Hz. Muhammedin Hayatı Kısaca

Peygamber Efendimiz bölümünde yer alan bu konu deep tarafından paylaşıldı.

  1. deep

    deep Harbi Aktif Üye

    Hazreti Muhammedin kısaca hayatı

    Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.), Allah'ın "... ancak o, Allah'ın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur." (Ahzab Suresi, 40) ayetiyle bildirdiği gibi insanlar için son peygamber olarak gönderilen, Allah'ın en son hak kitabını vahyettiği, güzel ahlakı, takvası, Allah'a olan yakınlığı ile insanlara örnek kıldığı, Allah'ın dostu, Rabbimiz'in Katında üstünlüğü olan, müminlerin de dostu, en yakını ve velisidir.

    MS 571 yılında Mekke'de doğan Hz. Muhammed (s.a.v.), İsmail Peygamberin soyundan, Adnaniler kavminden, Kureyş kabilesinin Haşimoğulları sülalesinden gelir. Babası Hz. Abdullah bin Abdulmuttalib bin Haşim bin Abdulmenaf, annesi ise Medine Yesrip'ten Hazreç kabilesinden Nennaceler'den Veheb bin Abdulmenaf'ın kızı Hz. Amine (r.a.)'dir. Babası, Peygamber Efendimiz doğmadan önce vefat ettiğinden, Hz. Muhammed (s.a.v.) üç yaşına kadar süt annesi Halime-i Sadiyye'nin yanında kaldıktan sonra, Mekke'ye annesinin yanına döndü ve annesi de vefat edince, bakıcısı Hz. Ümm-ü Eymen onu dedesi Abdülmuttalib'e teslim etti ve Hz. Muhammed (s.a.v.)'i dedesi Abdülmuttalib yetiştirdi.

    Hz. Muhammed (s.a.v.), dokuz yaşında iken, Busra kasabasında bir rahibin (Bahira) onun ileride peygamber olacağını haber verdiği rivayet edilir. 17 yaşında iken, amcası Zübeyr ile Yemen'e gitti ve amcaları ile Ficar Savaşı'na da katıldı. Daha sonraları dürüst ticaret anlayışı ile "El Emin" olarak adlandırılan Hz. Muhammed (s.a.v.), Hz. Hatice (r.a.) ile tanıştı ve birlikte ticaret ile uğraştılar. Dürüstlüğü ve güzel ahlakıyla hemen dikkat çeken Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Hz. Hatice annemiz evlendiler. Bu evlilikten Hz. Kasım, Hz. Zeynep, Hz. Rukiye, Hz. Ümmü Gülsüm, Hz. Fatıma ve Hz. Abdullah dünyaya geldi. 610 yılından itibaren, Yüce Rabbimiz Allah Hz. Muhammed'e peygamberlerinden biri olmayı lutfetti ve kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim'i vahyetti. Hz. Muhammed (s.a.v.)'in İslam tebliğine ilk uyanlar, eşi Hz. Hatice annemiz, amcasının oğlu Hz. Ali (r.a.), azatlı kölesi Hz. Zeyd bin Harise ve en yakın dostu Hz. Ebu Bekir (r.a.)'dir. Hz. Muhammed (s.a.v.)'in insanları Müslüman olmaya çağrısı, makam ve mevki kaygısına düşen kavmin önde giden putperest inancındaki kişilerini tedirgin etmiştir. İlk üç yıl içinde Müslümanların sayısı ancak otuza çıkabilmiştir ve ibadetlerini gizlice evlerinde yapmışlardır. Bu zorlu koşullar altında pek çok Müslümana zulmedilmiş ve bir bölüm Müslümanlar MS 615-616 yıllarında Habeşistan'a hicret etmek durumunda kalmıştır. Bu dönemde önemli mevkilere sahip olan ve sözü dinlenip sayılan kişilerden olan Hz. Ömer ve Hz. Hamza (r.a.)'ın Müslümanlığı seçmesi, Müslümanların gücünü artırmıştır. Müslümanlara yapılan baskılar sonucu, Hz. Muhammed (s.a.v.) Taif'e gitmiş ve İslam tebliğine burada devam etmiştir. Tekrar Mekke'ye dönen Hz. Muhammed (s.a.v.) Hac mevsiminde Akabe'de Medinelilerle görüşmüş ve bunun sonucunda 12 kişi Müslümanlığı seçerek, Hz. Muhammed (s.a.v.)'e biat etmişlerdir. Müslümanların gittikçe artan gücünden korkan Mekkeli putperestler baskı ve zulmü daha da artırmışlardır. Bu nedenle, Hz. Muhammed (s.a.v.)'ın emriyle, Müslümanlar küçük gruplar halinde Medine'ye hicret etmeye başlamışlardır. Allah'ın koruması altında olan Hz. Muhammed (s.a.v.), o dönemde kendisine yapılacak suikasttan kurtulmuş ve Hz. Ebubekir (r.a.) ile mağarada saklanmış ardından Medine'ye hicret etmiştir. Hz. Muhammed ve Hz. Ebu Bekir (r.a.) 20 Eylül 622'de Medine yakınlarındaki Kuba'ya ulaşmışlardır ve Kuba Mescidi inşa edilmiştir. Medine'ye gelindikten sonra, Hz. Muhammed (s.a.v.) ailesi için mescid inşa ettirmiş ve yanında ise barınaksız kişilerin kalabilmesi için Suffe adı verilen mescid yaptırılmıştır. Bu mescid İslam dünyasının ilk yatılı okuludur ve öğrencilerine de Ashabu's Suffe denilir. Hicretten sonra, Müslümanların Mekke'de kalan mal ve mülkleri yağmalanmıştır. Hemen sonrasında da MS 624 yılında, Müslümanlarla Kureyşli müşrikler arasında Bedir Savaşı gerçekleşmiştir. Bu savaşta Muhacir ve Ensarlardan oluşarak kurulan ilk ordu 305 kişidir. Akabinde, Mekkeli müşriklerden korunmak üzere hendekler açılır ve Hendek Savaşı olur. Yapılan savaşta, Utbe, Velid ve Seybe gibi Mekke kavminin önde gelenleri ölür. Ebu Cehil de ölünce, Mekkeli müşrikler dağılır.

