“Yardım edenlerin ilki olmalıydın!”

İslamiyet bölümünde yer alan bu konu HENA tarafından paylaşıldı.

  1. HENA

    HENA Üye

    “Yardım edenlerin ilki olmalıydın!”

    Ebu Süfyan bin Hâris anlatır: Rum Kayserinin huzuruna çıktığımda bana, uzun uzun Hazreti Muhammed’den bahsedip getirdiği dinden sorular sordu. Rum Kayserinin yanında, ne İslâmiyetten kaçıldığını, ne de Muhammed’den başkasının tanındığını gördüm! Bunun üzerine, kalbime, İslâmiyet sevgisi girdi. İçinde bulunduğum müşrikliğin batıl ve boş olduğunu anladım.
    Akılları başlarında bir kavimle birlikte bulunduğumu sanıyordum. Bunun için onlar, bir yol tutup gittiler. Biz de, o yolu tutup gittik. Yaşlı kişiler, putlarından yardım dileyerek Muhammed’e karşı ayaklandıkları ve ataları yüzünden ona kızdıkları zaman, onlara uyduk!
    Bir gün, kendi kendime; “Ben, kimlerle arkadaş oluyorum? Kimlerin yanında bulunuyorum? İslâm yolu, belli olmuş bulunuyor” dedim. Bu düşüncemi, zevcemle oğluma bildirdim. Onlar bana dediler ki: “Canımız sana feda olsun! Arapların ve Arap olmayanların Muhammed’e tabi olduğunu görüyorsun da, hâlâ, ona karşı düşmanlık mevkiinde bulunuyor, düşmanlıkta direnip duruyorsun! Hâlbuki, Ona yardım etmek, herkesten çok sana düşerdi. Ona yardım edenlerin ilki, sen olmalı idin!”
    Uşağım Mezkur’a dedim ki:
    - Bir deve ile atımı, acele yanıma getir!
    Resulullah ile buluşmak maksadiyle Mekke’den yola çıktık. Yanımızda Abdullah bin Ebi Ümeyye de vardı. Ebva’ya varıp indiğimiz zaman, Resulullah efendimizin öncü birliği oraya gelmiş ve Mekke’ye yönelmişti.
    Resulullah efendimiz, İslam aleyhine faaliyetlerimden dolayı görüldüğüm yerde öldürülmemi emretmişti. Bunun için, öldürülmekten korktum ve gizlendim.
    Oğlum Cafer’in elinden tutup, yaya olarak bir mil kadar gittik. Sabahleyin Resulullah efendimizin yanına vardık. Halk, takım takım geliyordu. Peygamberimiz, hayvanına bineceği zaman, kendisiyle görüşmek istedim. Yüzünü, bizden başka tarafa çevirdi. Yüzünü çevirdiği tarafa geçtim. Tekrar tekrar benden yüzünü çevirdi.
    Bütün yakın uzak her şey beni tuttu, sıktı! Ona erişemedikçe bir ölü olduğumu kabul ettim. Beni görünce hemen kabul edeceğini, bana iltifat edeceğini ummuştum. Ummadığım bir hal ile karşılaşınca ne yapacağımı şaşırdırm.