HaÇli Seferlerİ,nedenlerİ Ve SonuÇlari

Tarih bölümünde yer alan bu konu SaMeT46 tarafından paylaşıldı.

  1. SaMeT46

    SaMeT46 Moderatör

    HAÇLI SEFERLERİNİN NEDENLERİ



    Hristiyanların büyük kitleler halinde islamlar üzerine yürümelerinin dini, ekonomik siyasal ve diğer bir takım nedenleri vardır.



    1- DİNİ NEDENLER



    Kluni Tarikatı ;

    Fransa ' nın Burgonya eyaletinin Kluni manastırında kurulan kluni tarikatı X yüzyılda bütün Fransa'ya yayıldıktan sonra İsviçre,ispanya,İngiltere, Almanya ve Macaristan' a kadar genişledi.Bu tarikattan olan rahipler,imparatorlar ve krallar üzerinde nüfuz ka- zandılar Kiliseyede etki yaparak din adamlarına ortaya atmış oldukları reform fikrini kabul ettirdiler.İçlerinden Papalığa kadar yükselenlerde oldu.



    Dini savunmak,şovalyeliği din uğrunda yapmak,rahiplere hürmet etmek Hristiyanlar arasında barışı sağlamak,adaleti korumak,tarikata bağlı olanlar için hayatını vermek bu

    tarikatın esaslarıydı.



    Kluni tarikatı birbirleriyle savaş eden feodal prenslerin arasında Allah mütarekesi

    yapılırdı.Diğer taraftan şovalyeler,İsa askerliği'ne yazılmak,müslümanlara karşı savaş- maya teşfik edilirdi.Böylece Avrupa'da barış kurulmuş oldu.Prenslikler organize edildi

    ve avrupa dışında fetihler yapmak fikri uyandı.



    Hristiyanların kutsal saydıkları yerleri geri almak istemeleri ;

    Hristiyanlar gayet dindar idiler,Kudüste bulunan kutsal yerleri ziyaret ederek haç ödevlerini yapmak ve sevap kazanmak istiyorlardı.Din adamlarıda özellikle büyük prenleri hacca gitmeye teşfik ediyor ve ancak bu suretle günahlarından arına bilecek-

    lerini ileri sürüyorlardı.



    Bizansın durumu ;

    Selçukluların Anadolu'yu fethederek Marmara ve Ege denizine kadar gelmeleriÇakan

    beyin donanmasıyla akınlar yapması yüzünden Bizans İmparatluğu çok güç bir durum- da bulunuyordu. Dışarda büyük yardımcı kuvvetler gelmedikçe Türk istilasının önüne

    geçilemeyeceğinin kesin olarak anlaşılmıştı.



    İparator Alexi Komen, Papa' ya baş vurarak acele yardım istedi. Bu durum zaten Kudüs'ü kurtarmak için bir sefer yapılmasını isteyen Papanın'da işine geldi.



    Suriye'nin durumu;

    Bu sırada Suriye' de durum karışıktı .Kudüs'e gelen haçlılar güçlük içinde kalıyorlardı.

    Bunlar Avrupa'ya dönüşlerinde mübalalı şekilde şikayetlerde bulundular ve Kudüs'ün

    kurtarılmasını istediler.





    2- EKONOMİK NEDENLER



    Avrupada halk yokluk içinde idi.Köylüler açlıktan kırılıyordu.Halbuki doğunun zengin

    ve verimli toprakları olduğu,şehirlerin altın ve gümüşle dolu bulunduğu propangandası

    yayılıyordu.Buralara gittikleri taktirde daha mutlu olacaklarını sanan bu fakir halk,ça- pul ve ganimet hırsıyla kendi ülkelerini bırakacak durumda idi.





    3- SİYASAL NEDENLER



    Avrupada barışın kurulması özellikle asil sınıfın çoğalmasına sebep oldu.Büyük arazi

    sahibi asillerin çocuklarından yalnız büyük oğulları babalarının mirasına sahip olurlar- dı ; diğer çocuklar asaletleri olmakla beraber işsiz,güçsüz kalırlardı.Papa Urban duru- mu gayet iyi anlamış olduğundan "Gidiniz fethettiğiniz ülkelerin kontu veya dökü olunuz "diyordu.İşte bu asiller ve şovalyeler macera aramak ve yeni ülkelerde mevki sahibi olabilmek için sefere gitmeye hazır idiler.





