Şarkı Sözü [ LinKin ParK ] ÇeviriLeri

Şarkı Sözleri bölümünde yer alan bu konu spettro tarafından paylaşıldı.

  1. spettro

    spettro Üye

    Don't Stay ​

    Sometimes I need to remember just to breathe
    Bazen nefes almayı hatırlamaya ihtiyaç duyuyorum

    Sometimes I need you to stay away from me
    Bazen benden uzak durmana ihtiyaç duyuyorum

    Sometimes I'm in disbelief I didn't know
    Bazen bilmediğim bir inanmayış içindeyim

    Somehow I need you to go
    Hernasılsa gitmene ihtiyac duyuyorum


    Don't stay
    Kalma

    Forget our memories
    Unut hatıralarımızı

    Forget our possibilities
    Unut imkanlarımızı

    What you were changing me into
    Beni neye dönüştürdüğünü

    Just give me myself back and
    Beni kendime bırak tekrar ve

    Don't stay
    Kalma

    Forget our memories
    Unut hatıralarımızı

    Forget our possibilities
    Unut imkanlarımızı

    Take all your faithlessness with you
    Tüm inançsızlığını yanına al

    Just give me myself back and
    Beni kendime bırak tekrar ve

    Don't stay
    Kalma

    Sometimes I feel like I trusted you too well
    Bazen sana ço fazla güvendiğimi hissediyorum

    Sometimes I just feel like screaming at myself
    Bazen kendime bağırıyormuşum gibi hissediyorum

    Sometimes I'm in disbelief I didn't know
    Bazen bilmediğim bir inanmayış içindeyim

    Somehow I need to be alone
    Hernasılsa yalnız kalmaya ihtiyaç duyuyorum


    I don't need you anymore, I don't want to be ignored
    Sana daha fazla ihtiyacım yok, boş verilmiş olmak istemiyorum

    I don't need one more day of you wasting me away
    Birgün daha beni eritip bitirmene ihtiyacım yok

    I don't need you anymore, I don't want to be ignored
    Sana daha fazla ihtiyacım yok, boş verilmiş olmak istemiyorum

    I don't need one more day of you wasting me away
    Birgün daha beni eritip bitirmene ihtiyacım yok
     
  2. spettro

    spettro Üye

    In The End

    It starts with
    One thing
    o bir şeyle başlıyor

    I don't know why
    It doesn't even matter how hard you try

    neden bilmiyorum.
    Ne kadar uğraşırsan uğraş hiçbir önemi yok,

    Keep that in mind
    şunu aklında tut

    I designed this rhyme
    To explain in due time
    Bu şiiri uygun zamanda
    açıklamak için yazdım

    All I know
    time is a valuable thing
    Tüm bildiğim
    zaman değerli bir şeydir

    Watch it fly by as the pendulum swings
    Sarkaç sallanırken onun uçup gitmesini seyret

    Watch it count down to the end of the day
    Günün sonuna kadar zamanın geriye doğru sayımını izle

    The clock ticks life away
    Saat hayatı uzaklaştırarak işliyor

    It's so unreal
    Bu çok gerçekdışı

    Didn't look out below
    Dışarıdan aşağıya bakmadım

    Watch the time go right out the window
    Zamanı pencerenin önünden geçip giderken seyret

    Trying to hold on
    Tutunamaya çalışırken

    but didn't even know
    Wasted it all just to
    Watch you go
    Ama zamanı sadece senin gitmeni izlemek için
    harcadığımı bile bilmiyordum

    I kept everything inside and even though I tried &
    Herşeyi içimde tuttum ve denememe rağmen

    it all fell apart
    Herşey dağılıverdi

    What it meant to me will eventually be a memory of a time when I tried so hard
    Böylesine fazla uğraşırsam bütün bunların
    bana ifade ettiği eninde sonunda
    sadece bir hatıradan ibaret olacak

    And got so far
    Ve o kadar uzağa gittim

    But in the end
    It doesn't even matter
    Ama en sonunda
    hiçbir önemi kalmadı

    I had to fall
    To lose it all
    düşmeliydim
    Hepsini kaybetmek için


    But in the end
    It doesn't even matter
    Ama en sounda
    hiçbir önemi kalmadı

    One thing .. I don't know why
    It doesn't even matter how hard you try
    Bir şey....neden bilmiorum
    Ne kadar uğraştığının hiçbir önemi kalmıyor,

    Keep that in mind . I designed this rhyme
    To remind myself how
    I tried so hard
    Şunu bil ki
    bu şiiri kendime ne kadar çok uğraştığımı
    hatırlatmak için yazdım

    In spite of the way you were mocking me
    Acting like I was part of your property
    Benle dalga geçip durmana rağmen,
    senin bir parçanmışım gibi hareket ediyordum

