Coğrafyadaki Yanlışlar

Coğrafya bölümünde yer alan bu konu Ömer tarafından paylaşıldı.

  1. Ömer

    Ömer Yönetici

    Akarsu Akım Grafiğinden Akarsuyun Taşkın Yapıp Yapmayacağı Anlaşılabilir mi?
    Akarsu akım grafiği, akarsuyun aylara göre taşıdığı su miktarını ifade eder. Akarsuların kabarık devrelerinde suların yataktan taşması, çevreye yayılması "taşkın" olarak ifade edilir. Taşkın olayları çoğunlukla yatak eğiminin az olduğu düzlük alanlar ve ovalarda görülür. Akarsu akımında yağış miktarı, yağış şekli ve kar erimeleri gibi iklim özellikleri temel etkendir. Bu etkenler akım miktarının yükselmesine yol açsa bile akım grafiğinden bunu anlamak mümkün değildir. Çünkü akarsuyun taşkın yapmasında yatak eğimi ve aktığı vadinin özelliğide belirleyicidir. Bu nedenle yalnızca akım grafiğine bakılarak akarsuyun taşkın yapıp yapmıycağı anlaşılamaz.

    Akarsuların Hidroelektrik Potansiyeli Yerşekillerine mi, Yükseltiye mi Bağlıdır?
    Türkiyede hidroelektrik potansiyeli en yüksek olan bölge Doğu Anadolu'dur. Bunda hem yükseltinin fazla olması, hem de yer şekillerinin engebeli olması etkili olmuştur. Hidroelektrik potansiyeli en düşük bölge ise Marmara'dır. Her ne kadar bazı kaynaklarda bunun nedeni olarak yer şekillerinin sade olması gösterilse de temel neden ortalama yükseltinin az olmasıdır. Çünkü, yer şekillerinin sadeliği temel etken olsaydı hidroelektrik potansiyeli en düşük olan bölgenin Güneydoğu Anadolu olması gerekirdi. Zira yer şekilleri en sade olan bölge Marmara değil, Güneydoğu Anadolu'dur. Bundan dolayıdır ki Güneydoğu Anadolu'da yer şekilleri sade olmasına karşın Atatürk, Dİcle, Kralkızı, Devegeçidi, Ilısu gibi hidroelektrik santralleri kurulmuştur. Dolayısıyla bir bölgenin hidroelektrik potansiyeli üzerinde hem yer şekilleri hem de yükselti etkilidir.

    Bakı Etkisinin “Yer şekillerinin Etkisi” Şeklinde İfade Edilmesi Doğru mudur?
    Yeryüzünde sıcaklık dağılışını etkileyen faktörler incelenirken bazı kaynaklarda güneş ışınlarının düşme açısını etkileyen faktörler arasında yer alan “bakı faktörü etkisinin” “yeryüzü şekillerinin etkisi” diye belirtilmesi yanlıştır. Bakı faktöründe dağlar ve eğimli yüzeylerin güneşe dönük yamaçları gerek güneş ışınlarını daha büyük açıyla almaları, gerekse daha uzun süre güneşlenmeleri nedeniyle daha fazla ısınır. Bu durumun ortaya çıkmasında yüzeyin dağ, vadi, sırt, tepe, plato olmasından ziyade güneşe olması önemlidir. Zira aynı yer şekillerinin, örneğin dağların Kuzey Yarımküre de güneye dönük yamaçları, Güney Yarımkürede ise kuzeye dönük yamaçları genelde daha çok ısınır. Bu durumun ortaya çıkmasında; yer şekillerinin farklılığı nedeniyle yamaçların güneş ışınlarını farklı açıyla almaları değil, güneşe dönük olmaları nedeniyle güneş ışınlarını daha büyük açıyla almaları ve daha uzun süreyle güneşlenmeleri etkili olmuştur. Bu nedenle bakı etkisinin yer şekillerinin farklılığı diye belirtilmesi yanlıştır.

    Bir Bölgede Ormanların Geniş Yer Kaplaması Yağışı Arttır mı?
    Ormanların geniş yer kaplaması terleme yoluyla atmosfere verilen su buharı miktarını arttırır. Ancak bunun bir bölgedeki yağış miktarı üzerinde çok fazla etkili olduğu söylenemez. Şayet orman varlığının zengin olması yağışı arttırsaydı, ormanların kesildiği bölgelerde yağışın azalması, ağaçlandırma yapılan bölgelerde ise yağışın artması gerekirdi. Oysa böyle bir durum söz konusu değildir. Bu nedenle bir bölgede yağışın fazla olması ormanların geniş yer kaplamasına yol açar. Ancak bir bölgede yağışın fazla olmasında orman çok önemli bir faktör olamaz..

