Ali Cengiz oyunu deyiminin anlamı

Deyimler Sözlüğü bölümünde yer alan bu konu Ömer tarafından paylaşıldı.

  1. Ömer

    Ömer Yönetici

    Ali Cengiz oyunu deyiminin anlamı ne demek

    Kurnazlık yapmak, haince, akla gelmeyecek şekilde işler yapıp, karşıdakini ters köşeye yatırmak.

    Hileli iş yapanların, dalavereli ve akla hayale gelmeyecek tüm tuzaklarına Ali Cengiz oyunu denir.

    "Bak Hüsrev, ben bu Serdar'a güvenmiyorum. Bu herif yine bize bir Ali Cengiz oyunu oynayacak gibi bir his var içimde."
     
  2. deep

    deep Harbi Aktif Üye

    Türkiye'ye divan edebiyatını sevdiren adam" olarak nam salmış İskender Pala'nın “İki Dirhem Bir Çekirdek” adlı, deyimlerin çıkış noktalarını, hikâyelerini anlattığı zevkli kitabında okuduk ki, "Ali Cengiz Oyunu" tabiri bir halk hikâyesinden mirasmış bize. Ali Cengiz Oyunu Hikayesi şu şekildedir:

    Vakt-i zamanında âlemlerde büyü ilimlerinin şahı; görünmez olmaktan kayıp eşyaları bulmaya, kılık değiştirmekten müneccimliğe kadar zengin bir sihir repertuarına sahip bir adam varmış. Bu adam, hem kendini eğlendirmek, hem de halkı şaşırtmak adına kılıktan kılığa girer, ve bu yeteneğini şahsi menfaatleri için kullanmaktan da hiç çekinmezmiş. Misal, karısına "bahçede bir keçi var, pazara git de onu sat" der, sonra keçi kılığına girip satılır, ardından da evine geri dönermiş.

    Bu sevimsiz adamın bir başka özelliği de isteyen herkese sırlarını öğretmesiymiş. Lakin, her kime bir şey öğrettiyse ona bir oyun eder ve bir şekilde öldürürmüş onu. Sözgelimi, öğrettiği insan kanaryaya dönüşse o atmaca olup boğar; ağaç olsa ateş olup yakarmış onu. Adam hakkındaki ardı arkası kesilmez şikâyetlerden illallah diyen devrin padişahı en sonunda kendi huzurunda bu sihirbazı mat edecek olan kişiye kızını vermeyi vaad etmiş.

    Herkes kaçınırken bu ateşle imtihandan, Ali Cengiz adlı fakir bir derviş çıkmış sahneye, talip olmuş göreve. Ve sihirbazdan ders görmeye başlamış. Tüm dersler boyunca alık, kapasitesiz, anlamıyor taklidi yapıyor; bir şey öğrendiğini hiçbir surette belli etmiyormuş lakin Ali Cengiz. Onu kolay lokma sanan sihirbaz da bildiği her şeyi en ince ayrıntısına kadar anlatmakta sakınca görmemiş.

    Yapraklar düşmüş, mevsimler dönmüş, padişahın huzurunda sınav vakti gelip çatmış. Bir cuma selamlığının ardından başlamış şov: Ali Cengiz meydana bir koç kılığında teşrif etmiş. Bunu gören sihirbaz ise derhal bir kurt olmuş. Suya dönüşüp kurdu boğmaya yeltenince Ali Cengiz, sihirbaz bu sefer de ateşe dönüşüvermiş. Böyle bir müddet birbirlerini alt edemeden kılıktan kılığa girip çıkmış ikili. Sonunda bir çiçek olup padişahın kucağına atmış kendini Ali Cengiz. Sihirbaz balarısına dönüşerek kontratağa geçmiş. Ali Cengiz ise darıya dönüşüp yerlere yayılmış bunun üzerine. Sihirbaz tavuk kılığına girip darıları yemeye başlamaz mı? İşte tam bu noktada, darıları yerken tavuk, Ali Cengiz bir tilki olup arkadan boğuvermiş tavuğu, mevta olmuş tavuk.
    Ne olmuş? Sihirbazın cenazesinin kalktığı gün, Ali Cengiz ve padişahın kızının da kırk gün kırk gece sürecek olan düğün şenlikleri başlamış. Artık Ali Cengiz'in sol elinin iki parmağı eksikmiş gerçi (tavuğun yediği birkaç darı tanesini hatırlayalım), ama bu mutluluklarına engel olmamış.

    Ve işte Ali Cengiz'in adı da hileyle, bitip tükenmez dalavereyle özdeşleşmiş o nişan-nikah-düğün birarada günden beri..