Mühendislik nedir ? İş yaratıcı mühendis nasıl yetiştirilmelidir ?

Üniversiteler bölümünde yer alan bu konu SaMeT46 tarafından paylaşıldı.

  1. SaMeT46

    SaMeT46 Moderatör

    Arkadaşlar herkesin okumasını öneriyorum ...

    YAZAN: Prof. Dr. Halil Rifat ALPAY
    Uludağ Üniversitesi /Tekstil Mühendisliği Bölüm Başkanı


    Mühendislik; matematiği ve bilimsel bilgileri kullanarak iş yapma mesleğidir. Doğada bulunan madde ve enerji kaynaklarını bilimden ve teknolojiden yararlanarak insanların ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla gereken biçim ve durumlara dönüştürürken ekonomik açıdan değerlendirmelerin de yapılmasını gerektirir. Mühendislik yapabilmek için muhtelif metotların ve çeşitli araçların doğru ve etkili bir şekilde kullanılması kaçınılmaz olduğundan, sistematik ve disiplin düzeyi oldukça yüksek olan ciddi bir eğitimin alınması zorunludur. Mühendislik mesleğinin bütün gereklerini yerine getirerek iş yapabilen, bu amaçla eğitim alarak kazandığı bilgileri uygulamalarla pekiştirdiği deneyimler ile bütünleştiren kişiye de “mühendis” denir.

    Mühendis, tamamen uygulamaya dönük olarak tasarım ve proje yaparken ve sonra da bunları hayata geçirirken stratejik düşünür ve davranır. Esas amacı ekolojik değerleri koruyarak insanlık için teknolojik ve ekonomik değer üretimini gerçekleştirmek ve bu esnada etik ilkelere ve değerlere de mutlak biçimde bağlı kalmaktır. Bilimsel bilgilerin teknolojik amaçlarla kullanılması mühendisler tarafından başarıldığından günümüz uygarlığının yaratılmasındaki temel işleve sahip olma onuru “mühendislik” mesleğine aittir.

    Mühendislik; binlerce yıldan beri sürmekte olan, “insanlığın yaşam tarzındaki gelişmelerin” özellikle son iki yüz yıllık son dönemde baş döndürücü bir ivme kazanmasına sebep olmuştur. Bu durumun esas nedeni ise mühendislerin sadece “iş yapmak” değil “bilim ve teknoloji kullanarak iş yapmak” ilkesine bağlı kalmaları ve sürekli artış gösteren bilgi miktarını ve seviyesini de bu faaliyete katarak “yaratıcılık” ve “yenilik” unsurlarına önem ve öncelik vermeleridir. Bu bağlamda mühendislerin daha önce hayal edilememiş boyutta işleri başarmış olduklarını gösteren sayısız kanıtları yeryüzünde ve hatta uzayda görmek mümkündür.

    Günümüzde mühendisliğin ulaştığı seviye sayesinde uygulama imkânı bulan ve “innovasyon”kavramıyla ifade edilen, ekonomik başarı kazanma hedefine yönelik faaliyetler, bilimsel ve teknolojik Ar-Ge esaslı olup, yaratıcı düşüncenin ticari başarı kazanma stratejileri ile entegrasyonuna dayandırılmaktadır.

    Mühendisler artık iş yapmak ve bunun için de bilim ve teknolojiyi kullanmakla yetinmeyerek elli yıl öncesine göre çok daha büyük teknolojik ve ekonomik değerler üretmeyi mümkün kılacak “fark yaratma” yöntem ve araçlarını kullanmayı tercih etmektedirler.

    Önceleri teknik esaslı bilgi ve uygulamaların çalışma alanı olarak düşünülen “mühendislik” mesleği giderek bütün bilimlerin ürettiği bilgilerin kullanımını kapsayan; fen bilimleri, sosyal bilimler, biyoloji, veterinerlik, tıp ve bilhassa genetiği de içine alan muazzam bir ilişkilendirme sahasına dönüşmüş durumdadır. Bu dev bilgi sisteminin bünyesinde, mikro elektronik ve bilgisayar teknolojilerinin iletişim ve bilişimde sağladığı göz kamaştırıcı olanakların sanatsal bir yaratıcılık yaklaşımı ile değerlendirilmesi sonucunda her mühendis artık bir “Leonardo” olabilme fırsatını yakalayabilmektedir.

