Pnömokonyozlar

Göğüs Hastalıkları bölümünde yer alan bu konu SaMeT46 tarafından paylaşıldı.

  1. SaMeT46

    SaMeT46 Moderatör

    PNÖMOKONYOZLAR
    Pnömokonyozlar mineral tozlarının solunum yoluyla uzun süre alınması soanucunda bunların akciğerlerde birikmeasiyle oluşur. Bu tozlar özellikle bazı sanayi dallarında bol miktarda bulunduağundan pnömokonyoz bu işkollarında çalışanlarda sık görülür ve bir meslek hastalığı olarak değerlendirilir.
    Pnömokonyozda belirtiler hastalığa neden olan tozun özelliklerine göre deağişir; asal tozlarla (karbon demir) zaararlı tozlar (silikat asbest berilyum) çoğunlukla bir arada bulunduğundan bunların arasında bu1 ayrım yapmak koalay değildir. Gene de asal tozlar tek baaşına solunum bozukluğuna neden olamazken zararlı tozlar akciğerde bağdoku artışına (sklerozan pnömokonyoz) yol açarak solunum yetmezliğine neden olabilir.
    Tozlu ortamda uzun süre bulunmak her zaman pnomokonyoza yol açmayaabilir. Tozun fiziksel özellikleri soluanum yollarına girmesine uygun olmaayabilir; bunun yanı sıra vücutta hava yoluyla gelen küçük parçacıkları uzakalaştırmak için mekanizmalar vardır. Bu mekanizma özellikle asal tozlara karşı geçerlidir. Mineral parçacıklarının haavada asılı kalma özelliği parçacıkların ağırlığına büyüklüğüne ve yoğunluğuana göre değişir. Genel olarak çapı 10 mikronun (mikron: bir milimetrenin binde biri) altında olan parçacıklar haavada asılı kalarak gırtlağa ulaşabilir; çapı 5 mikrondan küçük olanlar küçük bronşlara erişebilir. Daha büyük parçaacıkların çoğu soluk borusu-bronş ağacıanın mukuslu kirpiksi uzantı sistemi taarafından durdurulur ve yutağa geri getiarilir. Solunum sistemine giren çok küaçük parçacıkların büyük bir bölümü makrofajlar (büyük yutucu hücreler) taarafından yutulduktan sonra lenf yollaarıyla bölgesel lenf bezlerine getirilir.
    Akciğere gelen toz ya da parçacıklaarın miktarı pnömokonyozlann ortaya çıkışında önemli rol oynar; parçacık miktarı çok fazla olursa savunma engeli yetersiz kalır ve temizleme mekanizmaasına çok fazla iş düşer.
    SİLİKOZ
    Silikoz solunum yoluyla pnömokonyoz yapabilecek miktarda silikat parçacığı alınması sonucu gelişir.
    En ağır meslek hastalıklarından biriadir; günümüzde sıklığı azalmış olsa da önemini korumaktadır.
    Nedenleri
    Silikozda başlıca etken serbest silikat silisyum dioksittir (SiO2). Öteki amorf silikatlar önemsiz zedelenmelere yol açar. En tehlikeli olanlar çapları 03-3 mikron olan kristal yapılı parçacıklardır (kuvars tridimit kristobalit).
    Silikoz tehlikesi olan başlıca işkol-lan arasında kuvarslı kayaların bulunaduğu madenler kuvars taşı işçiliği gnays ve granit işçiliği seramik ve poraselen işleri silikat tıraşlaması dökümahane işleri (dökümhane yerlerinin haazırlanması toprak kazılması dökümhaanede çapakların temizlenmesi kum işaleri çelik ergime fınnlannm eritilmesi vb) sayılabilir.
    Silikat tozunun bulaşma tehlikesi olan öteki meslekler tıraşlama yapılan işkollandır. Geçmişte kullanılan kumlu taş ve kuvarsın yerini günümüzde yaapay maddeler (alundum ve karbürünadüm) almıştır ve bunlar yalnızca silikat anıklan içerir.
    Belirtileri
    Geçmişte yüksek miktarda kuvars içearen parçacıkların solunum yoluyla aşırı miktarlarda alınması sonucunda kısa sürede (2-4 yıl içinde) ölümle sonlanan tablolar ortaya çıkıyordu. Olguların çoağunda siükoza veremin eklendiği görüalüyordu (siliko-tüberküloz). Günümüzade çalışma koşullarının düzelmesi sonuacunda hızla ilerleyen silikoz olguları görülmemektedir. Ama yavaş (15-30 yıl) ilerleyen tablolar hâlâ sık olarak görülmektedir.
