şeker hastalığı ve göz

Kadın Sağlığı bölümünde yer alan bu konu cicozz tarafından paylaşıldı.

  1. cicozz

    cicozz Çocukluk cicozlarda saklı

    Gözün anatomisi
    Göz, birçok parçadan oluşan karmaşık bir organdır. İyi bir görme, bu parçaların uyumlu biçimde çalışmasına bağlıdır. Göz hastalıklarını daha iyi anlamamız için, gözün nasıl çalıştığını anlamamız gerekmektedir.
    Işık göze geldiğinde, ilk önce korneadan geçer. Saydam kornea gözün önünde bulunmaktadır ve göze giren ışığın foküs edilmesine yardımcı olur.
    İris, gözün rengini veren kısımdır. Ortamdaki ışık yoğunluğuna göre göz bebeği küçülür veya büyür. Bu da, gözün içersine daha çok veya daha az ışık girmesini sağlar.
    Işık daha sonra saydam ve esnek olan lensten (mercek) gerçer. Lens şeklini değiştirerek görüntülerin retina üzerine düşmesini sağlar.
    Işık lensten geçtikten sonra, retinaya ulaşmak için vitreusu geçer. Vitreus saydam bir jöleye benzemektedir.
    Vitreusu geçen ışık, gözün arka kısmında bulunan, ince ve ışığa duyarlı retinaya ulaşır. Retina da ışık paternlerini, beynin kullanabileceği bilgilere dönüştürür.
    Maküla, ışığa duyarlı hücreler olan fotoreseptörlerin yoğun olduğu merkezi retina bölümüdür.
    Fovea, makülanın merkezinde bulunmaktadır. Bu bölgedeki yüksek yoğunluktaki fotoreseptörler, ufak yazılar gibi ince detayları görmemizi sağlamaktadır.
    Retinanın arkasında, retinanın dış kısımlarına oksijen ve gerekli besinleri sağlayan koroid bulunmaktadır.
    Görsel bilgiler gözden beyne optik sinir ile taşınır.
    Diabet (şeker hastalığı) ve göz
    Diabet, insulin eksikliğine veya etkinliğinin azalmasına bağlı kan şekerinin yükselmesiyle (hiperglisemi) karakterize bir hastalıktır. Göz de dahil olmak üzere birçok organımızda hasar yapabilmektedir. 20 ile 65 yaş arasındaki insanlarda görülen en sık körlük nedenidir.
    Kaç çeşit diabet vardır?
    2 çeşit;
    1.İnsuline bağlı diabet, tip 1 olarak da bilinmektedir. Sıklıkla 10 ile 20 yaşları arasındaki insanlarda gelişmesine rağmen, daha yaşlı insanlarda da ortaya çıkabilir.
    2.İnsuline bağlı olmayan diabet, tip 2 olarak da bilinmektedir ve sıklıkla 50 ile 70 yaş arasındaki insanlarda gelişir.
    Hangi hastalar göz açısından risk altındadır?
    Şeker hastalığının süresi arttıkça gözde hasar yapma riski artmaktadır. Şeker hastalığı iyi kontrol edilmemiş hastalar daha yüksek risk altındadır. Bununla birlikte, iyi bir :):):):)bolik kontrol gözde hasar yapma riskini ortadan kaldırmamaktadır. Ayrıca, hamilelik, hipertansiyon, böbrek hastalığı ve anemi varlığı şeker hastalarında göz tutulumunu kötü yönde etkileyebilmektedir.
    Gözde ne gibi hasar yapmaktadır?
    Katarakt, diabeti olanlarda olmayanlara oranla daha sıklıkla ve daha genç yaşlarda oluşmaktadır. Ayrıca, görme sinirini etkileyebilir ve göz kaslarında felçlere yol açarak paralitik göz kaymasına (şaşılık) yol açabilmektedir.
    Diabetin en önemli komplikasyonu retina tutulumudur. Retinada ödem (su tutulması), kanama odakları ve yeni damarlanmaya yol açabilmektedir. Bu yeni oluşan hassas damarlar da kanayarak göz içi kanama ve retina dekolmanı oluşturabilmaktedir.
    Hastalığın daha ileri evrelerinde de glokom (göz içi basıncının artması) oluşabilmektedir. Hastalık ve komplikasyonları tedavi edilmezse körlükle sonuçlanabilmektedir.
    Hastalar hangi şikayetlerle doktora başvurur?
    Hastalarda, genelde yavaşca ilerleyen görme azalması olabileceği gibi ani görme kayıplarıda olabilir. Bununla birlikte, hastaların gözlerinde hasar başlamasına karşın görmeyle ilgili hiçbir şikayetleri olmayabilir. Bu da, şeker hastalarının muayenelerinin, diabetologla birlikte göz doktoru tarafından yapılmasının önemini göstermektedir. Erken teşhis ve tedavi ve sık kontrollerle birçok diabetli hastada ciddi görme kayıpları engellenebilmektedir.
    Teşhis için yapılan tetkikler nelerdir?
    Retinadaki hasarın belirlenmesi ve tedavinin planlanması için fluorescein anjiografisi yapılmaktadır.
    Burada, hastanın kolundaki bir damardan boyayıcı bir madde verilerek göz filmleri çekilmektedir. Bu tetkikin göze hiçbir zararı yoktur. Nadir durumlarda, hastalarda kusma, bulantı ve kaşıntı olabilmektedir. Yan etki olarak, deri ve idrar 1 gün boyunca sarıya boyanır ve kendiliğinden geçer.
    Retina tutulumunda tedavi nedir?
    Tedavi, çoğunlukla lazerle yapılmakta ve ana hatlarıyla ikiye ayrılmaktadır. Birincisi, retinada yeni oluşan damarların gerilemesini sağlayacak şekilde lazer yapılarak göz içine kanama, retina dekolmanı ve glokom oluşması engellenir.
    Çoğu hastada istenilen sonuç elde edilmekle birlikte, bazen yapılan etkin lazer tedavisine rağmen bu komplikasyonlar oluşabilmektedir.
    İkincisi, maküla denilen görme merkezinde ödem (su toplanması) olan hastalarda ödemi azaltmak veya yok etmek için yapılan lazer tedavisidir. Tedaviyi takiben ödem kaybolsa veya azalsa bile görme artmayabilmektedir. Bunun için, bu lezyonlar ne kadar erken tedavi edilirse, görme o kadar iyi düzeyde kalmaktadır. Bununla birlikte, tedavi sonrası görmenin daha iyileştiği veya daha kötüleştiği de olmaktadır.
    Lazer tedavisine rağmen göz içine kanama, retina dekolmanı ve glokom olan veya makula ödeminin devam ettiği durumlarda vitrektomi ameliyatı yapılmaktadır. Günümüzde vitrektomi ameliyatlarıyla başarılı sonuçlar elde edilmektedir.
    Neye dikkat etmeliyiz?
    Diabetik hastalar görmelerinde azalma olmasını beklemeden göz doktoruna muayane olmaları gerekmektedir. Erken evrede tespit edilen lezyonlar daha etkin ve güvenli bir sekilde tedavi edilebilmektedir.
    Kan şekeri düzeyi, hipertansiyon, kolesterol düzeyi ve diğer önemli tetkiklerin de şeker hastalığınızla ilgilenen doktor tarafından kontrol altında tutulması gerekmektedir.