Avrupa Birliği 2

Türkiyemiz bölümünde yer alan bu konu Ömer tarafından paylaşıldı.

  1. Ömer

    Ömer Yönetici

    AVRUPA BİRLİĞİ​
    Avrupa Birliği İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra oluşan şartların bir ürünü sayılabilir. 25 yıllık bir dönem içinde iki dünya savaşına sahne olan Avrupa'da yeni bir savaşı önlemenin yöntemleri araştırılırken o yıllardaki Fransa Dışişleri Bakanlarından Robert Schumann ilginç bir fikir ortaya attı. Ülkelerin savaş gücünün temelini oluşturan kömür ve çeliğin üretimi ve kullanılması devletlerüstü bir kurum tarafından düzenlenmeli ve denetlenmeliydi. Bu fikir büyük destek buldu. Bu amaçla 18 nisan 1951'de Paris'te, Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda, Belçika ve Lüksemburg'un katılımıyla Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu kuruldu. Daha sonraki yıllarda bu işbirliğinin kapsamı genişletilerek 25 Mart 1957 yılında nükleer alanda işbirliğini öngören Euratom ve bugünkü Avrupa Birliği'nin temelini oluşturan Avrupa Ekonomik Topluluğu örgütlerini kuran anlaşmalar imzalandı. Daha sonraki yıllarda bu üç kuruluş birleştirildi ve Avrupa Toplulukları adını aldı. 1992 yılındaki Maastricht Anlaşması'ndan sonra da Avrupa Birliği'ne dönüştürüldü.
    AET üyeliği o ülkelerin ekonomik güçlerinin hızla artırılmasında en önemli etken oldu.
    AB ülkeleri bu hızlı gelişmeyi Roma Antlaşmasında öngörülen Ortak Pazar hedefini gerçekleştirerek ve daha sonraki yıllarda da başka yapısal düzenlemelere giderek sağlamışlar. Roma Anlaşması üye ülkeler arasındaki ticarette gümrük vergileriyle miktar kısıtlamalarının kaldırılmasını, üye olmayan ülkelere karşı ortak bir gümrük tarifesi uygulanmasını, kişilerin, sermayenin ve hizmetlerin serbest dolaşımını öngörüyor. AB üyesi olmak için iki temel şart aranıyor: Avrupalı olmak ve demokratik olmak.
    1979 yılında Avrupa Para Sistemi'ne geçiliyor ve belirli sınırlar içinde üye ülkelerin paralarının değeri birbirine bağlanıyor. 1987 yılında Tek Senet Kabul ediliyor. Yukarıda değinildiği gibi, AET, Euratom ve Avrupa Kömür Çelik Birliği birleştiriliyor ve AB''in Tek Pazar''a dönüştürülmesi kararlaştırılıyor. Bu da 1993'te gerçekleştiriliyor. Ayrıca yapısal fonlar oluşturularak AB'nin nispeten geri bölgelerinin kalkındırılması kararlaştırılıyor. AB'nin en önemli kararlarından biri parasal birliğe geçiş ve milli paraların yerini tek bir para biriminin alması. Bu sisteme girebilmenin koşulları 1992 yılındaki Maastricht Anlaşması'nda saptanmış. Bunlar arasında uzun vadeli faiz hadlerinin belirli sınırları aşmaması, bütçe açıklarının GSMH'nin yüzde 60'ından fazla olmaması, son iki yıl içinde devalüasyon yapılmamış olması gibi koşullar yer alıyor. 1998 mayısında bu koşulları yerine getiren ve Avrupa Para Birliği'ne girmek isteyen 11 üye, 1 Ocak 1999'dan itibaren 1 temmuz 2002 yılına kadar kademeli olarak Euro'yu milli paralarının yerine geçirmeyi kabul ettiler. Böylelikle Avrupa'da ilk defa tek bir para kullanılması kabul edildi.
