Titanic Efsanesi ve Gerçekler

Dünya Kültürü ve Tarihi bölümünde yer alan bu konu KraLice tarafından paylaşıldı.

  1. KraLice

    KraLice Yeni Üye

    Tipi: Transatlantik
    Sahibi: White Star Line
    İnşası: Harland and Wolff Tersanesi, Belfast, İrlanda
    Kaptan: Edward John Smith
    Liman kaydı: Liverpool, İngiltere
    Üretimi: 31 Mart 1909
    Denize inişi: 31 Mayıs 1911
    Sefere çıkışı: 10 Nisan 1912
    Akıbeti: saat 23:40'da buzdağına çarptı (14 Nisan 1912). Saat 2:20'de battı (15 Nisan 1912).
    Enkazı 1985'te bulundu.
    Genel Özellikler
    Tonajı: 46.328 groston
    Uzunluk: 882 fit 9 inç (269 m)
    Genişlik: 92 fit 6 inç (28 m)
    Yükseklik (azami): 63 metre (omurgadan direğin tepesine kadar.)
    güç: 24 çift-sonlu ve 5 tek-sonlu İskoç buhar kazanlarından 215 psi basınç. İki yandaki
    pervaneler için iki adet dört silindirli üç genişlemeli karşılıklı hareket eden motorların
    herbiri 16000 bg (12 MW) güç üretiyor. Merkez pervane için bir düşük basınçlı (7 psi civarında )
    buhar türbini 18000 bg (13.5 MW) güç üretiyor. Toplam 50,000 bg (37 MW)
    Tahrik kuvveti: İki, tunç, üç kanatlı, yan pervaneler ve bir, tunç, dört kanatlı, merkez pervane.
    Hız: 23 knot (42,5 km/sa.) (26,4 mil/sa.)
    İnsan Kapasitesi: 1912 - Toplam 2.223
    Birinci Sınıf:329
    İkinci Sınıfı:285
    Üçüncü Sınıfı:710
    Mürettebat:899

    1900'lü yılların başlarında, ülkelerarası ulaşım gemilerle gerçekleşiyordu.
    Dönemin ünlü firmaları daha fazla yolcuyu, kısa sürede taşımak için gemiler yaptırıyordu.
    Olimpik, Titanik ve Britanik böylesi bir ortamda doğdu.
    Yüzyıllar boyunca insanları çeşitli nimetlerinden faydalandıran
    deniz, çeşitli rekabetlere de tanıklık eder. 20'inci yüzyılın başlarında
    İngiltere'de faaliyet gösteren iki firma; Cunnard ile White Star Line,
    söz konusu rekabetin mimarları olur. Cunnard'ın daha hızlı ve lüks
    gemiler yapmaya başlamasıyla White Star Line firmasının yolcu sayısı önemli
    oranda düşer. Bunun üzerine White Star Line sektörü tekrar ele geçirmek adına
    bir plan yapar ve hemen uygulamaya koyar. Firma sahipleri daha önce
    hiç yapılmamış olanı deneyerek Olimpik Sınıfı'nda üç gemi inşa ettirirler.
    Gemilerin, Cunnard'ınkilerden yaklaşık 30.5 metre daha uzun, daha hızlı,
    3 bin 500 kişiyi taşıyacak kadar geniş olması düşünülür. İsimleri de aynı
    aileden olduklarını gösterecek şekildedir: Olimpik, Titanik, Britanik (Giantik).
    Firma sahiplerinin İrlanda (Keltik) kökenli olması gemilerinin adının "ik" ile
    bitmesinin başlıca nedenidir.


    14 DALDA OSCAR ADAYI OLAN VE DÜNYA SİNEMALARINDA BİR
    FIRTINA ESTİREN FİLM TİTANİC FACİASINI TEKRAR
    GÖZLER ÖNÜNE SERMİŞTİ

    Titanic batış anında iki parçaya ayrıldı. Gemini ön kısmı suların basıncına
    dayanamayarak parçalamdı ve saate 30 mil hızla denizn dibine varırken
    gemini kıç kısmı 50 fet derinlikte çamura batmıştı.
    Dünyanın en büyük hareketli yapısı olan Titanik ve Olimpik'in yapım aşamasında
    15.000 liman işçisi bir yıl boyunca çalışmıştı.
    Titanic tam altı ayrı yerden yaralandıktan sonra dakikada tam 7 ton su almaktaydı.
    Sular dolmakta iken tahliye çalışmaları sürmekte idi. Fakat 30.000 ton su gemiye
    girmişti bile. Su dolan 5 kazan dairesinin ardından kalan dördüncü kazan daireside
    tamamıyla su ile dolmuştu. Tinanic deniz suyunun gemiye hücum etmesi üzerine gemi
    suyun ağırlığına dayanamayarak ortadan ikiye bölündü ve okyanusun karanlık
    sularında gözden kayboldu.
    Dönemin Mühendislik harikası olarak adlandırılan Titanic'in batmasına hiç bir
    mühendis imkan tanımıyordu. Olası bir çarpışmayı önden ve arkadan tahmin
    eden mühendisler bir kaza anında Titanic'e çarpan geminin zarar görebilieceğini
    varsayıyorlardı. Ama hiç tahmin etmedikleri Buzdagı Titanik'e ne önden ne de
    arkadan çarpmış, adeta bir bıçak gib yan gövdesini kesmişti. Geminin Ön ve Arka
    kısmına nazaran kuvvetsiz olan yan duvarlar çarpışmanın etkisiyle kolayca
    parçalanarak batmayı kolaylaştımıştı.
    Dev Gemi denize indirilmeden önce herşeyi bitmiş olarak 10 ay bOyunca
    Wollf su havzalarında bekletildi. Titanic dönemin en devasa pervanalarine
    sahipti Üç adet dev pervane bronz ve çelik karışımıydı. 16 feeten daha yüksek
    dev pervaneler gemiye çok hız katıyorlardı.