    Bir Bölgedeki Toprak Türü Tarım Ürünlerinin Çeşidini Belirler mi?
    Acaba toprak yapısı veya türü aynı olan yörelerde yetiştirilen tarım ürünlerinin türü aynı mıdır? Örneğin; Nil deltasında yetiştirilen tarım ürünleri ile İndus, Ganj ve Çukurova deltalarında yetiştirilen tarım ürünleri aynı mıdır? Türkiye’de Akdeniz Bölgesinde yer alan Çukurova ile Karadeniz Bölgesi kıyılarındaki Bafra ve Çarşamba delta ovalarının toprak türleri aynıdır. Zira bu ovalar akarsuların taşıyıp biriktirdikleri alüvyonlardan oluşmuştur. Ancak Çukurova’da yetiştirilen pamuk, zeytin, turunçgil, yerfıstığı, susam gibi tarım ürünleri Bafra ve Çarşamba ovalarında yetişmez. Çarşamba ve Bafra ovalarında pirinç, mısır, tütün gibi tarım ürünleri yetiştirilir. Görüldüğü gibi verilen ovaların toprak türleri benzer olmasına karşın, yetiştirilen tarım ürünleri farklıdır. Çünkü bir bölgede yetiştirilen tarım ürünlerinin türü ve dağılışlarını belirleyen “toprak türü” değil “iklim özellikleridir.”

    Bir Merkezde Gece Ve Gündüz Süresinin Değişmesi İle Dört Mevsimin Belirgin Olarak Yaşanması Enleme Bağlı Olarak Ortaya Çıkan Bir Sonuç mudur?
    Bir merkezin enlem derecesi değişmeyeceğine göre, o merkezde ki gece-gündüz süresi değişimi ile dört mevsimin belirgin olarak yaşanması, enleme bağlı bir sonuç olamaz. Bu olguların ortaya çıkmasında dünya ekseninin 23°27¯ eğik olması temel etkendir. Dolayısıyla gece-gündüz süresi değişimi ile dört mevsimin yaşanması enleme bağlı sonuçlar olmayıp, enleme göre değişen özelliklerdir.

    Bir Ülkede İklim Çeşitliliğinin Fazla Olmasının Temel Nedeni, Orta Kuşakta Yer Alması mıdır?
    Yeryüzünde değişik iklim tiplerinin görülmesinde en önemli etmen, enlem farkının fazla olmasıdır. Bir ülkede iklim çeşitliliğinin fazla olması, enlem farkının fazla olmasıyla doğru orantılıdır. Ya da yer şekillerinin çeşitlilik göstermesine bağlı bir sonuçtur. Çünkü, yer şekilleri çeşitlilik gösteriyorsa; sıcaklık, yağış, nem ve rüzgar gibi iklim elemanları kısa mesafelerde değişir ve iklimde çeşitlilik yaratır. Ayrıca denize göre konum da iklimi çeşitlendirebilir.Örneğin Türkiye'de 6°'lik enlem farkına rağmen iklim çeşitliliğinin fazla olması daha çok özel konumuna bağlı bir sonuçtur. Oysa dört mevsimin belirgin olarak yaşanması ;sadece yıl içinde sıcaklık ve yağış koşullarının sık değişmesine yol açabilir, bir bölgedeki iklimin çeşitlenmesine yol açmaz.

    Coğrafyanın Millisi Olur mu ?
    Dünyanın her yerinde hava kütlesi neme doyduğunda, yağış başlar. Akarsular eğimin fazla olduğu yerlerde hızlı akarken, eğimin az olduğu yerlerde yavaş akar. Denizler karalara oranla yavaş ısınıp; yavaş soğur. İki bölge arasında basınç farkı ortaya çıkmışsa, rüzgar eser. Ardışık iki meridyen arası zaman farkı 4 dakikadır. Bir günün süresi 24 saattir.Yükseklere çıkıldıkça sıcaklık azalır. Depremlerin oluşum nedeni aynıdır. İşte; bu nedenlerden dolayı, coğrafyanın millisi olamaz ve olmamalıdır da.

