Erken Yaşta Evlenmenin Sakıncaları ve Zararları

Evlilik ve Aile bölümünde yer alan bu konu mahir tarafından paylaşıldı.

  1. mahir

    mahir Harbi Aktif Üye

    Erken yaşta evlenmek neden sakıncalıdır? Erken yaşta evlenmenin zararları nelerdir?

    Evlilik kurumunun temellerinin çok sağlam olması gereklidir. Temeli sağlam olmayan evlilikler genellikle erken yaşta, hiç birbirini tanımadan yapılan evliliklerdir.
    erken-yasta-evlilik.jpg
    Bu hususta Elvan Aydemir'in geçmişte yazmış olduğu bir yazıyı işleyeceğiz. Erken yaşta evlenen gençler ne gibi zorluklar yaşar? Genç yaşta evlenen çocuklar ne gibi zorluklar çekerler.

    Çocuk yaşta yaptırılan evlilikler, ülkemizin en önemli toplumsal sorunlarından biridir. Ülke gündemlerinde çok fazla yer verilmiyor olsa da, sadece Türkiye’de değil, dünyanın birçok yerinde, özellikle de gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde, karşılaşılan bir olgudur “çocuk gelinler”. Bazen, babası, hatta dedesi yaşındaki adamlarla “başlık parası” karşılığında zorla evlendirilen, bazen evlendirildikleri kişilerin ikinci, üçüncü eşi olan, bazen koca koca adamların baskılarına, şiddetine maruz kalan, daha on’lu yaşlarında doğum yapan o gelinler..

    Maddi ya da manevi çeşitli sebeplerle, daha çocukluklarını yaşayamadan genellikle de kendilerinden yaşça çok büyük olan erkeklerle evlendirilen bu çocuklar, hem büyük bir toplumsal sorun olarak karşımıza çıkmakta, hem de diğer birçok sorunun ortaya çıkmasına sebep olan dinamikleri hazırlamaktadır.

    Bireyin ruhsal ve fiziksel gelişimini tamamlamadan yaptığı evlilikler erken evlilik olarak tanımlanmaktadır. (Gerçi bu tanımla niteliği hafiflemekte, aslen belki de onun yerine “zorla evlilik” terimi kullanılmalıdır). Çocuk Hakları Sözleşmesi gibi uluslararası belgelere göre, on sekiz yaşının altında yapılan her evliliğe “çocuk evliliği”, evlenen kız çocuklarına da “çocuk gelin” denilmektedir. Türkiye’de, Medeni Kanun’da evlenme yaşı on yedi olarak belirtilse de, bahsedilen erken evlilikler zaten hukuki anlamda gerçekleşmemekte, gelenekler ve dini ritüellerle sosyolojik anlamda gerçekleşmektedir. Bununla birlikte Türk Ceza Kanunu’na bakıldığında ise madde ve fıkralar arasında örtük bir sorun baş göstermektedir. Şöyle ki, Kanuna göre on beş yaşını doldurmuş bir kız çocuğu, sosyolojik manada evlenmesi durumunda, “şikâyet üzerine” onunla evlenen kişi, altı aydan iki seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılmaktadır. Dolayısıyla bu maddeyle örtülü olarak, evlilik yaşı on sekiz yaşının altında tutulmaktadır. Diğer taraftan Çocuk Koruma Kanunu’nun çocuğu “on sekiz yaşının altındaki birey” olarak nitelemesiyle de kanunlar arasındaki bu çelişkiler ortaya çıkmaktadır. Türk Medeni Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve Çocuk Koruma Kanunu’ndaki bireylerin çocuk gelin sayılma yaşlarındaki uyumsuzluklar, konuya ilişkin mücadelelere daha başında ket vurmakta ve sonuçsuz kalmasına sebep olmaktadır.

