Afganistandaki ilk islam eserleri nelerdir

Soru & Cevap bölümünde yer alan bu konu Ömer tarafından paylaşıldı.

  1. Ömer

    Ömer Yönetici

    Afganistandaki ilk islam eserleri hangileridir?

    İlk İslam eserini bilemiyorum ama büyük bir alim olan Cemaleddin Afgani hakkında bilgi verebiliriz.

    “Ey Müslümanlar! Siz insan değil de sinek olsaydınız vızıltınız İngilizlerin kulaklarını sağır ederdi. “ Bu söz Afgani tarafından işgal altında olan İslam coğrafyasındaki ümmeti uyandırmak ve ne kadar büyük bir güce sahip olduklarını onlara hatırlatmak, adeta onları silkelemek için ümmete söylenmişti… Yüksek idealleri olan ,kartallar gibi yüksekten uçan ,çok övülen ve çok eleştirilen ,özgürlük sembolü,ümmetin önemli işaret taşlarından olan Afgani çok heyacanlı taşkın bir ruha sahipti. Onun bu heyecanı ,azmi ,cehdi büyük faydalar yanında önemli hatalar işlemesine de sebep oluyordu. İşlediği hatalar onun azmini kırmıyor onu yolundan alıkoymuyor ,tevbe ediyor hatta hatasını hutbede ilan ediyor(Masonluğun gerçek yüzünü öğrendikten sonra Masonluktan ayrıldığını hutbede ilan etmişti) ve iyi niyetle çıkmış olduğu yoluna aynı heyecanla devam ediyordu. İran'ın Asadabad kentinde doğdu.(Nereli olduğu konusunda farklı görüşler bulunmaktadır) Ailesi ile birlikte Kazvin'e, daha sonra da Tahran'a gitti. Orada zamanın en ünlü Şii kelamcısı Akasid Sadık'tan ders aldı. Tahran'dan, Şii dini öğretim merkezlerinden olan Irak'ın Necef şehri'ne gitti ve orada ileri gelen bir Kelamcı ve Alim Murtaza el-Ensari'nin öğrencisi olarak 4 yıl kaldı.

    Ammara Afgani Kitabında O’nun İranlı olmadığını O’nun aleyhine kitap yazan Levis İvad’a karşı savunur. Her gittiği bölgede halkın elbisesini giyiyordu. Afgani’nin şii mi yoksa suni mi olduğu oldukça tartışıldı. Afgani mezhep taasubunun oldukca yoğun olduğu bir dönemde yaşadı, bu taassubu kırmak için var gücüyle çalıştı taassup o kadar fazla idi ki örneğin Hanefi ve şafiiler bile birbirlerinin arkasında namaz kılmıyorlar , birbirlerinden kız almıyorlardı. Afgani bu taassubu büyük ölçüde kırdı ümmet şuurunu o engin enerjisiyle canlandırıyor, Müslümanların dikkatini emperyalist işgale çeviriyordu. İslam coğrafyası işgal altındaydı ve Müslümanların ümmet bilinciyle uyanması gerekiyordu ancak bu bilinçle güç ortaya çıkar, ancak bu bilinçle direnilebilirdi. Ancak bu bilinçle ihtilaflardan kaçınılır ,ancak bu bilinçle ümmet tali fıkhi ve mezhebi ihtilafları öne çıkarmaz ve enerjilerini tüketmezlerdi. İhtilaflardan kaçınılıp ittifak sağlanırsa ümmetin potansiyel enerjisi ortaya çıkar , bu enerji güç haline gelir ve emperyalist işgale karşı durulabilirdi. Afgani’nin öncelikli kimliği Müslüman’dır. O İslam’ı asıl kaynaklarından almaktaydı. Ve yine o kendini ben Afganlı bir Müslüman’ım diye tanıtmaktaydı.

    Abduh Afgani hakkında şöyle diyordu. Cemaleddin Afganlı’dır. Kabil’e yakın bir Eyalet olan Kanar şehrinde doğmuştur. Kendisi ve ailesi muhasara altına alınıp sürgün edildiler. Ailesi asil bir ailedendir. O Afgan şehirlerinden başka herhangi bir şehire gitmeden önce Muhammed Han’ın Başvezirlik makamına getirildi. İngilizlere karşı olan savaşta askeri komutandı.

    Abduh O’nun Hanefi kökenli olduğunu belirtir. Ailesi sürgün edildiğinde Esadabad’a gittiler. Kendisi ise Esadabad’da kaldı, İran’a gitti. Ailesinin bir ferdi olarak, sürgün sonucu İran’da kaldı. Farsça’yı, Osmanlıca’yı biliyordu. Asıl eğitimi ise Arapça’ydı. Fikri oluşumu da Arapça’ydı.

    El-Kıbli diye anılırdı. Bu isim, elle yazılmış eserlerinde yer alır. Ehli Beyt’ten olduğu için el-Hüseyni ismini de kullanırdı. Arap asıllıydı. . O’nun İran’lı olduğunu ispatlamak için İran Pasaportu olduğu delil olarak kullanıldı. İran Şah’ı Nasıruddin öldürüldüğünde yeni Şah, Osmanlı Padişahı’ndan Afgani’yi kendisine teslim etmesini istedi. O’nu idam edecekti.
     
    Son düzenleme: 10 Temmuz 2012