* Vefatindan önceki Son Günleri *

İslamiyet bölümünde yer alan bu konu BERKİTO tarafından paylaşıldı.

  1. BERKİTO

    BERKİTO Üye

    Resûlu Ekrem Efendimiz hastalığının en şiddetli olduğu bir günde Ashabıyla helâlleşmeyi arzu etti.Yine bir taraftan Hz. Aliye diğer taraftan da Fazl bin Abbas Hazretlerine dayanarak güçlükle ayağa kalktı ve mescide gitti. Minbere çıkıp oturdu.Hz. Bilale de şu emri verdiHalka ilân et. Mescidde toplansınlar.Onlara vasiyet etmek isterim.Bu benim son vasiyetim olacaktır.Hz. Bilâl, emri yerine getirdi.Bir anda toplanan halkı mescid almaz oldu.
    Resûl-u Kibriyâ Efendimiz, Allaha hamd ve senâdan sonra Ashabı Kirâma şöyle hitap etti
    * Ey insanlar! Sizden ayrılma vaktim oldukça yaklaşmıştır. Sizden birine vurmuşsam, işte sırtım gelsin vursun.
    Birinizin malını almışsam, gelsin hakkını alsın.
    Sakın hak sahibi, Şayet kısas talebinde bulunursam, Resûlullah bana darılır diye düşünmesin! Bilmelisiniz ki, benden hakkını isteyene darılmak benim fıtratımda yoktur.Benim yanımda en sevimliniz, hakkı varsa, gelip benden onu isteyen kimsedir.Yâhut helâl edendir.Ben Rabbimin huzuruna üzerinde kul hakkı olmadan varmak istiyorum. Bir anda ortalığa hazin bir sükût çöktü. Resûl-i Ekrem Efendimiz sözlerini tekrarladı
    Ey insanlar! Kime vurmuşsam, işte sırtım, gelsin vursun. Her kimin benden alacağı varsa işte malım gelsin alsın.
    Cemaat içinden biri ayağa kalktı.Yâ Resûlallah! Sizden üç dirhem alacağım var dedi.
    Peygamber Efendimiz, Ben bu hususta hiç kimseyi yalanlamam ve hiç kimseye yemin et diye teklif de etmem.Ancak bu üç dirhemin zimmetime nasıl geçtiğini öğrenmek isterim! buyurdu.
    Ayağa kalkan zât, Yâ Resûlallah! Bir defasında huzurunuza bir fakir gelmişti.Bana fakire üç dirhem vermemi emretmiştiniz.Ben de verdim.İşte istediğim bu üç dirhemdir dedi.Peygamber Efendimiz, Doğru söylüyorsun dedikten sonra, Ey Fadl! Buna üç dirhem ver buyurdu.*

    Bundan sonra Resûlu Kibriyâ Efendimiz, Mescide açılan kapıları kapatınız! Sadece, Ebû Bekirin kapısı açık kalsın buyurdu.Emir gereği Mescid-i Şerifin çevresindeki evlerin kapısı, Hz.Ebû Bekirinki hariç hepsi kapatıldı.
    * Hz. Ebû Bekir Namaz Kıldırmaya Memur Ediliyor
    Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, hastalığı sebebiyle ezan okununca daima Mescidi Şerife çıkar ve cemaata namaz kıldırırdı.Vefatına üç gün kala hastalığı birden ağırlaştı.Bu sebeple artık Mescidi Şerife de çıkamaz oldu.O zaman, Ebû Bekire söyleyiniz, müminlere namaz kıldırsın diye emir vererek imamlığı Hz. Ebû Bekire bıraktı.
    * Hz. Cebrâilin, Hatırını Sormak İçin Gelişi
    Rebiülevvel ayının onu, Cumartesi günü idi.Cenabı Hak tarafından Cebrail geldi. Resûli Kibriyâ Efendimizin hal ve hatırını sorduEy Ahmed, dedi. Yüce Allah, sana ikram olarak beni gönderdi.Sana soracağı şeyi senden çok daha iyi bildiği halde sana Kendini nasıl buluyorsun? diye soruyorRabbi Rahimine kavuşmanın hasretini yüreğinde duyan Resûlu Kibriyâ Efendimiz şu cevabı verdi
    - Ey Cebrâil! Kendimi baygın ve sıkıntılı bir halde görüyorum.
    * Vefâtından Bir Gün Evvel
    Rebiülevvel ayının on biri, Pazar günü.
    Cin ve insin peygamberi Hz. Muhammed yatağında, şiddetli ateşler içinde idi. Etrafında Ezvacı Tahirat vardı.Başucunda Hz. Aişe Vâlidemiz oturuyordu.Bu sırada, Hz. Üsâme ordugâhtan gelip huzurı saadetlerine girdi.Efendimiz dalgın yatıyordu.Yerinden kımıldayacak hali yoktu.Hz. Üsâme, mübârek ellerini ve başlarını öptü.İçi hüzün ve keder doluydu.Azami hürmet içinde Kâinatın Efendisinin karşısında ayakta durdu.Efendimiz ona bir şey söylemedi. Sadece ellerini göğe kaldırdı ve onun üzerine sürdü.Ona duâ ettiği anlaşıldı.Resûli Kibriyâ Efendimizin duâsını alan Hz. Üsâme doğruca ordunun başına döndü.
    * Hz. Cebrâilin İkinci Gelişi
    Rebiülevvel ayının on biri, Pazar günü.
    Hz. Cebrâil yine hatırlarını sormak üzere geldi.Bu esnada Yemende peygamberlik dava eden yalancı Esvedi Ansînin idam edildiğini haber verdi. Resûli Ekrem Efendimiz de bu haberi Ashabı Kirama bildirdi.
    * Pazartesi günü...
    Hayatında mühim hadiselerin meydana geldiği Pazartesi günü. Rebiülevvel ayının on ikisi. Böyle bir Pazartesi gününde mübârek gözlerini dünyaya açmıştı. Bu gün de, Resûl-i Kibriyâ Efendimizin bir ara hastalığı hafifleyip kendine geldi. Bu hafifliği hisseder etmez, yatağından kalktı. Hazırlıklarını yaparak Mescidi Şerife teşrif etti.O sırada Ashabı Kiram saf bağlayıp Hz. Ebû Bekirin arkasında sabah namazını kılıyorlardı.Kâinatın Efendisi bu nurânî manzarayı görmekle son derece sevindi, hatta tebessüm buyurdu.
    * Müslümanlara Ve Ev Halkına Son Seslenişi
    Son gün Pazartesi. Peygamber Efendimizin mübârek dillerinden şu cümleler dökülüyordu
    * Ey insanlar! Karanlık gece kıtaları gibi fitneler geliyor! Ey insanlar! Siz bana karşı hiç bir şeyle delil bulamazsınız! Zira ben, ancak Allahın Kitabı Kuranın helâl kıldığını helâl, haram kıldığım da haram kıldım!
    Ey kızım Fâtıma! Ey halam Safiyye!
    Allah katında makbul olacak ameller işleyiniz. Bana güvenmeyiniz.Çünkü ben, sizi Allahın gazabından kurtaramam. *

