Depresyona giren birine nasıl davranmalı

Ruh Sağlığı bölümünde yer alan bu konu deep tarafından paylaşıldı.

  1. deep

    deep Harbi Aktif Üye

    Depresyona giren birine nasıl davranmalıyız?

    Hemen herkesin çevresinde depresyona giren bir yakını vardır elbette. Peki, onlara faydalı olmak için ne yapmak gerekir? Hastayla dertleşerek beraber kederlenmek midir doğru olan, yoksa kendi haline bırakarak toparlanmasını beklemek mi?

    Günümüzde giderek yaygınlaşan depresyon, doğru yönetilmezse çok ciddi sorunlara yol açabilir. Uzmanlar, depresyona giren kişinin yakınlarına büyük sorumluluklar düştüğünü söylüyor. Depresyondaki kişiye asla ağır hasta muamelesi yapılmamasını tavsiye eden doktorlar, buna karşılık abartılı sevgi ve şefkat gösterilerinin de ters tepebileceği uyarısında bulunuyor. Yapacağınız en büyük yardım, onu anladığınızı ve her zaman yanında olduğunuzu hissettirmek. Fakat depresyondaki kişi ağladığında onunla birlikte ağlamak işi daha kötüye götürebilir.

    Depresyon hastasının durgun, mutsuz, geleceğe karşı umutsuz ve her şeyden bıkkın hali, yakınlarının dikkatini çeker. Hatta kimi zaman depresyonda olan kişi; çarpıntı, fiziksel ağrılar yahut ağlama krizleri gibi daha güçlü reaksiyonlar da gösterebilir. Birçok fiziksel hastalığın başlangıcında olduğu gibi, hasta yakınları depresyon geçiren kişinin durumunu idrak etmekte ve kabullenmekte zorluk çekebilirler. Hastaların ruh hallerindeki olumsuz değişiklik, çevresini de büyük ölçüde etkiler. Bu süre zarfında hasta yakınlarının desteği ve farkındalığı, iyileşmenin hızlanmasını sağlar.

    Yakınlarını bir an önce eskisi gibi görmek isteyen dostları ve ailesi farkında olmadan hatalı adımlar da atabilirler. Bu durum, hastalığın seyrinin uzamasına sebebiyet verebilir. Çevrenin bilinçsiz yaklaşımı hem hastayı etkileyebilir hem de kişinin kendisinde hastaya karşı olumsuz hisler oluşmasına sebebiyet verebilir. Hatta hastanın çevresindeki bu kişiler de zaman içerisinde depresif bir hissiyata bürünebilirler.

    Peki, tüm bu süreç içerisinde ne yapmak gerekiyor? Hastayı kendiyle baş başa bırakıp toparlanmasını mı beklemek gerekiyor, yoksa elimizden geldiğince her an yanında olmaya çalışmak mı? Uzmanlara göreyse gösterilen desteğin, kararında ve profesyonel düzeyde olması lazım.

    Bezmialem Vakıf Üniversitesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmet Kırpınar, bazen hasta yakınları iyi niyetleri ve hastaya olan sevgileri nedeniyle istemeden hastalık davranışını pekiştirebileceklerini söylüyor: “Hasta yakınları hastanın günlük işlerini üstlerine alabilir, hastanın yatarak istirahat etmesinin iyi geleceğini düşünebilir, her zamanki isteklerinden vazgeçmiş görünebilir veya sık sık özür dileyebilirler. Bunların hepsi yanlıştır. Tam aksine beden ve zihin meşguliyeti depresyonlu kişi üzerinde düzeltici bir etki yapar. Hasta muamelesi yapmak, depresyonluların sorunlarının tam da tahmin ettikleri gibi ağır olduğunu düşünmelerine yol açabilir.”

    “Hastanızla gülebilirsiniz fakat asla birlikte ağlamayınız.” tavsiyesinde bulunan Kırpınar, bazen en ufak sorunları büyütme, ortaya çıkan aksiliklerden kendisinin kusurları ile ilgili anlamlar çıkarma eğiliminde olan depresyonlu kişiye, yakındığı problemli durumların daha gerçekçi, daha mantıklı izahlarını yapmak ve hastayı da benzer izah tarzları için cesaretlendirmenin işe yarayabileceğini sözlerine ekliyor.

