Sars Hastalığı

Biyoloji bölümünde yer alan bu konu SaMeT46 tarafından paylaşıldı.

  1. SaMeT46

    SaMeT46 Moderatör

    SARS hakkında merak ettikleriniz
    Kasım ayında Çin’in güneyinde ortaya çıktıktan sonra başta komşu ülkeler olmak üzere, seyahatler yoluyla 25’den fazla ülkeye yayılan Akut Solunum Yetmezliği Sendromu (SARS - Severe Acute Respiratory Syndrome) tehdidi devam ediyor.

    26 Nisan itibari ile SARS yüzünden Çin, Hong Kong, Kanada, Singapur, Vietnam, Tayland ve Malezya’da 290’ı aşkın kişi öldü. Hastalığa yakalanan kişilerin sayısı ise 5 bine yaklaştı.

    SARS nedir?
    Ağır hastalık oluşturan, aniden başlayıp gelişen, öncelikle üst solunum yolları ve akciğerleri tutan bir enfeksiyon hastalığı olarak tanımlanabilir.

    Bu hastalığa yol açan enfeksiyon etkeni nedir?
    Hastalardan elde edilen klinik örnekler, hastalığın etkeninin yapısı “coronavirus” diye adlandırılan bir aileye ait bir virüs olduğunu gösteriyor. Coronavirus’lar, kışın sıkça salgınlara yol açan ve halk arasında soğuk algınlığı adı verilen hastalıkların üçte birinden sorumlu tutulur.

    SARS nasıl bulaşır?
    Hastalık solunum yollarını tuttuğu için bir hastanın öksürme, hapşırma gibi eylemlerle oluşturduğu, havada asılı kalan damlacıklardaki virüslerin solunması ile vücuda alınır. Hastalığın özellikle yakın temas ile aile bireyleri ve sağlık personeline bulaştığı gözleniyor.

    SARS’ın kuluçka süresi ne kadardır?
    Hastalık etkeni alındıktan ilk belirtilerin ortaya çıkmasına dek geçen kuluçka süresi 2 ila 7 gün olarak ifade ediliyor.

    SARS’ın belirtileri nelerdir?
    SARS’ın en önemli belirtisi yüksek ateş. Bugüne dek saptanan hastaların tamamında yüksek ateş görüldü. Üşüme ve titreme, şiddetli kas ağrıları, kuru öksürük ve baş ağrısı hastaların yarısından fazlasında görüldü. Bazı hastalarda ise, balgam çıkarma, boğaz ağrısı, burun akıntısı, sersemlik hali, bulantı, kusma ve ishal de görülebiliyor.]

    26 Nisan itibari ile SARS yüzünden 290’ı aşkın kişi öldü. Hastalığa yakalanan kişilerin sayısı ise 5 bine yaklaştı. Hastalığa yakalanların çoğunluğu 25 yaş üzerinde olmasına karşın, çocuklarda da görüldü. Ölüm oranı yaşlılarda gençlere oranla biraz daha yüksek.
    SARS’ın tedavisi var mıdır?
    Hastalığın özgül tedavisi henüz yok. Virüslerin etken olduğu tüm diğer enfeksiyon hastalıklarında olduğu gibi antibiyotikler tedavide etkili değil. Ribavirin gibi bazı antiviral ilaçların ve ağır olgularda kortizon benzeri ilaçların yararlı olabildiği gösteriliyor.

    SARS’tan toplumun korunması için ne yapmak gerekir?
    Toplumu korumanın en etkin yolu hastaların erken saptanması, ve hastahaneye yatırılarak izole edilmesi. Ayrıca sağlık personelinin koruyucu maske, gözlük, eldiven, önlük, galoş gibi önlemler ile hasta yanına girmesi gerekir.

    SARS’ın kesin tanısı nasıl konur?

    Hastalık belirtileri gösteren kişilerden alınacak boğaz sürüntüsü, balgam gibi örneklerile konur. Virüsler klasik mikroskobi ve kültür gibi yöntemlerle kolayca gösterilemediğinden moleküler tanı yöntemlerinin kullanılması gerekir.

    SARS’ın tanısını koymak için moleküler bir tanı yöntemi geliştirilmiş midir? Ülkemizde bu tür bir test uygulanabilmekte midir? SARS virüsünün kalıtımsal bilgisini taşıyan RNA’nın dizgisi okunmaya başlandı. Bu bilgi RNA’nın DNA kopyasının çıkartılması ve bunun tüp içerisinde çoğaltılmasına dayalı bir moleküler tanı yönteminin geliştirilmesini sağlıyor. Bu tür yöntemler başka enfeksiyon etkenlerinin tanısı için ülkemizde birçok araştırma ve tanı merkezinde yaygın olarak kullanılıyor.

    SARS ilk kez nerede görülmüştür? Şu anda hangi ülkelere yayılmıştır?
    Sars, Kasım ayında Çin’in güneyinde ortaya çıktıktan sonra başta komşu ülkeler olmak üzere, seyahatler yoluyla ABD, Avrupa ülkeleri dahil 25’den fazla ülkeye yayıldı. Türkiye’de henüz kesin tanısı konmuş bir olgu yok.
    SARS endişe verici bir hastalık mıdır?
    Hastalık solunum yolu ile bulaştığı ve seyahat edenlerle yayıldığı için tüm dünyada hızla yayıldı. Henüz hastalığa karşı özgül bir tedavinin olmaması tedirgin edici bir durum.

