Haberleşmenin Tarihçesi ve İletişim Araçlarının Gelişimi

Hayatımızın en büyük ihtiyaçlarından biri olan haberleşmenin tarihçesi üzerine kafa yorduk ve iletişim araçlarının gelişimi serüvenine sizler için ışık tuttuk.
haberleşme

İletişim Araçlarının Gelişimi​

İnsanoğlunun varlığının ta en başlarından bu yana haberleşme vardı ve insanlar birbirleriyle haberleşmek için pek çok yöntem kullandılar. İlkel insanların haberleşmesi için ses yani bağırma ilk aşamaydı, tabi belli bir mesafeye seslerini duyuramama onları başka haberleşme yöntemleri aramaya itti. Çeşitli deneme yanılmalar onları davul kullanarak haberleşmeye kadar götürdü, bu da kafi gelmeyince ateşin de bulunmasıyla haberleşme duman ile yapılmaya başladı. Haberleşmenin geçmişine bir mercek tutalım ve bu iş nerelere evrilmiş ona değinelim.

Yazının icadı ile haberleşmede de ilerlemeler kaydedildi. Elektrik ve elektronik hayatımıza girmeden evvel insanlar mektup ve pusulalarla haberleşiyorlardı. Hatta öyle ki dizi ve filmlerde karşımıza çokça çıkan güvercin ile haberleşme de uzun yıllar insanlar arasında yaygın olarak kullanılan bir haberleşme aracıydı.

19. yüzyılın ikinci çeyreğinin başlarında Semafor ismiyle kendine özgü bir alfabesi bulunan bir haberleşme sistemi geliştirildi. Tren taşımacılığının henüz yeni yeni yaygınlaştığı o günlerde, tepeler üzerine birbirlerini gören kulelerden ışıkla veya bir takım işaretlerle çok daha uzaktaki kulelerle haberleşme sağlanabiliyordu.

Yine aynı dönemde elektriğinde kullanımının yaygın hale gelmesi insanoğlunu yeni icatlar yapmaya sürükledi. Tabi ki elektriğin dokunduğu alanların başında da haberleşme gelmeliydi. Öyle de oldu ve 1837 yılında ilk elektrikli telgraf icat edildi. Ancak bunun evrensel olarak kullanımı için geliştirilen alfabesinin olması gerekiyordu ve ABD'li ressam Samuel Morse bu alfabeyi geliştirdi ve uzun yıllar uzakları yakın etmek için bu alfabe kullanıldı öyle ki halen kullanılmaktadır.

Bu icattan 40 yıl sonra sesli iletişimle tanışıldı ve Graham Bell 1876'da telefonu icat etti. 20. yüzyılın başında Mors alfabesi kullanılarak ilk radyo da denilebilecek Makoni adlı cihaz geliştirildi. Ve çok geçmeden Reginald Fessenden insan sesini radyo dalgaları ile uzaklara ileten ilk kişi oldu. O dönemler radyo ve telefon insanoğlunun hayatının olmazsa olmaz bir parçası oldu ve tüm evlere girmeyi başardı. Telgraf bir müddet sonra hayatımızdan çıktı, tıpkı televizyonun radyonun yerini alıp evlerin baş köşesine yerleşmesi gibi.

Teknoloji adeta durmaksızın akan bir nehir gibi ve bu nehirde durağanlığa yer yok. Bu nedenle hayatımızın vazgeçilmezleri haline gelen cep telefonları, bilgisayarlar ve internet iletişim teknikleri de an be an değişmekte, rutinimiz haline gelen bir iletişim aracı belli bir süre sonra hayatımızdan çıkmakta ve yenisi rutinimiz haline gelebilmektedir.

Haberleşmenin Tarihçesi​

Haberleşme de tıpkı hava gibi su gibi insanın bir ihtiyacıdır ve ilk insanlar da bu ihtiyaçlarını karşılamak için ellerindeki tüm imkanlardan yararlanmaya çalışmışlardır. Dumanla, düdükle, boruyla, davulla ifade etmek istediklerini diğer topluluklara iletmeye çalışmışlardır. Bunun için çeşitli yöntemler kararlaştırmışlar ve avcı toplayıcı dönemde bunlar uygulanmıştır.

