Dentofobi Nedir? Dişçi Korkusu Nasıl Yenilir?

Dentofobi nedir? Dişçi fobisi, doktor, iğne korkusu ya da kötü deneyimler sebebiyle birçok insanın korkulu rüyası. Peki dişçi korkusu nasıl yenilir? Önce dişçi korkusunun nedenlerine eğilmek gerekiyor.

Diş hekimi korkusu ne sıklıkta görülüyor?
Toplumumuzda diş hekiminden korkan kişi oranı çok yüksek. Bize gelen hastaların yüzde 80’i diş hekiminden korkuyor. Ancak dişçi korkusu yaşayanları kendi aralarında ayırmak gerekir. Korkusunu kontrol edebilenlerin eski, kötü tecrübe veya bilinç altındaki algılamasının değiştirilmesi kolaydır. Ancak korku patolojik boyut kazanmışsa korkuyu yenmek zorlu bir süreçtir.

En çok hangi yaş grupları ve kimler diş hekimden korkuyor?
En fazla orta yaş ve üstü hastalar diş hekiminden korkuyor. Yaşlı hastalar daha radikal olarak dişlerini çektirip kendilerince dişten ve korkudan kurtuluyor. Bundan 15 yıl öncesine kadar diş hekimliğinde hastanın psikolojisi ön planda değildi. Teknik sebepler dolayısıyla da hastaya hizmet veren donanım da bugünkü kadar konforlu duruma gelmemişti. Ancak günümüzde hem teknik donanımdaki gelişmeler hem de hasta ilişkilerindeki algının artmasıyla her hasta, bir vaka olarak hassas değerlendiriliyor. Bu konuda eğitilmemiş anne, babaların çocuklarında da korku maalesef gelişiyor.

Diş hekimi korkusunun arkasında yatan faktörler neler?
Diş hekimliği korkusunun altında yatan sebeplerin en belirgin olanı yaşanmış kötü tecrübelerdir. Çoğunlukla çocukluk döneminde yaşanan anılar karşımıza çıkıyor. Korku, sadece tecrübenin yaşanmasıyla oluşmaz, tecrübenin aktarılması da çok sık karşılaşılan bir durumdur. Bilinçaltındaki korkular fark edilmeden yakınlarınıza davranışlarla veya söylemlerle bulaşır. Diş hekimi koltuğunda hastanın algıladığı her şey bilinçaltına kaydolur. Hekim hasta arasındaki diyalog hekimin konuştukları ve kullandığı dil çok önemlidir.

Süt dişlerinin değişimi sırasında yaşanan olaylar korkunun en önemli nedenlerindendir. Süt dişleri kişinin kendi vücudundan kaybettiği ilk parçadır. Bu sırada acı ve kan ortaya çıkmaktadır. Bu yüzden süt dişlerinin çekilmesi mutlaka bir diş hekimi tarafından yapılmalı ve çocuk ve diş hekimi ilişkilerinin başlaması sağlanmalıdır. Yaşanan tecrübeler ve bilgi olarak aktarılan korkular, bardaktaki takma dişler, bu korkuyu büyüten nedenler olarak sayılabilir.

Diş hekimi korkusunu tetikleyen cihaz ve etmenler nelerdir?
Bilinçaltına en kolay kaydolan şey kokudur. Dişhekimliğinde kullanılan birçok kimyasalın kokusu spesifik ve keskindir. Öncelikle bunlar kayda alınır. Kaydı kolay şeylerden biri de sestir. Bu da bizim meslekte çok önemli yeri olan bir fondur. Kullandığımız cihazların sesi ve ortamın kokusu eğer kişinin o anda canı yanmışsa bilinçaltında derinlere kaydolur. Böylelikle bunlardan herhangi biriyle tekrar karşılaşırsa kişi bilinçaltından kötü, acı temelli korkular çıkar.

Diş hekimi korkusuyla ilgili hasta örnekleri hikayeleri verebilir misiniz?
Diş hekimi korkusu kişinin günlük hayatını da oldukça olumsuz etkiliyor. Hatta tahmin edilenden daha tehlikeli boyutlara ulaşabiliyor. Bir hasta çocukluktan bu yana diş hekimi korkusu yaşıyor. Dişi çürüdüğünde gün içerisinde sürekli alkol aldığı ve alkolün etkisiyle diş ağrısını unutmaya çalışmış bir süre. Eşinin ısrarıyla bana geldiler ancak koltuğa oturur oturmaz atak geçirdi ve bayıldı. Alman bir erkek hastam vardı, oldukça iri yarıydı. Ayrıca vücudunun hemen her tarafından dövme yaptırmış. Dövme yaptırırken yaşadığı acı dişçide yaşadığı acıdan çok fazla şüphesiz. Ancak o iri yarı adam dişine iğne yaparken neredeyse bayılıyordu.