    BATMAZ DENİLEN GEMİ NASIL BATTI
    1900 yılların başında ziraat toplumunda hızla sanayi toplumuna geçen
    batı insanı, kainata hükmettigi zannına kolayca kapılmıştı.Yaptıklarını hiçbir
    kuvvetin yok edemeyecegini söylüyor ve adeta herşeye meydan okuyordu.
    O güne kadar imal edilen gemilerin en büyüğüne 'Titanic' isminin verilmesi
    de bu cüretten kaynaklanıyordu. Çünkü Yunan mitolojisindeki en ünlü
    Tanrılardan birisinin ismi Titanic idi.
    Gemideki birçok subay yolculara sık sık Bu gemiyi Allah bile batıRamaz
    diyor ve bu kör inatlarını geminin batış halinde bile yenilemekten kendilerini
    alamıyorlardı. Toplam 46 bin tonluk bu döneminin en büyük Transatlantiğinde
    toplam 16 kazan vardı. 66 bin beygir gücüne sahip olan gemi saatte döneminin
    en hızlı sürATIne ulaşarak 23 deniz mili yapıyordu.
    Birinci mevki içinbügünün parası ile 50 bin dolar ödeyen yolcular büyük bir lüks
    içesinde seyahat ediyorlardı. Gemide 6 bin tane Havana sigarası ile 1 sınıf
    kamera-suitlerde odun yakılan 28 tane şömine bile vardı.İrlanda'nın
    'Harland and Wolff' gemi tezgahlarında üç yılda tamamlanan Titanic
    1912 yılının 10 Nisan günü, İngilterenin Southampton Limanı'ndan ilk
    ve son yolculuguna adım attı.
    Devasa geminin Southampton - New York arası yaptıgı yolculuk
    1912 yılının 14 Nisan'ını 15 Nisan'a baglayan gece sona erdi. Titanic
    'White Star Line' şirketi tarafından inşa edilmişti. Manidardır ki yine
    aynı şirket tarafından yapılan diğer iki geminin akibeti d Titanic'ten
    farklı olmamıştı. Olympic ve Britannic adını taşıyan bu gemilerde tıpkı
    Titanic gibi okyanusun dibine demir atmışlardı.İlk inşa edilen Olympic
    başka bir gemi ile çarpışarak büyük yara aldı ve hayatını noktalamış oldu.
    Titanic ise dev bir buzdagına çarptı ve battı. Yolcu taşıması için inşa edilen
    ancak savaş çıkınca İngiliz donanmasında hastane olarak kullanılan
    Britannic ise altıncı seferinde Çanakkale savaşında yaralanan İngiliz
    askerleri almak için giderken Ege'de Alman U-2 Avcı denizaltılardan
    göndeilen torpidolar ile battı.
    TITANIC 'İN İBRET ÖYKÜSÜ
    Yirminci asrın başında dünyanın en güvenli ve lüks transatlantiği olarak
    tasarlanan Titanic Southampton - New York seferini yapmak
    üzere demir aldı. 1912 yılının 14 Nisan'ını 15 Nisan'a bağlayan gece,
    Kanada yakınlarında dev bir buzdağı çarparak kötü biçimde yaralandı.
    Güvertede 2.206 kişi bulunuyordu. Cankurtaran sandalları ise
    en fazla 1.500 yolcu alabilecek kapasitedeydi. Gemi yavaş yavaş
    Atlas Okyanusu'nun karanlık sularına gömülürken kurtarma
    filikalarına önce kadınlarla çocuklar bindirildi.15 Nisan 1912
    sabahı, denize indirilen filikalarda toplam 705 kişi bulunuyordu.
    Facia 20 yüzyılın en büyük deniz kazası olarak kabul edildi.
    Titanic'in batısının hemen ardından yazar Joseph Condrad
    'Bu felaket teknolojiye olan ilahi güvenin aldığı yara acısından
    tarihin ciddi bir dönüm noktası' diye yazmıştı.
    TAM YOL TORNİSTAN
    Titanic Okyanuslar üzerindeki en lüks transatlantikti ama
    gemide tek bir dürbün dahi bulunmuyordu.Fivarun mabetleri
    gibi kamaralarda yolculuk eden birinci sınıf yolcular için
    dünyanın en pahalı Fransız aşçısı 14 Louis tarzı gemi mutfaklarında
    yemek yaparken projektör ve ışıklar için bütçe ayrılmamışa
    benziyordu. Suyun ısısı o gece -1'e düşmüştü: kapkara okyanusun
    donması Atlantik'in acı tuzu önlüyordu. Ve yine de 62 yaşındaki
    Kaptan Smith, tüm hızıyla Atlantik ortasında ilerlemeye devam
    ediyordu.Perşembe günü New York limanına varması düşünülen
    gemiyi Salı günü limana sokarak yeni bir rekor kırmak istiyordu.
    Böylece yönettiği geminin ne kadar hızlı bir gemi olduğunu bütün
    dünyaya ispatlamış olacaktı.Ne var ki 22 yıllık deniz kaptanı bu kadar
    büyük bir gemiyi ilk defa yönetiyordu.Tarih 14 Nisan 1912'yi saat ise
    23.40'ı gösteriyordu.Elinde ne bir ışıldak ne de bir dürbün bulunan
    gözcü Frederick Fleet 20 metre yükseklikteki gözetleme kulesinden
    birkaç yüz metre ilerdeki kara kitleyi farkettiğinde artık çok geçti.
    Titanic meydan okudugu denizlerde bir buz dağığla karşı karşıya
    kalmıştı.Gözcü Fleet alrm çanını acı ile tam üç kez sarıldı.Kaptan
    köşküne buzdağı alrmını verdi. Birinci köprü subayının ilk emri
    'tam yol tornistan' oldu. Sonra geminin 16 hava bölmesi arasındaki
    otomatik çelik kapaklar kapatıldı.Ama Titanic , mesafede bu dağının
    sol tarafından kaçmayı başaramadı.Deniz yüzeyinden altı metre kadar
    aşağıda,gemi sancak tarafından yarılmaya başladı. Yandan buz dağına
    vuran Titanigi, buzdağı bir bıçak gibi,uzunluğunun üçte biri olan ilk
    269 metre boyunca 6 ayrı yerinden kesmişti. Alarm çanlarından tam
    iki dakika sonra kaptan köprüdeki yerini aldı.Soğukkanlıydı. Ve önce
    otomatik çelik kapıların durumunu sordu yardımcı kaptanlarına. Kaptan
    buz dağı ile yapılan çarpişmadan beş dakika sonra makinalara stop
    emrini verdi.Bazı yolcuları yattıgı yerden uyandıran ise aslında bu
    sessizlik olmuştu. Denizdeki Rüzgar ve hafifi sarsıntıda askıların
    birbirine sürterken çıkartıkları ses dışında herşey susmuştu sanki.
    Titanic ölüm sessizliğinin ilk vakitlerine girmişti bile.
    BUZLAR İÇKİ BARDAKLARINDA
    Yolculardan birkaçı köprüye çıkarak neler oldugunu anlamaya
    çalışıyorlardı.Kaptan onları sakinleştirerek kamaralarına gönderdi.