    Başlangıçta belirti görülmez. Radayolojik bulgular bile kesin değildir. Si-likozun hastalığa Özgü olmayan ilk bealirtileri arasında sayılan bronşit bir yana bırakılacak olursa ilk olarak güç haracanması ile ortaya çıkan nefes darlığı görülür. Bu durum akciğerlerdeki bağadoku artışı ve her zaman bununla biralikte olan amfizem sonucunda gaz alışverişini sağlayan hava keseciklerinin (alveol) yüzeyinin azalmasma ve güç harcama (efor) sırasında artan solunum gereksiniminin yeterince karşılanama-masına bağlıdır.
    Nefes darlığı başlangıçta her zaman güç harcanması ile birliktedir ve gidearek fiziksel etkinlikleri engeller. Öncealeri hastaya rahatsızlık vermezken sonaraları yürüme sırasında hatta hasta istiarahat ederken bile ortaya çıkabilir. Geanellikle bu durum hastalığın başlangıacından birkaç yıl sonra görülür. Hastaanın öteki yakınmaları göğüste hafif ağarı çarpıntı bazen kuru daha sık olarak yapışkan balgamlı öksürüktür.
    Hastalığın ilerlemesi) le solunum yetmezliği belirtileri gitgide ağırlaşır. Nefes darlığı artar zaman zaman astıama benzeyen krizler ve morarma (siya-noz) ortaya çıkar; parmakların uçları çomak biçimini alarak kalınlaşır soanunda kronik akciğer-kalp hastalığı gealişir.
    Hastalık düzensiz ilerlerse de soluanum yetmezliğinin ilk belirtileri ortaya çılanca gidişi kötüleşir. Sıklıkla hastalıağın yanı sıra verem de görülür.
    Tanı
    Silikozda tanı hastanın silikat tozu soluaduğunu belirten öyküye göre ve radyoalojik görünüme bakılarak konur. Radayolojik bulgular klinikte belirtilerin orataya çıkmasından önce de görülebilir. Bu nedenle riskli meslek gruplarında çalışanlar düzenli aralarla radyolojik denetimden geçmelidir.
    Hastanın balgamının bakteriyolojik açıdan incelenip verem enfeksiyonu olup olmadığının anlaşılması büyük önem taşır.
    Silikozlularda akciğer fonksiyon testleri akciğerdeki örselenmenin deağerlendirilmesini sağlar. Başlıca işlevasel bozukluklar amfizem ve bağdoku artışına bağlı olarak ortaya çıkar.
    Komplikasyonlar
    Silikozda başlıca komplikasyonlar ve birlikte görülen önemli hastalıklar şunalardır:
    • Kronik bronşit akut solunum yolaları ve akciğer enfeksiyonları - Silİkoz genellikle akciğerdeki iltihapların (bronş-akciğer iltihapları akciğer iltihaabı apse) ortaya çıkmasını kolaylaştır-mazsa da silikozlularda bu hastalıkların gidişi ve sonu ağırlaşır. Hasta sık sık araya giren akut akciğer hastalıkları neadeniyle yitirilir.
    • Akciğer anı fi/e m i - Silikozla birlikte hemen her zaman amfizem de vardır. Bu hastalık bağdoku artışına bağlı geli-şe solunum bozukluklarını daha da ağırlaştırır.
    • Akciğer veremi - Silikozlularda en sık rastlanan ölüm nedenlerinden biriadir; silikozun en sık görülen kompli-kasyonudur. Verem basillerinin içinde silikat parçacıkları bulunan makrofaj-larda içinde silikat parçacıkları bulunamayan makrofajlara oranla daha kolay ürediği kanıtlanmıştır. Bu durum silikat parçacıklanyla yüklü makrofajlarm (büyük yutucu hücreler) bu durumdan olumsuz etkilenmesine ve verem basilalerini öldürememesine bağlanmıştır. Bunun gibi akciğer dokusunun yeterli oksijen alamaması verem basilinin enafeksiyon oluşturmasını kolaylaştırabialir. Bu durumda veremin yapısal özelalikleri değişir kronik hastalık ilerlemeaye başlar ve kan yoluyla yayılabilir.
    • Kronik akciğer - kalp hastalığı -Kalp ve dolaşım sistemi de akciğerdeki silikozdan etkilenebilir. En sık rastlanan sonuç kronik kor pulmonaledir. Akciğer dolaşımındaki direnç belli bir sının aşınca kor pulmonale ortaya çıkar. Sağ kanncıkta aşın büyüme toplardamar basıncında artış morarma nefes darlığı uykuya eğilim baş ağnsı tipik elektro-kardiyografik bulgular ile böbrek karaaciğer ve beyinde bozukluklar görülür.