    Çöllerde Yaşamı Zorlaştıran Temel Etken Sıcaklık mıdır, Yağış mıdır?
    Çöllerde, özellikle de dönence çöllerinde günlük sıcaklık farkı çok yüksek, yıllık sıcaklık ortalaması ise yüksektir. Ayrıca çöllerde geniş yer kaplayan kumlar ve doğal bitki örtüsünün cılız olması nedeniyle gündüzleri ısı birikimi de oldukça fazladır. Dolayısıyla gündüzleri çok yüksek olan sıcaklıklar yaşamı elbette zorlaştırır. Ancak çöllerde yaşamı zorlaştıran asıl etken; yağış azlığıdır. Ve çöl denilince akla, genellikle yağış değerleri çok az, yağış dağılımı çok düzensiz olan bölgeler gelir. Şiddetli kuraklık ve yağış azlığı nedeniyle çöllerde doğal bitki örtüsü ya çok cılız ya da hiç yoktur. Su kaynakları çok kısıtlıdır. Bu nedenle bitkilerle beslenen hayvan ekosistemi ile bitki ve hayvanlarla beslenen insan ekosistemi oldukça zayıftır. Zira yağış ve su azlığı ekonomik faaliyetleri zorlaştırmıştır. Geniş alan kaplayan kumullar ile kum fırtınaları nedeniyle ulaşım da oldukça zordur. Bu nedenle çöllerde hem yağış azlığı hem de yüksek sıcaklık yaşamı zorlaştırmıştır. Ancak yağış azlığının yaşamı daha fazla zorlaştırdığı söylenebilir.

    Dağlar Denize mi, Yoksa Kıyıya mı Dik veya Paralel Uzanır?
    Denizlerin bir uzanış yönü olamaz.Bu nedenle dağların denizlere dik veya paralel uzanması da söz konusu olamaz. Doğrusu, dağların kıyıya veya kıyı çizgisine dik ya da paralel uzanması olmalıdır.

    Doğu Karadeniz Kıyılarında Çayın Yetişmesinin Temel Nedeni Nedir?
    Türkiye’de çayın yetişme alanı Doğu Karadeniz kıyılarıyla sınırlıdır. Bu demektir ki çay Türkiye’nin iklim koşullarına çok iyi uyum sağlamış bir tarım ürünü değildir. Bazı kaynaklarda Doğu Karadeniz Kıyılarında çayın yetişme nedeni olarak “ yörenin her mevsim yağış alması ” gösterilmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki çayın anavatanı Asya Kıtasının “ muson iklim bölgeleri”dir. Çayın yetiştiği muson iklim bölgelerinde ise; yazlar sıcak ve bol yağışlı, kışlar ise kurak geçer. Yani yağış rejimi düzensizdir. Buna rağmen çayın en çok yetiştiği bölge Musonlar Asya’sıdır. Şayet, Doğu Karadeniz kıyılarında çay tarımı yapılabilmesinin nedeni yağış rejiminin düzenli olması olsaydı o zaman her mevsimin yağışlı geçtiği Ekvatoral bölgede çay tarımının daha yaygın olması beklenmez miydi? İşte bu nedenledir ki Doğu Karadeniz kıyılarında çay tarımının yapılabilmesinin temel nedeni yağış rejiminin düzenli olması değil, yağış miktarının bol, sıcaklık ve nem koşullarının uygun olmasıdır.

    Dünyanın Geoit Olması İle Küresel Olmasının Sonuçları Aynı mıdır?
    Geoit dünyanın kutuplardan basık Ekvatordan şişkin şeklini ifade eder.Dünyanın Ekvatorda hızlı, kutuplarda yavaş dönmesi bu kendine özgü şeklin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Dünyanın bu özelliğine bağlı olarak kutuplar yarıçapı ekvator yarıçapından kısadır. Kutuplardaki yerçekimi ekvatordakinden fazladır. Ancak, güneş ışınlarının düşme açısının kutuplara doğru küçülmesi ve buna bağlı olarak sıcaklığın azalması, meridyen yaylarının kutup noktalarında birleşmesi, haritaların hatalı bir şekilde düzleme aktarılması, dünyanın çizgisel dönüş hızının kutuplara doğru azalması ve iklim kuşaklarının ortaya çıkması gibi sonuçlar küreselliğe bağlıdır.

