Mavi çarşı katliamı davası devam etti...

Hukuk bölümünde yer alan bu konu Ömer tarafından paylaşıldı.

  1. Ömer

    Ömer Yönetici

    Kadıköy'deki Mavi Çarşı'ya yaklaşık 8 yıl önce molotofkokteylli saldırı düzenleyerek 13 kişinin ölümü, 2 kişinin yaralanmasına yol açtıkları iddiasıyla 4 sanığın yargılanmasına devam edildi.

    İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Azime Işık, Ergin Atabey, Abdullah Günay ve Metin Yamalak katıldı.

    Duruşmada son savunmalarını yapan sanıklardan Azime Işık, 8 yıldır tutuklu oluğunu belirterek, hakkındaki suçlamayı kabul etmediğini söyledi.

    Tutukluluğu boyunca “hukuk”, “adalet” ve “yargı bağımsızlığı” gibi kavramları daha iyi anladığını belirten Işık, bu kavramların içinin boşaltılmış olduğunu gördüğünü kaydetti.

    Vatanı bölmek, ayrı bir devlet kurmak gibi bir amacının hiçbir zaman olamadığını belirten Işık, davada beraat etse bile hakkında yapılan yayınlar nedeniyle kamuoyunun gözünde suçlu olarak kalacağını söyledi.

    Ergin Atabey de bir komployla gözaltına alınarak suçlandığını öne sürdü.

    Atabey, “Kürt sorununun çözümünü istemek ayrımcılık olarak algılanamaz. Günümüzde de Kürt sorunun çözümünü istemek zaten moda olmuştur” dedi.

    Her türlü milliyetçiliğe karşı olduğunu, “insanca yaşama hakkını savunurken insan öldürmekle” suçlanmasından üzüntü duyduğunu kaydeden Atabey, “Mavi Çarşı'da yakınları ölenlere sesleniyorum, belki bizi cezalandırarak devlet bu olayın üzerini kapatabilir, ama bu işin peşini bırakmayın. Çünkü biz yapmadık” diye konuştu.

    Abdullah Günay da olayda gerçeklerin saptırılıp bir masal anlatıldığını ileri sürerek, “Masal bugün bitiyor. Bizler 'bu masal değil, gerçek' dedik. Asıl kahramanların gelmesini bekledik. Ama kalem çoktan kırılmıştı. Bu mahkeme nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın. Emniyet çekmecelerindeki sır bir gün ortaya çıkacak” diye konuştu.

    Olayda aslında 17 kişinin öldüğünü, bunlardan 13'ünün hemen hayatını kaybettiğini, davanın sanıkları olan 4 kişinin de yavaş yavaş öldüklerini söyleyen Günay, “Hrant Dink'in söylediği gibi, bizim suçumuz yaşadığımız cehennemi cennete çevirmeye çalışmaktır. Hrant Dink hemen öldü. Biz ise duvarlar ardına kapatılarak öldürülüyoruz” dedi.

    Metin Yamalak da hakkındaki suçlamaları reddederek, dosyada delillerin eksik toplandığını öne sürdü.

    Sanıklar, mahkeme heyetini de bazı delillerin kaybolmasına izin verdikleri ve avukatların delil toplama yönündeki taleplerini reddedikleri gerekçesiyle eleştirdi.

    “DELİLLER YOK EDİLDİ”

    Azime Işık'ın avukatı Ayhan Erdoğan da davada hala araştırılması gereken şeyler olduğuna inanarak son savunmalarını yaptıklarını söyledi.

    Dava konusu olayın “vahşi” bir olay olduğunu ve faillerinin yakalanmasını istediklerini belirten Erdoğan, sanıkların bu olayın failleri olmadıklarını savundu.

    Soruşturma aşamasındaki işlemleri eleştiren Erdoğan, şunları söyledi:

    “Davanın maddi delilleri garip bir şekilde ortadan kaldırılmıştır. Olaydan sonra bir bere ile üzerinde 5 adet saç teli bulunmuştur. Kriminal incelemesinde 1 ya da 1.5 milimetre saç teli kullanılıyormuş. Oysa saç telleri yandı diye bir sonuç geldi. Devlet görevlileri faillerin ortaya çıkmaması için uğraşıyor. Ben olayı devlet görevlilerinin yaptığını söylemiyorum. Hrant Dink cinayetinde olduğu gibi, Erhan nasıl McDonald's bombalanmasında soruşturma dışı bırakılmışsa, olayımızda da böyle bir durum var.”

    Saç kıllarının kaybolmasının ardından, gelişen teknolojiyle bereden de kullananın kimliğinin tespit edilmesinin mümkün hale geldiğini belirten Erdoğan, bu defa da berenin bulunamadığını söyledi.

    Dava konusu olaya ilişkin keşif görüntülerini ilk izlediklerinde Metin Yamalak'ın bazı beyanlarını tespit ettiklerini kaydeden Erdoğan, aynı kaseti başka bir nedenle ikinci kez izlediklerinde bu beyanların da silindiğini gördüklerini kaydetti.

    Erdoğan, “Deliller yok edildi. Eğer yok edilmeseydiler, bu sanıklar burada olmayacaktı. Adalet duygunuzun suçsuz insanları koruyacağı düşüncesindeyiz” dedi.

    Mahkeme Heyeti Başkanı Şeref Akçay, sanıkların heyeti ön yargılı davranmakla suçladığını belirterek, “Sizin dediğiniz gibi ön yargılı mahkeme olsak 5 dakikada kararı verip bu davayı bitiririz ama bu dosyayı bir kez daha inceleyeceğiz” dedi.

    Mahkeme heyeti, duruşmayı, kararı açıklamak üzere dosyanın incelenmesi amacıyla erteledi.

    SAVCININ ESAS HAKKINDAKİ GÖRÜŞÜ

    3 Ekim 2006 tarihinde yapılan duruşmada esas hakkındaki görüşünü açıklayan Cumhuriyet Savcısı, 7 Şubat 2003 ve 8 Ekim 2004 tarihlerinde verilen 2 mütalaaya da katıldığını bildirmişti.

    Sanıkların, “Türkiye Cumhuriyeti'nin topraklarından bir kısmını devletin idaresinden ayırarak bir Kürt devleti kurmayı amaçlayan PKK'nın talimatları doğrultusunda 13 Mart 1999 tarihinde Mavi Çarşı'ya molotofkokteyli atarak 13 kişinin yanarak ölmesi, 2 kişinin de yaralanmasına neden olduklarını” belirten savcı, bu vahim eylemle sanıkların “devletin hakimiyeti altındaki topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya matuf eylemlerde bulunmak” suçunu işlediklerini kaydetmişti.

    Sanıkların eyleminin yeni TCK'nın 302. maddesinde düzenlendiğini ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası öngörüldüğünü belirten savcı, bu madde uygulandığında sanıkların ayrıca “birden çok kişiyi aynı kasıt altında öldürmek”, “birden çok kişiyi aynı kasıt altında yaralamak” ve “yangın çıkarmak” suçlarından cezalandırılmaları gerekeceğini ifade etmişti.

    Yeni TCK'daki düzenlemeler bir bütün olarak incelendiğinde eski TCK'daki maddenin sanıkların lehine olduğunu belirten savcı, 4 sanığın eski TCK'nın 125. maddesi uyarınca müebbet ağır hapis cezasına çarptırılmalarını talep etmişti.
     
    Son düzenleme: 10 Ağustos 2011