    4- DİĞER NEDENLER



    Papa haçlı seferlerinin yapılmasını kuvvetle arzu ediyordu.Yeni ülkeler fethedilince

    sözünün geçtiği yerlerde genişleyecekti.Krallarda prenslerden kurtulmak için onların haçlı seferlerine katılmalarını çıkarlarına uygun buluyorlardı.Bu suretle Krallığın nüfu- zu artmış olacaktı.



    Haçlı seferelerin propagandasını trubadur denilen halk şairleri yapmışlardı.





    HAÇLI SEFERLERİ



    1095 yılında Papa Urbanus II'nin emriyle Fransa'nın Clermant kentinde yaptığı konuşmayla başladı ve 1096 - 1270 yılları arasında sekiz haçlı seferi düzenlendi.



    Birinci Haçlı Seferi;(1096 - 1099)

    1. haçlı seferinin ilk topluluğu 1096' da Fransız keşişi L'Emrita yönetiminde harekete geçti.Yaklaşık 100.000 kişilik bu ordu daha çok askerlik bilgisinden,düzen ve disiplin- inden haberi olmayan yoksullar,dilenciler ve aşırı fanatik dindarlardan oluşuyordu. Eylül 1096 'da Bizans İmparatoru Aleksios I Komnenos tarafından

    Andolu ' ya geçirilen bu ilk haçlılar, Anadolu Selçuklu Sultanı Kılıç Arslan I

    tarafından İzmit' e varmadan büyük ölçüde yok edildiler. Ama 1. haçlı seferinin

    asıl askeri kuvveti,Gedofroi'de Bouillon yönetiminde,Avrupanın en iyi şovalyelerin-

    den oluşmuştu 600.000 - 700.000 kişilik bir ordu halinde Anadoluya girdi.Bu güçlü

    haçlı ordusu Anadolu'ya geçmeden önce,Bizans İmparatorluğuyla bir antlaşma yapmış-

    tır.Bu antlaşmaya göre Bizanslılar,Haçlıların Anadolu'ya geçmelerine yardım edecek- ler,Haçlılarda Anadolu'da elegeçirdikleri toprakları Bizans' a vereceklerdi.Haçlılar ilk iş olarak,yirmi yıldan beri Anadolu Selçuklu Develeti'nin başkenti olan İznik' i kuşattı- larBu sırada Kılıç Arslan 1 kentin yardımına koştu,ama bütün çabalar,kentin Haçlıla- rın eline geçmesini önleyemedi.İzniki savunanlar,Kılıç Arslan 1'in izniyle kenti 26 Haziran 1097 de Bizanslara teslim etti.Ardından Kılıçarslan 1 komutasındaki kuvvet- lerle Eskişehir'e çekilip,yeni kuvvetlerle ordusunun gücünü artırdı.Daha sonra doğu yönünde ilerleyen Haçlılarla Eskişehir önlerinde bir kere daha karşılaştı,çok kanlı bir savaş oldu,ancak Selçuklular,hem sayıca pek fazla,hemde baştan aşağı zırhlı olan Haçlı ordusunu yenmeyi başaramadılar. Bunun üzerine Kılıç Arslan I.ordusu Haçlıların önünden çekti (4 Temmuz 1097) Bu tarihten sonra Seçuklular Haçlılara çete savaşına girştiler.sürekli baskınlar düzenleyerek,su ve yiyecek stoklarını yok etme yolunu dene- diler.Eskişehir yenilgisi üstüne Marmara bölgesi elinden çıkan Selçuklular, başkentini Konya'ya taşıdılar ancak burada barınamayarak,kenti boşaltmak zorunda kaldılar.Haç-

    lılar Konya'yı aldıktan sonra Kayseri,Göksu,Maraş yoluyla Çukurova'ya indiler.Selçuk-

    luların Haçlılar karşısında uyguladıkları çete savaşı taktiği büyük ölçüde başarılı olmuş, Haçlılar Toroslar'ı aştıkları zaman sayıları 100.000' e inmişti.Torosları aştıktan

    sonra Urfa'yı alan ve burda bir kontluk kuran (1098 - 1144)Haçlılar 2 Haziran 1098 'de

