Tehlİke

Teknoloji Haberleri bölümünde yer alan bu konu Ömer tarafından paylaşıldı.

  1. Ömer

    Ömer Yönetici

    Mars’a Yaklaşan Meteor

    50 metre çapındaki bir asteroid Mars’a doğru ilerliyor. Çarpışma gerçekleşirse nükleer bomba etkisi yaratacağı tahmin ediliyor. NASA uzmanları ocak sonunda Mars'a bir asteroidin çarpabileceği ihtimali olduğunu dünyaya duyurdu. Dünya’nın sonunu getireceği düşünülen göktaşı senaryoları Mars’ta gerçekleşir mi merak ediliyor.

    NASA’nın gök cisimlerini inceleyen özel birimi NEOP, söz konusu asteroidin yörüngesinin önceden kestirilmesinin zor olduğunu, bununla birlikte 75’de bir ihtimalle 30 Ocak’ta kızıl gezegen Mars’a çarpabileceğini ve Mars yüzeyinde çarpmanın etkisiyle bir kilometre çapında krater oluşabileceği görüşünü açıkladı. Asteroidin Mars’a çarpmaması halinde ise Dünya’nın yakınından geçebileceği belirtilen açıklamada, asteroidin Dünya için tehlike yaratıp yaratmayacağının henüz söylenemeyeceği kaydedildi.

    2007 WD5 adı verilen ve Kasım ayında keşfedilen asteroidin 50 metre çapında olduğu belirtildi. Çarpması halinde, 1908’de Sibirya’da parçalanan gök cismi Tunguska’nın yarattığı etkiye benzer bir etki yapabileceği düşünülüyor. Hızı saatte 13 kilometreye yakın olan asteroid şu anda Mars yolunda ilerliyor. İlk başlarda Mars’a çarpma ihtimali 350’de birken, yeni gelen bilgiler ışığında bu ihtimalin arttığı ve önümüzdeki ay yörüngesinin saptanmasıyla daha da artabileceği belirtiliyor.

    Peki, Dünya’ya dev bir meteor çarparsa ne olur?

    Kısaca, yaşam büyük oranda biter. Ancak şu videoyu izlemelisiniz derim. Peki böyle bir durumun gerçekleşebileceği düşünüldüğünde yapılabilecek bir şey var mıdır? Açıklamara göre; Film olarak da çoğumuzun izlediği “Armageddon”‘da olduğu gibi dünyadan uzakta, nükleer silahlarla ya da ışınlarla patlatma akla gelen tek çözüm.

    Dünyanın sonu bir meteor çarpması sonucu mu gelecek? Dinazorların soyu böyle mi sona erdi? Bunu duyan herkes çarpışmanın gücüyle öldüklerini düşünüyor. Oysa ikinci derece etkiler daha önemli. Çarpmayla atmosferi kaplayan toz bulutu güneş ışıklarının girişini örtüyor. Ardından bitkiler ve bitkileri yiyen hayvanlar ve hayvanları yiyen hayvanlar ölüyor. Ekoloji dediğimiz döngü kırılıyor.



    Bilim adamlarına göre "Tunguska Asteroidi'nin" büyüklüğünde bir asteroid Dünya'ya her iki yüz yılda bir çarpmaktadır. Bu da böyle bir felaketin ne derece yakın olduğunu gösteriyor. Üstelik bu defa göktaşının isabet edeceği yerin, bir yaşam merkezi olmaması için de bir sebep bulunmamaktadır. Bugün meydana gelebilecek böyle bir çarpışmanın etkileri konusunda bilim adamları oldukça endişelidir. Açıklamalarına göre:

    "Eğer bugün böyle bir çarpışma olacak olsa, özellikle o anın panik havası içinde, bir atom bombası patlamasıyla karıştırılabilir. Kuyruklu yıldızın çarpış etkisi ve alev yumağı, bir megatonluk nükleer bomba patlamasının tüm etkilerini yapabilir. Mantar biçiminde yükselen bulut da buna dahildir. Ancak tek bir fark var: gamma ışınları ve radyoaktif döküntüye neden olmaz"