İnsanların suretleri betimlemeyi öğrenmesiyle mağaralara çeşitli şekiller çizmişlerdir. Yeni keşfedilen tarihi kalıntılarda görülen bu mağara resimlerini bilim adamları anlamaya çalışmakta ve bu konuda kafa yormaktadır. Bu resimlerin her birinin yaşanmış farklı bir olayı anlattığı düşünülmektedir. Bu resimler hikayeleri ve bu hikayelerde yaşanan duyguları anlatır. Sanat da bir nevi bu olay ve duyguları gelecek nesillere aktarmak için kullanılmıştır.

Yazının icadıyla insanlar edindikleri tecrübeleri kayda geçirmek suretiyle bu tecrübeleri gelecek nesillere aktarmak istemişlerdir. Bunu da imkanlar dahilinde yeri gelmiş bir taşa, bir ağaca, bir deriye veya madeni levhalara şekillerle işlemişlerdir. Bu sayede nesiller bir birinden haberdar olmuş ve yazı da böylece bir iletişim aracı olarak hayatımızdaki yerini almıştır. Daha sonra insanlar kullandıkları dilleri şekil ve suretlerle ifade etmek yerine kural ve kaidesi olan harfler kullanmaya başlamışlardır. Böylece diller nesilden nesile korunarak geçiş yapmıştır. Konuşmaların şekillerle ifade edilmesine Sümerler ve Eski Mısırlılar önayak olmuştur. İlk kez kurallı bir alfabe sahibi olan uygarlıklar ise Finikeliler ve Romalılardır. Sümerler çivi yazısını kullanırken, Mısırlılar hiyeroglif denen yazıyı kullanmışlardır. Latin alfabesinin temellerini ise Romalılar atmıştır.

Matbaanın icadıyla yazılı ve görsel iletişim alanında büyük yol kat edildi. Gazetelerin insanın hayatına girmesiyle, bir ülkedeki gelişen hadiselerden hem o ülkenin vatandaşları hem de civar ülkenin sakinleri haberdar olmaya başladı. Bu haberleşme ve iletişim için oldukça büyük bir adımdı. Bu edebiyat ve bilimin gelişmesine önayak oldu. Dünyanın bir köşesinde yazılmış bir bilimsel makale ya da yeni bulunmuş bir icat, dünyanın başka ucundaki insanların eline geçiyor, o insanlar da bu fikir ve gelişmelerden ilham alarak yepyeni ufuklara yelken açıyorlardı.

İnsanoğlunun tekamülünde adeta bir bayrak yarışı vardır. Bir buluş, yeni bir buluşu; bir geliştirme daha büyük bir geliştirmeye önayak olabilir. Bunun olması için de insanların birbirinin yaptıklarıyla haberdar olması gerekir. Bunu da haberleşme araçları sağlar. Gelişimimiz için bir birimizden haberdar olmak zorundayız diyebiliriz.

Bu bayrak yarışında yeni olan eskiyi unutturmasa da yaygın olarak kullanımını azalttı. İnsanlar mektup yollamak yerine e-posta ile haberleşiyor. Telefonla görüşmek yerine görüntülü olarak görüşüyor. WhatsApp hayatımızın merkezine yerleşti. İnsanlar bayramlarda video konferans yöntemiyle iletişim kuruyor. Dünyayı kasıp kavuran ve bizleri evimize mahkum eden bir salgın hastalıktan sonra hayatımıza uzaktan online eğitim girdi. Facebook ve Twitter fikilerimizi başka insanlara aktaracağımız, günlük hadiselerden haberdar olduğumuz bir yer haline geldi. Televizyon kanalları artık eskisi gibi izlenmez oldu. Evet televizyon halen hayatımızda ama YouTube'daki videoları oynatmak için.

Şimdi 21. yüzyılda herkesin elinde birer cep telefonu var ve yazılı, sesli ve görüntülü haberleşme bizim için uzakları yakın ediyor. Özellikle sosyal medya hayatımıza girdiğinden bu yana, dünyada belki de fiziki olarak hiç yan yana gelemeyeceğimiz insanlarla etkileşime geçebiliyor, duygu ve düşüncelerimizi çok kolay şekilde onlarla paylaşabiliyoruz. Bundan 5 sene evvel televizyonlar en büyük kitle iletişim aracıyken, bugün YouTube sayesinde herkesin bir kanalı var ve onları muhatap alan bir kitlesi var. Ve bu böyle de kalmayacak daha da gelişecek.
 

Benzer Konular

Yanıtlar
0
Görüntülenme
45B
Yanıtlar
0
Görüntülenme
12B
Yanıtlar
0
Görüntülenme
3B
LAL
Yanıtlar
0
Görüntülenme
32B
Yanıtlar
0
Görüntülenme
6B
Üst