işletme bölümü ders notları kriz yönetimi

Ansiklopedi bölümünde yer alan bu konu RayOfHope tarafından paylaşıldı.

  1. RayOfHope

    RayOfHope Üye

    • Aşağıda farklı modelleri temsil eden iki öğrencinin karşılaştıkları olaylar karşısında gösterdikleri davranış farklılığı açıklanmaktadır. Her iki öğrencinin davranışlarını kriz yönetimi süreci çerçevesinde değerlendiriniz.

    “Öğrenci A ve Öğrenci B son sınıf öğrencisidir. A son yılda aynı hocaya ait biri seçimlik üç dersi alırken, B aynı hocaya ait sadece zorunlu iki dersi almakla yetinmiştir. Öğrenci A yıl sonunda seçimlik dersinin de dahil olduğu iki dersten başarılı olmuş, ayrıca yapmış olduğu ödev dersin hocasından A* almıştır. Buna karşılık, 1 zorunlu dersin finalinden geçer not alamamış. Bunun üzerine dersin hocasına suçlayıcı bir tarzda kendisine haksızlık yapıldığını iddia etmiş, bu iddiasını resmi kanallara da iletmiştir.
    “Öğrenci B ise, söz konusu hocanın her iki dersinden de beklemediği halde bütünlemeye kalmış üstelik, hazırlamış olduğu ödev de yeterli görülmemiş ve not olarak F almıştır. B öncelikle hocası ile görüşerek nerelerde hata yaptığını ve bütünleme sınavlarına nasıl hazırlanması gerektiğini öğrenmeye çalışmıştır. Ayrıca ödevindeki hataları da öğrenen B ödevini yeniden hazırlayarak, A** notu almıştır.
    Yukarıdaki iki öğrencinin davranışlarını kriz yönetimi çerçevesinde değerlendirerek aşağıdaki sorulara bu doğrultuda cevap veriniz.

    Soru:



    a) Bütünlemeye kalmayı bir kriz olarak kabul edersek, her iki öğrenciden hangisinin kriz yönetimine uygun şekilde davrandığı söylenebilir? Neden?











