Mü'min Sabreden ve Şükredendir ...

İslamiyet bölümünde yer alan bu konu sevdaL tarafından paylaşıldı.

  1. sevdaL

    sevdaL Sustuklarım Büyür İçimde

    Ebû Yahya Suheyb İbni Sinan (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu:
    “Mü’minin durumu gıbta ve hayranlığa değer. Çünkü her hali kendisi için bir hayır sebebidir. Böylesi bir özellik sadece mü’minde vardır: Sevinecek olsa şükreder, bu onun için hayır olur; başına bir bela gelecek olsa sabreder, bu da onun için hayır olur.”
    (Müslim, Zühd 64)

    Sabır, bir müslümanın hayatın zorluklarını göğüslemede direncini artıran potansiyel gücüdür. Zafer ve başarının temel şartıdır; mü’minin enerji ve ışık kaynağıdır.
    Sabır, her şart altında sahibinin izzet ve şerefini korumasını sağlayan bir zırhtır. Hayatı bize öğrettikleriyle güzel bulabilmenin yoludur. Asla katlanmak değil, acizlik hiç değil… Sorunların üzerine onları çözme niyetiyle cesaretle yürüyebilmenin adıdır. Bu yürüyüşte Allah’ı yanında bulabilmektir. “Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara 153)
    Sabır direnebilmektir. Günahın tüm kışkırtıcılığıyla yaptığı daveti reddedebilmektir. Süflî arzuları iffete, savaş meydanındaki zorluğu şecaate, hiddeti hilme, azlığı kanaate taşıyabilmenin adıdır sabır.
    Sabır, aksini yapma imkânı varken ahlakî erdemlere inadına sarılabilmektir. Davranışlarını seçme inisiyatifini kullanarak beşer olmaktan insan olmaya yelken açmaktır.
    Sabır, modern hayatın dikte ettiği mutluluk kültürü açısından insanlara artık akıllıca gelmese de ilişkilerin derinliğini belirlemede ve devamlılığını sağlamada en vazgeçilmez, en gerçekçi çözüm olmaya devam etmektedir. “Sabır ışıktır” (Müslim) hikmetince sabır ışığı ile aydınlanan hayatlar ancak etrafını aydınlatıp insanlara yeni ufuklar açabiliyor. Asr suresinde birbirine sabrı tavsiye edenlerin hüsran ve zarardan kurtulduğunu okuyan mü’min ancak sadece ve önce kendini düşünenlere bambaşka bir çıkış kapısı gösterebiliyor.
    “Sabırla ve namazla (Allah’tan) yardım isteyin” ( Bakara 153) fermanında, mü’mine aynı zamanda ilahî yardımı sadece duayla beklemenin yetmeyeceği öğretiliyor. Direnişin, eylemle birleşmesi halinde bizi “Sabûr-çok sabırlı-” olana yaklaştırabileceği mesajı da verilerek.
    Kul olduğu bilincini unutan insanlar ancak kendilerini ilk sebepmiş gibi görmeye başlarlar. Bu, insanoğluna sayılamayacak nimetler ihsan edeni görememe miyopluğu tedavi edilmediğinde bütün hayırları kaçırmaya da sebep olabilir. Elinde olana şükreden insan nimetin asıl sahibini bildiği için o nimet elinden gidiverirse nasıl davranacağını bilir. Sabır ve şükür insanı geçici olanın şarlatanlığından kurtarıp kalıcı olanın dinginliğine ulaştıracak iki kanattır. Ne mutlu iki kanadını da hakkıyla kullananlara…

    alıntı