    İnerken sancak tarafındaki 5 kat balkonlarına kadar sıçramış bu
    parça ve kalıplarını ayaklarıyla birbirlerine atarak güvertede maç yapıp
    kartopu bile oynadılar. Titanic'te Panik hissedilmiyordu.Yolcular
    NewYork'ta bir gökdelen kadar yuksek olan bu geminin
    batabileceğini düşünmüyorlardı bile. Bazıları çarpma anında
    buzdağından güverteye düşmüş bu parçalarını yerden toplayarak
    içki bardaklarının içine atarak içkilerini soğutuyorlardı. Sadece
    kaptan Smith ve diğer subaylar durumun ciddiyetinin farkındaydılar.
    Kimse hala gerçekleri görmüyordu.
    BAGAJLARA SULAR GİRİYOR.
    Saniyede 5 ton Atlantik suyu geminin ön tarafındaki yarıklardan
    hava bölmelerine müthiş bir hızla akıyordu.60 bin ton ağırlığındaki
    çelik kitleyi su üzerinde tutan 130 bin metreküp hava ise aynı
    yarıklardan suyun basıncıyla çıkarkan korkuç tiz bir ses çıkarıyordu.
    Teknoloji harikası Titanic'te 160 dakika içinde hava ile su o kadar yer
    değiştirecekti ki; fiziğin kuralları uyarınca ne suyun taşıma ne de
    havanın kaldırma gücü bu yüzen sarayı kurtarmak için birşey
    yapabilecekti. Çarpmadan tam 10 dakika sonra kazanların
    sübabları patlayarak buhar fışkırtmaya başladı. Korkunç bir
    tıslama sesi kapladı bütün gemiyi. Birkaç dakika sonra da
    söndürdüğü ateşin dumanları bacalardan yükseliyordu.
    Ayrıca üçüncü sınıf yolcuların henüz uyudukları kabinlerin
    zeminlerinde su birikintileri oluşmuştu. İlk hava bölmelerindeki
    su 4 metre yüksekliğe çoktan ulaşmıstı.Bagajlar yükselen
    suyun içinde parça parça yüzmeye başlamışlardı. Birbirinden
    nadide özel yapım otomobiller tuzlu suyla çoktan tanışmıştı bile.
    Gece yarısından üç dakika sonra tamamlanan keşif, Teknik Müdür
    Thomas Andreas'un 'Batacak' sözleriyle sona erdi. Kurtulma şansı
    yoktu artık Titanic'in. Kaptan Smith teknik müdürünün kagıtlara
    karaladığı hesaplara baktı.. S.O.S fişeklerinin fırlatılması emrini
    mürettabatıyla görüşmelsinden 10 dakika sonra verecekti. Önce
    mürettabata güvertede toplanma emri verildi. Sonra ise yolcular
    Cankurtaran kayıklarına bindirilecekti.;ancak sadece birinci mevkideki yolcular.
    Aceleyle tek başına aşagıya indi. Önce gemideki en zengin adama
    John Jacop'a gitti.
    Telaşa gerek yoktu, ancak uyanmaları gerekiyordu.
    Kaptan bu sözleri geminin diğer aristokrat yolcularıylada paylaştı.
    Neden bu haberi kendisi verdi, neden sadece birinci sınıf yolculuk
    yapanlara verdi. Geminin batmak üzere oldugundan ikinci ve üçüncü
    sınıf yolcuların haberi olmadı. Ve bu zaman kaybını nasıl göze aldıgı
    hala bilinmiyor.Bilinen üçüncü sınıf yolcularının bazılarının çok sonra ve
    kendiliğinden uyandığı, bazılarının ise hiç uyanmadığı.Kaptan tekrar
    yukarı çıkıp S.O.S sinyalini gönderme emri verdiğnde çarpışmanın
    üzerinden tam yarım saat geçmişti. O arada mürettabattan 30 kişi
    Titanic'in dev jeneratörlerini devrede tutabilmek için aşağıya
    gönderildi. Ve gemi karanlık sulara gömülmeden 2.3 dakika öncesine
    kadar ışıl ışıl parıldadı.
    BÜYÜK SÖZ (!)
    Titanic'e en yakın gemi olan 'Californian' yardım
    sinyallerini almamıştı. Geminin kaptanı 22.21 'de
    suyun üzerinin buz bloklarıyla kaplı olduğunu ilk farkettiğinde
    makineleri stop ettirmişiti ve telsizcileriyle birlikte gün ışığına kadar
    derin bir uyku çekmek için kamarasına inmişti. Yardım sinyallerini
    İngiliz yük şilebi 'Carpathia' aldı. Tam yol Titanic emri verildiğinde
    saat 00.25'di bu süre içinde 58 deniz mili katledilemeyeceği biliniyordu.
    Yolcular güverteyi doldurmaya başlamışlardı. İkinci ve üçüncü sınıf
    yolculardan da uyanıp yukarı gelenlerde vardı. Kimsede en ufak bir
    panik hali yoktu. Çünkü kimse hala Titanic'in batabileceğine inanmıyordu.
    Birkaç güverte subayı güvertede toplanan ve ne olup bittiğini anlamaya
    çalışan yolculara hitaben 'Bu gemiyi Allah bile batıramaz' dediği birçok
    tanığın ifadesiyle teyit edilmişti ve bunu söyleyen mürettabat buna
    gerçekten inanıyordu. Buna inanmayan ve batmakta olduklarını kesin
    olarak bilen kaptan ve ona yakın birkaç subay da bu felakete uygun
    hareket etmiyorlardı. ama hesap ortaydı 1.308 yolcu ve 898 mürettabat
    olmak üzere gemide toplam 2.206 kişi bulunuyordu. Ve toplam 20 Cankurtaran
    kayıgında da 1.178 kişilik yer bulunuyordu. Bu da bir kaza durumunda
    1.028 kişinin ölmesi anlamına geliyordu.
    FİLİKALARA SINIFLARINA GÖRE BİNDİLER
    Ancak ilk kurtarma kayığı, buzdağı Titanic'e geldikten tam bir saat sonra
    16 sayfa tarafından hazırlanabildi. Artık çok geç kalınmıştı. Tayfalar kayıkları
    nasıl indireceklerini bile bilmiyorlardı. Kimse batacağına inanmadığı koca bir
    gemiden ayrılıp da Okyanus üzerinde ceviz kabuğu misali kaybolabilecek bir
    kayığa binmek istemiyorlardı. Şuursuzluk bu kadarla da kalmayacaktı.
    Subaylar , iki ucundan halatlara asılı kayıgın fazla dolarak suya indirilirken
    orta yerinden kırılmasından korktukları için 65 kişilik ilk kayığa sadece
    28 kişinin binmesine izin verdiler. Geminin ön kısmı artık farkedilir bir
    biçimde aşağıya meyillendiği halde , ilk kayığa binmeye talip pek fazla
    yolcu yoktu. Yaşanan diğer bir gariplik ise, birçok filikanın kadın ve çocukları
    doldurmaya çalışan göevliler tarfından yarı boş şekilde indirilmesiydi.
    Filikaların denize indirilme senasında bile birinci sınıf ve ikinci sınıf diye
