Depresyon Belirtileri

Ruh Sağlığı bölümünde yer alan bu konu deep tarafından paylaşıldı.

  1. deep

    deep Harbi Aktif Üye

    Depresyon Belirtileri nelerdir

    Bırakınız yaşlı ku şağı, orta kuşağın bile oldukça geç tanıştığı bir ifade olarak “depresyon”, gündelik hayatın içinde sıkça zikredilen bir terim olarak yerini aldı artık. “Galiba depresyondayım” cümlesini kullanmayanımız yok gibi. Zaman zaman yanlış telaffuz edilen, hemen hiçbir zaman gereken önem verilmeyen ve hatta şarkısı bile yapılan depresyon aslında nedir?

    Hayatın normal akışı içerisinde başarısızlığa ya da hayal kırıklığına uğradığımız zaman dilimlerinin olması, büyük sorunlarla yüzleşmek zorunda kaldığımız ve ağır üzüntüler yaşadığımız anların ortaya çıkması elbette beklenen durumlardır. Böyle zamanlarda hissettiklerimizi depresyon olarak nitelemek doğru değildir. Depresyon halinden söz etmek için bu duyguların hiç kaybolmaksızın en az 2-3 haftadır devam ediyor olması, belirti ve şikayetlerin giderek şiddetlenmesi ve zamanla gündelik yaşantımızı etkiler hale gelmesi gerekmektedir.

    Neden ben?

    Her üç yetişkinden ikisinin hayatlarının bir döneminde depresyon geçirdiğini bilirsek, aslında hiç de yalnız olmadığınızı söyleyebiliriz. Ancak bunların ekserisi kısa süreli ve hafif durumlar şeklinde seyreder. Şiddetli depresyon vakalarına ise yaklaşık olarak %15 oranında rastlanmaktadır. Ayrıca bazı bireyler, hayatlarının çeşitli dönemlerinde iki veya daha fazla depresyon atakları geçirebilmektedir.

    Her ne kadar herkes depresyon geçirme konusunda doğal birer aday da olsa, bazı kişiler depresyona daha yatkın kişilik özellikleri taşır ve ortada herhangi bir aşikâr sebep olmadan depresyon gelişebilir.

    Kesin nedeni tam olarak bilinmeyen bu hastalığın zemininde sosyal çevreyle ilişkilerde yaşanan sorunlar, bir yakının kaybedilmesi, hastalık vs. etkenler yer alabileceği gibi, herhangi bir neden olmadan da ortaya çıkabilir. Bazen hem kişisel yatkınlık hem de yaşanan olayların birlikte tetiklediği bir hadise olarak da karşımıza çıkar.

    Kadınlar erkeklere oranla daha fazla depresyona yakalanmaktadır. Bazı özel dönemler kadınları depresyona daha duyarlı hale getirir. Özellikle doğum sonrası dönem ve menopoz bu açıdan en riskli zaman dilimlerini oluşturmaktadır.

    Günümüzde yapılan çalışmalar, depresyonun beyinde meydana gelen biyokimyasal bir dengesizliğe, bazı kimyasal maddelerin eksikliğine bağlı olabileceğini akla getirmektedir. Halihazırdaki ilaç tedavileri de bu temele dayanmaktadır.

    Gerçekten depresyonda mıyım?

    Depresyon konusunda bazı insanların vurdumduymazlık derecesinde ilgisiz kaldığını, bazılarınınsa her hüzün halini depresyona yorduğunu söyleyebiliriz. Ama şu sıralayacağımız belirtiler hastalığın varlığı konusunda ciddi bir kanaat oluşması için önem taşır:

    Günlerin çoğunda ve bazen tamamında kötü bir ruh haliyle dolaşarak geçirme, hadiselere “siyah” gözlükten bakma,

    Hayattan zevk almama, normalde hoşa giden işlere karşı bile ilgisizlik hissetme,

    Anormal derecede üzüntüye kapılma ve bazen ağlama nöbetleri geçirme,

    Suçluluk, işe yaramama ve yararsızlık duygusuna kapılma,

    Şevkini yitirme, çok basit işlerin bile göze büyümesi,

    Dikkati yoğunlaştırmada güçlük çekme, örneğin okuma, yazma, çalışma gibi uğraşların zorlaşması,

    Uykuya dalmada, uykudan uyanmada güçlük, uykudan yorgun olarak kalkma, bazen gecenin bir yarısı uyanıp, bir daha uykuya dalamama gibi uyku bozuklukları,

    Kendini sürekli güçsüz ve yorgun hissetme,

    Cinsel istekte azalma,

    Aşırı tedirginlik, çabuk sinirlenme, huzursuzluk,

    Belirtilerin her geçen gün giderek kötüleşmesi,

    Çarpıntı, ba ş ağrısı, göğüs ağrısı ve genel vücut ağrıları gibi fiziksel emareler,

    Ölüm üzerine tekrarlayan düşüncelere sahip olma, bazen ölümün en çıkar yol olduğu yönünde kanaate sahip olma.

    Depresyona dair yanlış anlayışlar

    Çoğu insan depresyonun zayıf karakterli insanlara has bir hastalık olduğu kanaatine sahiptir. Oysa tarihte yaşamış nice kudretli devlet adamları, komutanlar, bilim adamları, sanatçılar depresyondan muzdarip olmuşlardır.