    * Ve Artık Son Anlar
    Rebiülevvel ayının on ikisi, Pazartesi günü.
    Güneş, batıya doğru kayıyordu.
    Peygamber Efendimizin mübârek başları, Hz. Âişenin kucağında, göğsüne dayalı idi. Artık nefes alıp vermekte güçlük çekiyordu.Dili Allahı zikretmekle meşguldü Allahım! Beni, Refiki Alâya ulaştır duâsını tekrarlıyordu.Bu esnada bile ümmetine irşadda bulunmaktan geri durmuyorduEllerinizdeki kölelerinize iyi davranınız! Namaza dikkat ve devam ediniz!900 diyordu.Bu hazin manzara orada bulunan Hz. Fâtımanın yüreğini âdeta dağlıyordu. Bir ara Resûli Kibriyâ Efendimizi bağrına bastıVayBabamın çektiği ıztıraba diyerek gözlerinden yaşlar boşanmaya başladı.Resûli Kibriyâ Efendimiz, Bugünden sonra baban hiç bir zaman ızdırap çekmeyecektir buyurdu ve ilâve etti.Kızım! Sakın ağlama! Ben vefat ettiğim zaman İnnâ lillahi ve innâ ileyhi Raciûn de.
    * Hz. Cebrâil İle Hz. Azrailin Birlikte Gelişleri
    Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, bu fani dünyada artık son dakikalarını yaşıyordu.
    Bu esnada, Hz. Cebrâil Hz. Azrail ile birlikte geldi.Resûl-i Kibriyâ Efendimizin hal ve hatırını sordu.Sonra, Ölüm meleği Azrail içeri girmek için izin ister dedi.Resûli Kibriyâ Efendimiz müsâade edince, Hz. Azrail içeri girdi. Efendimizin önünde oturdu, Yâ Resûlallah! dedi, Yüce Allah, senin her emrine itaat etmemi bana emretti. İstersen ruhunu alacağım. İstersen sana bırakacağım.Resûli Kibriyâ Efendimiz Hz. Cebrâile baktı.O da, Yâ Resûlallah, Melei Alâ seni beklemektedir dedi.Bunun üzerine Hâtemül Enbiya Efendimiz, Yâ Azrail! Gel, memuriyetini yerine getir buyurdu.
    * Peygamberimizin Rabbine Kavuşması
    Mübârek başları Hz. Âişenin kucağında, göğsüne dayalı idi.Yanında sukabı vardı. İki elini suya batırıp ıslakellerini mübârek yüzlerine sürdü.Mübârek dudaklarından Lâ ilâhe İllallah cümlesi döküldü.Sonra ellerini yüzünden kaldırdı.Gözlerini evin tavanına dikti.Allahım! Refiki Alâ cümlesini tekrarlaya tekrarlaya altmış üç yaşında iken mübarek ruhu Refiki Alâya yükseldi.Tarih Hicretin 11. senesi, Rebiülevvel ayının on ikisi, Pazartesi günü.
    Milâdî 8 Haziran 632.

    * Refik-i Alâ en yüksek makamlarda bulunan peygamberler cemaatı demektir

    Kaynak:
    * Tabakât, 2255
    * Taberî, 3191
    * ibni Kesîr, Sîre, 4257.
    * İbn-i Kesîr, Sîre, 4257.
    * Tabakât, 2225
    * Taberî, 3191.
    * Müslim, 41854-1855.
    * Tabakât, 2227.
    * Tabakât, 2217
    * Müsned, 1356-357.
    * A.g.e., 2119-120.
    * Taberî, 3220.
    * Sîre, 4302
    * Müsned, 3196.
    * Sîre, 4304.
    * Buharî, 392
    * Müslim, 41904.
    * A.g.e., 2259
    * ibni Kesîr, Sîre, 4550.
    * Müsned, 489
    * Buharî, 396