    Endüstri Bitkilerinin Sınıflandırılması!...
    Endüstri bitkilerinin sınıflandırılmasında kapsam çoğunlukla sınırlı tutuluyor...Türk dil kurumu sözlüğünde “sanayi: hammaddeleri işlemek için kullanılan yöntemlerin tümü ve araçların bütünü diye tanımlanmaktadır.” Birçok kaynakta endüstri bitkisi olarak değerlendirilen pamuk, şekerpancarı, tütün, çay, ayçiçeği, zeytin, keten, kenevir, haşhaş, anason, gül gibi tarım ürünleri genelde sanayide işlendikten sonra kullanılmaktadır.Ancak şu da bir gerçektir ki günümüzde pekçok tarım ürünü sanayinin değişik dallarında hammadde olarak kullanılmaktadır.Dolayısıyla bunlar da endüstri bitkisi olarak kabul edilemez mi? Örneğin; soya, fındık, mısır bitkisel yağ üretiminde, üzüm rakı ve şarap üretiminde, arpa ve şerbetçiotu bira üretiminde, birçok bitki ilaç, kozmetik ve şampuan üretiminde, buğday bisküvi ve makarna üretiminde, dolayısıyla da sanayideki yöntemlerle işlenerek tüketime sunulmaktadır.Bu nedenle bazı tahıl türleri, meyve ve sebzeler ile yağ bitkileri de endüstri bitkisi olarak değerlendirilemez mi?...

    Fiziki Haritalarda Farklı Renk Tonları Yerşekillerini mi, Yükseltiyi mi Gösterir?
    Pek çok kaynakta fiziki haritalarda renklerin yer şekillerini gösterdiği belirtilmekte ve yeşil renk tonlarının ovaları, kahve renk tonlarının ise dağları gösterdiği ifade edilmektedir. Bu kesinlikle yanlış bir bilgidir. Çünkü, fiziki haritalarda renkler yükselti ve derinlik basamaklarını gösterir. Aksi takdirde, aynı yer şekli olan ovalarımızdan, Çukurova ( yeşil ), Konya ( sarı ), Erzurum ( kahve ) renk tonu ile gösterilebilir mi? Bu ovalarımızın deniz seviyesinden yükseltileri farklı olduğundan, fiziki haritalarda gösterildikleri renk tonları da farklıdır. Fiziki haritalarda yeşil renk 0-500 metre arası yükseltileri, sarı renk 500-1000 metre arası yükseltileri, kahve rengi ise 1000 metreden fazla olan yükseltileri gösterir. Mavi ve tonları ise derinlikleri gösterir.

    Gün ile Gündüz Eş Anlamlı mıdır?
    Gün, 24 saatlik zaman dilimini ifade eder ve dünyanın her yerinde bir günün süresi 24 saattir. Oysa gündüz 24 saatlik zamanın sadece bir bölümünü, yani güneşin doğuşu ile batışı arasındaki süreyi ifade eder. Bu nedenle gündüz yerine gün ifadesinin kullanılması doğru değildir.

    Güneşlenme Süresi Akdeniz Bölgesinde mi, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde mi Fazladır?
    Bir bölgedeki güneşlenme süresi iki etkene bağlıdır; gündüz süresi uzunluğu ile yağışlı gün sayısının fazla ya da az olmasına, yani bulutlu gün sayısına bağlıdır. Türkiye’de güneşlenme süresi denince nedense çoğu kişinin aklına genelde Akdeniz Bölgesi gelir. Sanırım bu bölgenin kıyılarında kıyı turizmi sezonunun uzun olması ve yaz mevsiminde yoğun bir turist akınına sahne olması böyle bir yanılgıya yol açmaktadır. Türkiye’de güneşlenme süresinin en uzun olduğu bölge yılda yaklaşık 3200 saat ile Güneydoğu Anadolu Bölgesidir. Çünkü Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinin gündüz süresi uzunlukları enlemlerine bağlı olarak aynıdır. Ancak Güneydoğu Anadolu karasallık nedeniyle daha az yağış alır ve güneşli gün sayısı daha fazla yağış alan Akdeniz Bölgesine oranla fazladır.

    Her Yayla Plato mudur?
    Yayla terimi çoğu kez plato ile eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Ancak her iki kavram aynı şeyi ifade etmez. Plato; akarsuların derine doğru yardığı, yüksek düzlükleri ifade eden bir yer şekli terimidir. Oysa; yayla, insanların yaz mevsiminde hayvanları otlatmak üzere geçici olarak konakladıkları ot bakımından zengin, serin yüksek yerleri ifade eden, bir geçici yerleşme yeridir. Ve yaylalar da akarsular tarafından derine doğru yarılmış geniş düzlük olma özelliği olmayabilir. Bu nedenle, platolar yayla olarak değerlendirilebilir, ancak her yayla plato olarak değerlendirilemez.

