Öğüt Almak İsteyene Kur’an Yeter...

İslamiyet bölümünde yer alan bu konu gergeous03 tarafından paylaşıldı.

  1. gergeous03

    gergeous03 Üye

    Niçin? Çünkü bu dinin sahibi olan Allah, inananlar için gerekli olanı, eksik bırakmaksızın (hadis/sünnet'e de ihtiyaç duyulmayacak şekilde) adına Kur'an dediği kitap vasıtasıyla kulu Muhammed'e göndermiştir. Gönderilen bilgileri yeterli bulanlar "işittik itaat ettik" derken; eksik ve anlaşılır bulmayanlar başka bilgi kaynaklarına (hadis/sünnet vb.) ihtiyaç duyup bunlarla inanmayı gerekli görmüşler. Bize göre, inanılması gereken bilgiler "sipariş üzerine" gelen bilgiler değildir. Yaratıcının kendi iradesi sonucu kullarına seçip, uygun gördüğü bilgilerdir.
    Kur'an'a itaat, peygamber'e itaattir... Niçin? Çünkü peygamber inananları Kur'an'ın emirlerine itaate çağırmış; bu çağrıya uymakla peygamber'e itaat edilmiş oluyordu... Birileri, ısrarla peygamber'i Allah'ın dinine ortak etmek istiyor. Yani, Allah'la beraber peygamber de hüküm koysun istiyor... Bu hükümlere uymayı, peygamber'e uymakla bir sayıyor... Bu anlayış sapkın bir anlayıştır... Peygamber Allah'tan aldığı vahiyle hareket ediyor, bunu yeterli görüp inananları bunlara uymaya çağırıyordu...
    Kur'an eksik gönderilmiş ya da anlaşılmaz bir kitap olsaydı, belki peygamber'e görev verilir, eksik olan taraflarını tamamlaması, anlaşılmaz olanlarını da izah etmesi, bir şeyler söylemesi istenirdi... Hayır! Biz biliyoruz ve de Kur'an'dan okuyoruz ki, Allah "dinini tamamlamış", din olarak da "İslam'ı beğenmiş" kullarına göndermiştir. Dini öğrenmek ve de yaşamak isteyenlere Kur'an yeter... Vesselam.
    Kur'an'ın peygamber'e itaate çağırdığı doğrudur. "Peygamber'e itaat" denince neden akla Kur'an'a itaat değil de sünnet/hadis’e itaat akla gelir? Benim sorguladığım taraf budur...
    Allah emirlerinin bilinmesi için bir peygamber'i göndermesi normaldir. Çünkü Allah "Sünnetullah"ı gereği bunu yapmaktadır. Adem peygamber'den bugüne kadar da hep böyle yapmıştır. Bunda şaşılacak bir taraf yoktur. Benim anlayamadığım; sizlerin elinizde Kur'an olmasına karşın niçin peygamber'den başkaca şeyler söylemesini istiyorsunuz?! Din denince Kur'an akla gelmeliyken; niçin! Sünnet/hadis de eklenmek isteniyor?! Daha ortada Kur'an yokken (şu an elimizde olan, tamamlanmış Kur'an'dan bahsediyorum), insanların yaşayan bir peygamber'e ihtiyaçları olması normaldir; fakat Kur'an tamamlandıktan sonra, peygamber'e ihtiyaç duyulması anlaşılır bir durum değildir.
    Bizler için de peygamber gerekli olsaydı (örnek almak için), Allah'ın peygamber'e ölümü kıyamete kadar tattırmaması gerekmez miydi? Bu sorunun cevabı bende mevcut, bunu size soruyorum; peygamber vahyi iletmek ve de bir kul olarak yaşamakla mesuldü. Bu mesuliyetini tamamladı ve rahman'a kavuştu. Vefat ederken de bizlere Kur'an'ı bıraktı. İşte, bu Kur'an'ı yaşarsak peygamber'i örnek almış oluruz. Namaz'ın nasıl kılınacağına gelince; bunun için sünnet/hadis'e ihtiyaç yoktur. Yine Kur'an'a ihtiyaç vardır. Kur'an, namaz kılmamızı istiyor, namazı nasıl kılmamız gerekir? Sorusuna ise (bu soruyu bizler soruyoruz, sahabe sormuyordu) "bir bilene sorun" ayetini dikkate alarak cevap verilmelidir. Nitekim bizler bugün