    Mühendisliğin değişim ve gelişim sürecinde ulaşmış bulunduğu durum, meslek eğitiminin de bu duruma uyum göstermesini zorunlu kılmaktadır. Kullanılabilecek araçsal olanaklar teknolojinin sağladığı imkânlar ile her geçen gün inanılmaz biçimde değişir ve gelişirken eğitimin yöntem ve araçlarının aynı kalması düşünülemez. Bilgisayar ve internet tarafından sunulan bilgiye ulaşma, bilgiyi üretme ve bilgiyi iletme ortamı, eğitimin sadece bir bilgi yükleme operasyonu olduğuna dair yanlış inancın ve uygulamaların sonunu getirmiş bulunmaktadır. Bütün eğitim seviyelerinde ortaya çıkmakta olan büyük altüst oluşun sebebi de özellikle son yirmi yılda doğan genç insanların zihinlerinin bu yeni ortama uyumlu olarak oluşmasıdır. Kuşaklar arasındaki algı ve tutum farklılığı bu bakımdan belirtilen dönemde adeta bir uçuruma dönüşmüştür.

    Mühendislik bir taraftan bilim ve teknolojinin gelişmesine katkılarda bulunurken diğer taraftan ortaya çıkan yeniliklerden ve gelişmelerden de yararlanarak eski sistemleri, metotları ve araçları devreden çıkarmayı sürdürmektedir. “Yaratıcı yıkıcılık” denilen bu yeni kavrayışın getirdiği muazzam iş olanaklarının piyasaya sürüldüğü global ortamda bir mühendisin asgari ücretle, basit ve rutin işler yaparak hayatını işletme köşelerinde tüketmesi kesinlikle düşünülemez.

    Günümüzün mühendisi bütün bu koşulların kendisine sunduğu muhteşem seçenekleri kullanarak mühendislik eğitimi sürecinde gerçek bir dönüşüm geçirmek mecburiyetindedir. Mühendis; artık sadece bilimsel bilgiyle iş yapan değil aynı zamanda kendisini yetiştiren toplum ve kültür için değerler yaratan, çalışma ortamları yaratan bir “iş yaratma uzmanı” olarak mezun olmalıdır. Mühendislik eğitiminin temel amacının bu hedefe yönelik olarak yeniden tespit edilmesi ve eğitim sürecinin de buna uygun olarak yepyeni bir anlayışla düzenlenmesi kaçınılmazdır. Günümüzün mühendisi iş arayan değil iş yaratan bir birey olmak durumundadır. Toplumun giderek artan iş ihtiyacı da bunun en açık göstergesidir.

    İŞ YARATICI MÜHENDİS NASIL EĞİTİLMELİDİR?

    Mühendisin “iş yapan” bir uzman olmasının niçin yeterli olmadığı, neden bundan daha fazlasına ihtiyaç bulunduğu, yani “iş yaratıcı” bir uzmana dönüşmesinin niye zorunlu olduğu, bunun için de klasik eğitim anlayışından vazgeçilmesinin sebepleri ana hatları ile açıklanmış bulunmaktadır. Böyle bir dönüşümün önündeki en önemli engeller aşağıdaki başlıklar altında toplanabilir:

    1.İlkokuldan itibaren uygulanan ölçme-değerlendirme sistemi ve özellikle üniversiteye giriş sınavlarının gerektirdiği yoğun hazırlık çalışmaları sırasında test soruları çözme alışkanlığının düşünmenin amacını beş seçenek içine hapsederek yaratıcı düşünme ve problem oluşturma gibi mühendisliğin icrası için gereken temel zihinsel faaliyetleri engellemesi.

    2.Anaokulundan üniversiteye kadar bütün eğitim sürecinin sadece sınav odaklı olması. Böylece bilgi edinme amacının sadece sınavda yüksek puan almaya odaklanması. Bilginin “yaşamda faydalanmak için değil sınavda kullanılmak için edinilmesi gerektiği” inancının oluşması ve öğrenmenin sınav için yapılmasının kalıcı bir alışkanlığa dönüştürülmesi. Böyle bir alışkanlığı edinmiş öğrencilerin mühendisliğin tasarım ve proje faaliyetleri için gereken bilgi ve beceriyi kazanma konusunda isteksiz ve yetersiz kalmaları.

    3.Öğrencinin içinde yetişip büyüdüğü çevrenin ve eğitim ortamlarının, yani ailesinin, arkadaş gruplarının, okulların ve özellikle dershanelerin elbirliği ile onun yaratıcılığını ve doğal ilgilerini öldürmek için mümkün olan her türlü operasyonu yapmaları. Böylelikle kişinin ilk çocukluk yıllarında sahip olduğu özgün düşünme, gözlem, araştırma, öğrenme, merak etme, bir şeyler yapma ve risk alma niteliklerinin gelişmesinin sağlanması bir yana tamamen ortadan kaldırılması.