    Bu boyutta bir kütlenin kalabalık bir şehre düşmesi milyonlarca insanın ölmesi anlamına gelmektedir. Denize düşmesi ihtimali de aynı oranda tehlike içermektedir. Asteroidin kütlesi ve hızı deniz üzerinde dev dalgalara sebep olacak ve meydana gelen tsunamiler deniz kenarındaki yerleşim alanlarındaki hayatı yok edecektir. İşin daha düşündürücü olan tarafı, bu örnekten daha büyük asteroidlerin ve kuyruklu yıldızların Dünya'ya çarpma ihtimalinin oldukça yüksek olmasıdır. Daha büyük bir çarpmanın bir kıtanın tümünü yok etmesine ve atmosferin tümünü zehirle doldurmasına ise kaçınılmaz bir son olarak bakılmaktadır. Böyle bir ihtimalde, tüm Dünya'yı etkileyecek olan felaketi düşünmek bile yeterince ürkütücü.

    Göktaşlarına karşı dört koldan çare aranmasıyla beraber, bugüne kadar bulunan yöntemlerin yetersiz olduğunu da bilim adamları her fırsatta itiraf ediyorlar. Bilindiği gibi evrende her an hareket halinde olan irili ufaklı milyonlarca göktaşı var. Bunların bir gezegen ya da yıldıza çarpması sonucunda oluşabilecek etkiyse, göktaşının büyüklüğüne göre değişir.

    Bilim adamlarının bildirdiğine göre, her yıl 10 milyon tondan fazla göktaşı dünyamıza düşmekte, ancak atmosfere girdiklerinde, sürtünmenin etkisiyle, dünya yüzeyine düşünceye kadar birçoğu yanarak kül olmaktadır. Bir başka deyişle atmosferin koruyucu etkisi sayesinde dünyamız her gün yaşanması olası felaketlerden korunmaktadır. Ancak bu göktaşlarının arasında dünyamıza düşmesi durumunda yaşamın son bulmasına sebep olabilecek kadar büyük olanları da bulunuyor. Nitekim daha önce dünyaya düşen bazı göktaşlarının dünyanın jeolojik ve ekolojik yapısında, önemli değişikliklere neden olduğu biliniyor.



    Bunlardan biri 20. yy başında Sibirya'da Tunguska'ya düşen 60 km. çapında olduğu tahmin edilen göktaşıdır. Bu göktaşı 2000 km2'lik ormanı yok etmiş ve Hiroşima'ya atılan atom bombasının bin katı büyüklüğünde bir patlamaya neden olmuş. Söz konusu bölgede hiç kimsenin yaşamaması mutlak bir felaketi engellemiş. Tahminlere göre aynı taş, örneğin Eifel Kulesi’nin tepesine düşmüş olsaydı, tam on milyon kişinin yok olmasına neden olacağı açıklandı.

    Dünyaya derin şekilde etki edebilecek felaket ihtimallerinin ne derece büyük olduğunu gösteren Tunguska asteroidinin dünyaya çarpması ile gelişen olaylar ise şu şekilde oldu:

    30 Haziran 1908 gününün erken sabah saatlerinde Orta Sibirya göklerinde seyretmekte olan kocaman bir alev yumağı görüldü. Ufukta, temas ettiği yerde, büyük bir patlama oldu. 2000 kilometrekarelik bir ormanlık bölgeyi yerle bir etti ve temas etmesiyle binlerce ağacı yakması bir oldu. Yerkürenin çevresini iki kez dolaşan atmosferik şok yarattı. Ardından iki gün süreyle atmosfere öylesine incecik bir toz yayıldı ki, olay yerinden 10.000 km. ötede olan Londra sokaklarına düşen ışık parçaları altında gazete zor okunabiliyordu.



