan bu olayın, bir gün gelip bana mutluluğun kapılarını aralayacağını hayal bile edemezdim" dedi.

    Teröristlerin döşediği mayın patladığında iki askerinin gözlerinin önünde şehit olduğunu, kendisini almaya gelen helikopterdeki komutana, iki oğlunu emanet edeceği arkadaşlarının ismini söylediğini anlatan Murat Caner, yaşamasının bir mucize olduğunu anlattı.

    Olaydan sonra omuzundan aşağısının felç olduğunu, sadece sol elinin üç parmağını kullanabildiğini, sakat kalınca iki oğlunun annesi eşine yük olmamak için boşanarak yalnız başına yaşamaya başladığını anlatan Murat Caner, şunları söyledi:

    "1,5 yıl boyunca evimde tek başıma yaşadım. Annem, babamdan boşanmış ben de işitme ve konuşma engelli annemin yanında büyümüştüm. O yıllarda bende müzik kutusu tutkusu vardı. Nerede müzik kutusu görsem hemen satın alır, ancak hiçbirinde küçükken ilk dinlediğim müziği bulamazdım. Bir gün evime en yakın süper markette alışveriş yaparken gözüm yine bir müzik kutusuna ilişti. Tezgahtara satın almak istediğimi söylediğimde, mağaza sorumlusuna haber vermesi gerektiğini bildirdi. Meğerse müzik kutusu arızalıymış. Mağaza sorumlusu olan şimdiki eşim Fatoş, yanıma geldi. İçinden (bu müzik kutusu da zaten bozuktu, buna satalım gitsin) diye düşündüğünü sonradan öğrendiğim eşim Fatoş’la aramızda güçlü bir iletişim doğdu.

    Müzik kutusunu alıp eve getirdiğimde çalan müziğin yıllardır aradığım müzik, aklımda kalan mağaza sorumlusunun da aradığım kadın olduğunu anladım." Murat Caner, o günden sonra sık sık markete gittiğini, ancak olay ciddi bir hal alınca uzaklaşamaya karar verdiğini belirterek, "Genç bir kızın benim gibi bir insanla bir ömür geçirmesine gönlüm razı olmadı. Ancak, Fatoş inatla direndi, ne kadar ’Ayrıldık, bitti’ desem de yine geldi. Gerçek sevginin ne demek olduğunu ondan öğrendim, sonunda tüm zorlukları aşarak evlendik. Şimdilerde çok iyi anlaşıyoruz ve mutluyuz" dedi.

    "BANA OLAN TUTKUSU KORTUKUYOR"

    Ölümle burun buruna gelmiş bir insan olarak ölümden korkmadığını, ancak öldüğünde eşinin üzülecek olmasının huzursuzluğunu yaşadığını anlatan Murat Caner, "Çünkü, bazı zamanlar, özellikle geceleri tansiyonum aşırı yükseliyor. Ciddi sağlık sorunları yaşıyorum. Eşimin, her şeye hazırlıklı olmasını istiyorum, ancak onun bana olan tutkusu beni korkutuyor. Şu dünyada hiçbir şeye aşırı bağlanmamak ve her şeyde ölçüyü iyi bilmek gerek" diye konuştu.

    TÜRK-KÜRT KARDEŞLİĞİ

    Murat Caner, Güneydoğu’da hayatının karardığını, ancak yine bir Güneydoğulu ve Kürt kökenli olan eşinin kendisine yeniden hayat verdiğini belirterek, "Kürt olmakla terör örgütü üyesi olmak birbirinden çok farklı şeyler. Oradaki insanların çok sayıda yardımı ve mertliğini de gördüm. Zengin iş adamlarımız o bölgeye de yatırım yapmalı ve her şey devletten beklenilmemeli. İş, aş verilir, eğitim seviyesi yükselirse, onlar terörün kucağına düşmezler. Bunun mücadelesini vermek ve çözüm için hepimiz çaba göstermek zorundayız" dedi.

    Tekerlekli sandalyesine rağmen yardım faaliyetlerine katılan, Şehit Aileleri Derneğinin çeşitli etkinliklerine katkı sağlayan, gazilik maaşının bir bölümünü bile Güneydoğulu çocukların eğitimi için harcayan, okullarda gönüllü konferanslar veren Gazi Murat Caner, şöyle devam etti:

    "Kürt-Türk diye bizi ayıranlar, bizim mutluluğumuzu görsünler. Yıllardır aradığım mutluluğu bulmak için demek ki böyle bir bedel ödemem gerekiyormuş, ödedim, ama bu memleket için yapabileceğim daha çok şey var. Çünkü, vatanı korumak ve hizmet etmek, sadece eline silah alıp nöbet tutmakla olmaz. Her kulvarda, her bireye düşen görevler var. Vatanını ve milletini severek onlar için dertlenmek var. Gençlerimize ve gelecek nesillere Atatürk’ü, şehitlerimizi ve sevdamızı anlatarak, onları eğiterek, sevgiyle, kötü alışkanlıklardan ve terörden korumalıyız. Ömrümün sonuna kadar bunun için elimden geleni yapacağım. Allah bana bu yatakta ölmeyi değil, ülkem için hizmet ederken şehit olmayı nasip etsin."
     
    Son düzenleme moderatör tarafından: 10 Ağustos 2011