Ramazan ayı ve oruçla ilgili ayetler

Kuran-ı Kerim bölümünde yer alan bu konu deep tarafından paylaşıldı.

  1. deep

    deep Harbi Aktif Üye

    Ramazan ayı ile ilgili ayetler, oruç ayetleri

    Ramazan ve oruç Kuran'ı Kerim'de bir çok yerde geçmektedir. İslamın beş şartından biri olan bu ibadet kati surette farz

    Bakara 183 - Sayfa No: 27
    Ey îmân edenler! Sizden evvelkilere farz kılındığı gibi, oruç tutmak (sizin de) üzerinize farz kılındı; tâ ki (günahlardan) sakınasınız.

    Bakara 184 - Sayfa No: 27
    Sayılı günler olarak (oruç size farz kılındı)! Fakat içinizden kim hasta olur veya yolculukta bulunursa, artık (tutamadığı günler) sayısınca başka günler(de oruç tutsun)! Ona gücü yetmeyenlerin üzerine ise, (tutamadıkları her gün için) bir fakirin (bir günlük) yiyeceği kadar fidye (verme borcu) vardır. Buna rağmen kim gönlünden koparak bir hayır işlerse (daha fazla verirse), o takdirde bu, onun için daha hayırlıdır. Bununla berâber bilirseniz, (güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.

    Bakara 185 - Sayfa No: 27
    (O sayılı günler) Ramazan ayıdır ki, insanlara doğru yolu göstermek ve hidâyet ile furkandan (hak ile bâtılı ayıran hükümlerden) apaçık deliller olmak üzere, Kur’ân onda indirilmiştir. Öyle ise içinizden kim o aya erişirse, artık onda oruç tutsun! Kim de hasta olur veya yolculukta bulunursa, artık (onun üzerine, tutamadığı günler) sayısınca başka günler(de oruç tutma borcu) vardır. Allah size kolaylık ister ve size zorluk istemez. İşte (bütün bunlar) sayıyı tamamlamanız ve sizi hidâyete erdirmesine mukabil (tekbir getirerek) Allah’ı büyük tanımanız içindir; hem tâ ki şükredesiniz.

    Bakara 187 - Sayfa No: 28
    Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. Onlar sizin için (günahlardan koruyan) bir elbise, siz de onlar için bir elbise (gibi)siniz.
    Allah şübhesiz sizin, (oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmakla) nefislerinize ihânet etmekte olduğunuzu bildi de tevbenizi kabûl etti ve sizi affetti. Artık şimdi (oruç gecelerinde de) onlara yaklaşın ve Allah’ın sizin için takdîr ettiğini isteyin! Ve fecrin beyaz ipliği, siyah iplikten size belli oluncaya (imsak vaktine) kadar yiyin, için; sonra da geceye (iftar vaktine) kadar orucu tamamlayın! Fakat siz mescidlerde i‘tikâfta bulunan kimseler olduğunuzda, onlara (kadınlarınıza) yaklaşmayın!
    Bunlar Allah’ın hudûdudur, sakın onlara yaklaşmayın! İşte Allah, âyetlerini insanlara böyle açıklar; tâ ki (günahlardan) sakınsınlar!

    Bakara 196 - Sayfa No: 29
    Hac ve umreyi de Allah için tamamlayın! Fakat (başladığınız bu ibâdeti tamamlamaktan, herhangi bir şekilde) men‘ olunursanız, artık (size) kolayınıza gelen bir kurban (borcu) vardır. O hâlde bu kurban yerine varıncaya (ve boğazlanıncaya) kadar başlarınızı tıraş etmeyin!
    Fakat içinizden kim hasta olur veya başında bir rahatsızlığı bulunur (da vaktinden önce tıraş olur)sa, bu takdirde (onun üzerine üç gün) oruç veya (altı fakiri doyuracak) sadaka veya kurbandan (biriyle) bir fidye (verme borcu) vardır. Fakat emniyete kavuştuğunuz zaman, artık kim hacca kadar umre ile faydalanırsa, o durumda (ona da) kolayına gelen bir kurban (kesme borcu) vardır.
    Buna rağmen kim de (kurbana güç) bulamazsa, artık (ona) hacda üç gün, döndüğünüz zaman da yedi (gün) oruç (tutma borcu) vardır. Bunlar tam on (gün)dür. Bu (hüküm), âilesi Mescid-i Harâm sâkinlerinden olmayanlar içindir. Artık Allah’dan sakının ve bilin ki, şübhesiz Allah, azâbı çok şiddetli olandır!