    Hendek Savaşı'nda ağır yenilgiye uğrayan Mekkeliler, Hind'in de kışkırtmalarıyla tekrar toplanmış ve MS 625 yılında Uhud eteklerinde tekrar savaşmışlardır. Bu savaşta Hz. Hamza (r.a.) şehit olmuştur. Arkasından Hayber Savaşı olmuş ve Hayber Kalesi Müslümanların eline geçmiştir. MS 628'de Hudeybiye Anlaşması Mekkelilerle imzalanmış, Müslümanların güven içinde hac ibadetlerini yerine getirmeleri, anlaşma süresinde iki tarafın güven içinde olacağı ve savaşılmayacağı konusunda anlaşma yapılmıştır. MS 630 yılında ise, Hz. Muhammed (s.a.v.) 10 bin kişilik muazzam bir ordu ile Medine'den çıkmış, yolda katılanlarla beraber 12 bin kişi ile Mekke'ye girilmiş ve Mekke'nin fethi gerçekleşmiştir. Aynı yıl Tebuk'a de sefer yapılmıştır. MS 632 yılında ise Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) vefat etmiştir.

    Peygamberimiz (s.a.v.)'in yaşadığı coğrafyada çok çeşitli din, dil, ırk ve kabileden insan bir arada yaşıyordu. Bu toplulukların bir arada huzur ve güven içinde yaşamaları, aralarına nifak sokmaya çalışanların etkisiz bırakılmaları çok zordu. En küçük bir sözden veya tavırdan hemen bir grup diğerine karşı öfkelenip saldırabiliyordu. Ancak Peygamberimiz (s.a.v.)'in adaleti, Müslümanlar için olduğu kadar bu topluluklar için de bir huzur ve güvence kaynağı olmuştur. Hz. Muhammed (s.a.v.), düşmanları dahil her türlü topluluğa, inanca ve gruba adaletle davranmış, güzel ahlakı, şefkati, birlikteliği, saygı ve sevgiyi herkese anlatmış ve en güzeliyle bu üstün ahlakı kendisi yaşamıştır. Ehl-i Kitap olarak adlandırılan Hristiyan ve Yahudilerin haklarına ve inanç özgürlüklerine de saygı göstermiş, onların güvenliğini ve rahatlığını sağlamıştır. Asr-ı Saadet döneminde Arabistan Yarımadası'nda Hristiyan, Musevi, putperest, ayırt etmeksizin herkese adil davranılmıştır. Peygamberimiz (s.a.v.) Allah'ın "Dinde zorlama (ve baskı) yoktur..." (Bakara Suresi, 256) ayetine uyarak, herkese hak dini anlatmış, ancak seçimlerini yapmak konusunda serbest bırakmıştır.

    Peygamberimiz (s.a.v.)'in Kuran'ın pek çok ayetinde zikredilen en önemli özelliklerinden biri, sadece Allah'ın indirdiğine uyması, insanların rızasını gözetmeden, insanlardan çekinmeden sadece Allah'ın bildirdiklerini yapmasıdır. Peygamberimiz (s.a.v.)'in, Allah yolunda kararlı ve sebatlı olması ile hak din, en güzel ve en doğru şekliyle insanlara bildirilmiştir. Peygamberimiz (s.a.v.) hangi koşullarda olursa olsun, daima Allah'a teslim olmuş, O'nun yarattığı her şeyde bir hayır ve güzellik olduğunu bilmiştir. Bu inancı ile olaylar karşısında elinden gelen tüm çabayı göstermiş, ancak sonucun Allah'a ait olduğunu her zaman bilerek, O'na dayanıp güvenmiştir. Allah, onun bu güzel tevekkülü karşısında onu daima güçlü ve başarılı kılmıştır. Peygamber Efendimiz'in hayatının her anında, çok güzel örnekler bulunmaktadır. Hz. Muhammed (s.a.v.)'in sahabeleriyle olan sohbetleri, onlara hitapları, şakaları, çocuklara olan sevgi ve ilgisi, hanımlarına karşı adaletli, sevecen ve ilgili tavrı, hem ailesi hem de tüm Müslümanlar için örnek bir koruyucu olması, güler yüzü, neşesi, canlılığı, Müslümanlara olan düşkünlüğü ve şefkati, güzel ahlakın ve ideal insan modelinin çok önemli bir örneğidir.