    ayrım uygulandı. En önce filikalara zengin ve varlıklı yolcular bindirildi.
    Üçüncü ve ikinci mevkidekilerin birinci sınıf yolcuların binmesi beklemeleri
    facianın daha da büyümesine sebep oldu.Varlıklı kimselerin filikalarına fazla
    yolcu almak istememeleri yüzünden ölü sayısı daha da arttı.
    BATACAKLARINA İNANMIYORLARDI.
    Kurtulanların yıllarca anlattıklarına bakılırsa bir sebep daha vardı.Ve o iki saat
    boyunca ölümü basiretsizce bekleyen yüzlerce kişinin ana amiliydi.
    Geminin batabileceğine olmasada zor durumda olduguna inanan bir
    kısım yolcu onlara sürekli korkmamaları gerektiğini söyleyen kaptanın
    çevresinde bulunmak, onun sahte rahatlamalarıyla hadiseyi algılamak
    yolunu seçmişlerdi.Böyle oluncada yolcular kayıkların indirildiği sancak
    tarafında değil,kaptanın ve subayların bulunduğu iskele tarafında toplanmıştı.
    Geminin iskele tarafıyla sancak tarafı arasındaki dört devasa baca diğer
    tarafı görme imkanını ortadan kaldırıyordu. İkinci kayık 5 dakika sonra
    indirildi. Bu kez iskele tarafından yani kaptanın ve etrafındaki kalabalığın
    bulunduğu taraftan indiriliyordu. Ancak Smith bu ikinci büyük hatasını yaptı ve
    birden 'kadınlar ve çocuklar iskele tarafında toplanacaklar,onların hepsi binmeden de
    erkekler kayıklara binmeyecekler' dedi. Sancak tarafında bulunan 10 kayık boş mu
    bekleyecekti ? Madem kadınlarla çocuklar iskele tarafında bindirilecekti, erkekler neden
    hiç değilse , sancak tarafında bulunan 10 kayık boş mu bekleyecekti ? Madem kadınlarla
    çocuklar iskele tarafından bindirilecekti. Erkekler neden hiç degilse, sancak tarafındaki
    5 kayığı kullamamıyorlardı. Bu da bilinmiyordu. Erkekler binemiyor kadınlarla
    çocuklarda çok korkuyor ve iki ipin uçunda metrelerce aşağıdaki karanlık
    sulara inmek istemiyorlardı. İkinci kayıkta sadece 28 kişi ile karanlık okyanus
    sularına indi. Zaman Gittikçe daralıyordu.Kaptan Smith , yüzen sarayının
    batmasını şuuraltında kendi başarısızlığıymış gibi kabul ederek hala
    kayıklara binme emrini vermiyor. Yolcuların ve personelin isteğine
    bırakıyordu. Batma haberinden haberleri olmayan ve uyarılmayan
    yolcularda bunu çok önemsemiyorlardı. Kaptan Smith Titanic
    tamamen sulara gömülüne kadar suya 18 kayık indirdi. Ancak
    gemideki yolculara hiç bir zaman kayıklara binin emrini vermedi.
    Denize indirilen 18 kayıktan sadece dördü dolu idi. Denize açılan
    kayıklarda 500 kişilik boş yer bulunuyordu.
    KORİDORLARDA KAYBOLDULAR
    Bu hikayenin belki de en dehşetli yanı,özellikle en alt katlara
    yerleştirilmiş olan ikinci ve üçüncü sınıf yolcuların güverteyi
    bulamamalarıydı. Titanic'in toplam 7 kilometre uzunlugundaki
    koridorlarında 762 kamara bulunuyordu. Mürettabatın bile
    zaman zaman içinde kaybolduğu koridorlarda , ara sıra yol
    gösterip, açıklayan levhalara da rastlamak mümkün idi. Ancak
    Avrupatı terkeden bu insanların bir kısmı ingilizceler'in deyimiyle
    İngilizce konuşulmayan ülkelerdendi ve o levhaları okuyamadılar.
    709 üçüncü sınıf yolcudan sadece 55 erkek kurtulabilmişti. 0.45'te
    çarpışmadan tam bir saat sonra ilk S.O.S fişeği yıldızlarla dolu
    gökyüzüne fırlatıldı. Güvertedeki herkes durumun vehametini
    galiba o an anladı. Telsizci sinyali görmüştü. Ancak Amerikan
    senatosunda önündeki sorgulamasında bunu yukarıya
    bildirmek gibi bir görevi olmadığı için bildirmediği anlattı.
    Böylece 'Californian' ın oraya yetişip en azından suya atlamış
    olanları donmadan denizden toplama şansı da kaybolmuştu.
    Dördüncu kayıkta yine de 37 boş yer vardı. Kaptan binmek
    isteyen erkekleri engelliyor, kocası binemeyen kadınların
    çoğu kayıklara binmeyi reddediyordu. 5 kayığa 40 kişi bindi.
    Sonrakiler, ilk kayıklara göre daha dolu idi. Bazılarında kurek
    çekecek kimse dahi yoktu. Erkekler eşleriyle vedalaşıyor
    çocuklarını son kez öpüyorlardı.
    KORKUNÇ SONA DOGRU
    01.15'de korkunç sondan 65 dakika önce geminin ön kısmı 5
    kata kadar suya batmıştı.Geminin içinde tahminen 30 bin ton
    kadar su vardı.O yarım saat içinde 11 kayık suya indirildi. Artık
    her botta 50-60 kişi oturuyordu. Sabah saat 01.30'da bir el ateş edildi.
    5 güverte subayı kendisininde içinde bulundugu 11 kayık suya
    indirilirken 'ititşip kakışan üçüncü sınıf İtalyanlar'ın kayığa atlamalarını
    engellemek için ateş ettiğini' sonraki sorgulamaları sırasında anlatmıştı.
    01.35'de ikinci bir silah sesi duyuldu. Subay wiiliam Murdoch yarısı boş
    olarak indirilmekte olan 15 kayığa binmek isteyen erkeklere sözünü
    geçiremeyince onları indirmek için ateş etmekten başka çare bulamamıştı.
    15 kayığa son anda tek bir erkek bindi. Titanic'in ait oldugu 'White Star Line' gemicilik
    şirketinin varisi Lord Josep Bruce İsmay dan başkası degildi.
    ONUNLA BİR DÖNEM BATMIŞ OLDU
    Titanic yara aldıktan sonra tam olarak batması 3 saat 20 dakika kadar sürdü.
    Güveretesinde 2.206 kişi bulunuyordu ve cankurtaran sandalları bu sayının
    yarısından azını alabilecekti. 1500 yolcu, gemi yavaş yavaş pruvasından suya
    gömülürken güvertedeydiler. Gemide kalanlar çogunlukla 3 mevki yolcular ve
    bazı zengin nüfuzlu erkekler di. Kurtarma filikalarına öncelikle kadınlar ve
    çocuklar alınmıştı. İnsanları ayırma işlemini zamanın maden ocakları sahibi
    Benjamin Guggenheim yaptı. Gece kıyafeti içinde kibar bir beyefendi