    Türkiye’de Cinsel Eğitim, Tedavi ve Araştırma Derneği’nin (ÇETAD) 2007 yılında yayınladıkları bilgilendirme dosyasında kadınlarda erken evlenme oranı (15-19 yaş) % 11,9 olarak yer almıştır. Bununla birlikte aynı raporda, erken yaşta evlenen kadınların büyük çoğunluğunun eğitim seviyelerinin oldukça düşük olduğuna da değinilmiştir. Ayrıca evliliğin ilk yıllarında çocuk sahibi olmayı isteyen bu kadınların, modern gebeliği önleyici yöntemleri de fazla kullanmadığı (kullanan %16,9) belirtilmiştir. (1)

    Küçük yaştaki kadın ve erkeklerin erken yaşlarda evlendirilmesindeki sebepler çok çeşitli, fakat sonuçları da bir o kadar yıkıcıdır. Erken evliliklerin ortaya çıkmasında etmen olan sebeplerin başlıcaları arasında kültürel değerler gelmektedir. Ataerkil değer ve alışkanlıkların, küçük yaşta evliliği olumlayan, normalize eden güçlü bir yanı bulunmaktadır. Geleneksel yaşayışını sürdüren toplumlarda özellikle kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesi bir gelenek haline getirilerek pekiştirilmektedir. Erken yaşta ve zorla yapılan evlilikler bugün dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi ülkemizde de yaygın bir sorun olmasına karşın, toplumsal değerler sebebiyle sorun olarak nitelendirilmemekte, geleneklerin bir parçası olarak kabul görmektedir. Türkiye’ye baktığımızda özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde erken yaşta evlilik, başlık parası gibi uygulamalar adet niteliğine bürünmüş ve uygulanmaya devam edilmektedir. Geleneksel toplum, evlilikte erkeğin yaşının ileride olmasını uygun görmektedir. Erkeklerin belirli bir düzeyde eğitim görüp, askerliğini yapıp bir iş sahibi olduktan sonra evlenmesi toplumun genel eğilimi doğrultusunda gerçekleşmektedir. Dolayısıyla erkek evlenene kadar zaten çocukluk dönemini geçirmektedir. Bununla birlikte erkeğin kadınla arasındaki yaş farkının önemli olmaması ve çok eşliliğinin normal görülmesi sebebiyle de küçük yaştaki kız çocukları, büyük yaşlardaki erkeklerle evlendirilebilmektedirler. Fakat aynı geleneksel toplumlarda kızların öğrenimleri erken yaşta bırakılmakta, zaten askerlik gibi sorumlulukları olmadığı ve çalışma hayatına katılmaları da tasvip edilmediği için bir an önce evlendirilmektedirler.

    Ekonomik Faktörler ve Evlenme Yaşı İlişkisi

    Küçük yaşta evliliklerin ortaya çıkmasına etken olan bu geleneksel ve zihinsel faktörlerin yanı sıra bir diğer önemli faktör ekonomik zorluklar, geçim sıkıntılarıdır. Çocuk gelinlerin görülme sıklığı ile ailenin yoksulluğu arasındaki ilişkileri inceleyen ulusal ölçekli araştırmalar sonucunda bu iki faktör arasındaki ilişkinin doğru orantılı olduğu ortaya konulmuştur. Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler gibi küresel ölçekteki örgütler tarafından yapılan araştırmalarda da, ülkenin gelişmişlik düzeyi ile erken yaş evlilikler arasında doğru orantılı ilişki ortaya konmaktadır.