    Antakya'yı ele geçirdiler.Kenti kurtarmaya gelen Selçuklu ordusunu yenilgiye uğrattı- lar(28 Haziran 1098)sonra tıpkı Urfa'da olduğu gibi buradada bir Haçlı kontluğu kur- dular (1098 - 1268). Daha sonra Kudür yönünde yürüyüşlerini sürdüren Haçlılar 15 Temmuz 1099 'da Kudüs'ü alarak burada Kudüs Latin Krallığını kurdular (1099-1291)



    İkinci Haçlı Seferi;(1147 - 1149)

    Musul hükümdarı İmadednin Zengi 23 Aralık 1144' de Urfa'yı geri alınca Avrupalılar

    yeni bir Haçlı Seferi hazırladılar ve bu Haçlı seferine Alman İmaparatoru Kondrad III ile Fransa Kralı Louis VII' katıldı. Kondrad III 75.000 kişilik oradusuyla Anadolu'ya

    girdi.Ancak Mesud I karşısında ağrı bir yenilgiye uğradı.Bunun üzerine yaklaşık 5.000

    kişiyle birlikte İznik - Balıkesir - Bergama - İzmir - Efes -Denizli yoluyla Akdeniz kıyı-

    larına indiler ve Antalya'dan deniz yoluyla Suriye'ye geçebildiler 2. Haçlı ordusu daha sonra Şam'ı kuşattı ama sonuç elde edemedi.



    Üçüncü Haçlı Seferi;(1189 - 1192)

    1174 'te Nureddin Mahmud Bin Zengi'nin ölümü üstüne Mısır'da bağımsız bir devlet

    kurup durumunu sağlamlaştıracak sonra Haçlılarla mücadeleye girişen Seladdin Eyyübi,Haçlıları önce Merc-i Uyün'de yendi,daha sonra ellerinde tuttukları Beyt'ül

    Ahzan kalesini aldı.Seladdin Eyyübi bu başarılarının ardından 1187 Tamuzun'da Hat-

    tinde büyük bir Haçlı ordusunu ağır bir yenilgiye uğattı.Bu savaşta Kudüs'te latin Kralı

    Gui'de Lusignan başta olmak üzre karallığın ileri gelenlerinden pek çoğu Selahaddin Eyyübi'ye tutsak düştü.Bu zaferden sonra Selahaddin Eyyübi Haçlılardan 4 Temmuz 1187'de Tabere'yi,9 Temmuz 1187 de Akka'yı,29 Temmuz 1187' de Sayda'yı,Ağustos 1187'de Beyrut'u ,Eylül 1187'de Askalan!ı ve Gazze'yi aldı.2 Ekim 1187'de de Latin

    Krallığının başkenti olan Kudüs'de Selahaddin Eyyübi'nin eline geçti.Selahaddin Eyyübi'nin kazandığı bu başarılar 3. Haçlı Seferinin başlamasına neden oldu.Alman

    İmparatoru Friedrich I Barbarosa çok büyük bir orduyla Anadolu'ya girdi.Haçlıları

    gene başlarında Kılıç Arslan II'nin bulunduğu Anadolu Selçuklar karşıladı.Ancak

    yaşlanmış olan Kılıç arslan II,Haçlılar Andolu'ya girdikleri sırada ülkesini 11 oğlu

    arasında bölüştürmüştü,dolaysıyla Anadolu Selçuklu Devleti siyasal birlikten yoksun-

    du.Almanlar Anadolu'da ilerlerken önce göçebe Türkmen boylarının saldırısına uğra-

    dılar konya önlerinde asıl Anadolu Selçuklu Devletinin kuvvetleriyle karşı karşıya

    geldiler.Haçlılar Anadolu Selçuklu Devletinin başkenti olan Konya'yı almayı başardı-

    lar.Burada Haçlılarla Selçuklular arasında yapılan bir antlaşma gereğince 25 kişi rehin olarak haçlılara verilmişti.Bu sayede Haçlıların savaşmadan ve bir saldırıya uğramadan

