ALLAH ' ın kalpleri mühürlemesi

Kuran-ı Kerim bölümünde yer alan bu konu akrep_zehiri tarafından paylaşıldı.

  1. akrep_zehiri

    akrep_zehiri ''єѕяαяℓı gözℓєя''

    Allah, onların kalpleri ve kulakları üzerine mühür vurmuştur; gözlerinin üzerinde perdeler vardır.Büyük azap da onlar içindir.Bakara 7

    Mushafı (ister orijinal ister meal) eline alan kimse hemen 13 ayet sonra yukarıdaki ayeti okumaktadır. Bilinçli bir okuyucu ise ister istemez aklına “kafirlerin kafirliğinin kaderleri olduğu, ne yapsalar kafirlikten kurtulamayacakları ve de onlara hiçbir uyarının yararı olmayacağı, onların mutlaka cezalandırılacakları” anlayışı gelecektir. Bu durumda da kafasına “Bunlar kalpleri ve kulakları mühürlenmek, gözleri perdelenmek suretiyle cebren/zoraki Allah tarafından kafir kılınıyorlarsa onlara azap edilmesinin mantığı nedir, bu durum adalet ilkesine ters düşmez mi?” sorusu takılacaktır.



    Müslümanlar farkında olmasalar da Kur’an’da söz konusu ettiğiniz ayetten başka bu anlama paralel daha bir çok ayet mevcuttur. Bunları konu akışı içerisinde göreceğiz.

    Yüce Rabbimiz zalim değildir. Kimsenin iman etmesine engel değildir. İnsanları özgür bırakmış, dileyenin kafir dileyenin de mümin olabileceğini bildirmiştir. Yani kafirliği ve müminliği kimseye cebir/zoraki kader olarak yazmamıştır. Öyleyse bu ayetlerin ifade ettiği anlamlar nelerdir! İşte bunları Kur’an üslubu ile Kur’an’dan anlamaya çalışalım. Kur’an’da kalplerin, mühürlenmesinden başka daha başka şekillerde de etki altında bırakıldığı açıklanmaktadır. Konuyu anlayabilmek için bunları da bilmek zorundayız. Bunlar:

    a)Kalpleri mühürlemek.

    Bakara suresi ayet 7:

    “Allah, onların kalpleri ve kulakları üzerine mühür vurmuştur; gözlerinin üzerinde perdeler vardır. Büyük azap da onlar içindir.”

    Enam suresi ayet 46:

    “De ki: “Gördünüz mü/düşündünüz mü hiç; eğer Allah sizin işitmenizi ve görmenizi alır ve kalplerinizi mühürlerse, onları size Allah`tan başka getirebilecek ilah kimdir?” Bak, biz ayetleri nasıl açıklıyoruz da onlar yine sırt çevirip-engelliyorlar?”

    Casiye suresi ayet 23:

    “Şimdi sen, kendi hevasını ilah edinen ve Allah`ın bir ilim üzere kendisini saptırdığı, kulağı ve kalbini mühürlediği ve gözü üstüne bir perde çektiği kimseyi gördün mü? Artık Allah`tan sonra ona kim hidayet verecektir? Yine de öğüt alıp-düşünmüyor musunuz?”

    b)Kalpleri damgalamak.

    Münafikun suresi ayet 3:

    “Bu, onların iman etmeleri sonra inkâr etmeleri dolayısıyla böyledir. Böylece kalplerinin üzerine damga vurulmuştur (mühürlemiştir), artık onlar kavrayamazlar.”

    Nisa suresi ayet 155:

    “ Onların kendi sözlerini bozmaları, Allah`ın ayetlerine karşı inkâra sapmaları, peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve: “Kalplerimiz örtülüdür/sünnetsizdir” demeleri nedeniyle (onları lanetledik.) Hayır; Allah, inkârları dolayısıyla ona (kalplerine) damga vurmuştur. Onların azı dışında, inanmazlar.”

    c) Kalplerin sıkışması.

    En’am suresi ayet 125:

    “Ve sonra Allah, kimi hidayete erdirmek isterse, onun göğsünü İslam`a açar; kimi saptırmak isterse, onun göğsünü, sanki göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar. Allah, iman etmeyenlerin üstüne işte böyle pislik çökertir.”

    d) Kalplerin hastalanması.

