Sağlık ve Sosyal Güvenlik Haftası ile ilgili Yazılar

Belirli Gün ve Haftalar bölümünde yer alan bu konu Ömer tarafından paylaşıldı.

  1. Ömer

    Ömer Yönetici

    Sağlık ve Sosyal Güvenlik Haftası ile ilgili Yazılar - Sağlık ve Sosyal Güvenlik Haftası Hakkında Yazı
    SAĞLIK VE SOSYAL GÜVENLİK HAFTASI (7-13 Nisan)

    İnsan yaşamında her şeyin başı sağlıktır. İnsanların mutlu, neşeli, verimli, çalışkan olabilmelerinin ilk koşulu sağlıklı olmaktır. Sağlıklı bir insan yaşamdan mutluluk duyar, yaşamayı sever. Geleceğe güvenle bakar. Sağlığını yitirmiş bir insan ise çoğunlukla yaşama küser. Yaşamaktan zevk almaz olur. Yaşam, onun için bir acı kaynağıdır. Yediğinin, içtiğinin, gezdiğinin tadına yaramaz. Kısacası yaşam onun için bir işkencedir.

    Bunların bilincine varan insanlar çok eski zamanlardan beri sağlıklarına önem vermişlerdir. Hastalıklarına, rahatsızlıklarına çareler aramışlardır. Bu arayışlar sonucunda sağlıkla ilgili bilgiler elde edilmiş, bu bilgiler insanlığın hizmetine sunulmuştur.

    Araştırmalar ve çalışmalar “Sağlık Bilgisi” dediğimiz hekimlik kolunu geliştirmiştir. Bilim ve tıp alanındaki gelişmeler Sağlık Bilgisi’ni çok ileri bir düzeye eriştirmiştir. Yakın zamana kadar “çaresiz”“öldürücü” diye bilinen hastalıklar, bugünkü gelişmeler sayesinde çok rahat tedavi edilebilmektedir.

    Sağlık konusunda insanların tek tek bilinçli olması önemlidir. Ama toplum olarak da eğitim gereklidir. Sağlıksız insanlardan oluşan toplumlar gelişemez, kalkınamaz, güçlenemezler. Bunun bilincine varan devletler sağlık alanında önemli çalışmalar yapmakta, büyük yatırımlar yapmakta, sağlıklı yaşam için gerekli önlemleri almaktadır.

    İnsanları daha küçük yaşlarda sağlık konularında bilgilendirmek, eski, körü körüne inanılan batıl ve çağdışı inançlardan ve ilkel yöntemlerden kurtarmak gerekir.

    Günümüz insanları, ne kadar sağlıklı olursa olsun, geleceğini güvence altına almak isteğindedir. Çünkü, en sağlıklı bir insan bile ömrü boyunca hiç hastalanmasa da bir gün gelecek, yaşlanacaktır. Böylece hiçbir iş göremeyecek, küçük de olsa bir kazanç sağlayamayacaktır.

    Başta trafik kazaları ve iş kazaları olmak üzere elde olmayan nedenlerle genç yaştaki insanlar bile vücut sağlığını kaybetmektedirler. İnsanlar böyle kötü, istenmeyen durumlara düşüldüğünde başkalarına muhtaç olmadan rahatça yaşayabil— menin güvencesini istemektedirler.

    Modern insan sağlıklı yaşamak, bir sebeple sağlığını yitirirse, çalışamayacak hale gelirse bu koşullarda da olabildiğince rahatça yaşamayı istemektedir. Bu amaçla çeşitli sosyal güvenlik kurumları insanlara hizmet etmektedir.Örneğin:Emekli Sandığı, SSK...İnsanları daha küçük yaşlarda sağlık ve sosyal güvenlik konularında bilinçlendirmek amacıyla her yıl 7-13 Nisan tarihleri arası “Sağlık ve Sosyal Güvenlik Haftası” olarak değerlendirilir.
     
  2. Ömer

    Ömer Yönetici

    Türkiye'de Sağlık İşleri
    Cumhuriyet’ten önce yurdumuzda sağlık hizmetleri daha çok hayırsever insanlar ve vakıfların kurup yönettiği sağlık kuruluşları tarafından yerine getirilirdi.Tanzimat’tan sonra bu soruna devlet el atmışsa da hizmetleri hiç yeterli olamamıştır.

    Cumhuriyet’ten önce vatandaşların sosyal güvenliği konusu hemen hemen hiç

    düşünülmemiştir. Sadece devlet hizmetlerinde bulunanların oldukça cılız sayılabilecek bir sosyal güvencelerinden bahsetmek mümkündür.Cumhuriyet’ten sonra devletimiz, özellikle yoksul ve muhtaç durumdaki yurttaşlarımızın sağlık sorunlarıyla ilgilenmesi için “Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı”nı kurdu.