    Nisâ 92 - Sayfa No: 92
    Hem hatâ ile olması müstesnâ, bir mü’minin bir mü’mini öldürmesi olamaz! Kim bir mü’mini hatâ ile öldürürse, bunun üzerine (Allah’ın hakkı olarak) mü’min bir köle âzâd etmek ve (kulun hakkı olarak da, ölenin) âilesine teslîm edilecek bir diyet (vermek borcu) vardır; ancak onların (o diyeti) bağışlaması müstesnâ!
    Fakat (öldürülenin)kendisi mü’min olmakla berâber, size düşman olan (kâfir) bir kavimden ise, (öldüren için sâdece) mü’min bir köle âzâd etmek (mecbûriyeti) vardır.
    Bununla berâber (öldürülen) kendileriyle aranızda andlaşma bulunan bir kavimden ise, (öldüren için) artık (oölenin mü’min veya gayr-ı müslim olduğuna bakmadan) âilesine teslîm edilecek bir diyet (vermek) ve mü’min bir köle âzâd etmek (borcu) vardır.
    Fakat kim (bunları) bulamazsa, artık Allah tarafından tevbe(sinin kabûlü) için iki ay ard arda oruç tutma (mecbûriyeti) vardır. Allah ise, Alîm (herşeyi hakkıyla bilen)dir, Hakîm (her işi hikmetli olan)dır.

    Mâide 89 - Sayfa No: 121
    Allah sizi, yeminlerinizdeki kasıdsız hatâ(larınız) ile mes’ûl tutmaz; fakat (bilerek) yaptığınız yeminler yüzünden sizi sorumlu tutar. Artık bunun keffâreti, (tercihinize göre) ya âilenize yedirdiğinizin orta hâllisinden on yoksulu (bir gün sabah ve akşam) doyurmak veya onları (baştan ayağa) giydirmek veya bir köle âzâd etmektir.
    Bununla berâber kim (bunları) bulamazsa (vermeye güç yetiremezse) artık (keffâret olarak ona) üç gün oruç (tutma borcu) vardır.
    Yemîn ettiğiniz zaman; (bozduğunuz) yeminlerinizin keffâreti işte budur! Artık yeminlerinizi muhâfaza edin (gereğini yerine getirin)! Allah size âyetlerini böyle açıklıyor, tâ ki şükredesiniz.

    Mâide 95 - Sayfa No: 122
    Ey îmân edenler! Siz ihramlı iken, av (hayvanların)ı öldürmeyin! Artık içinizden onu kasden öldüren kimseye, o takdirde Kâ‘be’ye ulaşacak olan bir kurban olmak üzere öldürdüğünün mislinde sağmal hayvanlardan bir cezâ vardır ki, buna (bu avladığı hayvanın mislinin ne olacağına) içinizden adâletli iki kişi hüküm verir. Veya bir keffâret (gerekir) ki, (o da) yoksulları doyurmak veya buna karşılık oruç tutmaktır; tâ ki (yaptığı) işinin vebâlini tatsın!
    Allah geçmişi affetmiştir. Fakat kim tekrar yaparsa, artık Allah ondan intikam alır. Çünki Allah, Azîz (dâimâ üstün olan)dır, intikam sâhibidir.

    Mücâdele 4 - Sayfa No: 541
    Fakat (buna imkân) bulamayan kimseye, o takdirde birbirleriyle temâs etmeden önce ard arda iki ay oruç (tutma mecbûriyeti vardır). Artık (buna da) güç yetiremeyen kimseye ise, (sabah-akşam) altmış fakiri doyurma (keffâreti vardır). Bu (hafifletici hükümler), Allah’a ve Resûlüne îmân etmeniz içindir. Bunlar, Allah’ın hudûdudur. (Bu hükümleri inkâr eden) kâfirler için ise, (pek) elemli bir azab vardır.

    Tevbe 112 - Sayfa No: 204
    (Bu va‘de mazhar olanlar: ) Tevbe edenler, ibâdet edenler, hamd edenler, oruç tutanlar, rükû‘ edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten men‘ edenler ve Allah’ın hudûdunu (ona riâyet ederek) muhâfaza edenlerdir. (Ey Habîbim!) O mü’minleri (Cennetle) müjdele!