    Bakara suresi ayet 10:

    “Kalplerinde hastalık vardır. Allah da hastalıklarını artırdı. Yalan söylemekte olduklarından dolayı, onlar için acı bir azab vardır.”

    e) Kalplerin ölmesi.

    En’am suresi ayet 36:

    “Ancak dinleyenler icabet eder. Ölüleri (ise,) onları da Allah diriltir. Sonra O`na döndürülürler.”

    En’am suresi ayet 122:

    “Ölü iken kendisini dirilttiğimiz ve insanlar içinde yürümesi için kendisine bir nur verdiğimiz kimsenin durumu, karanlıklarda kalıp oradan bir çıkış bulamıyanın durumu gibi midir? İşte, kafirlere yapmakta oldukları böyle `süslü ve çekici` gösterilmiştir.”

    f)Kalplerin paslanması.

    Muttaffifin suresi ayet 14:

    “ Asla, hayır; onların kazandıkları, kalpleri üzerinde pas tutmuştur.”

    g) Kalplerin katılaşması.

    Bakara suresi ayet 74:

    “Bundan sonra kalpleriniz katılaştı; taş gibi, hatta daha katı. Çünkü taşlardan öyleleri vardır ki, onlardan ırmaklar fışkırır, öyleleri vardır ki yarılır, ondan su çıkar, öyleleri vardır ki Allah korkusuyla yuvarlanır. Allah yaptıklarınızdan habersiz (gafil) değildir.”

    Zümer suresi ayet 22:

    “Allah, kimin göğsünü İslam`a açmışsa, artık o, Rabbinden bir nur üzerinedir, (öyle) değil mi? Fakat Allah`ın zikrinden (yana) kalpleri katılaşmış olanların vay haline. İşte onlar, apaçık bir sapıklık içindedirler.”

    h) Kalplerin Hakk’tan yüz çevirmesi (insiraf).

    Tevbe suresi ayet 127:

    “Bir sûre indirildiğinde, bazısı bazısına bakar (ve): `Sizi bir kimse görüyor mu?` (der.) Sonra sırt çevirir giderler. Gerçekten onlar, kavramayan bir topluluk olmaları dolayısıyla, Allah onların kalblerini çevirmiştir.”

    ı) Kalplerin taassubu (hamiyet).

    Feth suresi ayet 26:

    “Hani o inkâr edenler, “gurur ve soy asabiyetini” (hamiyeti), cahiliyenin `gurur ve soy asabiyetini’ kendi kalplerinde alevlendirip-kışkırttıkları zaman, hemen Allah; elçisinin ve mü`minlerin üzerine `(kalbi teskin eden) güven ve yatışma duygusunu` indirdi ve onları `takva sözü` üzerinde `kararlılıkla ayakta tuttu.` Zaten onlar, buna layık ve ehil idiler. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.”

    i) Kalplerin inkarı.

    Nahl suresi ayet 22:

    “Sizin ilahınız tek bir ilahtır. Ahirete inanmayanların kalpleri ise inkarcıdır ve onlar müstekbir (büyüklenmekte) olanlardır.”

    Bu ayetler hep aynı soruyu gündeme getirmektedir, “Allah Teala insanların iradesine müdahale edip onları sapıklık içinde mi bırakmaktadır ?”

    Bu soruyu cevaplayabilmemiz ve zihnimizdeki sorunu cevaplayabilmemiz için Kur’an’a başvurmamız gerekmektedir. Bu başvuru Kur’an’da Rabbimizin belirlediği ilkeler çerçevesinde olacaktır. Kur’an’daki bir konuyu iyi anlayabilmek için o konuyla ilgili tüm Kur’an ayetlerini dikkate almak bu ayetleri de özet olandan tetay olana sıraya koymak gerekir. Bu yöntemler Allah’ın bizlere kesin talimatıdır (direktifidir).

    Ta Ha suresi ayet 114:

    “Hak olan, biricik hükümdar olan Allah yücedir. Onun vahyi sana gelip-tamamlanmadan evvel, Kur`an`ı (okumada) acele etme ve “Rabbim, ilmimi artır.” de.”