    Cevap



    a) Öğrenci B kriz yönetimine uygun şekilde davranmıştır. Çünkü geçici çözümler yerine kalıcı çözümler arama yoluna gitmiştir. B, söz konusu hocanın her iki dersinden bütünlemeye kalmasına, ödevinden de F almasına rağmen mantıklı hareket etmiş, bu panik ve kargaşanın önüne geçmiştir. Ümitsizliğe kapılmamış, moralman çökmemiştir. Bir krizle karşılaştığı açık olmakla birlikte krizin etkisini minimuma indirmek için çaba göstermektedir. Son bir şansı daha olduğunu da hatırlayarak psikolojisinin negatif etkilenmesine izin vermemiştir. Öğrenci B bunun yanında dersin hocası ile görüşmüş, dersin hocası da kendisine hatalarını net olarak göstermiştir. Bu dersin hocası ile B arasında güven ortamının yaratılmasını sağlamıştır. Öğrenci B ile dersin hocası arasında açıklık ve doğruluk da hakimdir. Öğrenci B, böylece kendini karanlık odadan kurtarmış, tüm yanlışların farkına varmıştır. Şimdi bilgi avantajı da onunladır. Öğrenci B ile hocasının yapılan hatalar hakkında görüşmeleri işbirliği ve dayanışma ortamı da yaratmıştır. Kısacası Öğrenci B bu davranışıyla aynı zamanda geleceğe yönelik bir tedbir de almıştır. Gelecekte bu tür bir sorunla tekrar karşılaşması durumunda öğrendikleri ve tecrübeleri çok yararlı olacaktır. Gelecekte ortaya çıkabilecek bu tür bir kriz karşısında artık önlemlerini almakla birlikte, eğer herhangi bir kriz doğarsa öğrendikleri ve tecrübelerini bu kriz konusunda kullanabilecektir. Öğrenci B’nin gelecek krizler için artık senaryosu ve uygulama planı da hazır bulunmaktadır. Öte yanda, Öğrenci A geçici çözümler arayışındadır. Belki o dersten yaptığı itirazlar sonrası düşük bir ihtimal de olsa geçecektir. Ancak bu ona az bir kazanç sağlayacaktır. Çünkü gelecekte de aynı tür bir krizle karşılaştığında yine aynı yanlış davranışları sergileyecektir. Hatta, bu krizde olduğu gibi resmi kanallara gelecekteki bir krizde de başvurması ona belki de çok pahalıya mal olacaktır. Örneğin haksızlıklarla dolu iş hayatında sorunu önce iş arkadaşları ile çözmek yerine müdür veya genel müdüre başvurması durumunda, bu çok kötü bir davranış olarak karşılanabilecektir. Krizlere geçici çözümler bulunmak hataların tekrarlanmasına ve yerinde saymaya neden olacak, belirli durumlarda kayıp çok daha büyük olabilecektir. Öğrenci A’nın davranışı 17 Ağustos Depremi’nde her mercinin birbirini suçlamasına ve kendisini tamamen haksız göstermeye çalışmasına benzemektedir. Öğrenci A mantıklı ve soğuk kanlı hareket etmemiş, bunların yerini panik ve kargaşa almıştır. Ümitsizlik hakimdir, Öğrenci A psikolojik durumunun pozitif yönde değiştirilmesi için çaba harcamamaktadır. Öğrenci A ile dersin hocası arasında açıklık, doğruluk, güven, bilgi, işbirliği ve dayanışma ortamı mevcut değildir. Tüm bunlar yanında bence her iki öğrenci için de bir gizli (potansiyel) kriz mevcuttur. Bu kriz “dersten tamamen kalma”dır. Dikkat edilecek olursa her iki öğrenci de henüz dersten tamamen kalmamıştır, bütünlemeden geçme şansları vardır. Bunun üzerinde durma sebebim Öğrenci B’nin potansiyel kriz konusunda tedbir almasına ve karşılaştığı krizi detaylı incelemesine karşın, Öğrenci A’nın hiçbir tedbir almaması ve konuyu detaylı incelememesidir.




    Soru:



    b) Sizce krizi yaymak mı (örneğin resmi kanallara başvurmak gibi) yoksa krizi ortaya çıkaran nedenleri belirlemeye çalışmak mı kriz yönetimine uygun bir davranıştır? Neden? Tartışınız.

    Cevap:



    b) Krizi yaymaktan ziyade krizi ortaya çıkaran nedenleri belirlemeye çalışmak kriz yönetimine çok daha uygun bir davranıştır. Çünkü krizi yaymak paniğin ve kargaşanın büyümesine yol açacaktır. Ayrıca bu davranış aradaki güven, bilgi , doğruluk, işbirliği ve dayanışma ortamını da zedeleyecektir. Krizi ortaya çıkaran nedenleri belirlemeye çalışmak ise kökten bir çözüm niteliğindedir, sorun çok daha sağlıklı bir biçimde çözülecektir. Bunun yanında krizi ortaya çıkaran nedenleri belirlemek herkesi tatmin ederken krizi yaymak belirsizliğin artmasına neden olabilir.











    Soru:



    c) Her iki öğrencinin de kriz yönetimi dersi gördüğü varsayımı altında hangi öğrencinin öğrenen birey olma becerisini gösterdiği söylenebilir? Neden?



    Cevap:



    d) Öğrenci B kanaatimce öğrenen birey olma becerisini göstermiştir. Çünkü Öğrenci A klasik (geleneksel) bir biçimde sadece not için ve de dersten geçmek için çaba gösterirken öğrenci B modern bir biçimde düşünmekte ve gerçekten öğrenmeyi hedef almaktadır. Öğrenci B her şeyden önce bir kriz durumunda artık nasıl davranması gerektiğini gayet iyi bilmektedir, Öğrenci A ise daha bu konuda, yani başlangıç noktasında çok büyük bir yanlış içindedir, çünkü kendisinin kriz yönetimi başlı başına hatalıdır, doğru olarak algıladığı kriz yönetimi yanlıştır. Öğrenci B artık her zaman mantıklı ve soğuk kanlı davranması gerektiğini, kriz yönetiminde panik ve kargaşaya yer olmadığını, ümitsizliğin başlamadan kaybetmek olduğunu, “zararın neresinde dönülse kardır” atasözünü doğrulayacak şekilde krizin etkisinin minimuma indirilmesinin çok önemli olduğunu; güven, açıklık, doğruluk, işbirliği ve dayanışmanın kriz yönetiminin kilit noktaları olduğunu artık çok daha iyi bilmektedir. Bu konuda fikrimce çok önemli saydığım bir konudan bahsetme ihtiyacını duyuyorum... Maalesef Türkiye’de öğrenciler herhangi bir dersten beklemedikleri bir not aldıklarında (bunu örneğimizdeki gibi kriz olarak değerlendirerek söze başlıyorum) şu durumlar gözlenmektedir:

    - Hakkı aramak her ne kadar iyi bir davranış da olsa bunun genellikle aşırı agresif ve sert bir biçimde gerçekleşmesi bence panik ve kargaşa belirtisi olup, ümidin düşük olduğunu, psikolojik durumun çok çabuk negatif yönde etkilendiğini göstermektedir. Tabi, bunda %100 öğrenciler suçludurlar da diyemem. Maalesef çok nadir de olsa öğrenciyi bırakma eğilimi kuvvetli hocalar da gözlenmektedir. Bu hocalar da genellikle öğrencinin hakkını aramasına izin vermemekte, verseler dahi korkutarak bunu nedense sınırlamaya çalışmaktadırlar. Hakkını aşırı agresif ve sert bir biçimde arayan öğrencilerin bu davranışlarının kaynağı kanaatimce geçmiş tecrübelerinden kaynaklanıyor olabilir.

    - Öğrencilerle hocalar arasında iletişim büyük oranda kopuktur. Bu kriz yönetiminde çok önemli olan açıklık, doğruluk, güvenirlik, bilgi, işbirliği ve dayanışma ortamını yok etmektedir. Halbuki kanaatimce çağımızda öğrenci – hoca ilişkisi bir “arkadaş” ilişkisi şeklinde olmalıdır. Eski sistem aslında yıllar önce tüm dünyada çökmüştür, Türkiye’de ise tam olarak ne zaman çöker bunu bilemiyorum...

    - Tartışmalar, sorular, ilişkiler maalesef bazen çok not üzerine odaklanmaktadır. Aslında bu konuda da öğrencilerin suçlanması bence yanlış olur. Çünkü ülkemizde bilgiden çok daha fazla diplomaya değer verilmektedir. Etiket hastalığı son derece yaygındır. Üniversite öğrencilerinin büyük bir toplumun zihniyetini tek başlarına değiştirmelerini beklemek çok hayalperestlik olur. Tamamına yakını yaşamlarını bu ülkede devam ettireceklerdir; mantıken yanlış olduğunu bilseler dahi bilginin sadece diploma olarak değerlendirildiği bir ülkede bunca yıllık çalışma ,emek ve haklarını aramalarını normal karşılamak gerekir.

    - Öğrenci derse “nasıl daha çok öğrenirim?” sorusundan ziyade “nasıl daha kolay geçerim?” sorusu açısından bakmaktadır.

    - Öğrencilerin çoğu hocaya notları konusunda itiraz etmez, “takar”, “nasıl olsa not değişmeyecek” , “notu daha da düşürür” gibi düşünceler hakimdir.

    - Derslere genellikle çok az kişi katılır (bu konuda tüm suçu öğrencilere yüklemenin yanlış olduğu kanaatindeyim, tamam; tamamen suçsuz değiliz, ama ben de derse katılımı az bir öğrenci olarak bunun biraz da yıllardan beri alıştırıldığımız eğitim sisteminden kaynaklandığını düşünüyorum), derste hocaya çok soru sorulmaz ve de dersin çabuk geçmesi beklenir.

    Sanırım tüm bu faktörler ve örnekler “öğrenen birey” teriminin daha aydınlanmasını sağlamıştır. Fikrimce tüm bu faktörler içerisinde genel olarak Türkiye’de öğrenci-hoca arasındaki bilgi akışı, açıklık ve güven ortamı eksikliği, işbirliği ve dayanışma yetersizliği krizin en önemli sebeplerindendir.





