Öğretmenleri strese sokan sorunlar ne?

Eğitim Haberleri bölümünde yer alan bu konu agent force tarafından paylaşıldı.

  1. agent force

    agent force Harbi Aktif Üye

    Öğretmenleri strese sokan sorunlar ne?


    AB ülkelerinde öğretmenleri strese sokan konulardan birinin, ailelerin, öğretmenlerden çocuklarının “kürtaj, boşanma, intihar, yeme bozuklukları” gibi konularda da danışmanlık ve yardım beklemeleri olduğu belirtildi. Eğitimcilerin dünya çapındaki örgütü Education International tarafından Dünya Sağlık Örgütü'nün de desteğiyle yapılan araştırmada, çağdaş dünyada öğretmenlerde stresin 1990'lı yıllardan itibaren yoğunlaştığı kaydedildi.

    169 ülkeden 348 üye eğitimci kuruluşunun çatı örgütü Education International'a bağlı Eğitim İçin Avrupa Sendika Komitesi tarafından hazırlanan “Stres Üzerine Çalışma: Öğretmenler İçin Stres, Etkileri, Stres Azaltıcı Yaklaşımlar İçin Öneriler” başlıklı çalışma Dünya Sağlık Örgütü'nün de desteğiyle hazırlandı. 16 AB ülkesinden gelen yanıtlara göre öğretmenleri strese sokan 37 unsur belirlendi. Öğretmenlere yönelik stres kaynakları konusunda geniş bir görüş birliği olduğu kaydedildi. Her unsurun stres üzerine etki derecesinin farklı olduğu ifade edilirken, “İşle ilgili stres birçok kişisel sorunun birleşmesi olarak görülmemeli, organizasyon açısından yaklaşılmalı, işlerin ve işyerinin nasıl tasarlandığına ve işin organize edilme ve yönetilme biçimine bakılmalı” denildi.

    ÖĞRETMENİ STRESE SOKAN 37 MADDE
    Öğretmenleri strese sokan yedi gruptaki 37 unsur şöyle sıralandı:
    “-Mesleki beceriler: Yeni öğretim metodları, Müfredat ve derslerdeki değişiklikler, Bilgi ve ileşitim teknolojisindeki değişikliklere uyum sağlama, Eğitimde eşitsizlik, Devamlı eğitim faaliyetiyle ilgilenme.
    -Ekonomik baskılar: Ücrette eşitlik olmaması, iş güvencesi olmaması.
    -Öğrenciler: Uyuşturucu-şiddet-saldırganlık, Öğretmen başına artan sınıf büyüklükleri, Öğrencilerin motivasyon dikkat ve ilgisinde azalma, Disiplinde azalma, Ölçme-değerlendirme, Hedef belirleme ve hedefi karşılama.
    -Ebeveyn/öğretmen ilişkilerindeki güçlükler: Öğretmenlerin rolleriyle ilgili yeni talepler, Öğrencilerden sorumlu olma yükü, Ebeveynlerin azalan katılımcılığı.
    -Kötü planlama programlama: Devamlı yeniden yapılanma içinde bulunma, Mesleki eğitim sisteminde aralıklarla yapılan reformlar, Yalnız çalışma-takım çalışmasına geçiş, Personel azlığı ve çalışma yerlerinin elverişsizliği, Az destek görülebilen güçlü yönetim hiyerarşisi, Yetersiz mali kaynaklar.
    -Sosyal ve kişisel baskılar: Öğretmenin kendi hırs ve beklentileri, Eğitimin kalitesine ilişkin kaygılar, Kişisel hedefler ve profesyonel taahhütler arasındaki tutarsızlık, Sosyal konum/tanınma ya da kabul görmeme, Toplumdan görülen saygıda azalma, Toplumun çocukların terbiye kazanmalarında öğretmenin görevleri hakkındaki talepleri.
    -Okulun stres dolu bir işyeri olması: Aşırı iş yükü-saatler boyu çalışma-zaman azlığı, Kontrol ve özerklikte yetersizlik, Çevresel gürültü-kötü havalandırma, Moral ve dayanışma yetersizliği, Hijyen ve güvenlikle ilgili sorunlar, Kağıt evrakla aşırı çalışma yükü ve idari görevler, Ayrımcılık ve işyerinde zorba eylemlerle karşılaşma, Yetersiz ve güncel olmayan eğitim malzeme gereç ve sınıfları, Yalnızlık ve yalıtılmışlık.”