    AVRUPA EKONOMİK VE PARASAL BİRLİĞİ
    Buna göre AT içinde tek para biriminin kullanılmasına imkan vermek üzere, kurların bir daha değişmeyecek şekilde belirlenmesi v etek bir Avrupa Merkez Bankası'nın (AMB) kurulması öngörülmüştür. Tek para sistemine geçiş ve tek para biriminin korunması amacıyla uygulanacak ekonomik politikalarının üye ülkelerde aşağıdaki hedeflere varılması koşulları anlaşmada yer almıştır. Bu koşullar kısaca:
    a. Herhangi bir üyenin 12 aylık enflasyon ortalamasının, en iyi performans gösteren üç üyenin seviyelerinin azami %1,5 üstünde olması.
    b. Herhangi bir üye uzun vadeli faiz hadlerinin 12 aylık bir dönem itibariyle en iyi performans gösteren üç üyenin faiz haddinin en fazla %2 üzerinde olması.
    c. Bütçe açıklarının GSMH'nın %3'ünü, kamu borçlarının ise GSMH'nin %60'ını aşmaması.
    d. Son iki yıl itibariyle üye ülke para kurunun diğer bir üye ülke kuru karşısında devalüasyona uğramamış olması.
    AT Komisyonu ve Avrupa Para Enstitüsü'nün (EMI) 31 Aralık 1996 tarihine kadar üye ülkelerin tam bir Parasal Birlik için yukarıdaki dört koşulu yerine getirip getirmediklerini gösteren raporunu sunmasından sonra alınacak karar ile 1 Ocak 1997 tarihinden itibaren tek para sistemine (EPB'nin üçüncü aşamasına) geçilebilecektir. Burada geçerli olan esas, üye ülkelerin en az yedisi tarafından söz konusu şartların yerine getirilmiş olmasıdır.
    er bu safhada üçüncü aşamaya geçilemeyecek ise, 1998 yılında bu kez basit çoğunluk ile aynı işlemler tekrar edilecektir. 1998 yılında basit çoğunluk yöntemi ile (toplam 76 oy içinde sadece 39 oyla) üçüncü aşamaya geçilecek olması, EPB düzenine güç kazandırmıştır. Bu en son aşamaya geçilmesi kararı alınır alınmaz APE'nin yerini alacak Avrupa Merkez Bankası'nın Yönetim Kurulu atanacaktır. Bu işlemin tamamlanmasından sonra artık bir daha değişmeyecek olan çapraz kurlar tespit edilecek ve ECU bu değerler üzerine milli paraların yerini alacaktır.
    Gerek Maastricht, gerekse 1997 yılında sonuçlanan Amsterdam Antlaşmaları AB'ye yeni bir içerik ve derinlik kazandırdı. Ekonomik bütünleşme çalışmalarının yanı sıra ortak bir dış ve güvenlik politikası geliştirme yolunda da adımlar atıldı, mekanizmalar kuruldu. Avrupa Parlamentosu'nun yetkileri artırıldı.
    Avrupa Birliği'nin çeşitli alanlarda aldığı kararlar "Topluluk Hukuku" diye adlandırılan on binlerce sayfalık bir bütün oluşturuyor. AB'ye katılmak isteyen ülkeler bu topluluk hukukunu benimsemek zorundalar. Roma Antlaşması'nı, bu topluluk hukukunu benimseyen ve AB'ye üyelik koşullarını yerine getiren ülkeler AB'ye katılabiliyor. Tabii diğer bütün ülkeler kabul ederlerse... 1970 yılında İngiltere, Danimarka ve İrlanda AB'ye katıldılar. İngiltere'nin girişi pek kolay olmadı. Fransa İngiltere'nin üyeliğini iki defa veto etti. 1981 yılındaki ikinci genişlemede ise Avusturya, İsveç ve Finlandiya AB'ye üye oluyorlardı.

     
  2. SaMeT46

    SaMeT46 Moderatör

    sağol güzel paylaşım