    Hud suresi ayet 1:

    “Elif, Lam, Ra. Bu, Hakim ve her şeyden haberdar olan biri tarafından ayetleri pekiştirilmiş, sonra da açıklanmış bir Kitap’tır.”

    Bu konuyu kavrayabilmemiz için önce “kalp”, “mühür”, “mühürleme” ve “kalbin mühürlenmesi” ifadelerinin anlamını sonra da “Allah’ın kalpleri mühürlemesi” ifadesininanlamını aslına uygun tarzda bilmemiz gerekiyor. Biz bu hususları İbn-i Manzur’un Lisan-ül Arab ve Ragıb el İsfehani’nin El Müfredat’ını esas olarak alıp bu ifadeleri takdim ediyoruz.

    Kalp:

    “Kalb” sözcüğü: Kalp sözcüğü bireyin ortası, özü demektir. Bundan dolayı “yürek”e de kalp denmiştir. Araplar yüreği düşünce ve tefekkürün merkezi olarak bilmekteydiler. Giderek akla da kalp demeye başladılar. Bu kullanım” mahalliyet” mecazı mürseli idi. Bazı kullanımlarda akıl ve kalp kelimeleri eşanlamlı isimler olarak görülmeye başlandı. Ve dünyada hiç kimse bu kullanımın doğru bir temele dayanıp dayanmadığına aldırış etmedi. O nedenledir ki Kur’an’da kalp sözcüğü, kan pompalayan organ olarak değil aklın, düşüncenin, tüm zihinsel fonksiyonların merkezi olan beyin anlamında kullanılmıştır.

    Hatem/Mühür:

    “Üzerinde bir kimsenin veya bir kuruluşun adının tersine kazılı bulunduğu ve imza yerine geçen maden, lastik veya başka bir maddeden yapılmış alet, damga” demektir.

    Hatm/Mühürleme:

    Mühürleme, Tab’/damgalamak demektir. Tab’/damgalamak ise hılkat ve cibilliyet (yaratılışta şekil verme) demektir. Tabii, Tabiat, tabiyyet sözcükleri hep bu tab’/basmak anlamındaki sözcüğün türevleridir. Daha sonra kulların sonradan eşyaya şekil vermelerine de “tab’” denilmiştir. Örneğin kılıç yapımı (demire şekil vererek kılıç haline getirmek), Para basımı (madene şekil vermek) için de “tab’” sözcüğü kullanılır olmuştur. Daha sonra kitap, dergi, gazete basımlarına da “tab’” denilir olmuştur. Ki bugün için en yaygın anlam da budur. Matbuat (yazılı medya), matba/basımevi bu sözcüğün türevlerindendir.

    Tab’/basmak sözcüğü hatm/mühürleme sözcüğünden daha geniş, nakş sözcüğünden daha dar bir anlam taşır.

    Aşağıda konumuz olan ayetlerde göreceğiniz gibi Tab’/damgalamak sözcüğü Hatm/mühürleme sözcüğü ile eş anlamlı olarak kullanılmıştır.

    Mühürlemek sözcüğünün mecazi anlamı ise “Bir şey üzerine örtü örtmek, içine bir şey girmemesi için kilitlemek” demektir. Konumuzdaki “Allah’ın kalpler üzerine mühür vurmasını (kalpleri mühürlemesini) işte bu anlam ekseninde inceleyeceğiz.

    Kalbin mühürlenmesi:

    Kalbin mühürlenmesi “aklın yollarının tıkanması, iyi düşünmeye, bilgilenmeye engel olmak, aklı işe yarar olmaktan çıkarmak” demektir.

    Allah’ın kalpleri mühürlemesi ve damgalaması:

    Konumuzun ana hatlarını oluşturan sözcüklerin anlamını öğrendikten sonra Allah’ın kalpleri, kulakları mühürlemesi konusuna geçebiliriz. Konuyla ilgili ayetlere geçmeden evvel konumuz ayetlere üç açıdan bakacağımızı belirtelim.Bunlar:

    1- Kulların fiillerinin yaratılması.

    2- Konumuzda yer alan ayetlerdeki kişilerin belirginliği.

    3- Ayetlerin geleceği haber verme noktasından mucizelikleri.