    Karadeniz Bölgesinin En Gelişmiş Limanı Sinop mudur?
    Denizin içeriye doğru girinti yaptığı korunaklı körfez ve koylar doğal liman olarak nitelendirilir.Zira yerşekillerinin konumu nedeniyle şiddetli rüzgar ve fırtınalar bu tür yerlerde fazla etkili olmadığından; buralar gemilerin yanaşıp yükleme ve boşaltma yapmalırına uygundur. Bu özelliğe sahip limanlar "doğal liman" olarak nitelendirilir. İşte Sinop şehri Karadeniz Bölgesinde bu özelliğe tek doğal limandır. Ancak yakın çevresinde dağlar kıyıya yakın ve parelel uzandığından; yani yerşekilleri engebeli olduğundan, iç kısımlarla kara ve demiryolu bağlantısı gelişmemiştir.Yani hinterlandı dardır. Bu nedenle Sinop, bölgedeki tek doğal liman olmasına karşın, bölgenin en gelişmiş limanı değildir.Demek ki bir limanın gelişmesinde hinterlandının geniş olması; yani iç bölgelerle kara ve demiryolu ulaşımının kolay olması daha önemli bir etkendir.Bu nedenle Karadeniz Bölgesinin en gelişmiş limanı Sinop değil Samsun'dur.

    Kurak Hava Olur mu?
    Kuraklık, yağış azlığı ve aşırı sıcaklığa bağlı olarak toprakta meydana gelen su kaybını ifade etmektedir. Bu nedenle;kuraklık ifadesi hava için değil de, yeryüzündeki arazi için ifade edilen bir kavramdır. Dolayısıyla doğrusu kuru hava olmalıdır.

    Kuraklık mı Sıcaklığı Artırır, Sıcaklık mı Kuraklığı Artırır?
    Kuraklık yağış azlığından çok topraktaki su kaybını ifade eden bir terimdir. Örneğin Türkiye'de en az yağış alan bölge İç Anadolu olduğu halde, en kurak bölge Güneydoğu Anadolu'dur. Güneydoğu Anadolu, İç Anadolu Bölgesinden fazla yağış aldığı halde, yaz mevsiminin daha sıcak geçmesi nedeniyle buharlaşma, yani topraktaki su kaybı daha fazladır. Bu nedenle en kurak bölgedir. Bu bölgenin yaz mevsiminde çok sıcak olması buharlaşmaya bağlı bir sonuç değildir.Aksine yaz mevsimi çok sıcak geçtiği için buharlaşma fazladır.

    Matematik İklim Kuşağı ile Matematik Sıcaklık Kuşağı Aynı Şey midir?
    İklim denince ;sadece sıcaklık anlaşılamaz. Basınç ve rüzgar, nem ve yağış da iklim elemanları arasındadırlar. Bu nedenle iklim kuşağı denildiğinde, yeryüzünde görülen farklı iklim tipleri anlaşılır. Ancak pek çok kaynakta matematik iklim kuşağı ifadesi ile matematik sıcaklık kuşakları gösterilmektedir. Matematik sıcaklık kuşaklarının oluşumunda;dünyanın eksen eğikliği esas alınarak 0°-23°27¯ arası sıcak kuşak, 23°27¯- 66°33¯enlemleri arası ılıman kuşak, 66°33¯- 90° enlemleri arası soğuk kuşak olarak ifade edilmiştir. Dolayısıyla matematik sıcaklık kuşaklarının matematik iklim kuşağı olarak ifade edilmesi yanlıştır.

    Mevsimlere Göre Sıcaklık ifadesi!
    Kış mevsiminde; sıcaklık değerlerinin 0 °C’nin altına düştüğü günler soğuk, 0 °C’nin üstünde olduğu günler ise ılık kabul edilir. Yaz mevsiminde ise; sıcaklık değerlerinin 20 °C’nin üzerinde olduğu günler sıcak, 20 °C’nin altında olduğu günler ise serin olarak kabul edilir. Bu nedenle yaz mevsimi için ılık ve soğuk, kış mevsimi için serin ve sıcak ifadelerinin kullanılması yanlıştır. Örneğin “Akdeniz Bölgesinde kış mevsimi sıcak geçer” ifadesi yanlştır. Aynı şekilde “Doğu Anadolu Bölgesinde yaz mevsimi soğuk geçer” ifadesi de yanlıştır. İşte bu nedenle soğuk ve ılık ifadeleri kış mevsimi sıcaklıkları için, sıcak ve serin ifadeleri ise yaz mevsimi sıcaklıkları için kullanılmalıdır.