    O günü dehşet içinde yaşayan insanların anlattıkları, bu olası felaketlerle ilgili ipuçları vermektedir. Bir gözlemci o gün yaşadıklarını şöyle anlatmış:

    "Evimin sundurmasında oturuyordum. Kahvaltı zamanıydı. Kuzeye doğru bakıyordum. Birden gökyüzü ikiye bölündü ve ormanın kuzey bölümünde gök ateşler içindeydi. O anda gömleğimin bir tarafı yanmaya başlamış gibi bir sıcaklık hissettim üzerimde... Gömleğimi çıkarıp fırlatmak istedim, ama gökte bir gürültü koptu. Sundurmadan fırladığım birkaç metre ötede yere kapaklanmış buldum kendimi. Bir an kendimden geçmişim. Karım koşup beni kulübeye taşıdı. Gürültünün ardından gökten sanki yağan taşların sesleri ya da kurşun sesleri geldi. Yer sarsıldı. Yere kapaklandığımda taş çarpmasından korktuğum için başımı ellerimle örttüm. O anda gök yarıldığında kaynar gibi bir rüzgâr, sanki patlayan bir toptan çıkmış gibi bir esinti kulübeleri taradı. Rüzgâr tararken toprağın üzerinde de iz bırakıyordu."

    Astreoidlerin dünyaya düşme İhtimalleri

    Bilim adamları uzayda tespit edilen göktaşlarının Dünya'ya çarpması ihtimalinin gün geçtikçe daha da güçlendiğini belirtmektedir. Belfast'taki Queen's Üniversitesi'nden Astronom Alan Fitzsimmons, Dünya'ya çarpma doğrultusunda ilerleyen büyük göktaşlarının varlığı konusunda kesin deliller elde ettiklerini açıklamış ve düşüncelerini "Bunların bize çarpmalarını bekliyoruz. Çarpacaklarını biliyoruz. Bu sadece bir zaman sorunu." diyerek ifade edilmiştir.

    Bilim insanlarının açıklamalara göre bir kuyruklu yıldızın çarpmadan önce, hareketinden yaydığı enerji 100 milyar megatonluk TNT'ye eşittir. Bu miktar kuyruklu yıldızın 1 saniye içinde buharlaşmasına ve 40 km. derinlikte bir delik açmasına neden olur. Bir kıyas yapacak olursak, bir hidrojen bombası sadece bir megaton TNT'dir ve soğuk savaş esnasında dünyada bu tip silahlardan 10.000 adet vardı. Kuyruklu yıldızın gücü ise dünyanın tüm cephaneliğinden 10.000 kat daha fazla patlamaya eşittir.


    Kıyamet günü senaryolarına gelecek olursak; Kuran'da kıyamet günü çok büyük sarsıntıların olacağı, her şeyin yerle bir olacağı, denizlerin taşacağı bildirilmiştir. Kuyruklu yıldız veya büyük bir göktaşının Dünya'ya çarpma ihtimali, Kuran'da geçen bu olayların tek tek yaşanmasına neden olabilir. Sismik dalgalar yüzünden deniz altında dev heyelanlar oluşur; bunun sonucu tsunamiler, dev dalgalar oluşur. Daha önce meydana gelen sismik dalgalarla gerçekleşen tsunamiler öylesine büyük olmuştur ki araştırmacılar bu tsunamilerin deniz dibinde kanallar açtığını belirtmektedirler.

    Nitekim yapılan araştırmalar yakın zamanlarda Mexico körfezi kıyılarına çarpan bir cismin etkisiyle oldukça büyük tsunamilerin oluştuğunu ortaya koymuştur. Florida'ya yönelen tsunami daha da yükselerek kıyıda büyük bir tehlike oluşturmuş ve ormanları yok etmiştir. Bugün belki pek çok insan, mutlaka karşılaşacakları ölümü ve kıyameti akıllarına dahi getirmeden yaşamaktadır. Oysa dünyaya böyle bir azabın çeşitli yollarla gelmemesi için hiçbir sebep yoktur. Örneğin yukarıda anlattığımız olaydan bir gün önce toprak son derece verimliyken, çarpma meydana geldikten birkaç saat sonra Mexico ve Amerika topraklarının büyük bir çoğunluğu tamamen çorak kalmıştır.

