Noktalama İşaretleri ve Uygulaması

Edebiyat & Türkçe bölümünde yer alan bu konu SaMeT46 tarafından paylaşıldı.

  1. SaMeT46

    SaMeT46 Moderatör

    Duygu ve düşünceleri daha açık ifade etmek, cümlenin yapısını ve duraklama noktalarını belirlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, sözün vurgu ve ton gibi özelliklerini belirtmek üzere kullanılan özel işaretlere noktalama işaretleri denir. Noktalama işaretleri, anlamı aydınlatır, yanlış anlaşılmaların önüne geçer, okumayı kolaylaştırır.
    Nokta (.)
    1. Cümlenin sonuna konur: Türk Dil Kurumu, 1932 yılında kurulmuştur. Türk’üm.
    2. Kısaltmaların sonuna konur:
    Prof., Cad., T.(Türkçe), Ar. (Arapça).

    Ancak, bazı kısaltmalardan sonra nokta kullanılmaz:
    TDK (Türk Dil Kurumu), TBMM, cm (santimetre), g (gram), l (litre).
    3. Sayılardan sonra sıra bildirmek için kullanılır: 3.(üçüncü), II. Mehmet, 2. Cadde, 20. Sokak, XV. yüzyıl.
    4. Bir yazının maddelerini gösteren rakam veya harflerden sonra kulla­nılır:

    I. 1. A. a.
    II. 2. B. b.
    5. Tarihlerin yazılışında gün, ay ve yılı gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur: 29.5.1453, 29.X.1923.
    Tarihlerde ay adları yazıyla da yazılabilir. Bu durumda ay adlarından önce ve sonra nokta kullanılmaz: 29 Mayıs 1453.
    6. Saat ve dakika gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur: Tren 09.15’te kalktı.
    Saat ve dakika sayılarını ayırmak için kesinlikle iki nokta işareti kullanılmaz.
    7. Bibliyografik künyelerin sonuna konur:
    Agâh Sırrı Levend, Türk Dilinde Gelişme ve Sadeleşme Evreleri, Ankara, 1960.
    8. Üçlü gruplara ayrılarak yazılan büyük sayılarda gruplar arasına ko­nur: 16.551.000, 22.465.660.

    9. Matematikte çarpı işareti yerine kullanılır: 4.5=20.
    Virgül ( , )
    1. Birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime ve kelime grupları arasına konur:
    Fırtınadan, soğuktan, karanlıktan ve biraz da korkudan sonra bu sıcak, aydınlık ve sevimli odanın havasında erir gibi oldum. (H. Edip, Kalp Ağrısı)Sessiz dereler, solgun

    ağaçlar, sarı güller
    Dillenmiş ağızlarda tutuk dilli gönüller. (F. Nafiz)

    2. Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için kullanılır:Umduk, bekledik, düşündük. Geldim, gördüm, yendim.
    Fakat yol otomobillere yasak olduğundan o da herkes gibi tramvaya biner, kimse kendisine dikkat etmez.(F. Rıfkı Atay, Denizaşırı)
    3. Cümlede özel olarak vurgulanması gereken ögelerden sonra konur:
    Binaenaleyh, biz her vasıtadan, yalnız ve ancak, bir noktainazardan istifade ederiz. ( Atatürk)
    4. Uzun cümlelerde yüklemden uzak düşmüş olan ögeleri belirtmek için konur:
    Saniye Hanımefendi, merdivenlerde oğlunun ayak seslerini duyar duymaz, hasretlisini karşılamaya atılan bir genç kadın gibi, koltuğundan fırlamış ve ona kapıyı kendi eliyle açmaya gelmişti. (Y. Kadri, Panoroma)
    5. Cümle içinde ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için konur:
    Şimdi, efendiler,müsaade buyurursanız, size bir sual sorayım.
    (Atatürk)

    6. Anlama güç kazandırmak için tekrarlanan kelimeler arasına konur:
    Akşam, yine akşam, yine akşam,
    Göllerde bu dem bir kamış olsam! (Ahmet Haşim)