    4.Ortalama on iki yıl devam eden bu amansız operasyonlara maruz kalan her öğrencinin bütün düşünme ve yapma, heves ve yeteneklerini kaybederek, sadece kendisine öğretilmiş olan yöntemlerle çözümleri yapılabilen soruların cevaplarını, önüne konulan beş seçenekten birisi olarak işaretlemeyi başaran bir test robotuna dönüştürülmüş olması. Bu robotlaşmanın sonucunda, başarıyı sadece sınavda gösterdiği performans olarak algılaması. Yaşamdan tamamen kopuk bir zihinsel bağlamda bilgiyi ve öğrenmeyi yalnızca sınav ile ilişkilendirme alışkanlığını kazanması.

    5.Çevresini fark etmeye başladığı andan itibaren sürekli televizyona bakarak ekran bağımlılığı kazanan daha sonra da bu bağımlılığını bilgisayar oyunları ile iflah olmaz dereceye ulaştıran öğrencinin yaşamda tamamen pasif bir seyirciye dönüşerek aktif iş yapma yeteneğini yitirmiş olması.

    6.Mühendislik tasarımı sürecinin başlangıcında yapılması gereken en önemli zihinsel faaliyet olan; olguları probleme dönüştürebilme yani problemi kurabilme yeteneğinin okullarda, dershanelerde ve ne yazık ki üniversitelerde de kazandırılmıyor olması. (Hâlbuki mühendisliğin en önemli işlevi yaşamla ilişkilendirmeler yaparak mevcut olguların mühendislik problemine dönüştürülmesi ve sonra da çözülmesidir. Problemi kurmak bu bakımdan hayati önem taşımaktadır.) Yıllarca test uzmanları tarafından hazırlanıp önüne konulan ve gerçek yaşamsal olgularla hiçbir ilintisi bulunmayan yapay sınav sorularını kendisine ezberletilmiş metotlarla çözmeye şartlandırılmış olan öğrencinin mühendislik bilgilerini kullanarak problemleri oluşturamaması. Problemi öğretilen usullerle çözmenin önemli olduğuna şartlanan zihinlerin problem kurmanın önemini kavrayamaması.

    7.İş yapmak ve daha da önemlisi iş yaratmak için eğitilmesi gereken mühendis adayının kendisi için hayati önem taşıyan mühendislik bilgilerini şartlandırıldığı biçimde sınavlar için ezberleyip sınav salonundan çıkarken tamamen unutması. Böylece dört yıllık eğitiminin sonucunda mezun olurken derslerin konu başlıklarını bile hatırlayamaması.

    8.Mesleki derslerin çoğunlukla öykü gibi anlatılması. Mühendislik formasyonu için verilen temel fen ve mühendislik derslerinin meslek bilgilerinin verildiği derslere içerilmemesi nedeniyle öğrencinin mesleğini mühendislik olarak kavrayamaması. Mühendislik bilgilerinin mesleki amaçlarla kullanılamaması ve mesleki terminolojiye dönüştürülememesi.

    9.İlkokuldan üniversitenin sonuna kadar, ailelerinin de baskısıyla ders çalışmak dışında hiçbir iş ile ilgilenmesine izin verilmeyen öğrenciler tarafından bu durumun bir “meslek” yanılsamasına dönüştürülmüş olması. Sınavlara girip çıkmanın “iş yapmak” olarak algılanması. Buna karşılık eğitimin hiçbir aşamasında gerçek manada “iş yapma” olgusuna değinilmemesi. İş yapma konusunda en küçük bir fikri ve deneyimi bulunmayan mühendislik mezunlarının bilinçsizce kendilerine iş verecek bir kişi, kurum ya da kuruluş aramaları.

    Yeni mezun bir mühendisin, “iş kurmak ve iş yaratmak” bir yana,“iş yapmak” hakkında en küçük bir bilgisinin ve deneyiminin bulunmaması yukarıda dokuz madde halinde özetlenmiş bulunan sebeplerden kaynaklanan çok acı bir gerçektir. Bu gerekçelere bakıldığında; mühendislik eğitiminin sorumluluğun sadece mühendislik fakültelerine yüklenemeyeceği, bir öğrencinin üniversiteye ulaşıncaya kadar geçirdiği aşamalarda kendisine uygulanan eğitimin ve içinde yaşadığı ortam koşullarının etkisiyle bütün yaratıcılığının öldürülmüş olduğu ve sınavlara girmek haricinde hiçbir iş yapamaz hale getirildiği açıkça görülmektedir.