    Tarih Değiştirme Çizgisi İle İlgili İfadeler!...
    Başlangıç meridyeni ile 180 doğu meridyeni arasında 12 saat, başlangıç meridyeni ile 180 batı meridyeni arasında da 12 saatlik zaman farkı vardır.Bu nedenle 180 meridyeninin doğusu ile batısında yer alan iki nokta arasında ( 12 saat + 12 saat ) tam 24 saatlik, yani bir günlük zaman farkı vardır.Dolayısıyla 180 meridyeninin her iki tarafında aynı anda farklı tarihler yaşanmaktadır.Bu nedenle 180 meridyeni tarih değiştirme çizgisi olarak nitelendirilir ve bu çizgi aşıldığında tarih değişikliği yapılır.

    İngiltere’den geçen 0 meridyeninden ( başlangıç meridyeni ) 180 doğuya doğru olan yarımküreye Doğu Yarımküre, 0 meridyeninden 180 batıya doğru olan yarımküreye ise Batı Yarımküre denir.Tarih değiştirme çizgisi Batı Yarımküreden Doğu Yarımküreye ( Amerika’dan Asya’ya ) doğru aşıldığında tarih bir gün ileri alınır.Tarih değiştirme çizgisi Doğu Yarımküreden Batı Yarımküreye ( Asya’dan Amerika’ya ) doğru aşıldığında ise tarih bir gün geri alınır.

    Unutulmamalıdır ki Doğu ve Batı Yarımküre kavramları ile doğuya doğru, batıya doğru ifadeleri farklı şeylerdir.Bu nedenle, “tarih değiştirme çizgisi batıdan doğuya doğru aşıldığında tarih bir gün ileri, tarih değiştirme çizgisi doğudan batıya doğru aşıldığında tarih bir gün geri alınır” ifadesi yanlıştır.

    Türkiye’de Nüfus Dağılışının Düzensiz Olmasının Nedeni?
    Birçok kaynakta Türkiye’de nüfus dağılışının nedeni olarak iç göçler olarak gösterilmektedir. Elbette Türkiye’de nüfus dağılışının düzensiz olmasında iç göçlerin etkisi vardır. Bu durum Marmara ve Ege bölgelerinde özellikle belirgindir. Zira sanayi tesislerinin buralarda yığılması iş imkânlarını artırmış; bu da buraların iç göçlerin çekim merkezi olmasını sağlamıştır. Benzeri durum sanayinin geliştiği diğer kentlerimiz için de geçerlidir; Adana, Mersin, Ankara gibi… Ancak, sanayileşmeye bağlı bu iç göçler olmasaydı; acaba Türkiye’deki nüfus dağılım düzenli olur muydu? Hayır, düzenli olmazdı. Nüfusumuz şimdikinden az olsa veya iç göçler yaşanmasa bile nüfus dağılışı gene düzensiz olurdu. Zira nüfus dağılışında yüzey şekilleri, iklim koşulları, su kaynakları, toprak verimliliği, ulaşım olanakları gibi birçok etmen belirleyicidir. Yani, iç göçler yaşanmasa veya nüfusumuz şimdikinden daha az olsa bile, iklim koşullarının elverişli olduğu kıyı kesimleri ile yüzey şekillerinin daha uygun olduğu yöreler daha yoğun olurdu.

    Türkiye’nin Rüzgar Gülünde, Rüzgar Esme Yönünün Gösterilmesi!...
    Rüzgarın esme yönü,rüzgarın estiği merkeze,ya da rüzgarın esme yönünü belirleyecek kişiye göre olmalıdır.Böyle düşünülüp çizilmeyen Türkiye’nin rüzgar gülünde yanlış algılanabilecek sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle,Türkiye’nin rüzgar gülünde, rüzgar esme yönlerinin merkezden çevreye doğru verilmesi yanlıştır.



    Türkiye’deki rüzgarların yukarıdaki gibi isimlendirilmesi yanlıştır. Çünkü Türkiye’de rüzgarların isimlendirilmesi “esmeye başladığı yerin bulunulan yere göre konumu” göz önüne alınarak yapılır..Bu nedenle bulunulan yere kuzeybatıdan esen rüzgara karayel, güneybatıdan esen rüzgara ise lodos denir. Oysa yukarıdaki şekilde güneydoğudan esen rüzgara karayel, ( doğrusu keşişleme) kuzeydoğudan esen rüzgara ise lodos ( doğrusu poyraz ) denilmiştir ki bu kesinlikle yanlıştır.
    Bu nedenle Türkiye’nin rüzgar gülünde, rüzgar esme yönlerinin aşağıdaki gibi gösterilmesi gerekir.