    İkilemelerde kelimeler arasına herhangi bir işaret konmaz.
    7. Tırnak içinde olmayan alıntı cümlelerden sonra konur:Datça’ya yarın gideceğim, dedi.
    8. Kendisinden sonraki cümleye bağlı olarak ret, kabul ve teşvik bildi­ren hayır, yok, yoo, evet, peki, pekâlâ, tamam, olur, hayhay, baş üstüne, öyle, haydi, elbette gibi kelimelerden sonra konur: Peki, gideriz. Hayhay, memnun oluruz. Haydi, geç kalıyoruz.
    Evet, kırk seneden beri Türkçe merhale merhale Türkleşiyor.
    9. Bir kelimenin kendisinden sonra gelen kelime veya kelime gruplarıyla yapı ve anlam bakımından bağlantısı olmadığını göstermek için kullanılır:
    Bu, tek gözlü, genç fakat ihtiyar görünen bir adamcağızdır.
    (Halit Ziya Uşaklıgil)

    Bu gece, eğlenceleri içlerine sinmedi.
    (Reşat Nuri Güntekin)

    10. Hitap için kullanılan kelimelerden sonra konur:

    Efendiler, bilirsiniz ki, hayat demek, mücadele, müsademe demektir. (Atatürk)
    Sayın Başkan,
    Sevgili kardeşim,

    11. Yazışmalarda, başvurulan makamın adından sonra konur:
    Selçuk Üniversitesi Rektörlüğüne,
    12. Yazışmalarda, yer adlarını tarihlerden ayırmak için konur:
    Konya, 25 Eylül 2000
    13. Sayıların yazılışında, kesirleri ayırmak için konur: 38,6 (otuz sekiz tam onda altı).
    Sayıların kesirli kısımları ayırmak için araya nokta işareti konmaz. Bu şekildeki sayılar usulüne göre okunmalıdır: 6,7 (altı onda yedi).
    14. Bibliyografik künyelerde yazar, eser, basım evi vb. maddelerden sonra konur:
    Atay, Falih Rıfkı, Tuna Kıyıları, Remzi Kitap Evi, İstanbul 1938.

    Metin içinde ve, veya, yahut bağlaçlarından önce de sonra da virgül konmaz.
    Noktalı virgül ( ; )
    1. Cümle içinde virgüllerle ayrılmış tür veya takımları birbirinden ayır­mak için konur: Erkek çocuklara Doğan, Tuğrul, Aslan, Orhan; kız çocuklara ise İnci, Çiçek, Gönül, Yonca adları verilir.
    2. Ögeleri arasında virgül bulunan sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur: Sevinçten, heyecandan içim içime sığmıyor; bağırmak, kahkahalar atmak, ağlamak istiyorum. Sabahtan beri bekliyorum; ne gelen var, ne giden. İş işten geçti; artık gelse de olur, gelmese de.
    3. Virgülle ayrılmış örnekleri farklı örneklerden ayırmak için konur: Türkiye, İngiltere, Azerbaycan; İstanbul, Londra, Bakû.
    4. Kendilerinden evvelki cümleyle ilgi kuran ancak, yalnız, fakat, lâkin, çünkü, yoksa, bundan dolayı, binaenaleyh, sonuç olarak, bununla birlikte, öyleyse vb. cümle başı bağlaçlarından önce konur:
    Halis bir şiir fena okunabilir; lâkin sahte bir şiir iyi okunamaz.
    (Yahya Kemal Beyatlı)

    Bir millet ordusunu kaybedebilir, bağımsızlığını da kaybedebilir; fakat dilini sakladıkça, o millet yaşıyor demektir.
    (N. Atsız)


    Sıralı cümleler arasında ancak, fakat, çünkü vb. cümle başı bağlayıcılarından önce yazar, araya nokta, virgül, noktalı virgül koymakta serbesttir. Bu husus, yazarın üslûptaki tercihiyle ilgilidir.
    İki nokta ( : ) - Üç nokta ( ... )