    Sağlık Bakanlığı’nın başlıca amaçları şunlardır:

    a) Yurdun her yerinde sağlık koşullarını düzeltmek.

    b) Halkımızı Sağlık konusunda eğitmek, bilinçlendirmek.

    c) İlaç üretimini ve satışını denetlemek.

    d) insan sağlığına zararlı tüm nedenlerle savaşmak.

    e) Ebe, hemşire, teknik sağlık personeli gibi elemanların yetişmesini sağlamak.

    f) Sağlık ocakları, dispanserler, hastaneler, kan merkezleri gibi sağlık merkezleri açmak.
     
  3. Ömer

    Ömer Yönetici

    SAĞLIĞIMIZI KORUMANIN YOLLARI
    İnsanların en değerli varlıkları hiç kuşkusuz sağlıklarıdır. Sağlıklı olmayan bir çocuk ya oynayamaz, ya da oynadığı oyundan zevk alamaz. Sağlıklı olmayan bi öğrenci, derslerine çalışamaz, ödevlerini yapamaz, sınıftaki dersleri gerektiği gibi izleyemez.

    Bu nedenlerle daha çocukluk, öğrencilik çağlarında sağlığın değeri iyi kavranmalıdır. Herkes sağlığını korumalı, sağlığına önem vermelidir. Bu da aslında çok zor bir şey değildir.

    Şu basit kurallara uymak bile sağlığımızın korunmasında bizlere çok büyük katkıda bulunacaktır:

    1. Temizliğe önem vermeli, sık sık yıkanmalı, vücudumuzu daima temiz tutmalıyız.

    2. Zamanında yatmalı, zamanında kalkmalıyız.

    3. Televizyon, bilgisayar gibi aygıtlar dikkatli kullanılmalı, bunların zararlı etki lerinden uzak kalmaya çalışmalıyız.

    4. Spor yaparak vücudumuzu hareket ettirmeli, dinç tutmalıyız.

    5. Beslenmemize dikkat etmeli; bayat, bozuk yiyecekler yememeliyiz.

    6. Daima temiz ve açık havalarda dolaşmalı; sigara içilen, kirli havalı yerlerden uzak durmalıyız.

    7. Giyimimizi mevsim ve iklim koşullarına göre ayarlamalıyız.

    8. Aşılanmaktan korkmamalı, tüm aşıları zamanında yaptırmalıyız.

    9. Hastalanınca zamanında doktara başvurmalıyız.

    10. Doktorun verdiği ilaçları tam olarak kullanmalı, öğütlerine uymalıyız.

    11. Bulaşıcı hastalıklara yakalananlardan, çok yakınımız, sevdiğimiz birisi olsa bile, uzak durmalıyız.

    12. Kendimizi büyük küçük, her türlü kazadan korumaya çalışmalıyız.

    13. Sağlık konusunda bilinçlenmeye çalışmalı, sağlığımıza önem vermeliyiz.

    14. Beslenmemize, yediklerimize, içtiklerimize dikkat etmeliyiz.

    15. Sigara, alkol, uyuşturucu ve benzeri sağlık düşmanı maddelerden uzak dur malı, bunları asla denemeye dahi kalkışmamalıyız.

    16. Çağımızın en büyük sağlık sorunlarından biri olan “stres” ten uzak kalmaya çalışmalıyız.
     
  4. Ömer

    Ömer Yönetici

    İLAÇLAR BİLİNÇLİ KULLANILMALIDIR

    Üzülerek belirtilmelidir ki, ülkemizde bilinçsizlik yüzünden gereksiz yere aşırı oranda ilaç tüketilmektedir. Her evde yarım bırakılmış, kapağı, kutusu açılmamış pek çok ilaç bulunur. Bunlar, ya doktorun verdiği ama “fayda etmiyor” diye attığımız, ya da eczaneden rastgele alıp kullanmak istediğimiz ilaçlardır.

    Hastalığa yakalanan kişi, kesinlikle rastgele ilaç kullanmamalıdır. Önce bir doktora başvurmalı, sağlık kontrolünden geçmelidir. Doktorun vereceği ilaçlar alınıp tam olarak doktorun belirttiği şekilde kullanılmalıdır. Daha ilacın yarısını bile bitirmeden hastalıktan kurtulmayı umarak ilaçları “yararsız” diye bırakmak çok yanlıştır.

    Doktora danışmadan çevremizdeki insanların öğütleriyle ilaç kullanmak hem çok yanlıştır, hem de son derece tehlikelidir. Hastaların şikayetleri birbirine benzese bile, hastalığın türü, kişinin ilaçlara olan tepkisi, direnci çok farklı olabilir. Bu nedenle rastgele kişilerin öğütleriyle ilaç kullanmamalıdır. Eczacılardan da doktora danışmadan ilaç istenmemelidir. Unutulmamalıdır ki, bilinçsiz ilaç kullanmak sağlığımız için büyük tehlike oluşturmaktadır. İnsanı ölüme kadar götürür. Sağlığımıza zarar vermese bile yarar da sağlamaz.