    görünümündeydi. Sigara salonunda en son beraber olduğu kişilerden birine
    'Bana bir şey olursa karıma görevimi yaptıgımı söylersiniz. diyordu. New York
    Waldorf Astoria 'nın sahbi John Astor hamile karısını bir filikaya bindirdikten
    sonra gemide kalanlar arasındaydı. Vucudu geminin batmasından birkaç gun
    sonra bulundugunda tanınmayacak halde idi. Amerikan Kongre üyesi. New York 'taki
    Macy mağazalarının sahibi Istdor Straus karısı İlda ile seyahat ediyordu. Karıs kurtarma
    filikalarına binmeyi reddetti.'Her zaman kocamın yanında oldum şimdi
    neden bırakayım ' diyordu. Strauslar güverdeki sandalyelere oturup sonlarını beklediler.
    ADIM ADIM ÖLÜM
    Okyanu her geçen saniye Titanic'in yanan ışıkşarından birini daha içeri
    alıyordu. Batış gözle izlenebilir hale gelmişti. Ön kısmı suların ölümcül
    karanlığının içine batmış geminin arka kısmın kaldırmıştı. Yine de o ana
    kadar suya indirilmiş olan kayıkların pek uzaga gitmedikleri, geminin
    etrafında kalmaya çabaladıkları gözleniyordu. Titanic'in batacagına
    hala inanmayan bu insanlar eger gemi batmaz ise tekrar bineriz
    düşüncesiyle oradan ayrılamamaışlar ve
    kimse de onlara bu agırlıktaki geminin batarken meydana getirecegi
    anafordan bahsetmemişti. 01.45'de 16 kayık içinde 4 boş yer ile denize
    indirilirken güvertedeki 1.000'den fazla insan artık kurtulma şanslarının
    çok düşük oldugunu ve geri kalan 4 kayıkta ancak 250 kişilik yer oldugunu
    anlamışlardı. Titanic'in iskeşe tarafına dogru da yatmakta oldugu o sıralarda
    görüldü. Güveredede panik başlamıştı. Amerikalı tarihçi Barbara tuncman'a göre
    güverede bulunan New York'un ise yaramaz zengin sınıfı hizmetkarlarına ve
    onların üçüncü sınıfta yolculuk eden ailelerine atlarına verdiği kadar bile deger
    vermiyorlardı. ama son kayıklara binmek için de onların önüne gecmediler. Kimse
    onları can korkusunda görmemeliydi. Bu arada gemide hala tüm kadınlar
    kurtarılmış değildi. Hala geminin batacagına inanmayarak kocalarıyla kalmak
    isteyenler gemideydiler. Yeni evli bir kadın ölecekse eşiyle beraber ölmek
    istediğini söylüyor ve gemiden ayrılmıyordu. Öte yandan aşagı katlardan
    güverteye uzanan yolu ancak geçip, ağlayarak ve haykırarak yukarıya gelen
    onlarca üçüncü sınıf kadın yolcu da henüz gemide idi. Ve onlar sebebiyle son kayık
    23 boş yer ile ve içine binmiş olan erkeklerin silah zoruyla tekrar güverteye
    çıkarılmasından sonra denize indirildi. Gemini arak kısmı birdenbire havaya
    yükseldiğinde içeride kalan 500 kişinin hayatta kalma şanşı tükenmişti.
    Yukarıya çıkan yollarda olanlar, birdenbire birer kuyu görüntüsü alan ve
    dikey birer boşluk haline gelen koridorlardan , gemini ön kısmımda yükselen
    suya düşerek boguldular. Kimilerinin üzerine dolaplar, piyanolar, kimilerinin
    üzerinede diğer insanlar yıkıldı. Titanic denize 45 derecelik bir açı yapıyordu.
    Güveretedekiler son çaresizlik içinde yerlerde sürünüyor , geminin okyanusun
    yutacağı son noktası olduguna inandıkları kıçına dogru tırmanmaya çalışıyorlardı.
    Bazıları ölümü beklemekten bıkkın , birdenbire buz gibi karanlıga atladı. Kimileri
    tutunamadı, kaydı ve düştü.Kayıklardan dehşet çığlıkları yükseliyordu insanların
    bütün umutları yok olmuştu.
    PARÇA PARÇA OLDULAR
    Titanic batıyordu.Suyun üzeri soğuktan çırpınmayı bile başaramayan insanlarla
    dolmaya başlamıştı.Birden kulakları sgır edici bir gürültü koptu. Titanic parçalanmaya
    başlamıştı. Kocaman metal plaklar kopuyor, bacalar yerinden oynuyor, katlar ayrılıyor
    gibi sarsılıyordu. 24 metre yuksekliğindeki 50 tonluk ilk baca 02.18'de deniz suyunu
    basıncına dayanamayarak kırıldı. Kırılan baca denize mantar yelekleri ile atlayan insanların
    üzerine yıkıldı.Ve birden ölümcül bir sessizlik geldi. Ardından Titanic daha da dogruldu ve su
    yüzeyine 70 derecelik bir açıyla ve birdenbire denecek kadar kısa bir sure içinde
    okyanusa ebedi dalışını gerçekleştirdi. Olaya tanık olanlar bir anda diye düşündüler.
    Dilleri nefesleri tutuldu batmaz denilen gemi bir anda okyanusun sularında
    yol oldu,anıt tabut ardında ne bir dalga bıraktı ne anafor.Birkaç dakika
    sonra suyun altında yukardakilerin bile duydugu bir patlama gerçekleşti.
    İçte kalan hava üzerindeki basınç Titanik'i patlatarak üçe bölmüştü.
    Yüzen saray ilk ve son yolculugunu böylece okyanusun dibinde
    tamamlamıştı. Kayıklardan da suda yüzenlerden de bir anda çıglıklar
    yükseldi. Kayıklardaki 700 kişinin sesleri kısıldığında,denizin
    haykırmaya devam ettiği duyuldu.Denizdekiler donmak
    üzereydiler. Kayıklar ise denize düşen yolculardan epey uzaktı.
    Titanic ise deniz dibinde ebedi istirhatine olan
    okyanus tabanına ulaşmıştı. Ve insanoğlunun nasıl acımasız, nasıl
    bencil ,nasıl sakat olduğu o andan sonra , birkez daha teyit edilecekti.
    Birinci sınıf yolcusu birkaç hanıefendi amerikan Senatosu önündeki
    sorgulamalarında 'Bağıranlar, uyuyarak battığını bile anlayamayan
    uyanıncada kriz geçiren birkaç üçüncü sınıf yolcusuydu' demişti, ama
    hala 500 kişilik boş yerleri bulunan kayıktakilerin denizdekilerin suda
    donmadan önce geçirdikleri süreci anlatan ifadeleri gerçekten dehşet vericiydi.
    İNSANLARIN İNSANLIKTAN ÇIKTIĞI ANLAR
    6. kayıktakiler, kürekciye suda yüzmeye çalışanların yanına gitmek için