    1. Kendisinden sonra örnek verilecek cümlenin sonuna konur: Millî Edebiyat akımının temsilcilerinden bir kısmını sıralayalım: Ömer Seyfettin, Halide Edip Adıvar, Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul, Ali Canip Yöntem.
    Yeni harfler alındıktan sonra eski yazı ile bir tek kelime bile yazmayan iki kişi görmüşümdür: Atatürk ve İnönü! (Falih Rıfkı Atay, Çankaya)
    2. Kendisinden sonra açıklama yapılacak cümlenin sonuna konur:
    Bu kararın istinat ettiği en kuvvetli muhakeme ve mantık şu idi: Esas, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. (Atatürk)
    Derler: İnsanda derin bir yaradır köksüzlük;
    Budur âlemde hudutsuz ve hazin öksüzlük (Yahya Kemal)
    3. Kütüphanecilik alanında yazar adı ile eser başlığı arasına konur: Yahya Kemal Beyatlı: Kendi Gök Kubbemiz.
    4. Ses biliminde uzun ünlüyü göstermek için kullanılır: a:ile, i:cat.
    5. Edebî eserlerdeki karşılıklı konuşmalarda, konuşan kişinin adından sonra konur:
    Bilge Kağan: Türklerim, işitin!
    Üstten gök çökmedikçe
    alttan yer delinmedikçe
    ülkenizi, törenizi kim bozabilir sizin?
    Koro: Göğe erer başımız
    başınla senin!
    Bilge Kağan: Ulusum birleşip yücelsin diye
    gece uyumadım, gündüz oturmadım.

    (A. Turan Oflazoğlu)


    6. Matematikte bölme işareti olarak kullanılır: 56:8=7. Üç nokta ( ... )

    1. Tamamlanmamış cümlelerin sonuna konur:
    Ne çare ki, çirkinliği hemencecik ve herkes tarafından görülüveriyordu da, bu yanı...
    (Tarık Buğra, Dönemeçte)

    2. Kaba sayıldığı için veya bir başka sebepten ötürü açıklanmak isten­meyen kelime ve bölümlerin yerine konur: Kılavuzu karga olanın burnu b...tan çıkmaz.
    B..., 7 Nisan (Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu)
    3. Alıntılarda; başta, ortada ve sonda alınmayan kelime ve bölümlerin yerine konur: Mümtaz, bu dükkâna bakarken hiç farkında olmadan Mallarmé’nin mısraını hatırladı: “Meçhul bir felâketten buraya düşmüş...”
    (A. Hamdi Tanpınar, Huzur)

    Alınmayan kelime ve bölümlerin yerine parantez içinde üç nokta konması da mümkündür.
    4. Sözün bir yerde kesilerek geri kalan bölümün okuyucunun muhayyilesine bırakıldığını göstermek veya ifadeye güç katmak için konur:
    Karşı sahilde mor, fark olunmaz sisler altındaki dağlar, korular, beyaz yalılar... Ve bütün bunların üzerinde bir esatir rüyasının havaî hakikati gibi uçan martı sürüleri...
    (Ömer Seyfettin, Bahar ve Kelebekler)

    Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı...
    (Faruk Nafiz Çamlıbel, Sanat)

    5. Ünlem ve seslenmelerde anlatımı pekiştirmek için konur:
    Gölgeler yaklaştılar. Bir adım kalınca onu kıyafetinden tanıdılar:
    -Koca Ali... Koca Ali, be!..
    (Ömer Seyfettin, Diyet)
    6. Karşılıklı konuşmalarda, yeterli olmayan, eksik bırakılan cevaplarda kullanılır:
    ― Yabancı yok!
    ― Kimsin?
    ― Ali...
    ― Hangi Ali?
    ― ...
    ― Sen misin, Ali usta?
    ― Benim!...
    (Ömer Seyfettin, Diyet)

    Türk imlâsında iki nokta yan yana kullanılmaz.
    Uyarı
    :İki nokta üst üste şeklinde bir adlandırma yanlıştır