    Kuran’da da sözü edilen kıyamet böyle bir çarpmayla olabilir mi?

    Bazı dinsel kesimin düşüncelerine göre: Kıyamet gününde Kur’an’da (Hakka Suresi, 16.ayet) "göğün za'fa uğrayacağını" (Mearic Suresi, 8.ayet) ve "maden gibi eriyeceğini" bildirmiştir. Bu olaylar kuyruklu yıldızın Dünya'ya çarpması veya dev bir göktaşının yeryüzüne düşmesi sonucunda ortaya çıkan manzara ile çok büyük benzerlikler gösteriyor.

    The Last Three Minutes (Son Üç Dakika) adlı kitabında Paul Davies Dünya'ya çarpacak bir kuyruklu yıldızın etkisini anlatırken, gökyüzünün yükseklerinden devasa bir ışık ışınının gökleri yakmaya başlayacağını ve maden gibi eriteceğini söylemektedir. Yine aynı bölümde Paul Davies, uzayın içinde oluşan vakumdan dolayı kaynayan gazın bir girdap oluşturacağını bildirmiştir.

    Bu açıklama Rahman Suresi'nde geçen bir ayet ile çok büyük benzerlikler gösteriyor:

    “Sonra gök yarılıp yağ gibi erimiş olarak kıpkırmızı bir gül gibi olduğu zaman.” (Rahman Suresi, 37). Göğün eriyerek akması, erimiş yağ veya erimiş maden gibi, kızgın yoğun bir sıvıyı andırmaktadır. Yine böyle bir durumda göğün akkor haline geleceği, yani kızgın ve kırmızı bir renk alacağı bilinmektedir. Paul Davies'in bildirdiği gibi o gün kaynayan gaz girdap şeklini alabilir. Böyle bir şeyin kıpkırmızı bir güle ne derece benzeyeceği ise açıktır.

    Allah kendi katında belirlenmiş olan bir zamanda insanları kıyamet günüyle karşılaştıracak ve Kuran'da bildirdiği bütün olayları teker teker gerçekleştirecektir. Ancak anlatılanlardan da görüldüğü gibi kıyameti meydana getirecek olayların bu sebeplerden birisi veya tamamıyla aynı anda gerçekleşmesi de ihtimal dahilindedir.

    Buna benzer olaylar geçmişte de meydana gelmiştir. Hem göktaşları hem de kuyruklu yıldızlar Dünyamıza kimi zaman bölgesel, kimi zaman da daha geniş alanlara yayılan zararlar vermişlerdir. Bir sonraki karşılaşmanın ne zaman olacağını ise yalnızca Allah bilmektedir.

    Bilim adamları, 2028'de Dünya'nın çok yakınından geçecek olan göktaşının okyanusa düşme ihtimalinde Amerika ve Avrupa'nın sular altında kalacağını, karaya düşerse çok daha büyük felaketlerin yaşanacağını bildirmişlerdir. Göktaşının atmosfere girmesi depremlere ve yanardağ patlamalarına yol açacak, oluşan toz bulutları Dünya'yı karanlığa gömecektir. Astronomlar böyle bir göktaşının Dünya'ya yaklaşmasının bile oldukça büyük bir tehlike oluşturacağına dikkat çekmektedirler.

    Bilim dünyası düşünce gücünün önemini vurguladığı şu günlerde, böyle bir olayın gerçekleşme ihtimali insan bilincindeki gelişimle en az zarar görülebilecek bir duruma indirilebilir mi?