    Türkiye'de Kahve Yetiştirilir mi?
    Türk kahvesi" deyimi dünya literatürüne geçmiştir; ancak ünlenen kahve bitkisi değil, kahvenin yapılış şeklidir. Çünkü Türkiye'de kahve bitkisi yetiştirilmez.Zira, Türkiye'nin iklim koşulları kahve üretimine uygun değildir. Peki "Türk kahvesi" deyimi nereden gelmektedir? Bilindiği gibi Osmanlı İmparatorluğu döneminde Suudi Arabistan, Yemen, Mısır gibi kahve yetiştirilen ülkeler devletin sınırları içerisinde bulunuyordu. İşte o dönemde adı geçen yerlerden getirilen kahve çekirdeklerine bağlı olarak kahve yapımı giderek ün kazanmış ve bu literatüre "Türk Kahvesi" olarak geçmiştir. Yani kısacası ünlü olan kahve bitkisi değil, kahvenin yapılış şeklidir

    Türkiye'deki İklim Çeşitliliğinin Nedeni Orta Kuşakta Yer Alması Veya Dört Mevsimin Yaşanması mıdır?
    Bir ülke yada bölgede iklim çeşitliliğinin iki nedeni olabilir. Ya ülkede enlem farkı fazladır; yani ülke kuzey-güney yönünde geniş yer kaplıyordur.Buna bağlı olarak iklim çeşitliliği fazladır.Şili' deki gibi. Ya da ülkenin özel konum koşulları çeşitlilik gösteriyordur. Türkiye'nin kuzeyi ile güneyi arasındaki enlem farkı ( 42° - 36° = 6° ) iklimi çeşitlendirecek kadar fazla değildir. Dolayısyla iklim çeşitliliğini tek başına açıklayamaz.Orta kuşakta yer alma, iklim çeşitliliğine yol açsaydı; Afganistan, Kazakistan, Kırgızistan, İsviçre, Macaristan, Avusturya gibi orta kuşak ülkelerinin tümünde iklim çeşitliliğinin fazla olması gerekirdi. Türkiye'de iklimi çeşitlendiren asıl etken özel konum koşullarıdır.Yani Türkiye'nin üç yandan denizlerle çevrili olması, kuzey ve güney kıyılarda sıradağların kıyıya parelel uzanması, batıdan doğuya gidildikçe yükseltinin artması ve yüzey şekillerinin kısa mesafelerde çok değişmesi iklimi çeşitlendiren temel etkendir.Elbette iklim çeşitliliğinde matematik konum da etkilidir, ancak özel konum daha belirleyicidir.

    Yazı Yağışlı Geçen Muson Ükelerinde Buğday ve Pamuk Nasıl Yetiştirilir!..
    Bilindiği gibi Hindistan, Pakistan, Bangladeş gibi Güneydoğu Asya ülkelerinde muson iklimi görülür. Bu iklimde yazlar yağışlı, kışlar kurak geçer. Peki nasıl oluyor da pamuk, buğday gibi yaz sıcaklığı ve kuraklığı isteyen tarım ürünleri bu iklimde yetiştirilebilmektedir. Birincisi; Muson ikliminin görüldüğü bu ülkeler dönencelere yakın olduğundan kurak geçen kış mevsiminin sıcaklık ortalamaları yüksek olup buğday ve pamuk gibi tarım ürünlerinin yetişmesine uygundur. İkincisi; geniş alan kaplayan bu ülkelerde karasal iklimin etkili olduğu bölgeler vardır. Ve bu tarım ürünleri de karasal iklim bölgelerinde yetiştirilebilmektedir.

    Yerçekimi Kutuplara Gidildikçe Düzenli Olarak Artar mı?
    Dünya'nın kutuplardan basık ekvatordan şişkin geoit şekli nedeniyle yer çekimi kutuplarda fazla ekvatorda azdır. Çünkü bu basıklık nedeniyle kutup bölgeleri yerin merkezine daha yakındır. Ancak bir noktanın yer çekimi sadece dünya'nın geoit şekliyle açıklanamaz. Zira yükseklere çıkıldıkça yer çekimi azalır.Yükselti ve yer şeki lleri ile kara ve deniz dağılışı ekvatordan kutuplara doğru düzenli bir dağılış göstermediğinden yer çekimininde kutuplara gidildikçe düzenli azalması söz konusu olamaz.

