Dua'nın manası ve hikmeti nelerdir

Dualar bölümünde yer alan bu konu cicozz tarafından paylaşıldı.

  1. cicozz

    cicozz Çocukluk cicozlarda saklı

    Dua; allah’a yalvarmak, yakarmak, niyaz etmek, çağırmak, yardım dilemek anlamlarına gelmektedir. Kelime anlamıyla da çağırma demektir. Insan dua ile allah’a yakınlaşır ve ruhen rahatlayıp huzura erer.

    üstad bediüzzaman, duanın manası ve hikmeti konusunda şöyle diyor:

    “dua, ubudiyetin ruhudur ve hâlis bir imanın neticesidir.
    çünkü dua eden adam, duası ile gösteriyor ki: Bütün kâinata hükmeden birisi var ki; en küçük işlerime ıttıla'ı var ve bilir,
    en uzak maksatlarımı yapabilir, benim her halimi görür, sesimi işitir.

    öyle ise; bütün mevcudatın bütün seslerini işitiyor ki, benim sesimi de işitiyor. Bütün o şeyleri o yapıyor ki, en küçük işlerimi de ondan bekliyorum, ondan istiyorum.

    Işte duanın verdiği hâlis tevhidin genişliğine ve gösterdiği nur-u imanın halâvet ve safîliğine bak,

    “duanız olmazsa rabbim size ne diye değer versin?”( furkan süresi, 25/77.)ayetinin sırrını anla

    ve “bana dua edin kabul edeyim”( mü’min süresi, 40/60.) fermanını dinle. Eğer vermek istemeseydi, istemek vermezdi.”

    yani allah (c.c), dualarımızla istediğimiz şeyleri vermeyecek olsaydı, bizlere isteme duygusunu vermezdi.

    Hem, midemizin istek ve ihtiyacı olan yiyecek ve içecekleri vermek için mevsimleri değiştirdiğini, “baharı, erzak yüklü bir vagon” gibi muhaç olduğumuz gıdalarla doldurup imdadımıza gönderdiğini görüyoruz.

    Kullarına böylesine şefkatli ve merhametli olan yüce rabbimiz, elbette ve hiç şüphesiz dualarımızla da istediğimiz şeyleri verecektir.

    Diğer taraftan, midemizin istek ve ihtiyaçlarını giderdiği gibi, ruhumuzun en büyük istek ve ihtiyacı olan ebediyeti, rızasını ve cennetini de verecektir.

    “duanın en güzel, en latif, en leziz, en hazır meyvesi, neticesi şudur ki:

    Dua eden adam bilir ki, birisi var ki; onun sesini dinler, derdine derman yetiştirir, ona merhamet eder. Onun kudret eli her şeye yetişir.

    Bu büyük dünya hanında o yalnız değil; bir kerim zât var, ona bakar, ünsiyet verir. Hem onun hadsiz ihtiyaçlarını yerine getirebilir ve onun hadsiz düşmanlarını def' edebilir bir zâtın huzurunda kendini tasavvur ederek, bir ferah, bir inşirah duyup, dünya kadar ağır bir yükü üzerinden atıp “elhamdülillâhi rabbi’l-alemin”der.”