    Birleşmiş Milletler İktisadi ve Toplumsal İşler Birimi tarafından 2000 yılında yapılan Evlilik Modellemeleri Araştırması’nda ülkelerin gelişmişlik düzeyleri ile çocuk gelinlere rastlanma oranları arasındaki doğrudan bağ ortaya konulmuştur. Örneğin, 15-19 yaş aralığındaki kızlarda evlenme oranı Kanada’da %0.6, İngiltere’de %1.7, Almanya’da % 1.2, ABD’de %3.9 şeklinde seyrederken, çocuk gelinlere en yüksek oranda rastlanan Batı-Doğu-Orta Afrika ülkelerinde ve Güney Asya’da ise oranlar çok yüksek düzeylere ulaşmaktadır. Bu oranlar Nijer’de %61.9, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde %74.2, Afganistan’da %53.7, Bangladeş’te %51.3’ tür. Aynı araştırmada Türkiye’ye dair oran %15.5 olarak verilse de, bu oranın gerçeği yansıtmadığını belirtmek gerekir. Çünkü yapılan araştırmada Türkiye’ye dair veriler, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nden alınan bilgilerle belirlenmiştir. Fakat Nüfus ve Vatandaşlık Genel Müdürlüğü’nde sadece hakim kararıyla yapılan evliliklerin kaydı bulunmakta, sosyolojik anlamda yapılan evliliklere dair veriler yer almamaktadır. Dolayısıyla elde edilen veriler gerçeği yansıtmaktan çok uzaktırlar. (2)

    Bir Zihniyet Sorunu Olarak Erken Evlilikler

    Kız çocuklarının erken evlendirilmelerinin sebeplerinden biri olan ekonomik zorluklar sonucunda, bu toplumlarda yerleşmiş bir zihniyetten de bahsetmek mümkündür. Kız çocuklarını ekonomik bir yük olarak gören bu zihniyet, diğer taraftan da bu evlilikleri geçim sıkıntısına bir çözüm kapısı olarak da görmektedirler. Başlık parası gibi uygulamalarla evlilik karşılığında maddi kazanç elde edilmesinin yanında, beşik kertmesi, berdel gibi geleneklerle de kız çocukları zorla evliliklere maruz bırakılmaktadır. Bunlarla birlikte erken evliliklere etken olan diğer faktörler olarak mahalle baskıları, rol modelleri, aile içi cinsel saldırılar, evlilik dışı gebelikler (ya da bunun olabileceği –namus- korkusu) gibi sebepler gelmektedir. Erken evliliklerin geleneksel değerler haline getirildiği bölgelerde çok küçük yaşlardan itibaren kız çocuklarının üzerinde sosyal baskı hissettirilmeye başlanmaktadır. “Yaşın geçerse evde kalırsın” ya da “başımıza dert olmadan tez zamanda evlenseydin” gibi dayatmalar sonucunda normalize edilen düzene ayak uydurularak, onun devamı sağlanmaktadır.

    Dünyanın birçok bölgesinde hala uygulanan erken evlilikler, direk olarak evlendirilen çocukların hayatlarını etkilemekle birlikte, yine doğrudan topluma da bir sorun olarak geri dönmektedir. Evlendirilen çok sayıda kız çocuğunun, erken yaşlarda evlendirilmeleri sonucunda öncelikle sağlık ve eğitim olmak üzere, yaşamsal birçok hakları ellerinden alınmaktadır. Bu kız çocukları evlendirilecekleri için bir taraftan eğitimleri yarım bırakılmakta, diğer taraftan da daha kendi fiziksel, biyolojik ve psikolojik gelişimlerini tamamlayamadan, modern tıbbi yöntemlerden uzak bir biçimde çok sayıda çocuk sahibi olmaktadırlar -ki bir kısmı da doğumlar sırasında hayatlarını kaybetmektedir.- Eğitimlerini, arkadaşlarını yani çocukluklarını geride bırakan bu çocuklara dair sorunlar öncelikle kendilerinde başlar. Üstlendikleri sorumluklarla birlikte psikolojik birçok sorunun yanı sıra, fizyolojik problemlerle de baş etmek zorunda kalırlar. Yaşadıkları bu zorluğa dayanabilenlerin yanında, çok sayıda dayanamayan da olmaktadır.