    Bu öğrencinin “iş yapan” ve “iş yaratan” bir mühendise dönüşümünün başarılabilmesi için yeniden “yaratıcı” ve “yapıcı” hale dönüştürülmesi kaçınılmazdır. Mühendislik eğitiminin böylesine zorlu bir amaca ulaşabilmesi ise bazı temel gereksinimlerinin karşılanmasının önceliğini gündeme getirmiştir:

    1. Mühendislik öğrencilerine bütün derslerde problem kurabilme yeteneğinin kazandırılması ve derslerle, sınavların bu seviyenin ölçülmesi ve değerlendirilmesi bakımından yeniden tasarlanması.
    2. Eğitim sürecinde verilecek bilgilerin tamamının mühendislik işlerinde kullanılabilir formlara dönüştürülmüş olması. Öğrencilere bu koşulu sorgulayabilme bilincinin kazandırılması. Bu kazanımlarını problem kurabilme yeteneği ile birlikte kullanmalarını sağlayacak “mühendislik tasarımı” derslerinin tüm mühendislik eğitiminin temel değerlendirme kıstası haline getirilmesi.
    3. Meslek derslerinin matematik ve mühendislik bilimleri içerilmiş olarak öğretilmesi. Mühendislik terminolojisi içermeyen öykü anlatımına kesinlikle son verilmesi.
    4. Öğrencilerin yaratıcılık ve yapıcılık niteliklerini geliştiren tasarım ve proje derslerine ağırlık verilmesi. Bu derslerin konunun uzmanı olmayanlar tarafından verilmesinin engellenmesi.
    5. Mühendislik bölümlerinde “akreditasyon” adı altında, genellikle özün ve içeriğin değil sadece biçimin dikkate alındığı göstermelik uygulamalara son verilmesi. Akreditasyon çalışmalarının mevcut haliyle “herkes tarafından bilinen ama itiraf edilemeyen” bir iyileşme yanılsaması yaratırken gerçekten gerekli olan faaliyetlere engel olduğunun iyice anlaşılarak bu duruma gerçekçi bir çözümün bulunması. “Mühendislik yapabilme” kriterinin esas alınması.
    6. Mühendislik öğrencilerinin tecrübeli mühendisleri izleyebilecekleri, usta mühendislerin gözetiminde çalışma imkânı bulabilecekleri ortamlarda bulunmalarının, bilim ve teknolojiyi kullanarak mühendisçe iş yapmayı öğrenebilmelerinin sağlanması.
    7. Mühendislik sahasında iş kurmayı bilen ve girişimcilik niteliği ile tanınmış kişilerin danışmanlık yaptığı iş yaratma projelerinin öğrenciler tarafından yürütülmesi için ortamlar hazırlanması. Böylelikle öğrencilerin mezuniyet sonrası kendi işlerini kurabilme cesaret ve bilgilerini kazanmalarının teşvik edilmesi.
    8. Mühendisliğin uluslar arası ve disiplinler arası bir meslek haline gelmiş olması sebebiyle eğitiminin hem biçim hem de içerik olarak bu duruma uyum gösterecek şekilde tamamen yeniden tasarlanması. Bu tasarımın ülkemizdeki özgün koşullar dikkate alınarak, başka ülkelerden kopya edilmeksizin kendimize göre yapılması.
    9. Mühendisin sahip olduğu bilgi ve becerileri kullanma ayrıcalığını da dikkate alarak toplumsal sorumluluğunun gereklerini yerine getirmesini ve etik değerlere sahip olmasını sağlayacak “ahlaki yetkinlik” kazanmasının mümkün kılınması.
    10. Mühendislik öğrencilerine “innovasyon” yapabilecek bilgi ve becerilerin kazandırılmasına birinci önceliğin verilmesi.
    11. Mühendislik eğitiminde görev yapmakta olan bütün öğretim elemanlarına bu görevlerini bilimsel esaslara göre yapabilmelerini sağlayacak pedagojik formasyonun kazandırılması. Eğitim tasarımı faaliyetlerinin mühendis kökenli öğretim üyeleri ile eğitim uzmanları tarafından ortaklaşa yürütülmesinin sağlanması.
    12. Mezuniyet sonrası eğitimin sürdürülmesi. Bunun için de üniversite ile öğrenciler arasındaki bağlantının kopmadan devamını sağlayacak güçlü bir organizasyonun kurulması. Öğretim elemanlarının literatürden izlediği bilimsel ve teknolojik gelişmelerin iş hayatındaki değişimlere uyarlanabilmesinin yöntem ve stratejilerinin yeniden tasarlanarak uygulanması.
    Mühendislik eğitim sürecinin yeniden düşünülmesi bir defaya mahsus, yapılıp bırakılacak bir çalışma olmamalıdır. Ekonomik, kültürel, bilimsel, teknolojik ve ekolojik gelişmelerin hızla sürdüğü dünyamızda, mühendislik anlayışının da bütün bunlara uyum sağlayacak bir niteliğe kavuşturulmasının önemi tartışılamaz.