    • Akciğer kanseri - Akciğer kanseri ve silikozun birlikte ortaya çıkması silikoazun akciğer kanseriyle ilgisini akla geatirmektedir. Son yıllarda bu konuda yaapılan çalışmalardan elde edilen istatistik veriler silikozun akciğer kanserini ko-laylaştrncı bir etken olmadığını gösteramiştir. Dökümhanelerde çalışan silikoz-tu işçilerde akciğer kanseri sıklığının artması daha çok dökümhanede işlenen ürünlerde kanserojen (kanser yapıcı) maddelerin bulunmasına bağlıdır. Özelalikle mineral yağlarla işlenmiş kumlar kanserojen maddeler (polisiklik aroma-tikler) içerir
    Gidişi
    hava keseciği Silikoz kronik ve yavaş gelişen bir hasatalıktır. Hastalığın gidişi ise oldukça değişkendir; tehlikeli miktarda toza maaruz kalma süresine solunumla alınan tozun yoğunluğuna ve tozun içindeki silikat miktarına bağlıdır.
    Tozlu ortamda çalışan işçi bağdoku artışının başlangıç evresinde işi bırakırasa komplikasyonlar oluşmadan birkaç yıl İlerleyen hastalık belirgin biçimde duraklar. Bazı olgularda yapısal bozukaluklar ilerleyebilir ve yıllar sonra ölüme yol açabilir.
    Tozlu ortamda çalışmaya son verilamezse ya da oldukça ilerlemiş bir evreade iş bırakılırsa hastalık ölümcül bir biaçimde ilerler. Akciğer filminde birbiriyale birleşme eğilimi olan silikozlu alanaların olması hastalığın hızlandığını ve kötü sonuçlanacağını gösterir.
    Silikatça zengin tozların solunum yoluyla aniden ve bol miktarda alınmaası akut silİkoza yol açar. Bu hızla ileraleyen birkaç yıl ya da ay içinde Ölümle sonlanan bir hastalıktır.
    Hastalığın ilerlemesiyle nefes darlıağı belirginleşir istirahat ederken bile ortaya çıkabilir. Kalp atım hızında artış ve morarma da vardır. Kronik bronşite akut bronşit nöbetleri de eklenir. Daha sonra akciğer damarlarındaki direnç aratışına bağlı olarak sağ kalpte yüklenme belirtileri ortaya çıkar. Sağ karıncıktaki yük ağırlaşır ve kısa süre sonra kalp yetmezliği ortaya çıkar.
    Beklenen Gidişi (Prognoz)
    Başlangıç evresinde toza kısa süreli ya da az miktarlarda maruz kalındıysa hastalık iyiye doğru gider. Gene de bu durumda lezyonlar uzun süre varlığını sürdürebilir. Buna karşılık başlangıç evresinde kısa sürede bol miktarda siliakat tozuna maruz kahnmışsa hastahk tozlu ortamda çalışmanın kesilmesinaden sonra bile ilerleme eğilimi göstearir.
    Yapısal değişikliklerin ortaya çıktıağı evrelerde gerek hasann önüne geçialemez biçimde ilerlemesinden gerek başka hastalıkların da ortaya çıkmasınadan Ötürü hastalığın gidişi ağırdır.Tedavi
    Silikozda nedene yönelik bir tedavi yoktur; tümüyle belirtilere yönelik tedaavi uygulanır. Burada özellikle önem vearilmesi gereken durum akut akciğer ve solunum yollan iltihabının Önlenmesi için vaktinde Önlem almak ve tedavi uyagulamaktır. Silİkozlu hastalarda soluanum yolu enfeksiyonları güçlü antibiyoatiklerle tedavi edilmelidir.
    OTEKI PNÖMOKONYOZLAR
    • Asbestoz - Asbest tozlarının solunum yoluyla alınmasına bağlı gelişen bir hastalıktır Asbest silikat demirmaganezyum alüminyum ve kalsiyum hidaratlarının karışımıdır ve lifsi bir yapısı vardır. Bu durum asbeste dokusal özelalikler kazandırmıştır. Asbest tozlan bu maddenin ocak ya da mağaralardan çıakarılması aynlması ya da liflerle çalışama sırasında ortaya çıkar.
    Hafif mikroskopik parçacıklar olan asbest lifleri havada kolayca yayılabilir. Bu Özellikleri nedeniyle en azından asabestle çalışılan bölgelerin çevresindeki hava da liflerle kirlenir ve meslekleri gereği asbestle uğraşmayan kişiler de asbest tozuna maruz kalabilir.