    Erken evlendirilen kız çocukları ile birlikte ortaya çıkan sorunlar, zamanla sadece onları ilgilendirmekle kalmamakta, topluma da vurulan ağır darbeler olarak su yüzüne çıkmaktadır. Eğitimleri yarıda kesilmiş, cahil bırakılmış bu çocukların, geleceğe çok bilinçli, iyi eğitim görmüş evlatlar yetiştirmeleri beklenemez. Dolayısıyla bu sebeple nesillerce sürecek eğitim sorununun baş göstermesine ve benzer gelenek ve göreneklerin süregelmesine sebep olunmaktadır. Eğitimlerinden koparılan ve küçük yaşlarda evlendirilerek evlere hapsedilen kız çocuklarının aynı zamanda toplumsal hayata entegre olmalarının yolu da kapanmaktadır. Zaten kadınların iş hayatında yer almasını tasvip etmeyen bu zihniyet, böylece çok sayıda kadın iş gücünün önünü kesmekte, onları küçük yaşlardan itibaren sosyal hayattan tecrit etmektedirler. Bunun yanında, yaşadığı bu travmaları atlatamayan kız çocukları, pek çok intihar vakasıyla da birlikte anılmaktadır.

    Türkiye’nin gelişmiş ülkeler seviyesine ulaşabilmesi için çözüm üretmesi gereken önemli toplumsal sorunlardan biri olarak varlık göstermektedir çocuk gelinler. Dolayısıyla erken yaşta ve zorla evliliklerle mücadele için bir an önce çözüm yolları aranması gerekmektedir. Soruna yaklaşımda başlangıç olarak kurumlar ve kanunlar kapsamında ortak bir dil oluşturulmalıdır. Türk Medeni Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve Çocuk Koruma Kanunu gibi konuyla ilgili kanunlar arasındaki uyumsuzluklar giderilmeli ve on sekiz yaşını doldurmamış kızların evlenmesi yasaklanmalıdır. Yasakların ihlalleri durumunda da ağır cezaların uygulanmasını sağlayacak yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Ayrıca sorunla mücadele için çok sektörlü bir yaklaşım benimsenmeli ve yerel yönetim çalışanları ile çocuk polislerine, konuyla ilgili kanunlar ve gereklilikleri hakkında bilgilendirme toplantıları yapılmalıdır. Bunun yanında özellikle erken evliliklerin görüldüğü bölgelerde kız çocuklarının eğitim devamlılıkları kontrol altında tutulmalı, Milli Eğitim Bakanlığı çalışanlarına ve okullardaki personele bu devamiyetlerin sağlanması yönünde sorumluluk verilmeli, denetimler sıkı tutulmalıdır.

    Erken evlilikler, gelenek kodlarıyla devamiyeti sağlanan bir uygulama olduğu için, meşrulaştırılan bu düzenin kültürel değerlerden tasfiye edilmesi gerekmektedir. Köklü kültürel sistemlerin değiştirilebilmesi için ise toplumda köklü ve çok yönlü reformlar gerçekleştirilmelidir. Dolayısıyla toplumda, özellikle erken evlilik gibi uygulamaların çok görüldüğü bölgelerde hem siyasi, hem ekonomik, hem kültürel alanlarda çok yönlü reform ve yatırımların yapılması büyük önem arz etmektedir. Sorunun çözümünde, bahsedilen hukuki, iktisadi, kültürel ve siyasi öneriler göz önünde bulundurulduğunda, mücadele yöntemlerinin çok daha etkin olacağı tartışılmazdır.