    ÖĞRENCİLER ANA STRES KAYNAĞI DEĞİL
    Çalışmada yer alan bilgilere göre, stres nedenlerinin çoğunluğu, işin nasıl organize edildiğiyle ilgili. Stresin ikinci bölümünü öğretmenlik mesleğiyle ilgili toplumsal ve kişisel baskılar oluşturuyor. Öğretim metodları, müfredat ve yardımcı malzemelerdeki gelişmelere adapte olamama öğretmenler için handikap oluştururken eğitim politikası reformları ve sık yeniden yapılanma çalışmaları öğretmenlerin sırtına sadece değişimin gereğini yerine getirme konusunda değil, iş güvencesinde de ağır yük getiriyor. Sık bütçe kesintileri gerçekleşiyor, öğretmenler diğer mesleklerde çalışanlara göre düşük maaş alıyor, bu da onlara ağır mali yük getiriyor, mesleğin değerli bir meslek olmadığı duygusunu veriyor.

    Çalışmada öğrencilerin temel stres kaynağı olarak ortaya çıkmadığı belirtilirken sorunun öğretmenlere öğrencilerle ilgili sorunları çözmede yeterli yetki vermeyen organizasyonda olduğu vurgulandı, “Öğretmenlerin artan şiddet ve saldırganlıkla, dikkat, ilgi ve motivasyon yetersizliğiyle, disiplin problemleriyle, uyuşturucu ve büyüyen sınıflarla sağlam bir şekilde başa çıkabilmek için sürekli anlamda donatımları yoktur” denildi.

    AİLELER KÜRTAJ VE BOŞANMA KONUSUNDA DA ÖĞRETMENDEN YARDIM İSTİYOR
    Gerileyen ebeveyn-öğretmen ilişkileri ve ana-babaların eğitim yönetimine katılımlarındaki zayıflamanın sorunları ağırlaştırdığı belirtilirken şu görüşlere yer verildi:
    “Öğretmenler ebeveynlerden ve toplumdan gelen, çocukların terbiyesinde daha büyük bir rol oynamaları konusunda daha büyük bir baskı altındadır. Bu sadece ahlaki konularla ilgili değildir, öğretmenlerden öğrencilerin örneğin intihar, yemek yeme bozuklukları, kürtaj ve boşanma gibi konularla ilgili danışmanlık ve yardımda bulunmaları da istenmektedir. Genel olarak öğrencilerin refah ve iyiliklerinden sorumlu olmak öğretmenler için stres kapsamında ayrı bir gerginlik konusu olmaktadır.”
    Öğretmenlerin sınıflarının karşısında “yalnız” kalabildiklerine değinilen çalışmada, “Bu büyük strese yol açmaktadır, çünkü bu tip duygular öğretmenin kişisel beklentileriyle ve mesleğini yerine getirmede ve kaliteli eğitim hedefleriyle çatışmakta, eğitimciyi boşlukta bırakmaktadır. Burada yönetimin söz konusu risklerle başa çıkmadaki rolü can alıcıdır ve işin organizasyonu, insan kaynakları yönetimi, çalışanların denetimi ve iş performans değerlendirmesinde dengelemeyi hedeflemelidir” denildi.

    STRES NASIL ORTAYA ÇIKIYOR VE RİSKLERİ NELER?
    AB çalışmasında öğretmenlerde biriken stresin, yüksek düzeyde psikolojik sıkıntı, bunalım, kendini iyi hissetmeme ve mesleki tatminde azalma şeklinde ortaya çıktığı belirtildi. Stresin öğretmenin fiziksel ve akıl sağlığı açısından büyük bir risk faktörü olduğu kaydedilen çalışmada, etkilerinin kısa ya da uzun vadede çıkabileceği bildirildi.
    “Birçok araştırmaya göre öğretmenler için işle bağlantılı baskı 1990'larda dramatik biçimde artmıştır” denilen çalışmada şöyle denildi:
    “Öğretmenlerin şunu anlaması önemlidir: Eğitimde sağlam bir yenilenmeye, rahatlamaya ve dirileşmeye ihtiyaç vardır ve bunların yapılmasına bir suçluluk duygusu içine girilmeden izin verilmelidir. Daha yaygın olarak görülen stres bağlantılı rahatsızlıklardan bazıları yüksek tansiyon, migren ağrıları, yineleyen virüs enfeksiyonları, sindirim sisteminin aşırı duyarlı hale gelmesi, ülserler, astım ve depresyondur. Bununla birlikte stresin en büyük risklerinden biri eğitimin kalitesindeki düşüş ve öğretmen etkinliğindeki azalmadır. Bu unsurların toplamı, kurumların da temin ettikleri eğitimin genel sonuçlarına katlanmaları anlamına gelmektedir. Stresin tüm organizasyon içinde dallanıp budaklanması söz konusu olabilir ve stresten etkilenmiş bir organizasyon şu bozukluklar ortaya çıkabilir:

    a) Yüksek düzeyde hastalık ve devamsızlık oranı.
    b) Sık kaza meydana gelmesi.
    c) Çalışanlar arasında büyük sirkülasyonlar.
    d) İşlevsel olmayan kişisel ilişkiler.
    e) Çalışanlar arasında duygusuzluk.
    f) Performans düzeyinde düşüklük ve kalitesizlik.”