    SARS’tan korunmak için aşı geliştirilebilir mi?
    Etkenin saptanması ve özelliklerinin tanımlanmaya başlaması aşı geliştirme umutlarını doğurdu. Hemen aşı çalışmaları başladı. Üç yıl içerisinde etkili bir aşının geliştirilebileceği umuluyor.

    SARS bir bioterörizm olabilir mi?
    Bunu gösterecek bir kanıta henüz rastlanmadı.


    SARS virüsü vücut dışında 24 saat canlı kalabiliyor
    SARS ile ilgili araştırmalarda bulunan, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bilim adamlarından Klaus Stohr, bu incelemelerin, virüsün etkisiz hale getirilmesi ve temizlenmesi için çalışmalarda bulunulması açısından çok önemli olduğunu belirtti.
    Bu araştırmaya göre, SARS virüsü, virüsün daha önce bulaştığı bir masaya ya da kapı tokmağına dokunan kişiye geçebiliyor.
    Araştırma sonuçlarının bugün WHO’nün internet sitesinde yayımlanması bekleniyor.
    SARS’ın kaynağı uzay olabilir’

    Galler’deki Cardiff Astrobiyoloji Merkezi Müdürü Prof. Chandra Wickramasinghe, “SARS’ın uzaydan gelmiş olması ihtimali var. Bu çok güçlü bir olasılık” dedi.Yaşamın yeryüzüne uzaydan taşındığı tezinin savunucularından olan Prof. Wickramasinghe, “Hastalık Çin’de aniden ortaya çıktı. SARS virüsü, hayvanlarda görülen benzer virüslere göre farklı bir genetik dizilime sahip. Tam kökeni bilinmiyor. Bu faktörler, onun farklı bir ortamda, yeryüzünden uzakta evrimleşmiş olabileceği fikrini akla getiriyor” görüşünü savundu.
    Prof. Wickramasinghe, “The Lancet” adlı tıp dergisinde yayımlanan yazısında da, kendisinin de dahil olduğu bir grup bilim adamının, SARS’ın kaynağının uzay olabileceği görüşünü dile getirdi.
    Sheffield üniversitesinden moleküler biyolog Dr. Milton Mainwright da, virüsün kökeninin insanlar olduğu izlenimi edinmediğini belirtti ve “Virüsün nereden geldiği konusu hala tartışmalı ve yanıt bekleyen çok soru var” dedi.
    Her iki bilim adamına göre, hastalığın ilk Çin’de görülmesi de anlamlı. Çünkü hastalığın ilk görüldüğü bölge Himalaya Dağları’nın doğu kısmına yakın. Bu dağlık bölge, atmosferin stratosfer tabakasının en zayıf olduğu bölge. Bu nedenle virüs, atmosferi kolayca aşarak yeryüzüne ulaşabilir.
    Bilim adamlarına göre, yerden 41 kilometre yüksekten alınan hava örneklerinde çok çeşitli mikroorganizmalar tespit edilebiliyor.

    Bazı bilim adamları karşı çıkıyor
    Bazı bilim adamları ise SARS’ın uzaydan geldiği ihtimaline kesin karşı çıkıyor. Karşı çıkanların temel tezi ise SARS’a yol açan virüsün çok zayıf ve bu nedenle uzayda yaşayamayacak olması.
    Ulster üniversitesinden moleküler virolog Dr. Anne Bridgen, “Virüsün uzaydan gelme ihtimalinin imkansız olduğunu düşünüyorum. Çünkü bir yağ tabakasına sahip ve bu tabaka, atmosfer dışında, uzayda ortadan kalkar” dedi.
    Virolog Prof. Ian Jones da, SARS’ın uzaydan gelme ihtimali ile ilgili tezi “uçuk” olarak niteledi.

    SARS'IN MİSK KEDİSİNDEN KAYNAKLANDIĞI KAYDEDİLDİ

    Hong Kong Üniversitesi bilim adamları, SARS hastalığı virüsünün Misk kedisinden kaynaklandığını bildirdiler.

    HONG KONG - Hong Kong Üniversitesi bilim adamları, SARS hastalığı virüsünün Misk kedisinden kaynaklandığını bildirdiler.

    Araştırmacılar, SARS'a yol açan ''coronavirüs''ün bir türünün Misk kedilerinden bulaştığını saptadıklarını söylediler.

    Bazı Çinlilerin Misk kedilerini yedikleri biliniyor. Araştırmacılar, bu kedilerin yakından izlenebilmesi için çiftliklerde yetiştirilmesi gerektiğini belirttiler.

    "SARS"IN İLACI: C VİTAMİNİ

    Avustralyalı iki doktor, akut solunum yetmezliği sendromu (SARS) hastalığının yüksek dozda C vitamini enjekte edilerek tedavi edilebileceğini belirtti.

    Tıp araştırmacıları Newcastle'dan Archie Kalokerinos ve Queensland'dan John West, uygun dozda verilmesi durumunda C vitaminin her türlü virüsü nötralize edebileceğini bildirdi.

    Kalokerinos, The Canberra Times gazetesinde yer alan açıklamasında sarılık, grip, zona ve öpüşme hastalığı gibi virüsle ilgili bütün enfeksiyonlarda hastalarını başarıyla tedavi ettiğini kaydetti.

    Ancak Kalokerinos, tedaviye telafisi mümkün olmayan hasarlar oluşmadan ve AİDS hastalığının ölümcül safhasındaki gibi hastanın bağışıklık sistemi çökmeden başlanması gerektiğine dikkati çekti.

     
  2. HENA

    HENA Üye

    çok önemliymiş......................