    Yarım bırakılan, hiç kullanılmayan, süresi dolduğu için atılan ilaçlar hem aile bütçesine, hem de ulusal ekonomimize büyük zararlar vermektedir. İlaçları doktor tavsiyesine göre kullanmak sağlık ve ekonomi açısından daima insanlara yarar getirir.
     
  5. Ömer

    Ömer Yönetici

    SPOR VE SAĞLIK
    Sağlıklı bir biçimde yaşayabilmek için insanlar vücudunu canlı tutmalı, yeterince hareketli olmalıdır. Bunun için de kuşkusuz spora önem verilmelidir.

    Spor, vücudu ve kastarı geliştirdiği gibi kan dolaşımını ve kalbin çalışmasını da hızlandırır. Bu sayede damar tıkanıklığı riski de azalır. Özellikle bir büroda, masa başında hareketsiz bir biçimde çalışan insanlarda kalp-damar hastalıkları, şeker hastalığı, şişmanlık, hareketli yaşayanlara oranla daha çok görülür. Böyle kişiler düzenli spor yaparak hastalık riskini azaltabilirler.

    Yurdumuzda spor denilince sadece “yarışma” akla gelir. Oysa insanlar evlerinde bile sağlığı için spor yapmalıdır. Sabahları evde 10-20 dakika yapılacak beden hareketleri insana büyük bir fiziksel ve ruhsal rahatlık kazandırır.Evlerimizde, yerinde sayarak koşma, sırt üstü yatıp dizleri bükmeden bacakları dik olarak kaldırıp indirme, pedal çevirme, ayakları 15-25 cm açarak öne doğru eğilip elleri yere değdirmeye çalışma, boynu zorlamadan iki yana doğru eğme ve yarım daire çizecek şekilde döndürme hareketleri yapılabilir.

    Spor, sadece yarışma amacıyla değil, ruh ve vücut sağlığımızı korumak için de yapılabilir, yapılmalıdır. İnsanlar için düzenli olarak belli bir mesafeyi yürümek en iyi spordur. Güzel havalarda yapılacak yüzme, hafif koşu, sağlığımız için yararlı sporlardır.

    Spor, bilinçli yapılmazsa sağlık için tehlikeli de olabilir. Özel beceri gerektiren

    sporları yapmak gerekirse mutlaka vücudun çok iyi bir sağlık kontrolünden geçip, bu

    sporu yapmaya vücudun uygun olup olmadığı belirlenmelidir.Sağlıklı bir insan, varlığını korumak için; sağlığı tehlikede olanlar da sağlığını kazanmak için spor yapmalıdır.
     
  6. Ömer

    Ömer Yönetici

    SAĞLIĞIMIZ

    Sabahleyin uyandınız mı, bol su ile ensenizden başlayarak ta göğsünüze kadar, ürpermeden, üşümeden şakır şakır yıkanabildiğiniz gün sağlığını yerinde demektir. Soğuk su ancak sağlıklı olanları incitmez. Halbuki biraz kırıklığınız, kesikliğiniz varsa, bir damla su derinizin üzerine düşer düşmez belinizden bir keskin ürperti kemiklerinizi bile ürpertir ve sızlatır. 0 zaman içiniz katılarak, hatta dişleriniz zangırdayarak donar, yatağınıza girersiniz. Hastalığın başlangıcı, çok zaman, böyle bir damla soğuk suyun vücudunuza değmesiyle meydana çıkar ve hastalık soğuk su ile sabahleyin şakır şakır yıkanabildiğiniz güne kadar sürer.

    Sıhhatte bir adam, yatağa karşı daima nankördür. Uyanır uyanmaz fırlar. Odasında yarı çıplak, korkusuz dolaşır; pencereyi açar, sevinç içindedir; türkü söyler, sular içinde çırpınır, ıslanır ve sağlıktan gelen bir güvenle dünyaya yüksekten bakarak işine gider. Halbuki sağlıksız bir adam gayet güç uyanır, göz kapaklarını zor açar; bakar ki damarlarının içinde bir sıcaklık, başında bir ağırlık, ağzında bir tatsızlık vardır, gerinir, döner, örtünür; isteksiz, iştahsız kalkar, sırtına bir hırka alır; sudan ürperir, rüzgardan üşür, canı bir şey istemez, konuşmaktan bezginlik duyar. Gözü yataktadır; arkasına baka baka, başı eğik, vücudu kısık, sokağa zorla çıkar.

    Sağlıklı bir adam düşününüz: Öğleye kadar elde keser veya kürek, durmadan çalışmış, yorulmuş; şimdi yemeğinin karşısında... Midesinden korkusu yok, yemeğini kaşıklıyor, üzerine bir bardak dolusu soğuk suyu içtikten sonra “oh!” diyor. Tok ve memnun işine dönüyor.

    Vücut sağlıklı iken ağız tadıyla bir bardak su içebilmek... Yahut ağrısız, sızısız bir uyku uyumak... Bu ne saadettir! Bundan büyük devlet olur mu?

    (Refik Halit Karay)