    Uzm. Dr. Nihat Kaya ise hastaya hiçbir sıkıntısı yokmuş gibi muamelede bulunmanın hastayı olumsuz etkileyeceğini belirtiyor. “Her şey senin elinde, çık gez, eğlen gibi ifadeler sarf etmek ve hastayı zorla konuşturmaya çalışmak doğru bir tutum değildir. Yanında olduğunuzu ve dilediği zaman yardımcı olacağımızı hissettirmek depresyonda olan kişiyi rahatlatır. Israrcı bir şekilde hastayı dışarı çıkarmak için ikna etmeye çalışmak da yanlıştır. Hastayı boğmadan arada sırada tekliflerde bulunarak hastayı mobilize etmek daha doğru olur.” Yine aynı şekilde hastanın fazla üzerine gitmeden onu yüreklendirmeye çalışmanın doğru bir hareket olduğunu söyleyen Kaya, hastayı tembellikle ve bencillikle suçlamanın hastayı daha fazla demoralize edeceğini dile getiriyor. Bunun yanı sıra hastanın profesyonel yardım aldığı esnada aile bireylerinin doktoruyla iletişim kurmasının önemli olduğunu ekliyor.

    Bazı kişilerde depresyon süresi aylarca sürebiliyor. Bu durum sadece hastayı değil, hasta yakınlarının da psikolojilerini ve düzenlerini etkileyen bir durum haline gelebiliyor. Prof. Dr. İsmet Kırpınar, depresyonun bulaşıcı bir özellik taşımadığını fakat yine de hastanın etrafındaki kişilerin belli hususlara dikkat göstermesi gerektiğini dile getiriyor: “Özellikle uzayan depresyonlarda bazen hasta yakınları, hastalarının sürekli yakınmalarından, uykusuzluğundan, karamsarlığından etkilenebilirler. Bu yüzden bakım sağlayanların bu işi sırayla yapmaları, kendi günlük aktivitelerini sürdürmeleri önemlidir.”

    Dr. Nihat Kaya ise hasta yakınlarının hastanın yükünü azaltmalarının, fakat hastanın kişilik yapısı bunu suiistimal etmeye yatkınsa daha dikkatli olunması gerektiğinin altını çiziyor. Ayrıca bazı ailelerde hastanın etrafındaki kişilerin hastayı çok fazla sahiplenip sürekli koruyup kollaması da hastanın mevcut durumunun uzamasına sebebiyet verebiliyor. Hastalık tedaviyle düzelme sinyalleri verdiğinde; hastayı önceki aktivitelerini ve sorumluluklarını yapma konusunda teşvik edip, yardımcı olmak gerekiyor.

    ‘Doğru anlaşılmak istiyorum’

    Feyza K. (Üniversite öğrencisi, 21 yaşında): Depresyonla mücadele verirken, çevremdeki insanların süreci atlatmama katkısı büyük oldu. Kendimi içinde bulunduğum dünyaya ait hissetmezken ailemin ve arkadaşlarımın yanımda olduklarını bilmek beni rahatlatıyordu. Yalnız kalmak istediğim ve konuşmak istemediğim vakitlerde gerektiğinde benimle susup oturabiliyorlardı. Bazen de istemememe rağmen çeşitli bahanelerle beni dışarı çıkartıyorlardı. Dış dünyaya tekrar adapte olmak için adım atmak gerekiyordu. Şu an görüyorum ki, bir müddet kendimde o gücü bulup adım atamadığım için insanların beni zorlamadan elimden tutması aslında iyi geliyordu. Bunların yanı sıra depresyondayken ne hissettiğinizin karşı taraf tarafından anlaşılması pek mümkün değil. İnsanların çok fazla soru sormalarından, anlamaya çalışmalarından ve hatta bazen abartıyorsun demelerinden bıktığım da oluyordu. Profesyonel destek daha mantıklı bir seçim gibi gözüktü, çünkü arada duygusal bir bağ olmayan kişi yargılanmadan sadece seni dinleyip, yol gösterebiliyor ve bazen daha güven verici olabiliyor.