    Anadolu'yu geçmeleri sağlanmış oldu.Haçlılar Konya'dan sonra Karaman yönünde ha- rekete geçtiler.Ancak Toroslarda Anadolu Selçuklu Denetiminden bir dereceye kadar

    bağımsız olan göçebe Türkmen boylarının saldısına uğradıklarından ellerinde rehin bulunan 25 Selçuklu beyini ödürdüler.Ama Friedrich I Barbarossa Kudüs'e ulaşmadan

    Tarsus çayı olarak bilinen Kydnos çayında boğularak öldü,ordusu Akdeniz kıyılarını

    izleyerek Filistin'e ulaştı.Alman İmparatorunun karadan Kudüs'e gitmeyi seçmesine

    karşılık İngiltere kralı Aslan yürekli Richard ile Fransa kralı Philippe - Auguste,İtalyan

    kentlerininde yardımıyla deniz yoluyla Filistin' e geldiler.Haçlılar ilk iş olarak Akka kalesini karadan ve denizden kuşatıp ele geçirdiler.Ancak gene aynı sırada Philipe Auguste,aslan yürekli Richard anlaşamdığından seferi terk ederek ülkesine döndü . Böylece, hem Haçlıların gücü azalmış,hemde başlarına iyi bir asker, ama kötü bir siyasetçi ve devlet adamı olan Richard geçmiş oldu.3. Haçlı Seferinden haçlıların tek başarısı Akka Kalesini almak oldu.





    Dördüncü Haçlı Seferi;( 1202 - 1204)

    Alman İmparatoru Heinrich III 'ün düzenlediği 4.Haçlı seferine Venedikliler'de bütün

    deniz kuvvatleriyle katıldılar.Ancak bu haçlı seferi Kudüs yerine Ortadoks Bizans'a karşı yapıldı.Seferin Bizans'a yönelmesinin temel nedeni,Akdeniz ve Karadeniz ticare-

    tinde Bizans ile Venedik arasındaki iparatorluk çekişmleri ve Latinlere karşı duyulan

    derin düşmanlık duygularıydı.Bizans'taki taht kavgaları,gerek Venediklilerin gerekse öbür Haçlıların Bizans'ın iç işlerine karışmalarına olanak tanıyordu.1195 'te tahttan in-

    dirilen ve gözleri kör edilen İsaakios II Angelos 'un oğlu Prens Aleksios III.Angelos'a

    karşı Venedikliler ve öbür haçlılardan yardım istemişti.Bunun üstüne haçlı ordusu Ku- düs seferinden vazgeçerek Aleksios 'un isteğini Bizans'ın kendilerine büyük bir para vermesi karşılığında kabul etti.Venediklilerde haçlı ordusunun atlarını ve erlerini para

    karşılığı Bizans önüne taşımayı kabul ettiler.Haçlı ordusu 24 Haziran 1203'de İstanbul' a geldi ve kent 17 Temmuz 1203'de haçlıların eline geçti.Daha önce tahttan indirimiş olan İsaakis II Angelos yeniden tahta çıkarıldı,oğlu Alekesios'da Aleksios IV adıyla ortak imparator ilan edildi.Ancak bu durum çok sürmedi.Bizanslılar Haçlılara vermeyi vaat ettikleri parayı ödeyince haçlılar davranışlarını değiştirdiler.Önce İstanbul önle- rinde Venediklilerle öbür haçlılar,Bizans İmparatorluğu toraklarını aralarında bölüştü- ren bir antlaşma imzaladılar; Ardında 13 Nisan 1204 'te saldırıya geçerek kente girme- ye başladılar.Bizans 3 gün süreyle yağma edildi,yakılıp yıkıldı.Haçlılar kente egemen olduktan sonra,daha önce Mart 1204 ' te İstanbul önlerinde kendi,aralarında yaptıkları ve Bizans İmparatorluğu topraklarının bölüştürülmesiyle ilgili antlaşmaya uygun ola- rak ,imparatorluk topraklarını kendi aralarında pay ettiler.Daha sonrada haçlı komutan- larından Marki Bonifacia di Monferatto'ayu imparatorluk tahtına çıkardılar. Böylece

    İstanbul'da bir katolik latin imparatorluğu kurulmuş oldu(1202 - 1261)





    Beşinci Haçlı Seferi;(1217 - 1221)

    Bu haçlı seferini düzenlşeyen Macar kıralı Andros II Eyyübiler karşsında hiç bir başarı

    elde edemedi.Kahire önlerine kadar ilerlemesine karşın,Eyyübiler karşısında yenilgiye

    uğrayarak ülkesine dönmek zorunda kaldı.