    Soru:



    2- İktisat Fakültesi futbol takımı son beş yıldır hiç yenilmeden sürekli şampiyon olmaktadır. Bu yıl da aynı iddiayı taşımaktadır. Nitekim grubundaki ilk iki maçı da farklı kazanmıştır. Ancak üçüncü maçta hiç beklemediği bir mağlubiyet almıştır. Grupta kalan son maçın mutlaka kazanılması gerekmektedir. Aksi halde takım daha ilk turdan elenecektir. Ancak tüm oyuncular, antrenör ve yöneticiler şaşkınlık içindedir. Takımda bir panik havası hakimdir, oyuncuların kendilerine olan güveni kaybolmuştur. Kısacası tam bir kriz koşulu yaşanmaktadır.

    Sizden beklenen takımı bu kriz koşullarına hazırlayacak tedbirleri içeren bir rapor hazırlamanızdır (Cevabınızı kriz yönetimi süreci çerçevesinde veriniz.





    Cevap:



    2- Öncelikle kriz yönetimi sürecinin aşamalarına bir göz atalım;

    Sırasıyla;

    - Kriz tanımlanır (kriz olarak nitelendirilen olay nedir? Analizler gerçekleştirilir).
    - Krizin etki alanı tespit edilir.
    - Örnek vakada krizi önceden engelleyemediğimizi varsayarak krizin daha da büyümemesi için gerekli önlemleri almak.
    - Kriz konusunda uygulanacak politikalar, kriz planları ve senaryolarını belirlemek
    - Kriz yönetimini başarıyla uygulamak; iletişimi, enformasyonu ve bilgi akışını gerçekleştirmek
    - Uygulanan kriz yönetiminin sonuçlarına bakmak, hata ve aksaklıklar varsa bunlar neler? Tüm eksikler giderilmeli.

    Bu çerçeve doğrultusunda kriz yönetimi sürecini örnek olayımıza uygulayalım;

