Türkiye'de Aile Yapısı

Genel Kültür bölümünde yer alan bu konu Ömer tarafından paylaşıldı.

  1. Ömer

    Ömer Yönetici

    Türk Aile yapısını dünden bugüne incelenmesi:

    Türk aile kavramında iki temel kavram vardır. Aile ve sülale kavramı. Türklerin İslamlaştırılmasından önceki dönemde ikamet birliğine sahi olmayan göçebe toplumda ise ilk olarak aşiret ve kabile kavramı vardı. Yerleşik hayata geçmeyle birlikte oluşan ve tarım toplumunun özelliklerini taşıyan sülale kavramı, köy kavramının ve küçük birimlere yerleşmeyle. Büyük aile kavramın dönüşmüştür. Büyük aile akrabalık bağları kuvvetli, erkeğin liderliğini barındıran, yaşlı erkeğin ya da erkeklerin ailenin sorumluluğunu üstlendiği geleneklere bağlı aile tipidir. Bu tip ailelerde ana , baba, çocukların yanında evlenen bütün oğulların eşleri onların çocukları, büyük anne büyükbaba, hala amca hep beraber yaşadıkları aynı tencereden yemek yiyen aile tipini oluşturur. Ancak II. Mahmut dönemiyle birlikte başlayan reformist hareket, toprak reformunu da oluşturmuş, bu bağlamda çıkan erkek çocuklara arazilerin eşit olarak paylaştırmayı öne süren arazi Kanunnamesi’nin çıkmasıyla birlikte artık bu geleneksel geniş aile tipi yerine kök aile daha anne ve baba ve çok sayıda çocuktan oluşan yine büyük aile tipinin en küçük unsuru olarak toplumuzda ortaya çıkmıştır. Nitekim günümüzde,aynı tencereden yemek yiyen ancak büyük aileden sosyal ve ekonomik bakımdan kopmamış, sadece fiziksel koşullar açışından geleneksel ailenin uzantısı sayılabilecek küçük aile sayısı önemli derecede fazladır. Günümüzde Türk aile yapısının incelenmesinden evvel küçük aile yapısını incelemek Batı toplumundaki aile yaşantısını anlamada ve Türk aile yapısındaki yönelişi anlamada etkili olacaktır.
    Küçük aile akrabalık bağlarının görece önemini yitirdiği, kentsel alanda yaşayan insanların kurduğu, sanayi ticaret hizmet sektöründe çalışan insanlardan oluşan, karar alma mekanizmalarının aile içindeki üyeler arasında paylaştırıldığı aile çeşididir. Küçük ailede hem sayı hem de görevler açısından sınırlılık söz konusudur. Bununla beraber, Türkiye gibi toplumsal değişmenin hızla yaşandığı, gelişmekte olan toplum modelinde geleneksel geniş aile özelliklerinin de bir arada yaşanıyor olmasını doğal karşılamak gerekir.
    Aile içi ilişkilerde karşılaşılan sorunlar aile yapısının ve görevlerin netleş- memesinden kaynaklanır. Bu anlamda geleneksel cinsiyet rollerinin de değişmesi kaçınılmazdır. Bu da değişen bireyle değişen ve değişmeye direnen toplum arasında çatıma yaratmakta, çekirdek aileden tamamlanmamış aileye doğru giden yani boşanmış ailelere doğru bir geçiş doğurmaktadır.

    Günümüzde Türk Aile Yapısının İncelenmesi

    Geçiş Ailesi Kavramı-Gecekondu Ailesi:
    Sanayileşmekte olan toplumlara geçiş toplumu denilmektedir. Bu bizim Tür Toplum yapımızın genel niteliğidir. Toplumlar sanayileşme ve kentleşme sürecinde girdiklerinde toplumsal yapıları da bütünüyle değişime uğramaktadır.
    Gecekondu ortamında ve kasabalarda görülen geçiş ailesinde, büyük ve küçük ailenin çeşitli tiplerine rastlanmaktadır. Çünkü geçiş ailesi büyük aile ile küçük ailenin kırılma noktasını oluşturmaktadır. Gerek gece kondu gerekse kasabadaki aileler arasında da çekirdek, parçalanmış, ve tamamlanmamış aile gibi alt gruplar görülmektedir.
    Türkiye’de kırsaldan kente göçün doğurduğu yığınlaşma, kent çevresini hızla kuşatan gecekondulaşmayı doğurmuş, bu da kendine bu karma aile yapısını yaratmıştır.
    Bu kültürde kır kent kültürünün birbirine ters düşen çelişik yapısının bir arada görülmesine rağmen, kentle bütünleşme de bir tampon görevi gördüğü gerçektir. Gecekondu ailelerinde şu özellikler göze çarpmaktadır
    • Ailelerin yaklaşık %85 i sosyolojik anlamda çekirdek ailedir.
    • Gecekondu ailesi çok genç bir nüfus yapısına sahiptir.
    • Eğitim düzeyi düşüktür.
    • Gecekondu ailesinde işgücüne katılımın genellikle fabrika ve imalathane işçiliği, küçük girişimcilik, hizmet sektörü ve marjinal kesimde yoğunlaştığı görülmektedir. Kadının dış piyasaya ilişkisi oldukça sınırlı kalmakla birlikte parçabaşı iş üretimi ve çalışma hayatına katılma giderek artmaktadır.
    • Taksitle alışveriş tüketim sürecinde başvurulan en önemli yoldur.
    • Çalışma kesiminin üçte ikisinin sosyal güvenliği vardır.
    • Kadının statüsünde ve karar verme düzeyinde artış eğitim olanaklarının artmasıyla birlikte yükselmektedir.
    • Akrabalık, hemşerilik ve komşuluk ilişkileri güçlüdür.