    Altıncı Haçlı Seferi ; (1228 - 1229 )

    Alman İmparatoru Friedrich II bu haçlı seferinde Eyyübiler arasındaki anlaşmazlıklar- dan yararlanarak barış yoluyla Kıdüs ' ü ve Kudüs ' denize bağlayan dar bir bölgeyi on

    yıl süreyle elde tutmayı başardı.(1229) Böylece Kudüs' 1245' e kadar haçlıların elinde

    kalmış oldu.







    Yedinci Haçlı Seferi ; (1248 - 1254)

    1245' de Kudüs 'ün yeniden Müslümanların eline geçmesi üstüne Fransa Kralı Louis IX tarafından düzenlenen bu seferde,Fransızlar Dimyat' ı aldı (1249),ama Louis IX

    Mısır içlerinde ilerlerken Manoure' de Eyyübilere yenilerek,ordusunun ileri gelenleri

    ile birlikte tutsak düştü. Bir süre sonra savaş tazminatı ödeyen Louis IX ordusundan

    geriye kalanlarla birlikte Akka 'ya çekildi (1250).







    Sekizinci Haçlı Seferi ;(1270)

    Fransa kıralı Louis IX tarafından düzenlenen bu seferde Fransız ordusu Tunus kıyıları- na çıktı ve Tunus kentini almak istedi,ancak Louis IX bu tasarısında başarılı olamadı ve Tunus kentini kuşatırken öldü.







    HAÇLILARIN SONU







    Suriyede kalan haçlı prensliklerini Memlük Türkleri ortadan kaldırmışlardır.Moğollar,

    Harzemşahlar Develetini yıktıktan ve Anadolu Selçuklu devletini de egemenlikleri al- tına aldıktan sonra,Mısır üzerine yürümeye hazırlanmışlardı. Fakat Memlük komutan- larından Baybora Moğolları Ayncalüt savaşında yenerek bu istilayı önledi.Bundan sonra Memlükler Hafya, Yafa, Antakya, Trablusşam ve Akka kale ve şehirlerini zapt

    ederek Haçlıların son kalıntılarınıda Suriye 'den temizlediler.(1291)



    HAÇLI SEFERLERİNİN SONUÇLARI





    Haçlı Seferleri Doğu'da ve Batı' da önemli etkiler meydana getirdi. Bunların başlıca-

    ları şöyle özetlenebilir.



    Siyasal Sonuçlar



    Haçlı Seferlerinin başladığı sırada,Türkler'in ileri yürüyüşü Marmara kıyılarına ulaş- mıştı.Haçlı Seferleri bunu durdurdu.Türkler,Orta Anadoluya çekilmek zorunda kal-

    dılar .Tekrar ilerleyebilmeleri için uzun süre uğraşmaları gerekti. İstanbul' un çok

    yakınlaşan fethide üçyüz yıl geriye kaldı. Bizans daha uzun yaşama hakkı buldu .

    Yeni yerleşmeye ve Türkleşmeye başladıkları topraklarda,Haçlı ordularına karşı ver-

    dikleri şiddetli mücadele,Türk nüfusunun kırılmasına ve sayısız mal kaybına sebep ol-

    du.Haçlı ordularının Anadolu'nun bağrında büyük ölçüde yok edilmeleri bunların Suri- ye ve Filistine indiklerinde sayıca azalmalarına yol açtığı için ,buraları bekleyen fela- ketler önemli ölçüde önlenmiş oldu. Türklerin islam dünyasının savunmasını üzerine

    aldıkları ve bunu başarıyla yaptıkları ortaya çıktı.Haçlı Seferleri Avrupada büyük siya- si sonuçlar verdi.Seferlere katılan senyörlerin çoğu öldü veya ülkesine döndüğü zaman

    çok fakirleşmiş oldu.Güçleri kırıldığı için,krallar bunları ortadan kaldırmakta fazla zor-

    luk çekmediler. Ayrıca, seferler sonunda,islam dünyasından barutun kullanılması da