    - Kriz: 5 yıldır namağlup şampiyon olan İktisat Fakültesi futbol takımının 5 yıl sonra ilk kez şok bir yenilgi alması.
    - Krizin etki alanı: Kriz oyuncular, antrenör ve yöneticiler olmak üzere tüm takımı etkilemiştir.
    - Önlemler: Yönetim, oyuncular ve antrenör ile toplantı yaparak onlarla her zaman birlikte olduğunu göstermeli. Yönetim, özellikle antrenöre bu şok edici yenilginin nedenlerini araştırmasını ve de antrenörden elde ettiği bilgileri sunmasını istemelidir. Antrenör de tabi ki tüm oyuncuları ile ayrıntılı bir biçimde konuşmalı, yenilginin nedenlerini oyuncularla birlikte araştırmalıdır. Antrenör, elde ettiği bilgileri yönetime sunduğunda, yönetim de antrenör ve oyuncularla toplantı yaptığında antrenör-oyuncu-yönetim üçgeni arasındaki güven ortamı, bilgi akışı, açıklık ve doğruluk, işbirliği ve dayanışma ortamı kendiliğinden oluşmuş olacaktır ki bu çok önemlidir. Artık bu üçgen kapsamındaki her birey her şey hakkında bilgi sahibi olacaktır. Krizin nedenleri herkes tarafından bilindiğinde tüm bu sorunlara karşılık gelen, her sorun için özel çözümler de rahatça tespit edilecektir. Antrenör-oyuncu-yönetim üçgeninde her birey sorunları çözmek ve krizi ortadan kaldırmak için uygulanacak tedbirler konusunda üstüne düşen görevi bilecektir. Bu arada, antrenörün oyuncularla özel olarak görüşmesi bir aile havası yaratarak oyuncuların psikolojisini olumlu yönde etkileyecek, daha önce bahsi konu olan işbirliği ve dayanışma, açıklık ve doğruluk, bilgi akışı ve güven ortamını da her iki taraf için iki kat artıracaktır. Bunlardan başka kriz yönetiminde alınacak önlemler hususunda teknolojiden de yararlanılmalıdır. Örneğin bilgisayar ve istatistiklerden faydalanarak son maçta karşılaşılacak rakibin kaç gol attığı, kaç gol yediği, orta sahasının mı, defansının mı forvetinin mi daha güçlü veya zayıf olduğu, en skorer oyuncuları, golleri en çok kaçıncı dakikalarda attıkları ve yedikleri, kalecilerinin en çok hangi noktalardan gol yediği, penaltıda en çok sağa mı sola mı atladığı...vs nin tespit edilmesi çok yarar sağlayabilir. Teknolojinin kullanımı ile ilgili bir diğer örnek takımın yönetici ve antrenörünün alınan yenilgi konusundaki beyanatlarının internetten yayınlanması olabilir, böylece herkesin kafasındaki soru işaretleri silinecektir. Dikkat ederseniz böyle bir uygulamaya gidilmesi kriz yönetiminde çok önemli olan risk analizi ve iletişim konularını da kapsamaktadır. Bunlardan başka krizin sosyal boyutuna da değinmek isterim. Tüm iletişim olanakları seferber edilerek takımın taraftarlarının son maçta takımı son dakikaya kadar çok iyi bir şekilde destelemeleri, takımın kazanmak için tüm gücünü ortaya koyacağı, ancak başarılı olunamazsa gerçek taraftarın her zaman takımının yanında olması gerektiği, takımın çok kısa zamanda çok daha iyi olacağı bildirilmelidir. Tüm bunlar gerçekleştirildikten ve alınabilecek tüm önlemler alındıktan sonra futbol takımının yenilme ihtimali de bence göz önüne alınmalıdır. Eğer kriz alınan tüm önlemlere rağmen engellenemezse buna da fikrimce hazırlıklı olunmalıdır. Yönetim, oyuncular ve antrenöre krize neden olan tüm sebepleri birlikte bulduklarını, bunları ortadan kaldıracak çözümleri de saptadıklarını hatırlatmalı, kısacası ellerinden gelebilecek her şeyi yaptıklarını belirtmelidir. Ancak yenilseler dahi yönetimin her zaman arkalarında olacağını, yalnız kalmayacaklarını belirtmesi kanaatimce kriz yönetiminde çok önemli olan kargaşa ve paniği büyük ölçüde azaltacak, oyuncular ve antrenörün psikolojisini olumlu yönde etkileyerek üzerlerindeki baskıyı büyük ölçüde hafifletecektir. Kriz sonrası başarısızlık ihtimalini göz ardı etmeyerek bunu da kriz yönetimi sürecinde kullanmak bence çok daha başarılı sonuçlar sağlayacaktır.