namazlarımızı nasıl kılacağımızı hadislerden değil, "bilenler" olarak anne/babamızdan öğreniyoruz. "Namaz kılın" emrini alan bir Müslüman’ın "kaç rekât kılalım?" sorusunu sorması gerekmez. Namazın, Kur'an'da belirtilmiş rükünleri yerine getirilerek kılınması yeterlidir. Bu rükünlerin 1(bir) rekâtla bile yerine getirilmesi, "namaz kılın" emrinin yerine getirmiş olması anlamına gelir. Günde 17(on yedi) rekât namaz kılan bir Müslüman, bu rakamları başkaları için de farz kılarsa burada bir yanlışlık yapılıyor demektir. Çünkü Allah bizden bu kadar (17 rekât) namaz kılmamızı (farz etmiyor) istemiyor. Biz kendi isteklerimizi Kur'an'da bulamıyorsak, peygamber'i devreye sokarak ona söyletmemeliyiz. Kur'an'ın verdiği kadarıyla yetinmeliyiz. Vesselam...
    Peygamber'in namazla ilgili uygulamasının ne "ana" rükunları ne de "baba" rükunları vardır... Sadece Kuran’ın öğrettikleri vardır; peygamber de onları yapmıştır. Kuran’da namaz içinde -iki defa rükû, secde et- şeklinde ifadeler de yoktur. Kur'an'da yoksa yapmazsınız. Fakat yapmak isterseniz yaparsınız. Fakat bu yaptığınız "Kur'an'ın namazı" olmaz, "atalarınızın namazı" olur. Bu yapılanlar Allah'a din öğretmektir bilesiniz. "Peygamber yapmış" demekle de yapmış sayılmaz.
    Birisi size "ağzınızı kapatın" dediğinde siz "gözünüzü kapatın" anlıyorsanız; Kur'an'ın "secde edin" emrini de "amuda kalkın" anlarsınız. Bu da sizin aklınızdan zorunuz olduğunu gösterir. Kur'an'ın emirleri akıl sahipleri içindir. Ağzını kapatmasını bilenler, secdenin de nasıl yapılacağını bilirler. Bunu becermek de akıl sahiplerinin işidir. "Namaz kılın" emrini alan insanlar, namazın nasıl kılınacağını peygambere sorsalardı, Allah Kur'an'ın bir çok yerinde ifade ettiği gibi “sana(peygambere) soruyorlar, de ki:...” şeklindeki ayetlerin içinde namazın nasıl kılınacağı sorusu bulunurdu. Bulunmadığına göre peygambere böyle bir soru sorulmamıştır cevabını da çıkarabiliriz. Aramızdaki ihtilafları çözmek için Allah'ın dinine iftira edip, yalan mı sokmamız gerekiyor? Birileri atalarından devraldıkları uydurmaları yaşamak istiyor ve de Kur'an'a yamamak niyetinde ise "aman ihtilaf çıkmasın" deyip susmamız mı gerekiyor? Ben bunu yapamamam, sizde yapmayın... Bize sağlam gelen rivayet(ler) yalnızca Kur'ân ayetleridir. Bu rivayetlere bakar, ibadetlerimizi ona göre düzenleriz. Böyle yapmakla da peygambere uymuş, onu örnek almış oluruz. Gerçek peygamber Kuran’da anlatılan peygamberdir... Lütfen taklitlerinden sakının.vesselam "peygamberi örnek almak" gerektiğinde neden sadece Kur'an değil de, hadisler akla geliyor?! Peygamber Kur'an'ı yaşadı, bizler de Kur'an'ı yaşarsak peygamberi örnek almış olmaz mıyız? Allah, bizlere ulaşan bilgiler içerisinden sadece Kur'an ayetleri için "koruma" sözü veriyor. Hadisler için bir söz vermiyor. Peygamberi tanımanın "birinci/ikinci etabı" olmaz.. Kur'an'ın tanıttığı kadarıyla "örnek" almalıyız. Başkaca hiçbir bilgiye itibar edilemez. Çünkü "korunmuş" luğu yok... Şirkin (hakk’la, batıl’ın ortaklığı) süzgeçten geçirilmesi gerekmediği gibi, hadislerin de süzgeçten geçirilmesi gerekmez. Çünkü hak’la batıl karışmıştır onun için...
    "Tek gerçek" İslâm dininin Kur'an'dan başka hiçbir kaynağı olmadığı/olamayacağıdır...