    öğrenilmişti.Ateşli silahların ve topların yapılarak bunların derebeyler karşısında kulla-

    nılması feodaliteyi zayıflattı. Kralların etkisi güçlenince merkezi yönetimlerde kuvvet- lendi.Bunların arasındaki rekabet ise,yeni deniz yollarının bulunması,coğrafi keşiflerin yapılması gibi sonuçlar üzerinde etkili oldu. Feodalitenin zayıflaması ile köylüler ser- bestleştiler.Çiftçilerin sosyal tabaka olarak etkisi çoğaldı.Ayrıca ticaret yoluyla zengin- leşen şehir halkıi burjuvalar olarak sosyal ve siyasi alanlarda önemlerini artırdılar.



    Ekonomik Sonuçlar



    Haçlı seferlerinin sebeplerinden biri,Doğu' nun eriştiği büyük zenginlikten pay almaktı

    Haçlılar bu amaca doğrudan doğruya ulaşamadılar. Ancak, kağıt, cam , demir, deri

    sanayilerini tanıdılar ve bunları ülkelerine götürdüler.Ayrıca Doğu'daki yüksek hayat

    seviyesi,haçlıların dönüşünde Avrupa' da da uygulanmaya başlandı .Bunun sağlanması için girişilen gayretler ekonomiye genel bir canlılık getirdi.Seferler sonunda doğu ile

    batı arasınsaki ticari ilişkiler arttı. Haçlı ordularını doğuya taşıyan Venedik,Cenova, Napli gibi şehirler bu işten büyük servet edindiler. Böylece siyasi ektileri arttı ve zen- gin devletler haline geldiler.



    Dini Sonuçlar



    Papalık, Haçlı seferlerini körüklerken.Doğudaki zaferlerin,gücünü büsbütün artıracağı- nı umuyordu.Başlangıcta bu yönde bir gelişme görüldü .Ancak,sonraki seferlerin başa-

    rısız olması kilisenin etkisini azalttı.Derebeylerini büyük ölçüde ortadan kaldırdıran kı-

    ralların gücü artarken kilisenin ki geriledi. Böylece taassup biraz azaldı ve edebiyat

    başta olmak üzere sanat alanında serbestlik görüldü. Buda Avrupa'da yeni akımları

    ortaya çıkardı.

    Bilim ve Teknik Açısından





    İslam dünyasındaki bilgi birikimi,Sicilya ve İspanya üzerinden Avrupa' ya akarken

    Haçlı Seferleri yoluyla da tanınıp öğrenildi.Barut,pusula, kağıt, dokuma, sanayi ve

    basım araçları Avarupa'ya geçti. Bunların her biri ayrı ayrı alanlarda bilim ve teknik gelişmelerine yol açtı. Kültür hayatı canlandı. Haçlı Seferlerinin izleri yüzlerce yıl

    boyunca devam etti. VIII. Haçlı Seeferinden sonra da özellikle Osmanlılar döneminde,

    Türklere karşı yeni Haçlı Seferleri düzenlendi.Birleşik Avrupa orduları,Türk ilerleyi-

    şini durdurmak için Doğu yönünde harakete geçti. Son olarak I. Dünya Savaşındaki

    yenilgiyi takip eden yıllarda,Avrupa, Türkleri Anadolu' dan çıkarmak, burada Rum ve

    Ermeni devletçikleri kurmak hevesine kapıldı. Bu anlayışın belirtisi olarak Andolumu-

    zun bağrına kadar ordular gönderdi.Büyük bir kumadan ve ileri görüşlü bir devlet ada- mı olan Atatürk'ün önderlğinde Türk milleti, bu yeni saldırıyı püskürttü ve sonsuza ka- dar yaşayacak olan Türk Cumhuriyetini kurdu. Atatürk'ü milli kahraman payesine yük- selten bu savaş tıpkı Türkiye Selçuklu Devletin' de olduğu gibi bir ölüm kalım müca- delesi halinde cereyan etmişstir.Haçlılık anlayışı günümüze kadar etkisini korudu.Eski

    çağlardan daha farklı bir görünüme bürünerek kültür ve ekonomi alanlarında yoğun- laştı.Günümüze Türkiye'nin karşısına çıkarılan meselelerden çoğunun arkasında bu eski anlayışın bulunduğu sezilmektedir.