    ‘Normal hayatımızı sürdürmeye çalıştık’

    Salih K. (Baba-İşletmeci, 51 yaşında): Kızımın depresyona girdiğini, farklı davranmasından anladım. Özellikle konuşmaması ve en temel ihtiyaçlarını söylememesi bile dikkatimi çekiyordu. Okula gidecekken dahi yanında yol parasının olup olmadığını bilmiyordu. Günlük hayattan süratle kopuyordu ve bu da bizi endişelendiriyordu. En yakın arkadaşlarıyla görüşmez oldu ve daha önce zevk alarak yaptığı şeyleri yapmıyordu. Onunla sanki bunların farkında değilmişiz gibi normal hayatımızı sürdürdük. Özellikle yalnız bırakmamaya çalıştık, arkadaşlarından sık sık onu ziyaret etmelerini istedim. Aile fertleri ve arkadaşlarıyla onu yalnız bırakmamaya çalıştık.

    ‘Keşke babam beni anlamaya çalışsaydı’

    Metin D. (Üniversite öğrenci, 20 yaşında): Üniversiteye hazırlandığım sıradaki tempo beni bir hayli sarsmıştı. Daha sonrasında iyi bir okula yerleştiğim halde, bölümün beklentilerimi karşılamadığını fark ettim ve bu da çok fazla bunalttı beni. Okuldan fazla arkadaş edinmemiştim, bir süre sonra derslere de gitmemeye başladım. Bu esnada en fazla abim ve annemden destek aldım. Babamsa bana karşı öfkeliydi. Memnuniyetsiz, şükürsüz olduğumu düşünüp bağırıp çağırıyordu sürekli. Onun tepkileri beni daha bunaltıyor ve benimle diyalog kurmadığı için daha kötü hissediyordum. Abim ve annemse arkamda olduklarını sürekli hissettirdiler.

    ‘Çocuğumun yükünü tamamen üstlenmemeliydim’

    Seyhan D. (Anne-Ev hanımı, 46 yaşında): Oğlum normalde de içe dönük bir yapıya sahip. Okulunu sevmemesi onu daha fazla sessizleştirdi fakat bir süre sonra iştahı da tamamen kesildi ve odasından çıkmamaya başladı. Durumun daha ciddi olduğunu düşünmeye başladım. Elimden geldiğince onu rahatlatacak şeyler söylemeye çalıştım fakat çocuğumu sürekli karamsar görmek beni de çok üzüyordu. Onun normalde yapabileceği şeyleri oğlum yerine ben yapmaya başladım. Sanıyorum bu konuda biraz hatalı davranmış olabilirim. Çevremden çok fazla eleştiri aldığım için kendimi frenlemeye çalışıyorum.

    Sakın yapmayın

    Depresyon geçiren kişiye ağır hasta muamelesi yapmayın.

    Sıkıntılarını ve içerisindeki durumu küçümseyici ifadelerden uzak durun.

    İlgi ve şefkat göstermekten kaçınmayın ama abartıya da kaçmayın.

    Dışarı çıkması yahut konuşması için aşırı zorlamayın.

    Hastanın üzerindeki sorumlulukları tamamen kendi üzerinize almayın.

    Mutlaka yapın

    Profesyonel yardım alıyorsa doktoruyla iletişim içerisinde olun.

    Onu anladığınızı ve her zaman yanında olacağınızı hissettirin.

    Fazla ısrarcı olmadan küçük teklifler yaparak dışarıya çıkarmaya çalışın.

    Hastayla beraber her ağladığında ağlamayın, onu yüreklendirecek şekilde konuşun.

    Daha önceden ilgi duyduğu, zevk aldığı ortam ve durumları oluşturmaya çalışın.

    Sevde Tuba Okçu - ZAMAN​

     

Bu sayfa için etiketler

  1. depresyon geçiren kişiye nasıl davranılmalı