    - Kriz politikaları, kriz planları ve senaryolar: Antrenör, yönetim ve oyuncular açısında bilgi akışı, işbirliği ve dayanışma, açıklık ve doğruluk maximum kılınacak. Taraftar ve ilgililer her konuda aydınlatılacak. Defans oyuncuları rakip takımın en golcü, kısacası en riskli ve tehlikeli oyuncularını marke edecek; forvet oyuncuları sık şut çekicek, ceza sahasına yakın duvar pasları ve çapraz koşularını daha yüksek seviyede tutacak, daha az ofsayta düşmeye çalışacak, her zaman koşup pres yapıcak; orta saha oyuncuları havadan uzun paslar yapacak, presi 90 dakikaya yayacak, boş forvet oyuncusu, marke deilmeyen kimse hemen ona oynayacak, ataklara katılmaya çalışacak, top kayıplarında hemen geriye dönecek; kaleci özellkikle ilk 30 dakika çok daha dikkatli olacak, frikiklere ve yan toplara dikkat edecek, penaltıda sağa atlıyacak (rakip takımın penaltıcısının yapılan araştırmalar sonunda hep sağa attığı tespit edilmiştir diyelim), bizim takımın penaltıcısı da sola atacak (her zaman attığının tam tersi, ve de rakip takımın kalecisi genellikle sağa atlarmış diyelim). Anternör takımı 4-4-2 ile oynatacak, gol bulunup öne geçildikten sonra riske girmemek için kontra atak futbolu benimsenecek. İktisat Fakültesi futbol takımı alınan tüm önlemlere rağmen son maçında yenilirse 5 yıldır şampiyon olan bu takımın antrenörü ve oyuncuları gönderilmeyecektir. Bunun yanında eğer ihtiyaç varsa takıma gerekli takviyeler yapılacaktır. Ayrıca gerekli mercilere bir bildiri yayınlanarak, her büyük takımın bazı dönemlerde bu tür sonuçlarla karşılaşabileceği ve tarih boyunca her zaman başarılı olmuş bir takıma henüz rastlanmadığı, paniğe gerek olmadığı, hataların en kısa sürede tamamen düzeltileceği ve antrenörle oyuncuların takımdan ayrılmasının söz konusu olmadığı bildirilecektir.
    - Uygulama: İktisat Fakültesi futbol takımının içinde bulunduğu durum konusunda yukarıda sayılan tüm faktörleri en iyi şekilde uygulamaya çalışarak krizi bir an önce önlemeye gayret ederek etkilerinin minimuma indirilmesinin hedeflenmesi; bu sırada yönetim-antrenör-oyuncular ve belirli diğer merciler arasındaki bilgi akışının, enformasyonun ve iletişimin kesintisiz üst düzeyde tutulması. Politikalarımız, hedeflerimiz ve hazırladığımız politikalardan da önemlisi onları uygulamaktır. Yoksa en iyi politikalarla donatılsak ,en iyi planları yapsak ve en isabetli senaryoları hazırlasak dahi bunları uygulayamadığımız sürece hiçbir şey ifade etmezler, değerleri 0’dır.
    - Kriz yönetiminin sonuçları: İktisat Fakültesi futbol takımı örneğimizde bence iki kriz iç içedir. Birincisi 5 yıl sonra ilk kez bir maç kaybedilmesidir ki bu içinde bulunduğumuz krizdir. Bu beklenmedik bir olaydır, kriz olarak nitelendirilmesinin sebebi de budur. İkincisi, bence bir de potansiyel bir kriz riski mevcuttur. Eğer İktisat Fakültesi futbol takımı son maçını kaybedecek olursa büyük kriz ile karşı karşıya kalacaktır. Birinci krizin aksine, bu krizi önleme şansı mevcuttur. Şayet doğabilecek bu ikinci “büyük kriz” alınan önlemlerle önlenebilirse, bu yeterli olarak görülmemelidir. Daha önce yapılan hangi hatalardan dolayı bu duruma gelindiği ayrıntılı bir biçimde incelenmeli, bunlardan ders alınmalıdır. Bir daha tekrarlanması engellenmelidir. Ancak bu şekilde ilerleme kaydedilebilir. Uygulanan kriz yönetiminin başarılı olması ve şu an için krizin önlenmesi her şeyin çok iyi olduğu anlamına gelmemelidir. Başarılının başarılısı, iyinin iyisi olduğu unutulmamalıdır. Herhangi bir şey bazen kusursuz gözükebilir, ancak aslında hiçbir şey kusursuz değildir. Başarılı bir kriz yönetiminde de ufak hataların, aksaklıkların ve noksanlıkların olması bu sebeple beklenmelidir. Her zaman daha iyisi hedeflenmelidir. İkinci bir alternatif de uygulanan kriz yönetiminin başarısız olmasıdır. Bu durumda aksaklıkların, eksiklerin ve noksanların daha çok olmasını doğal olarak bekleyebiliriz. Bazen, istisnai de olsa çok iyi bir kriz yönetimi uygulamamamıza rağmen başarısız da olabiliriz, bu konuda yapılabilecek bir şey yoktur. Kriz yönetiminin başarısızlığının çoğu durumda olduğu gibi bizim hatamızdan kaynaklandığı durumlarda ise ümitsizliğe kapılmamalı, yanlışlarımızı belirleyerek geleceğe yatırım yapmalıyız.