    baskı yapmışlar, ancak kürekçi bunu 'zaten yerimiz yok,
    biz de batmayalım ' gerekçesiyle reddetmişti. Komisyon raporlarına göre
    4 kayıktaki kürekçiler sudakilere yardım etmek istemiş ancak yolcular
    bunu 'yasaklamışlardı' Ve diğer kayıklarda daha da insanlık dışı
    uygulamalar a yaşanmıştı. Kazadan kurtulanların anlattıklarına göre
    hep beraber tempo tutup şarkı söylemişlerdi. Hem denizde haykıranların
    hem de vicdanların seslerini bastırabilmek için ... Ve kürekçi Lowe
    denetimindeki 14 kayık , içindeki herkesi diğer kayıklara aktardıktan
    sonra boş bir halde su üzerinde kalmaya çalışan yüzlerce insana
    yaklaşmış , onlara 150 metre kala durmuş ve yarım saatten fazla
    bir süre beklemeyi tercih etmiş. Sorgulamayı yapan senatör 'neden' diye
    sorabildiğinde ise 'yaklassaydım hepsi binmeye çalışır , hep beraber
    ölürdük'cevabını almıştı. Sudakilerin hayat belirtileri yaklaşık bir saat
    kadar sonra kesildi. Cesetler suyun üzerini yakamoz gibi kapladığında
    kayıklar uzaklaşmıştı. Kurtulan sivillerden hiçbiri yargılanmadı. Birçok
    devlet , ceza yasalarının ölümle karşı karşıya gelerek kendini savunmak
    zorunda olan insanlar için yapılmadığını söyledi. Carpathia olay yerine
    Titanic tamamen gözden kaybolduktan tam iki saat sonra vardı. Kayıkların
    çoğu daha çevredeydi ve sabaha kadar kayıklardaki insanları güvertesine
    almakla uğraştı. S.O.S çağrısına gelen diğer gemi Californian ise ancak
    sabah 08.30 'da kaza mahalline ulaşabildi. İki geminin ifadelerinde
    anlaşıldığına göre Titanic yardım sinyallerinde yanlış koordinatlar vermişti.
    İki gemininde yolu biraz da bundan uzamıştı. 15 Nisan sabah saat 2.05 'de
    denize inmiş Filikalarda birinci mevkiden yüzkırkaltı (%97) ikinci mevkiden
    yüzdört( %89) üçüncü mevkiden yüzüç(%42) kadın ve çocuk yüz kırkaltı yetişkin erkek
    ve geminin
    885 mürettebatından 212 kişi kurtulabilmişti. sabah dörtte filikalardan ilkine yardın ulaştı.
    sağ kalabilen 705 kişi yardıma gelen gemiler tarafından kurtarıldı.
    YENİ BİR ÇAĞ
    Yirminci yy.'ın en büyük deniz kazası olarak kabul edilen Titanic'in batması
    bir çok kişi tarafından 'kuşku çağının' başlangıcı olarak kabul ediliyor.
    En ileri teknoloji harikası olarak sunulan geminin her şeye rağmen
    batması insanlarda güven duygusunu derinden sarstı. 1500 kişinin
    hayatını kaybettiği dünyada duyulduğunda milyonlarca insan ağır bir
    şok yaşadı. Dönemin gazeteleri 'teknolojiye duyulan kör
    güvene korjunç darbe' manşetlerini atyılar. Olaydan üç hafta
    sonra İngiltere, kurtarma kayıklarında her yolcu için bir yer
    zorunluluğunu getirdi. Milletler arası heyetler,gemilerde
    telsizcilerin nöbet tutması mecburiyetini getirdi. Ve daha o
    yıl çıkmadan ünlü fizikçi Alekxandır Behn buz dağlarını
    elektroşok dalgaları ile denizin dibinden tanıyan ve
    yerlerini belirleyen' ekolot' isimli cihazı geliştirdi.1500
    kişiyle birlikte akala gelebilecek her türlü lüksün bünyesinde
    barındıran bir saray batmıştı. insan aklının ,insan duyarlılığının
    kordineli bir iş birliği oluşturamadığı bir yerde ne teknoloji ne de o
    görülmedik ihtişam hiçbir işe yaramamıştı.
    GİZLİ RAPORLARDA NE VAR
    ABD'de yayınlanan National Enquirer Dergisinin ortaya çıkardığı
    gizli rapor ile kazanın vehameti bir kez daha ortaya çıktı.National
    Enquirer Dergisinin gün ışığına çıkardığı ve 19 nisan 1912 tarihinde
    tamamlanarak Amerikan Senatosuna sunulan gizzli Titanik raporunda
    facia ile ilgili şimdiye kadar bilinmeyen gerçekler gözler önüne serildi.
    Bu rapora göre Titanik'in mürattebatı ve yolcuları kazanın olduğu anlarda
    dahi buz dağını ciddiye almamış hiçkimse çarpışmayı önemsememiş. Raporda
    yolculardan bazılarının kameralarına çekildiği bazılarının ise güvertede ki karlarla
    kartopu oynadığı belirtiliyor. Geminin gözcülerine dürbün verilmediği için buz
    dağlarının zamanında fark edilip rotayı değiştirmek gibi bir imkanının olmafı
    belirtilen gizli raporda gemi gözcülerinden ' Frederich Fleet'in açıklamalarına da
    yer veriliyor.
    İngiltere'den dürbün istedik. Bize verilecek dürbünlerinin olmadığını söylediler.
    Eğer dürbünlerimiz olsaydı buz dağını erken fark eder yolumuzu değiştirirdik diyor.
    Yıllar sonra ele geçirilen rapora göre gemide yolcuların yarısını bile kurtarmaya
    yetecek tahliye sandalı yoktu.Ayrıca soruşturma derinleştirilince bazı acı gerçeklerde
    ortaya çıktı. Korkak erkeklerle mürettebata tahliye sandallarında yer açmak için bazı
    kadınlar gemide bırakılmıştı.Bir sandala sadece erkekler bindirilmişti. Üçüncü kaptan
    Herbert Pitmen kendisinin bindiği sandala daha fazla kazazede almanın mümkün olup
    olmadığı sorusunu 'aslında sandalımız 20-30 kişi daha alabilirdi. Fakat geri dönersek
    insanlar sandala hucum edeceklerdi batma tehlikesini göze alamadık'diye cevaplamıştı.
    Titanic'in dik olarak atlantiğin dibine batışı üzerindeki insanlarıda dibe götürmüştü.
    Batış anında kurtulabilen yüzlerce insanda soğuk sularda yardım beklerken ölmüşlerdi.Titanic
    batmadan evvel 20 filika denize indirilmiş olmasına rağmen bunlardan sadece birisi
    geri dönüp denize dökülen insanları toplamaya çalışmış diğer filikalar ise girdaba
    kapılma ve saldırıya uğrama korkusuyla kaçmışlardı. Boğulanların yanında soğuk
    deniz suyuyla donan yüzlerce insanda o an ölmüştü.