Diş hekimi korkusunun ortaya çıkmasında muayenehane ya da kliniğin rolü nedir?
Diş hekimi korkusunun çıkmaya başladığı yer muayenehane değildir ama muayenehane bu korkunun artmasını sağlayan faktördür. Ancak özellikle çocuklukta “Yaramazlık yapma seni dişçiye götürürüm” ya da “Bak iğneci geliyor” gibi korkutmaya yönelik cümleler kurulması, diş hekimi korkusunun muayenehaneye gelmeden oluşmasına neden olur. Bu nedenle bu korkuyu yenmede klinik ortamı çok önemlidir. Hasta, kendisi yaşamadıysa bile başkasının tecrübesinden etkilenerek korku geliştirebilir. Bu yüzden klinik içinde hastaların birbirleriyle karşılaşmamaları önemlidir. Özellikle diş koltuğunun üzerinde biri otururken bekleyen hastaların bunu görmesi de korkuyu artırabilir. Bu yüzden dişçi koltuğunun olduğu alan kapalı, birbirinden ayrı ve iki kapılı olmalıdır.

Korkuyu azaltmak için klinikte ne gibi düzenlemelere gidilmeli? Işık, ses ve renklerin önemi nedir?
Korkan hasta, kliniğe adım attığı anda zaten korkuyla gelir. Zihinsel olarak kafasında bir şeyler vardır; tipik klinik kokusu, kafasındaki bekleme salonu, aletlerin sesi vb. Korkuyu azaltmak için bütün bunları izole etmek gerekir. Örneğin; bekleme salonunda diş hekimliğiyle ilgili objeler veya dergiler olmamalı.

Bekleme salonundaki renkler sakinleştirici olmalı ve hijyen duygusu yaratmalı. Bu nedenle beyaz ve lila, açık yeşil gibi açık pastel renkler tercih edilmeli.

Muayene odası ise, dış dünyadan ışık almamalı ve dolaylı aydınlatılmalıdır. Hastanın dış dünyayla bağlantısının kesilmesi, detaylara takılmasını engellemesi ve kendisini güvendiği doktoruna teslim etmesi bakımından çok önemlidir.

Diş hekimi koltuğuna hasta yattığında ilk beş dakikada tamamen bilinçaltının esiri olur. Önceden gelen korkularını çağırıp çağırmayacağı, doktora güvenip güvenmeyeceğine dair kararı o ilk beş dakika verilir. Bilinçaltına girip onu tamir etmek diş hekiminin elindedir. Bunu fark etmeyen bir diş hekimi korkan hastaya yaptığı yanlış bir espriyle hastanın korkusunu tetikleyebilir. Hastanın klinikte kesinlikle ilaç kokusu almamalıdır. Hastayı rahatlatacak bir koku olmalıdır. Diş hekiminin de kokusu çok önemli. Hekimler de sabun ve temizlik çağrıştıran kokular tercih etmeli.

Müzik dinletme, film seyrettirme gibi etkinliklerle korku aşılabiliyor mu?
Hasta hem bekleme odasında ve hem de muayenehane içinde kendini rahat hissetmelidir. Bu rahatlığı sağlayabilecek en önemli noktalardan biri ses ve müzik, diğeri ise kokudur. Koku rahatlamayı sağlamalı ve müzikle de bu desteklenmelidir. İçinde doğal seslerin olduğu (su sesi, kuş sesi) rahatlatıcı müzikler hastanın kendisini daha da iyi hissetmesini sağlayabilir. Dişçi koltuğuna oturan hastanın yeri geldiğinde sevdiği müziği bilip onun konulması hastayı rahatlatır.

Görme alanı içinde ekran varsa burada kısa metrajlı, komik eğlenceli filmler oynatılması yararlıdır. Bu şekilde hasta kendini daha da iyi hissedecek ve dikkatini başka yöne verecektir. Bunlar yoksa diş hekimi de kendisi bir takım hikayeler veya fıkralar anlatarak hastaya kendisini iyi hissettirebilir. Çocuklar içinse muayene sırasında hikaye anlatma, kullanılan aletleri masallaştırma işe yarıyor. Örneğin tükürük emicinin su çeken bir fil olduğunu ifade etmek çocuğun hayal gücünde bunu canlandırmasını sağlayabilir.

Bunlara rağmen kişi hâlâ korkuyorsa neler yapılabilir?
Bütün bu yapılanlara rağmen hasta korkuyorsa hastayla doktorun kendi odasında bu korkunun kendi hayatına getireceği zorluklar konuşulmalı ve hastanın korkusu NLP teknikleriyle giderilmelidir. Eğer bu korku çok şiddetliyse zihinsel detoks programı uygulanabilir.

Dişçi Korkusu Nasıl Yenilir?​

Dişçi Korkusu Nasıl Yenilir

Diş hekimlerine karşı olumsuz tavırlar sergileyen ve kontrole gitmekten korkan çocuklar, yetişkinlik dönemlerinde de bu durumdan rahatsızlık duymaya devam ediyor. Çocukların pek çoğunda korkunun ardında yatan neden, ailelerin olumsuz yaklaşımları ve diş hekimiyle çocuğu korkutmaları. Diş hekimi Çağdaş Kışlaoğlu çocukların diş hekimlerine karşı duyduğu olumsuz duyguların basit yöntemlerle aşılabileceğini anlattı.

