"Ölümün Hakikati"

İslamiyet bölümünde yer alan bu konu HENA tarafından paylaşıldı.

  1. HENA

    HENA Üye

    Ölümün hakikati hakkında halkın yanlış olan zanları vardır. Halk o zanlarında yanılmışlardır. Bazıları ölümün yokluk olduğunu zannetmişlerdir: "Ne haşir vardır, ne neşir, ne hayır, ne de şerrin neticesi vardır. İnsanların ölümü hayvanların ölümü ve bitkilerin kuruması gibidir." Bu zan, Allah'ı inkâr edenlerin görüşüdür. Allah'a ve son güne iman etmeyen herkesin zannı böyledir.
    Bir kavim de zannetmiştir ki insan, ölümle yok olur. Kabirde kaldıkça ne bir elem duyar, ne de bir sevap ile nimetlenir. Bu durum, tekrar dirilinceye kadar devam eder zannetmişler.
    Başkaları da ruh'un baki olduğunu ölümle yok olmayacağını ceza ve mükafat görenin sadece ruh olduğunu, cesedlerin hiçbir şekilde diriltilemeyeceklerini iddia etmişlerdir.
    Bütün bu zanlar fasık ve haktan uzak zanlardır. Doğru olan, ayet ve hadislerin haber verdiği şeydir: Ölümün mânâsı sadece bir halin değişmesidir. Cesedden ayrıldıktan sonra ruh bakidir, ya azap görür veya nimet! Ruhun bedenden ayrılmasının mânâsı, bedende tasarruf etmemesi ve bedenin onun itaatinden çıkması demektir. Çünkü insanın azaları ruhun aletleridir. Ruh onları kullanır. Hatta ruh el ile iş yapar, kulakla işitir, gözle görür, kalp ile eşyasının hakikatini bilir. Buradaki kalp ruhtan ibarettir. Ruh eşyayı aletsiz olarak, kendi nefsiyle bilir. İnsanoğlu bazen kendi nefsiyle, çeşitli üzüntüler gamlar ve kaygılarla elem çeker. Çeşitli sevinçlerle nimetlenir. Bütün bunların azalarla ilgisi yoktur. Bu bakımdan ruhun bizatihi vasfı olan her şey, ruh cesedden ayrıldıktan sonra da ruhla beraber kalır. Azalar vasıtasıyla ruhta bulunan şeyler, bedenin ölümüyle ruh ikinci bir defa bedene iade oluncaya kadar ruhtan uzaklaşır ve ruh muattal olur. Kabirde ruhun bedeni döndürülmesi uzak bir ihtimal değildir. Ve kıyamet gününe kadar bende döndürülmesinin tehir edilmesi de uzak bir ihtimal değildir. Allah Teâlâ kulların ne hükmettiğini daha iyi bilir.
    Ölümden dolayı bedenin muattal kalması topal bir kimsenin mizacında bulunan bir bozukluktan ötürü veya asabından meydana gelen ve ruhun geçişine mani olan bir şiddetten ötürü muattal kalan azalarına benzer. Bu bakımdan alim akıl, idrakçi ruh batıl şeyleri çalıştırmak için baki olarak kalır. Bazıları da onun için zorlaşır. Ölüm de bütün azaların kullanılmasının ruh için zorlaşmasından ibarettir. Bütün azalar aletleridir. Onları kullanan ruhtur. Bu bakımdan ölüm, bütün azalarda mutlak mânâda bir kötürümlüktür. İnsanın hakikati nefis ile ruhtur. Ruh ise bakidir.