    Batışından sonra gazetelerin attığı manşetler.

    Titanic’in batışı hala tartışmalı !
    1912’de sulara gömülen Titanik gemisinin batışı hala tartışma konusu..
    17 Eylül 2006 16:36

    Buzdağına çarptıktan sonra 25 Nisan 1912'de okyanusun sularına gömülen
    Titanic yolcu gemisinin batma nedeni uzmanların kafasını hala meşgul ediyor.
    İşte bu konuda yeni bir iddia Amerikalı bie bilim adamından geldi.

    Uzmanlar, o dönemde "batması imkansız" olarak gösterilen dev geminin,buzdağına
    çarptıktan sadece birkaç saat sonra batma nedeninin, perçin çivilerinin sağlam olmamasına
    bağlı olabileceği görüşünü ortaya attı.

    Amerikalı bilim adamı Timothy Foecke, 19 Eylülde Discovery Channel'da yayımlanan bir belgeselde görüşlerini anlattı.

    Foecke, perçin çivileriyle ilgili bir deneyden söz ederek, bu çivilerin orijinalleri ile buzdağına çarpmadan sonraki halinin kıyaslandığı bu deneyin, çivilerin yeterince sağlam olmadığını düşündürdüğünü ifade etti.

    Foecke ile birlikte çalışan Jennifer Hooper McCarty de, geminin enkazından alınan perçin çivilerinin zayıflığından yola çıktıklarını söyledi.

    Geminin inşaatında yetersizliklere ilişkin teoriler daha önce de dile getirilirken, Foecke,
    "Geminin enkazından çıkarılan parçaları 48 saat inceledikten sonra, perçin çivileriyle
    ilgili bir sorun olduğunu düşünmeye başladım. Perçin çivilerinin büyük bölümü dökme
    demirdendi, saf demir ve bugünkü cam telinin atası olan bir başka maddenin dengeli
    olmayan bir karışımını içeriyordu. Bu çivilerin, o dönemde piyasanın en kaliteli çivileri
    olduğunu varsayarsak, o zaman kaç tona dayanıklı olduklarını ölçtük ve sadece 4 tona
    dayandıklarını gördük" dedi.

