Okul Öncesi Neden Önemli?

Eğitim Haberleri bölümünde yer alan bu konu agent force tarafından paylaşıldı.

  1. agent force

    agent force Harbi Aktif Üye

    Okul Öncesi Neden Önemli?
    Okul öncesi eğitim çocuklarımız için neden gerekli? Türkiye bu konuda gelişmiş ülkelerin neresinde?






    Okul öncesi eğitim, eğitim sistemimiz içersinde zorunlu olmayan; ama zorunluluk kapsamında en başta yer alması gereken bir süreçtir.
    Dünyada, özellikle Avrupa ülkelerinde yatırımların ve hassasiyetin eksik bırakılmadığı bir alan olan okul öncesi eğitim, maalesef ülkemizde gereken oranda, hak ettiği konumda değildir. İsveç, Fransa gibi ülkelerde okul öncesi eğitim % 100’lere varabilmekte iken, Fas'ta yüzde 34, Ürdün'de yüzde 27, Türkiye’de ise bu oran sadece % 25’dir.
    Milli Eğitim Bakanlığı'nın istatistiklerine bakıldığında; 2006-2007 verilerine göre okul öncesi eğitimden yararlanan öğrenci sayısı 640.849, resmi ve özel anaokullarının toplamı ise; 100.168’dir. İsveç’de ise okul öncesi eğitimin zorunlu olduğu görülmektedir. Bu ülkede bazı istatistiklere bakıldığında;
    3 yaş grubunda %90,9,
    4 yaş grubunda %95,7,
    5 yaş grubunda %96,9,
    6 yaş grubunda ise %94’lük oranlar gözlenmektedir.
    Okul öncesi eğitimin önemini kavramak için çocuk üzerindeki geliştirici etkilerine bakmak gerekmektedir. Gelişimin (özellikle zihinsel gelişimin) % 70’i 0-6 yaş dönemindedir. Çocuğun ilerde kişilik yapısının, davranış şekillerinin, değer yargılarının, kısaca geleceğinin şekillenmesi üzerinde son derece etkilidir. Bütün bunlar gösteriyor ki, bu kritik dönemde verilmesi gereken eğitim olmazsa olmaz bir gerekliliktir.
    Okul öncesi eğitimden yararlanmış bir çocukla, bu eğitimden mahrum kalmış bir çocuk arasında belirgin farklılıklar bulunmaktadır. Peki nedir bu farklılıklar bir göz atalım:
    - 0-6 yaş dönemi özellikle zihinsel gelişimin oldukça hızlı olduğu bir dönemdir. Çocuk bu dönemde verilen eğitim, çevresel uyarıcılar ve öğretmen rehberliği sayesinde kapasitesini en yüksek düzeyde kullanma olanağı bulur. Bir çok bilginin temel dayanağı bu dönemde kazandırılır. Çocuk, sınıf ortamında zengin materyallere ulaşabilir, uyarıcılar algısı üzerinde olumlu etkiler yaratır. Akıl yürütme becerisine olumlu katkı sağlar. Böylelikle çocuk, zihinsel gelişim üzerinde son derece etkin bir eğitim sürecinden yararlanmış olur. Yapılan araştırmalarda, yetersiz uyarıcı olan çevrede büyümüş çocukların, zihinsel gelişim bakımından geri kaldıkları ve yeterliliklerini ortaya koymada eksiklikler yaşadıkları saptanmıştır.
    - Sosyal gelişim açısından bakıldığında ise, çocuk ev ortamında bulamayacağı önemli bir olanağa kavuşur. Akranlarıyla bir arada bir eğitim ortamında bulunur. Bu son derece önemlidir. Çocuk grup faaliyetlerine katılarak, oyunlar oynayarak, diğer çocuklarla diyaloglar kurarak birçok toplumsal kuralı öğrenir. Dünyada kendisinden başka bireyler de olduğunun, bu bireylerin de hakları olduğunun ve beraber yaşama sorumluluğunun farkına varır.
    - Çocuğun duygusal gelişimini takip etmek ve destekleyerek geliştirmek yine okul öncesi eğitimle mümkündür. Duygularını özgür bir ortamda, değişik yollarla ifade edebilme imkanına sahiptir. Örneğin bazen bir resimle, jest ve mimikleriyle, kimi zaman da drama yaparken duygularını açığa çıkarır, rahatlamasını sağlar.
    - Çocuk bu dönemde, diğer arkadaşlarıyla özgürce koşup oynayabileceği, zengin uyarıcılar ve uygun oyuncak çeşitleriyle donatılmış bir ortamda eğitim görür. Bu özellikle psikomotor gelişim için oldukça yaralıdır. Büyük kas (kol, bacak kasları gibi) ve küçük kas (el parmakları, ayak parmakları gibi) gelişimi üzerinde oldukça etkendir. Tırmanma, koşma, yuvarlanma vb. hareketlerle büyük kas gelişimi; boyama, koparma, yapıştırma, yuvarlama, bağlama vb. hareketlerle küçük kas gelişimi olumlu yönde desteklenir. Bu eğitim süreci, el göz koordinasyonu üzerinde de son derece etkilidir.
    - Çocuk bu süreçte bireysel özellikleri, yetenekleri ve ilgi alanları doğrultusunda yönlendirilip desteklenmektedir.
    - Okul öncesi eğitim ilköğretime hazırlayıcıdır. Okul öncesi eğitim almış bir çocukla, bu eğitimden mahrum kalmış bir çocuk kıyaslandığında, eğitim almış çocukta daha az okul fobisi olduğu görülmüştür.
    - Bu kritik çağda, çocuklarına doğru yaklaşım konusunda eksiklik hisseden ebeveynler de eğitim süreci sayesinde fikir sahibi olabilmektedir. Yeterli öğretmen-aile işbirliği ve iletişimi yoluyla, öğretmen ailelere bilgi ve tavsiyeler verebilmektedir. Okul sonrası, evde de bu eğitim, aile ile birlikte devam edebilmekte, aileler bilinçli yaklaşımlarda bulunabilmektedirler.
    - Dikkatli bir öğretmen çocukta erken yaşta ortaya çıkabilecek ve erken müdahalenin önemli olduğu sağlık bozukluğu, gelişimsel gerilik gibi durumları gözlemleyebilmektedir. Böylece gerekli uzman müdahalesi zamanında yapılabilmekte, bu da çocuğun hayatını etkileyebilmektedir.
    Bu ve daha da çoğaltılabilecek noktalara bakıldığında, AB sürecindeki Türkiye’de bu konuyla ilgili en öncelikli hayata geçirilmesi gereken uygulama, okul öncesi eğitimin zorunlu olmasıdır. Ailelerin de bu eğitim sürecinin önemini özümsemeleri ve uygulamada da aynı hassasiyeti göstermeleri, çocuklarının yaşamlarını şekillendirmedeki rolleri açısından çok önemlidir. Anayasanın 42. maddesinde belirtildiği gibi: ‘’ Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.’’