    Raporumuzu oluşturalım;

    - İktisat Fakültesi futbol takımı son 5 yıldır hiç yenilmeden şampiyon olmasına rağmen bu yıl grubundaki üçüncü maçında hiç beklenmedik bir yenilgi almıştır, bu yenilgi bir kriz doğurmuştur.
    - Antrenör, oyuncular ve yöneticiler şaşkınlık içindedir. Kısacası kriz; takımın antrenörü, oyuncuları ve yöneticileri olmak üzere tüm bireyleri etkilemiştir.
    - Krizin daha da büyümemesi için takımın antrenörü tüm oyuncularıyla birebir ve grup halinde görüşmeli, daha sonra yönetim; oyuncular ve antrenörle toplantı yaparak herkesin işbirliği ve dayanışması sağlanmalıdır. Krize neden olan sorunlar ve çözüm yolları herkesin düşünceleri ve katılımı ile (beyin fırtınası çok yararlı olabilir) belirlenmelidir. Tüm bireylerin kenetlenmesi tüm risklerin net bir biçimde tespit edilmesini, panik ve kargaşanın önlenmesini, güven ortamının yaratılmasını, bilgi akışının sağlanmasını, açıklık ve doğruluğun hakim olmasını ve psikolojik durumun en üst seviyede tutulmasını sağlayacaktır. Teknoloji ve iletişime önem verilmeli, takımın taraftarlarının da olup bitenlerden haberdar olması sağlanmalıdır. Teknolojiden, takımımız ve rakip takımın tüm özelliklerinin ayrıntılı analizi konusunda da yararlanılmalıdır
    - İktisat Fakültesi futbol takımı grubundaki son maçını kaybederek elenirse gerekli mercilere gerekli açıklamalar yapılmalı, özellikle de takımın antrenörü ve oyuncularının gönderilmesinin söz konusunu olmadığı, her takımın yenilebileceği ve hataların en kısa sürede giderileceği belirtilmelidir. Kriz yönetimimiz başarılı olur ve takımımız kazanırsa bununla yetinilmemeli, daha iyi sonuçlar elde etmek için tüm eksikler giderilmeli, yapılan hatalardan ders alınmalıdır.
    - Antrenör, oyuncular ve yöneticiler tarafından sunulan bilgi ve fikirler analiz edilmeli, sorunların çözümü için gerekli uygulamalara başlanmalıdır. Uygulama esnasında yöneticilerle birlikte oyuncular ve antrenör de her şey hakkında bilgi sahibi olmalı; bunun yanında gerekli merciler takımın içinde kalması şart olan bilgiler dışındaki her uygulama konusunda aydınlatılmalıdır. Bu dışarıda bahsedilen söylenti ve iddiaların takımın üzerinde baskı yaratmasını engelleyecektir. Herkesin gereken şeyleri bilmesi işleri büyük ölçüde kolaylaştıracaktır.
    İktisat Fakültesi futbol takımı grubundaki son maçını kazanıp bir üst tura çıkarsa, kriz yönetimi uygulamasını terk edip unutmak büyük bir hata olacaktır. İçinde bulunulan bu kötü duruma neden olan yapılmış hatalar belirlenmeli ve bir daha tekrar edilmemelidir. Bu şekilde davranılması içinde bulunduğumuz krizin bize büyük bir yarar sağlayacak olması demektir. Benzer bir krizin doğmasını engellemek için kriz yönetimi uygulamamız her zaman için hazır olmalıdır, asla yetinilmemeli, geliştirilmesi için yoğun çaba sarf edilmelidir. Kriz yönetimi uygulamamız ne kadar iyi olursa, herhangi bir kriz anında o kadar rahat ederiz. Bir diğer ihtimal; İktisat Fakültesi futbol takımı grubundaki son maçını kaybeder de ilk turdan elenirse bu dünyanın sonu değildir. Ancak, bunun sebebi büyük bir ihtimalle yanlış uygulanan kriz yönetimidir. Aksaklıklar, hatalar ve noksanlıklara daha çok rastlanması tabiidir. Tüm yapılan hatalar giderildiğinde ve de ideal bir kriz yönetimi modeli oluşturulduğunda yaşadığımız krizin ileride bize zarardan çok faydası olacak, İktisat Fakültesi futbol takımı belki de 10 yıl üst üste namağlup şampiyon olacaktır.