    Asbestoz belirtileri silikozdan daha erken ortaya çıkar ve solunum yollan-ırnı tahriş olduğunu gösterir. Önceleri güç harcama (efor) ile sonra dinleniraken de nefes darlığı ortaya çıkar. Soanunda kronik kor pulmonale belirtileri gelişir. Aynca akciğer zan da sıklıkla etkilenir.
    ‘ Asbestle çalışanlarda akciğer kanseari tehlikesi yüksektir.
    • Akciğer zarı ve karın boşluğunda mezotelyom - Kötü huylu mezotelyo-mun (seröz boşlukları örten zar hücrele-nnden kaynaklanan kanser) en sık görüalen nedeni asbesttir.
    Tümör sinsi ilerler. Başlangıçta göağüste ağn vardır ve akciğer zarının (plevra) yapraklan arasında sıklıkla kanlı sıvı toplanır. Hastalık ilerledikçe tümör çevre dokuya yayılır ve göğüs duvan tümüyle tümörün istilasına uğarar. Bu nedenle komşu dokularla ilgili belirtiler görülür.
    • Karın zarı mezotelyomu - Asbest lifleri kama lenf yollarıyla ya da besinalerle alınmışlarsa bağırsak duvan yoaluyla taşınırlar.
    Hastalığın gidişi akciğer zanndaki hastalıktan daha sinsidir. Kannda geraginlik rahatsızlık ya da ağn vardır. Bu yakınmaların yeri tam olarak belirlene-mez; kann organlanyla ilgili başka hasatalıklarla kanşabilir. Aynı zamanda sinadirim kanalıyla ilgili rahatsızlıklar ve kusma da görülebilir. Gene de ağn akaciğer zan hastalığındaki gibi belirleyici değildir.Hastalığın ilerlemesiyle hastada siliakozdan Önce solunum yetmezliği ve kalp yetmezliği ortaya çıkar.Hastalık yerleştikten sonra tedavi yalnızca belirtilere yöneliktir.
    • Sideroz - Pek çok işkolunda demir tozlan ya da bunların oksitleri solunum yoluyla vücuda girer. Çok az işkolunda saf demir solunur. Demir en çok silikat tozlanyla birlikte alınır.Saf ya da safa yakın demir tozuna özellikle iyi havalandırılmamış ortamalarda uygulanan tel lehimleyiciliği deamir ve çelik levhacılığı gümüş temizleayiciliğielektroliz yöntemleriyle demir oksit oluşturulması ve elle demir mermi yapımı gibi işkollarında rastlanır.
    Siderozda solunum İşlevlerinin boazulduğunu gösteren belirtiler yoktur: Genel olarak solunum yollan örselenir san balgam çıkarılır ve bazen kronik bronşit görülür.
    • Antrakoz - Solunum yoluyla alınan kömür taneciklerinin akciğerde destek dokusunda depolanmasıyla ortaya çıkar; solunum işlevlerinde bir bozukluk yoktur.
    Kömür tozlarının solunum yoluyla; alımım solunum yollannda tahrişe ve siyah balgamla birlikte kronik bronşite neden olur. Genellikle bunun dışında belirti yoktur. Solunum sırasında köamür tozuyla birlikte silikat parçacıklan da alınırsa madencilerde olduğu gibi antrasilikoz ya da madenci pnömokon-yozu oluşur. Bu hastalıkta da silikozda-ki bozukluklar ortaya çıkar.
    • Baritoz - Baritin (baryum sülfat) çeaşitli biçimlerde kullanıldığı işkollarında (macun hazırlanması boyama pudra yapımı deri tabaklaması lastik sanayiasi amyant çimento plastik maddeler ve seramik yapımı) çalışanlarda görüalür.
    Hastalıkla daha sık karşılaşanlar öğütücüler ve püskürtme işinde çalışanalar; daha az karşılaşanlar ise madencialer ve malzemenin aynştınlması işiyle uğraşanlardır.
    Baryum tozlarının solunum yoluyla alınması genellikle solunum işlevinde bozukluklara yol açmaz; yalnızca bronş iltihabına bağlı bazı bozukluklara neaden olur.
    Berilyöz - Berilyum tozlarının soluanum yoluyla alınmasına bağlı bir pnö-mokonyozdur.
    Pek çok berilyum bileşeni hastalığa neden olabilir. En tehlikeli olan bileşen berilyum oksittir. Öteki madenlerde oladuğu gibi akciğerde bağdoku artışına ve bağdoku tepkimesi yol açar.
    Yakınmalar silikozda olduğu gibi zedelenmenin radyolojik olarak ortaya konmasından daha sonra ortaya çıkabialir. İlk belirtiler öksürük ve nefes darlıağı bunlara eklenen solunum yetmezliği ve daha sonra da kalp yetersizliğidir.