    Sonuç olarak, görüldüğü üzere “sadece bir gelenek” adı altında nesillerce devam ettirilen bu ve benzeri uygulamalar, sonuçta toplumda büyük bir hasara sebep olmakta, ülkenin gelişmişlik seviyesini ve daha da ileriye gidebilme çabalarını doğrudan alaşağı etmektedir. Kadınların aktif rol oynamadığı bir toplumun gelişmişlik seviyesine ulaşamayacağının söylendiği çağımızda, bırakın kadınların sosyal hayatta çok yönlü roller üstlenebilmelerini, daha yaşama haklarının güvence altına alınamadığı gerçeğiyle yüz yüze bulunmaktayız. Dolayısıyla çok yönlü çözüm önerilerinin üretilmesi ve vakit kaybetmeden hayata aktarılması gerekmektedir.

    (1) Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD) Resmi Web Sitesi, , (Erişim tarihi: 23.09.2010).

    (2) D. Çakmak, “Türkiye’de Çocuk Gelinler”, Birinci Hukukun Gençleri Sempozyumu-Hukuk Devletinde Kişisel Güvenlik, 20-21 Mart 2009, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Ankara, Türkiye.
     
  2. zahide

    zahide Yeni Üye

    Kahramanmaraş'ın Türkoğlu Kaymakam Tuncay Akkoyun, aile içi şiddetin önüne geçmek için azimle çalışacaklarını söyledi. Tuncay Akkoyun, erken yaşta yapılan evliliklerin fazla uzun ömürlü olmadığını kaydetti.

    Müftülüğü ziyaret eden Kaymakam Akkoyun, irşat ekibi ve Kur'an kursu öğrencileriyle sohbet etti. Aile içi şiddet ve boşanmaların önüne geçebilmek için 21 kadın din görevlisinin yer aldığı ekip ile bir süre sohbet eden Kaymakam Tuncay Akkoyun, kapalı toplumlarda erken evliliğe, şiddete ve boşanmalara dikkat çekti.

    "Bu yapılan yanlış adımlar neticesinde erken yaştaki evlilikler fazla uzun ömürlü olmuyor. 13, 14, 15 yaşlarındaki evliliğin önüne geçmeliyiz. Henüz çocuk yaşta evlenen insanlar hayatın zorluklarıyla karşılaştıklarında mücadele edemiyorlar ve bunalıma girerek intihara, kalkışıyor boşanıyor. Ve erken yaştaki evlilikten her 4 kişiden biri tekrar boşanıyor. Bu yüzden sizlere büyük sorumluluklar düşüyor. Kapalı toplumlarda insanlar kendilerini ifade edemiyor bu da belli bir zaman sonra şişerek patlıyor. Baba evinden ayrılan bir kız tekrar evine dönemiyor dönse bile mutlu olamıyor. Sudan bahaneler yıkılan yuvalar var bu yüzden çok çalışmamız lazım" diyen Akkoyun, kaymakamlık olarak sosyolog ve asayiş konusunda da yardımcı olacaklarını söyledi.

    Kur'an kursu öğreticileri ise böyle bir hizmet ederek aile içindeki huzursuzlukları bir nebze de giderdikleri zaman çok mutlu olduklarını söyledi. İlçe Müftüsü Bilal Polat, "Kadın görevlilerimiz kendilerine gelen bilgiler ışığında haftada bir gün ev ziyareti yapıyor. Bu çalışmalarda arkadaşlarımız evin hanımlarıyla görüşüyor. Sorunlarını dinliyor, ne yapmaları ve nasıl davranmaları gerektiği hususlarını anlatıyor. Özellikle geçimsizliğin zirvede olduğunu, aile içi şiddetin yaygınlaştığını ve boşanma oranının da çok fazla olduğunu gördük. Böylece, yuvaların yıkılmaması ve huzurlu bir aile ortamının sağlanması için konusunda uzman 3'er kişiden oluşan toplam 7 ayrı ekip kurduk. Ve çalışmalarımız tüm hızıyla devam ediyor." şeklinde konuştu.

    Ziyarete Kaymakam Tuncay Akkoyun, İlçe Jandarma Komutanı Mustafa kara, İlçe Müftüsü H. Bilal Polat hazır bulundu.

    (CİHAN)