    Aile ve Hane yapısında gözlenen değişiklikler
    Aile yapısını değişiminde, ekonomik faktörlerin önemini daha önceden belirtmiştik. Tarımsal yapıda modernleşme Türkiye’de 19502den sonra hızla artmakta, gelişen sanayiinin kentsel bölgelere kayışı, son 30 yıldır ekonomik politikaların kent yaşamını kayırması sonucunu doğurmuştur.
    İnsanları ataerkil geniş aileler biçiminde yaşamaya teşvik eden ana unsur toprak mülkiyetidir. Topraksız tarım işçilerinin genel olarak çekirdek aileler olarak yaşadıkları gözlemlenmiştir.
    Tablo 1
    Yerleşim yeri Çekirdek Aile Ataerkil geniş Geçiş Aile Çözülmüş Aile
    Metropoller
    1968 67.9 4,6 12,4 15,0
    1973 63.65.60 9,6 14,3 13,1
    1978 65.6 5,0 14,0 15,2
    Kentler
    1968 64,6 9,6 13,3 12,4
    1973 63,7 12,7 14,3 9,4
    1978 65,3 7,2 14,9 12,6
    Kasabalar
    1968 61,5 20,2 12,7 5,7
    1973 61,6 13,4 15,7 9,3
    1978 54,2 12,9 16,9 16,9
    Köyler
    1968 55,4 25,4 13,3 5,9
    1973 55,7 23,0 14,3 7,0
    1978 49,1 17,3 19,6 14,1
    Türkiye
    1968 59,7 19,0 13,1 8,3
    1973 59,0 18,0 14,4 8,6
    1978 57,4 11,6 16,9 14,1

    Başta a belirttiğimiz gibi geniş tabloda geniş ail tip olarak belirlenen aile tiplerinin hepsi tampon görevi gören aile tipleridir ve zamanla yok olacağı varsayılmaktadır.
    Türkiye’de liberal ekonominin ağırlığını göstermesiyle birlikte aile yapısındaki farklılar dışında aynı zamanda tüketim eğilimleri ve tasarruf hareketleri de değişmiştir. Günümüz Türkiye’ sinde ailelerin gelirlerinin büyük bir bölümü tüketim harcamalarına ayrılmakta olup tasarruf, çok sınırlı olmaktadır. Ortalama harcama eğiliminin %78.4 olduğu Türk ailesinin ortalama tasarruf eğilimi ise %21.52lerde seyretmektedir. Kentlerde ve kırsal alanlarda tasarruf eğilimi farklılaşmakta, kentte %13.7 olan bu oran kırda artarak %32.8 e yükselmektedir. (Devler İstatistik Enstitüsü Araştırması 1987)
    Hane halklarının tüketim göstergesi olarak kabul edilen gelirin harcandığı kalemlere bakıldığında, kır ve kentte en yüksek harcamanın yapıldığı dilimin gıda olduğu görülmektedir. Yiyecek bütün gelir gruplarında ilk sırayı alırken, bunu giyecek, konut gibi kalemler izlemektedir. Eğitim, sağlık, kültür gibi giderlere ayrılan payları çok düşüktür.(Devlet Planlama Teşkilatı 1992)
    Türk ailesinin genel profili sergilendikten sonra, gelecekten beklentilerinin en önemlisi sağlıklı yaşamdır. Bu konuda ilk sırayı çocuklarının geleceği almaktadır.
    Aile diğer toplumlarda olduğu gibi zaman içersinde değişikliğe uğramış ancak etkinliğini ve önemini kaybetmemiş bir kurumdur.

    Kaynakça
    1) Nur vergin – Din, Toplum ve Siyasal Sistem
    2) 75. Yılda kadınlar ve erkekler – Bilanço 98 İş Bankası Yayınları 1998 İst