    İngiltere’de Çay Yetişir mi?
    Bilindiği gibi, İngiliz patentli çay markaları oldukça yaygındır; Lipton, Sir Winston Tea gibi. Ayrıca, İngilizlerin beş çayı ünlüdür. Ayrıca İngiltere’de Türkiye’nin Doğu Karadeniz Kıyılarındakine benzer “ Ilıman okyanus “ iklim özellikleri görüldüğünden çoğu insan İngiltere’de çay tarımı yapıldığını sanır. Oysa gerçekte İngiltere’de çay tarımı yapılmaz. Zira İngiltere’nin yer aldığı enlemlerin sıcaklık derecesi çayın yetişmesine uygun değildir. Peki, öyleyse İngiliz çayları nasıl dünyaca ünlenmiştir? Bunun cevabı; Hindistan, Seylan, Endonezya, Malezya, Singapur, Tayvan gibi çayın anavatanı olan pek çok ülkenin bir zamanlar “ güneşin batmadığı imparatorluk olarak bilinen İngiltere’nin” sömürgeleri olmasında gizlidir. İngilizler bu dönemde çayla tanışmış; yapımı ve işlenmesi konularında iyice uzmanlaşmıştır. Misafirlerini beş çayı ile ağırlamaları da bu dönemden kalma bir alışkanlıktır. İngiliz çaylarının ünü buradan gelmektedir. Günümüzde, İngilizlerin çay işleme ve yapım teknikleri bir hayli gelişmiştir. İngiltere çayı, çayın yetiştiği ülkelerde işleyip paketleyerek satar. Ancak İngiltere’de çay yetişmez.

    Yüksek ve Alçak Basıncın 1013 Milibarlık ( 760 mm ) Basınç Değeri Esas Alınarak Değerlendirilmesi Doğru mudur?
    45 kuzey enleminde,15 sıcaklıkta ve deniz seviyesinde 1013 milibara eşit olan basıncı normal kabul ederek;bu değerin üzerindeki basınca yüksek basınç, bu değerin altındaki basınca alçak basınç denilmesi doğru bir yaklaşım değildir.Çünkü alçak ve yüksek basınç kavramları ancak çevresindeki basınç değerleri esas alınarak doğru yorumlanabilir.
    Zira basınç değeri 1013 milibarın altında olduğu halde yüksek basınç merkezi konumunda olan yerler olduğu gibi,basınç değeri 1013 milibardan fazla olduğu halde alçak basınç merkezi olan yerler de vardır.Yine herhangi bir yerin basıncı da değişebilmektedir.Örneğin Anadolu Yarımadası, çevre denizlere göre kış mevsiminde yüksek basınç alanı konumunda iken;yaz mevsiminde çevre denizlere göre alçak basınç merkezi konumundadır.Bundan Anadolu Yarımadasındaki basınç değerlerinin kış mevsiminde 1013 milibardan fazla,yaz mevsiminde ise 1013 milibardan az olması anlaşılmaz.Anlaşılması gereken şey, Anadolu Yarımadasındaki basınç değerlerinin kış mevsiminde çevre denizlere göre daha fazla, yaz mevsiminde ise daha az olduğudur.

    Bu nedenle doğrusu şöyle olmalıdır.Basınç değeri çevresine göre fazla olan yerlere yüksek basınç alanı ( antisiklon ), basınç değeri çevresine göre az olan yerlere ise alçak basınç alanı ( siklon ) denilmelidir.

    Yükselti ile Yer şekilleri Aynı Şeyi mi İfade Eder?
    Bir noktanın deniz seviyesinden yüksekliği “yükselti” olarak ifade edilir. Bir yerin yüksekliği o yer şekilleri hakkında kesin bilgiler vermez. Zira yer şekilleri denildiğinde dağ, tepe, vadi, ova, plato, çukur, boyun v.s anlaşılır. Ve aynı yer şekilleri farklı yüksekliklerde yer aldığı gibi farklı yer şekilleri de aynı yüksekliklerde yer alabilir. Örneğin Ege Bölgesinde yer alan Büyük Menderes Ovasının yükseltisi 50 metre civarında iken, İç Anadolu Bölgesindeki Konya Ovasının yükseltisi 900 metre, Doğu Anadolu Bölgesindeki Erzurum Ovasının yükseltisi 1800 metre civarındadır. Yine Batı Anadolu’daki bazı dağların yüksekliği Doğu Anadolu’daki ovalardan daha azdır. Örneğin, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde hidroelektrik enerji potansiyelinin Marmara Bölgesindekinden yüksek olmasında yer şekillerinin farklılığı değil yükselti ortalamalarının farklı olması neden olmuştur. Çünkü her iki bölgede yer şekilleri özellikleri benzerdir. Bu nedenle “yükselti” ile “yer şekilleri” farklı şeylerdir. Dolayısıyla yükselti ile yer şekillerinin etkileri de farklıdır.