Çocuklarda diş hekimi fobisine karşı ebeveynler nasıl davranmalı?
Çocukların çoğu diş hekiminden korkuyor. Her çocuk olumsuz birçok korku yaşar fakat bu korkuları yersiz cümlelerle pekiştirmek doğru değildir. Anne ve babaların bu konuda hassas davranması gerekiyor. “Yaramazlık yapma, yoksa seni diş doktoruna götürürüm” gibi yanlış ifadeler, çocukların diş hekimi korkusunu tetikliyor.

Ebeveynlerin olumsuz deneyimleri de çocuk üzerinde etkili mi?
Ebeveynlerin bu konuda yaşamış olduğu kötü deneyimler çocukları da olumsuz yönde etkiler. Çocuklar diş hekimleri hakkında duydukları negatif söylemleri benimseyerek korkuya kapılırlar. Bu sebeple yaşadığınız kötü deneyimleri mümkün olduğunca çocuğunuza anlatmamanız gerekir.

Çocuklar için klinik ortamı nasıl düzenlenmeli?
Ailenin tercih ettiği diş hekimi büyük önem taşıyor. Çocuk mutlaka güvenilen ve önce ziyaret edilen bir diş hekimine götürülmeli. Doğru diş hekimi tercihi, çocuğun ilk diş muayenesinde korku yaşamasını engeller. Ortamın çocukların dikkatini çekecek oyuncaklarla donatılmış olması ve pastel renklerle döşenmiş olması, çocukların davranışlarını olumlu yönde etkiler.

Erken teşhis için sık kontrol​


Diş hekiminin çocuğa yaklaşımı nasıl olmalı?
Hekimlere büyük sorumluluk düşüyor. Diş hekimlerinin ilk tedavi aşamasında çocuklara olumlu gelecek davranışlar sergilemeleri çok önemli. İleriki seanslarda çocuğa ve ailesine uygulanacak tedavi konusunda mutlaka bilgi verilmeli, çocuklara uygulanan tedavi seansları eğlenceli hale getirilmelidir.

Çocuğu sık kontrole götürmek korkuyu aşmak için etkili olabilir mi?
Çocukların diş kontrollerinin 1 yaşından itibaren başlaması gerekir. Böylece çocuklar diş hekimlerine daha kolay alışabilir. Sık kontroller erken teşhis için de önemli. Aileler çocuklarını diş sağlığı eğitimine alıştırmak ve bu korkuyu aşmak adına sevimli diş fırçaları ve diş macunları alabilirler.

Korkuyu azaltan bir tedavi yöntemi var mı?
Lazer tedavi yöntemi anestezi gerektirmediği için çocuklarda diş tedavisi çok daha kolay uygulanabiliyor. Bu şekilde çocuklar bu korkuyu daha basit atlatabiliyor.

Diş hekimi korkusu yaşayanlara lazer tedavisi
Diş hekimi korkusu olan hastalar en çok lazerle uygulanan tedavi yöntemlerini tercih ediyor. Lazer tedavisinin hem ağrısız hem de daha kısa sürdüğünü belirten Çağdaş Kışlaoğlu, yöntemle ilgili şu bilgileri veriyor: “Ağrısız, kanamasız ve anestezi gerektirmeyen diş lazeri, hem sert dokuda hem de yumuşak doku üzerinde rahatlıkla uygulanabiliyor. Lazer yöntemi, diş dolguları, dişlerin temizlenmesi, diş kökünde oluşan iltihapların kurutulması, kanal tedavisi, diş etindeki cerrahi operasyonlar, diş hassasiyetinin giderilmesi, estetik diş tedavileri, diş etinde uygulanan tedavi işlemleri, diş beyazlatma gibi birçok tedavi sürecinde kullanılıyor.

Bu yöntemde hastaları korkutan anestezi yöntemi genel anlamda kullanılmıyor. Ancak kapsamlı cerrahi operasyonlarda kullanılıyor.

Lazer işlemi dişe ve diğer dokulara temas edilmeden uygulandığı için herhangi bir titreşim ve basınç hissedilmiyor. Doğal olarak beyine ulaşan ağrı iletimini kestiği için hasta tedavide ağrı hissetmiyor. Tedavi sürecinde yüzde 90 hiç kanama olmuyor ve işlem sonucunda lazerle daha steril bir çalışma yapıldığı için apse ya da şişme görülmüyor. Aynı şekilde diş dolgularında ve kaplamalarda uygulandığında diğer yöntemlere göre yapılan dolgu ve kaplamalar daha dayanıklı oluyor ve tedavi bitiminde hasta dişlerinde herhangi bir hassasiyet duymuyor. Diş hekimi korkusu yaşayan birçok hasta lazer tedavi yöntemini tercih edebilir.”
 
Son düzenleme moderatör tarafından:

Benzer Konular

Yanıtlar
0
Görüntülenme
2B
LAL
Yanıtlar
1
Görüntülenme
3B
azizmahmud
A
Yanıtlar
0
Görüntülenme
3B
Yanıtlar
0
Görüntülenme
5B
Yanıtlar
0
Görüntülenme
1B
Üst