    İngiliz demirci Chris Topp'tan yardım aldıklarını belirten Foecke, Olimpik ve Titanic
    adlı gemileri inşa eden Harland ve Wolff'un, teknolojinin sürekli değiştiği ve geliştiği
    bir ortamda belki de yeterli deneyimi olmayan birçok müteahhitle çalışmış olduğunu
    ve "perçin çivilerinin yeterince sağlam olmadığını bilecek imkanlara sahip olmadıklarını" söyledi.

    Carpathia gemisinin Titanik'in yardımına ancak birkaç saat sonra gelebildiğini hatırlatan
    Foecke, buzdağına çarpan yolcu gemisinin biraz daha su yüzünde kalabilmesi halinde,
    kazada ölenlerin çoğunun kurtulabileceğini ifade etti ve "Yani sorun geminin batıp batmaması
    değil, ne kadar zamanda battığını bilmek" dedi.

    Kazadan kurtulanların anıları;
    "Kazadan bir gece önceydi, karım başıma Titanik´in sahibi olan White Star Şirketi´nin
    ambleminin bulunduğu kepi giydirdi, güvertedeydik ve tam o anda gökde bir yıldız
    parçalara ayrılarak dağıldı. Karım bundan hiç hoşlanmadığını söyledi."
    Kamarot Arthur Lewis

    "Babam heyecanlı, annem moralsizdi ve hayatımda ilk kez onun ağladığını gördüm.
    Umutsuzdu ve birşeylerin yolunda gitmediğini söylüyordu. Yedi yaşındaydım ve daha
    önce hiç hiç gemi görmemiştim. Çok büyüktü, herkes çok heyevanlıydı, kamaraya indik,
    babam anneme yatmasını ve sakinleşmesini söyledi ama annem bütün gece oturdu, ta ki
    kazaya kadar ve sadece ben kurtuldum."
    Eva Hart

    "Woolston´da yaşıyorduk, okul öğleyin tatil edildi ve Titanic´in limandan ayrılışını görmeye
    götürüldük. Öğretmenimiz başımızdaydı, sonra Titanic yavaş yavaş iskeleden ayrılmaya başladı;
    bu onu son görüşümüzdü, Southampton sularında gittikçe uzaklaşıyordu. Yanımda yaşlı bir adam
    vardı, eliyle iyi şans işaretleri yaptıktan sonra başını salladı, sonra yüksek sesle
    hiç umut olmadığını söyledi."
    Lois Brown Jacobs

    Dr.Robert D. Ballard'ın Raporu
    1985 yılındaki keşfinden bu yana batık çıkarma şirketlerinin, film yapımcılarının ve
    "turistler"in ziyaret ettiği Titanic, yavaş yavaş yok oluyor. Ünlü gemiyi keşfeden
    Robert D. Ballard, 19 yıl sonra, "kutsal mezar" olarak nitelendirdiği batıktaki değişimi
    incelemek için geri döndü.


    Enkaz alanı beni çok derinden etkiledi. Newfoundland'in 550 kilometre açığında,
    denizin derinliklerinde bambaşka bir dünyadan gerçekötesi görüntüler sunan bu bölgede
    15 Nisan 1912'nin ilk saatlerindeki dondurucu soğukta yaşamını yitiren insanlar bana bir
    kez daha seslendi.

    Dipte bir kasa şampanya yatıyor; şişelerin mantarları hâlâ yerinde. Titanic'in zengin ve
    güçlü insanlar için üstlendiği yüzer saray rolünü anımsatan bir görüntü bu. Organik madde yiyen yumuşakçalar şişelerin bulunduğu kasayı çoktan yok etmiş. Gözüm ansızın, yan yatmış bir kadın ayakkabısına kayıyor. Yakınında üç tarak, bir de belki de bir çocuğa ait olan daha küçük bir
    çift ayakkabı var. Onların yanında da bir el aynası.

    Bu nesneler dipte nasıl biraraya gelmiş olabilir? Büyük ayakkabı, kızının güzel saçlarını
    tarayan bir anneye mi aitti? Küçük kızın belki de bir zamanlar bu aynadan yansımış yüzü
    neye benziyordu? Biraz ötede başka ayakkabılar da vardı; küçük bir kıza ait bir çift ile bir denizcinin olduğunu tahmin ettiğim siyah yağmurluğun yanında da bir diğer çift. Bir çift ayakkabı
    3800 metre batıp, bu kadar yan yana dibe oturamaz. Belli ki yolculuğu birlikte yapmışlar.

    Titanic'i bir Fransız–Amerikan ekibin üyesi olarak keşfedeli 19 yıl olmuştu.
    Ne derece değiştiğini görmek üzere geri gelmiştim. RMS Titanic, Inc. adlı özel bir batık
    çıkarma şirketinin buraya pek çok kez daldığını; kutsal bir mezar olarak gördüğüm bu
    yerden, yasalara uygun olarak binlerce obje çıkardığını biliyordum. Rus denizaltıları
    Hollywood film yapımcısı James Cameron ile diğer bazı insanları batığa getirmiş; herhangi
    bir yasayı çiğnememiş, ancak enkaza çarptıkları rapor edilmişti. RMS Titanic, Inc. geminin
    bir parçasını çıkarmaya çalışırken, yolcu gemileri bu alanda daireler çizmişti. Bir bira şirketi
    mal kurtaran şirketin dipten bira şişeleri çıkarmasını izleme fırsatı için bir yarışma düzenlemişti.
    Hatta New Yorklu bir çift nikâhlarını burada kıymak üzere bir sualtı aracıyla Titanic'in pruvasına sert bir iniş yapmıştı. Tümü yanlışlarla dolu bir komediler zinciriydi –korktuğum başıma gelmişti. Titanic
    'in kalıntılarına saygı gösterilmesi gerektiğini ısrarla vurgulamıştım. Aksine, gemiyi
    panayırlarda sergilenen hilkat garibelerine çevirmişlerdi.
    Yazı: Robert D. Ballard



    Alintidir..
    ResimLeri daha Sonra ekLicem...