    Depresyonda olan kişilerin takıldıkları konulardan birisi de, durumlarının hiç kimse tarafından tam olarak anlaşılamayacağı ve bir çözüme hiçbir zaman ulaştırılamayacağı vehmidir. Bu nedenle hastalıklarını gizleme ve kimseyle paylaşmama gibi bir tavırları olabilir.

    Bazı depresyon hastaları da belirtilerinin fiziksel bir rahatsızlığa bağlı olduğunu düşünürler ve çözümü yanlış yerde arama eğilimindedirler.

    Bir diğer yanılgı da hastanın “acaba deliriyor muyum?” endişesine kapılmasıdır. Oysa depresyon, çok nadir görülen bir alt grubu hariç, halkın “delilik” olarak nitelendirdiği psikotik hastalıklar grubuna girmemektedir.

    Tedavi için neler yapmalı?

    İlk aşama elbette kişinin kendisindeki belirtilerin depresyona ait olabileceğini düşünerek bir psikiyatra ya da bir aile hekimine başvurmasıdır. Hafif düzeyli depresyonlarda konuşma terapileri tek başına yeterli olabilir. Sizi dinleyen ve doğru yönlendirmelerle çözüm üretmenize yardımcı olan bir profesyonelin yardımı sorunu kökünden halledebilir. Daha ağır ve ısrarcı depresyonda hekiminiz bilişsel ve bilişsel-davranışsal terapi seçeneklerini devreye sokabilir. Bundan kastımız, depresyona yol açan nedenin sizin düşünme ve/veya davranış tarzınızın olabileceği göz önünde bulundurularak, zararlı, yanlış, faydasız düşünme ve davranış biçimleri üzerinde durarak, sorunun giderilmeye çalışılmasıdır.

    Bazen tüm depresyon belirtileri tamamen bir tek sorun kökenli olabilir. Bu durumda, soruna özgün danışmanlık alınması gibi bir çözüm de sunulabilir. Evlilik meseleleri, cinsel sorunlar, çok sevilen bir yakının kaybedilmesi gibi durumlarda bu yaklaşım önem taşır.

    İlaç tedavileri ve taşıdıkları bazı özel sorunlar

    Günümüzde en fazla reçete edilen ilaçların belki de başında antidepresan ilaçlar gelmektedir. Bu ilaçlar depresif duygu durumunuzda belirgin düzelmeler sağlayarak, sizin sorunlarla baş edebilme gücünüzü arttırırlar.

    Ancak bu ilaçların da diğer türdaşları gibi dikkat edilmesi gereken bazı yönleri vardır. Mesela, ilacın etkisini ortaya koyabilmesi için 3-4 haftaya ihtiyaç vardır. Ayrıca tedavi 6 ay ve daha uzun bir süreye yayılabilir. Bazen tedavinin kesilmesiyle belirtiler geri döner ve yeniden tedavi başlanması gerekebilir. İlacın kullanılmaya başlandığı günlerde geçici olarak bulantı, uyuşukluk, baş dönmesi, iktidarsızlık gibi sıkıntıların ortaya çıkabileceği akılda tutulmalıdır.

    Depresyon hastalarında en fazla dikkat edilmesi gereken hususlardan bir tanesi de hastanın intihar eğiliminin açığa çıkartılmasıdır. İntihar eğilimi ya da girişimi ciddiye alınmalı ve profesyonel destek konusunda acele edilmelidir. Bir kez intihar girişiminde bulunan kişilerin bu eylemlerini tekrarlama ihtimalleri oldukça fazladır.

    Tedaviye cevap alınamadığında, ilaç gruplarının değiştirilmesi gündeme gelebilir. İlaç tedavisine dirençli ve şiddetli depresyonda elektriksel şok uygulamasının yapıldığı, kişiye fiziksel herhangi bir zarar vermeyen bir yöntem olarak EKT tercih edilebilir.

    Son söz

    İnsanın giderek yalnızlaştığı, ailevî ve toplumsal desteklerin zayıfladığı, başka insanların sorunlarının görmezden gelindiği dünyamızda, depresyonun yaygınlaşması için her türlü çevresel ve sosyal ortam hazır durumdadır.

    Ebeveynlerle çocuklar, karı-koca ve iş ortamını paylaşan insanlar arasında asgari insanî ilişkilerin sağlıklı yürütülmesiyle ve insanların birbirlerini anlamak için daha fazla zaman ayırmasıyla çözülecek sorunlar, ne yazık ki bireyleri hekim önüne taşımaktadır. İşin aslına bakarsanız, tüm bu sağlıksız ortamları değiştirme gücünü elinde bulundurmayan hekimin tedavideki başarısı da belki de bu yüzden zaman zaman yetersiz kalmaktadır.

    Bu nedenle depresyon tedavisinde hekim ve uyguladığı terapinin sacın yalnızca bir ayağını oluşturduğunu akılda tutmak, sorunu çözebilmek için diğer sac ayaklarını da sağlamlaştırmanın önemi iyi bilinmelidir.

    Dr. Ramiz KAYRAK
    semerkand dergisi