Ömer Bedrettin Uşaklı Eserleri

Şiirler bölümünde yer alan bu konu deep tarafından paylaşıldı.

  1. deep

    deep Harbi Aktif Üye

    Ömer Bedrettin Uşaklı'nın Eserleri, Ömer Bedrettin Uşaklı Şiirleri, Ömer Bedrettin Uşaklı'nın en önemli eserleri nelerdir

    Deniz Sarhoşları (1926, değiştirilmiş ikinci basım 1929)
    Yayla Dumanı (1934)
    Sarıkız Mermerleri (1940)
    Yayla Dumanı (1945, seçme şiirler, önceki kitabının ismiyle)
    Bütün Eserleri (1988, İnci Enginün tarafından derlendi)

    DENİZ SARHOŞLARI

    Köpükten omuzları birbirine dayanmış,
    Yüksek, mağrur başları akşam rengiyle yanmış,
    Sahile koşuyorlar bak deniz sarhoşları!...

    Bazen yırtık yelkenli bir sandala çarparak,
    Bazen ufkun kıpkızıl şarabına taparak
    Gitgide coşuyorlar bak deniz sarhoşları!...

    Rüzgârların ıslığı en yakın yoldaşları...
    Yıllarca dövünerek içi yenmiş taşları
    Bir anda parçalayıp doyacak bu sarhoşlar!...

    Çılgın gönüllerinde aşkın en büyük kini,
    Yosunlu kayaların o yeşil gözlerini
    Deli âşıklar gibi oyacak bu sarhoşlar!...

    Yayla Dumanı

    Gümüş bir dumanla kapandı her yer;
    Yer ve gök bu akşam yayla dumanı;
    Sürüler, çimenler, sarı çiçekler,
    Beyaz kar, yeşil çam yayla dumanı!

    Ben de duman olsam senin yerine,
    Dağılsam dağların şu mahşerine;
    Güzelin saçına ve gözlerine
    Ben girsem, ben dolsam yayla dumanı!

    Beni içerine aldın dağ gibi,
    Doldun gözlerime bir rüya gibi;
    Bende güneş gibi, yüce dağ gibi

    Sarıkız Mermerleri
    Afrodit, aşk tahtını kurmuş yüksek başında,
    Yakubun rüyasından sanki iz var taşında...
    Şahikanda yaşamış efsane dünyaları,
    Senden birer parçaymış kainatın dağları...
    Yalçın tepelerinde kartal saklı yuvalar,
    Eteğinde Aşil'den ses veren Truvalar;
    Binbir çiçek açarken ormanlarında yer yer,
    Saçlarını tararmış körfezinde periler...
    Bahar, meşalelerle sende alkışlanırmış,
    Yapraklar solarken de başında ağlanırmış...
    Venüs, şen sahilinde yatarmış kumsallara,
    Her taşın bir taç gibi sunulmuş krallara...
    İlyad'ı çamlarının dibinde yazmış Homer,
    Lesbos'tan akşamları seyretmiş seni Bodler...
    Barbaros, göklerinde tanımış ülkelerini,
    Yeşil ormanlarında yapmış gemilerini...
    Sarıkız'ın derdiyle çatlamış kayaların,
    Sarıkız'ı anarak esiyormuş rüzgarın...
    Taşında ve suyunda ağlıyor onun sesi,
    Zümrüt tepelerinde türkmenlerin kabesi...
    Mağrur güzelliklerin ruhunda ve tenimde,
    Senin yüksek başından dileğim var benim de...
    Bir şey istemiyorum, ne çiçek, ne de çemen...
    Ne dağ çileklerinden, ne beyaz çam balından,
    Ne gemiler yapılan o kızıl çam dalından...
    Ne ceylan, ne de ince türkmen dilberlerinden...
    Bir parça istiyorum meşhur mermerlerinden...
    Ne üstüne destanlar, sevdalar yazmak için;
    Ne şekilsiz derdime bir şekil kazmak için...
    Fıskiyeli havuzlar, heykeller kurmuyorum;
    Mermerinden saraylar yapıp oturmuyorum;
    Bir şelale parçası, bir kevser ister gibi,
    Onu çürütmeyecek bir cevher ister gibi;
    Bir parça istiyorum meşhur mermerlerinden...
    Ne ceylan, ne de ince türkmen dilberlerinden;
    Sarıkız'ın gözyaşı damlamış bir yerinden
    Bir parça istiyorum meşhur mermerlerinden...
    Toprağına gömdüğüm bir dağ sümbülü için,
    Eteğine koyduğum bir küçük ölü için...

    Ömer Bedrettin Uşaklı

     
  2. Hasan Şeref İlhan

    Hasan Şeref İlhan Harbi Aktif Üye

    Son Şehir

    Duvarda canlı ışıklara bir hayal,
    Bir yaldızından alevler taşan resim.
    Ölümle gölgeli bir düştür, ihtimal,
    Bakıp bakıp bana mahsunlaşan resim...

    Bu ince çerçeveden başlıyor düşüm,
    Gözümde canlanıyor mavi bir liman.
    Bu rengi bilmiyorum nerede görmüşüm:
    Deniz parıltılı, dağlar duman duman...

    Düşünce yollara köy köy, konak konak;
    Nasıl arardık o aydın şehirleri?
    Derinleşen uçurumlarda korkarak,
    Nasıl geçerdik o azgın nehirleri...
    Nasıl arardık o aydın şehirleri?..

    Önümde şarkın o kar yüklü damları;
    Ve işte buzdan ışıklarla bir şafak!.
    Beyaz ufuklara karşıydı camları;
    Benim kızaktır o billur yokuşta bak!
    Ve işte buzdan ışıklarla bir şafak!

    Bir ince kız gibi omzumda mavzerim;
    Çakırcalım.. diye başlardı türküler..
    Birer ateşti o çapraz fişeklerim;
    Güneş batınca yavaşlardı türküler;
    Çakırcalım.. diye başlardı türküler..

    Uzaklaşırken at üstünde bahçeden,
    Düşerdi omuzuna nurdan bakışların.
    Limon çiçekleri dallarda ürperen..
    Alevlenirdi gururundan bakışların;
    Düşerdi omuzuna nurdan bakışların..

    Bu son şehirde kapanmıştı gözlerim;
    Sütun sütundu uzaktan şelaleler.
    Deniz güzel.. geceler, çeşmeler serin..
    Bahar sefasına dalmıştı bahçeleer,
    Sütun sütundu uzaktan şelaleler.