Zikrin diğer ibadetlerden farkı nedir?

Dini Sorular bölümünde yer alan bu konu HuSoCaN tarafından paylaşıldı.

  1. HuSoCaN

    HuSoCaN Mehdi ResuL Askeri

    SUAL: Zikrin diğer ibadetlerden farkı nedir?



    CEVAP: Zikrin diğer ibadetlerden çok büyük bir farkı vardır. Tabii eğer Allah’a ulaşmayı dilemişseniz…
    Kişinin Allah’a ulaşmayı dileyerek Allah’ın Maide Suresinin 35. âyet-i kerimesinde farz kıldığı mürşidine tâbî olduğu an Allahû Tealâ’dan aldığı ni’metlerden bir tanesi devrin imamının ruhunun başının üzerine gelmesidir. İkincisi, kalbine Allahû Tealâ’nın îmânı yazmasıdır. Îmân kelimesi son derece önemlidir. Çünkü bir manyetik alan ifade eder. Bu manyetik alan nefsinizin kalbine girdiği noktadan itibaren, kim zikir yaparsa bu zikir o kişiye Allah’ın katından rahmetle fazl, rahmetle salâvât adlarında 4 adet nur gönderir. Bu nurlar 2 grup olarak gelirler. Rahmetler taşıyıcı ve aydınlatıcı hüviyettedir. Bunlardan sadece fazl, îmân kelimesinin ihtiva ettiği manevî manyetik alanın zıddını taşır. Biri (-), biri (+) kutupları temsil eder, birbirlerini çekerler.
    10. basamakta Allahû Tealâ göğsümüzü yarmıştır, göğsümüzden kalbimize nur yolu açmıştır:
    6/EN’AM-125: Fe men yuridillâhu en yehdiyehu yeşrah sadrehu lil islâm(islâmi), ve men yurid en yudıllehu yec’al sadrehu dayyikan haracen, ke ennemâ yassa’adu fîs semâi, kezâlike yec’alûllâhur ricse alâllezîne lâ yu’minûn(yu’minûne).
    Artık Allah kimi hidayete erdirmeyi dilerse onun göğsünü teslime (İslâm’a) açar. Kimi dalâlette bırakmayı dilerse, onun göğsünü semada yükseliyormuş gibi daralmış, sıkıntılı yapar. Böylece Allah, mü’min olmayanların üzerine pislik (azap, darlık, güçlük) verir.

    Zikrettiğimiz zaman göğsümüze kadar gelen Allah’ın rahmeti, fazlı ve rahmetle salâvâtı bu yoldan geçerek kalbimize ulaşır. Fazıllar îmân kelimesine yapışmaya başlar. O güne kadar nefsimizin kalbi %100 afetlerle doludur. Allah’ın emirlerine kesinlikle itaat etmeyen, yasaklarını da mutlaka işlemek isteyen özelliğe sahip olan bir kapkaranlık dünya, nefsimizin kalbini doğuşumuzdan itibaren işgal etmiştir.
    Zikir sebebiyle nefsimizin kalbine fazıllar gelip de yerleşmeye başlayınca, bunun adı nefs tezkiyesidir. Çünkü onların yerleştiği yere karanlıkların tekrar dönmesi mümkün değildir. Îmân kelimesine sımsıkı yapışırlar, îmân kelimesi bu yüzden son derecede önemlidir. Zikrettikçe nefsimizin kalbinde ilk %7 nur birikiminde ruhumuz zemin kattan 1. gök katına ulaşır (Nefs-i Emmare).
    Zikrimiz devam ediyor ve ikinci defa %7’lik nur birikiminde ruhumuz 2. gök katına ulaşır (Nefs-i Levvame).
    Üçüncü, dördüncü, beşinci, altıncı, yedinci defa %7 nur birikimlerinde; mülhime, mutmainne, radiye, mardiyye ve tezkiye kademelerinde… (Hepsi Kur’ân âyetleridir.) Ruhumuz Allah’ın Zat’ına ulaşır; Allah’ın Zat’ında ifna olur. İşte zikir, bu bakımdan bütün ibadetlerden farklı bir hüviyet taşır. Çünkü nefs tezkiyesi (amilüssalihat) denilen olay, sadece bu vasıflara sahip olan birinin zikir yapmasıyla oluşur. Zikrin farkı, insanın ruhunu Allah’a ulaştırmasıdır. Zikirle nefsinizin kalbi bu noktaya kadar %51 aklanmıştır. Sonra yine zikirle %81 nur birikiminde fizik vücudunuz Allah’a teslim olur. Allah’ın bütün emirlerini yapmaya, yasak ettiklerini işlememeye başlar. Nefsinizin kalbinde %100 nur birikiminde nefsiniz Allah’a teslim olur.
    Ruhun, vechin, nefsin¸ daha sonra iradenin Allah’a teslimi nefsinizin kalbinde bu nurların birikmesiyle mümkündür. Nurların birikmesi zikre bağlıdır. O zaman insan-ı kâmil olursunuz. Ve bunu sağlayan zikirdir.
    Allah razı olsun.