    Remembering all the times you fought with me
    I'm surprised it got so far
    Kavga ettiğimiz zamanları hatırlıyorum da
    nasıl bu kadar uzaklaştı şaşırıyorum

    Things aren't the way they were before
    Hiçbirşey eskisi gibi değil artık

    You wouldn't even recognize me anymore
    Beni artık tanıyamazsın

    Not that you knew me back then
    Beni yeniden tanıyacaksın sonra

    But it all comes back to me
    Ama hepsi bana geri dönüyor

    In the end
    en sonunda

    I kept everything inside and even though I tried
    Herşeyi içimde tuttum ve uğraşmama rağmen
    it all fell apart
    Herşey dağılıverdi

    What it meant to me will eventually be a memory of a time when I tried so hard
    Böylesine fazla uğraşırsam bütün bunların bana ifade ettiği eninde sonunda sadece bir hatıradan ibaret olacak

    And got so far
    Ve o kadar uzaklaştım

    But in the end
    It doesn't even matter
    Ama en sonunda
    hiçbir önemi kalmadı

    I had to fall
    To lose it all
    düşmeliydim
    Hepsini kaybetmek için


    But in the end
    It doesn't even matter
    Ama en sounda
    hiçbir önemi kalmadı

    I've put my trust in you
    Sana güvenmiştim

    Pushed as far as I can go
    Gidebileceğim yere kadar zorlamıştım

    And for all this
    There's only one thing you should know
    Ve bütün bunlar için
    bilmen gereken tek şey var

    I've put my trust in you
    Sana güvenmiştim

    Pushed as far as I can go
    Gidebileceğim yere kadar zorlamıştım

    And for all this
    There's only one thing you should know
    Ve bütün bunlar için
    bilmen gereken tek şey var

    I tried so hard
    O kadar çok denedim

    And got so far
    Ve o kadar uzaklaştım

    But in the end
    It doesn't even matter
    Ama en sonunda
    hiçbir önemi kalmadı

    I had to fall
    To lose it all
    düşmeliydim
    Hepsini kaybetmek için

    But in the end
    It doesn't even matter
    Ama en sounda
    hiçbir önemi kalmadı
     
  3. spettro

    spettro Üye

    What I've Done

    In this farewell,
    Bu veda da
    There's no blood,
    Kan yok
    There's no alibi.
    Özür yok
    'Cause I've drawn regret,
    From the truth of a thousand lies.
    Çünkü pişmanlığa boğuldum in tane yalanın gerçeğinden


    So let mercy come, And wash away�
    O yüzden bırak merhamet gelsin ve temizlesin


    What I've Done.
    Ne yaptım ben
    I'll face myself,
    Kendimle yüzleşeceğim
    To cross out what I've become.
    Dönüştüğüm şeyin üstünü karalamak için
    Erase myself,
    Kendimi silmek
    And let go of what I've done.
    Ve yaptığım şeyden kurtulmak için

    Put to rest, What you thought of me.
    Dinlenmesine izin ver benimle ilgili düşündüğün şeyin
    While I clean this slate, With the hands, Of uncertainty
    Ben kuşkunun elleriyle geçmişteki hataları silerken

    So let mercy come, And wash away�
    O yüzden bırak merhamet gelsin ve temizlesin


    What I've Done.
    Ne yaptım ben
    I'll face myself
    Kendimle yüzleşeceğim
    To cross out what I've become.
    Dönüştüğüm şeyin üstünü karalamak için
    Erase myself,
    Kendimi silmek
    And let go of what I've done.
    Ve yaptığım şeyden kurtulmak için

    For What I've Done I'll start again,
    Yaptığım şey yüzünden tekrardan başlıyorum
    And whatever pain may come.
    Ve ne kadar acı verirse versin
    Today this ends,
    Bu bugün bitecek
    I'm forgiving what I�ve done
    Yaptığım şeyi bağışlıyorum

    I'll face myself,
    Kendimle yüzleşeceğim
    To cross out what I've become.
    Dönüştüğüm şeyin üstünü karalamak için
    Erase myself,
    Kendimi silmek
    And let go of what I've done.
    Ve yaptığım şeyden kurtulmak için

    What I've done.
    Ne yaptım ben

    Forgiving What I've Done.
    Yaptığım şeyi bağışlıyorum
     
  4. spettro

    spettro Üye

    NuMB

    I'm tired of being what you want me to be
    Senin istediğin gibi olmaktan yoruldum

    Feeling so faithless lost under the surface
    Yerin altında öyle inancımı kaybetmiş hissediyorum ki

    Don't know what you're expecting of me
    Benden ne beklediğini bilmiyorum

    Put under the pressure of walking in your shoes
    Senin yerinde yürümenin baskısı altındayım

    Every step I take is another mistake to you
    Attığım her adim sana göre başka bir yanlış



    I've become so numb I can't feel you there
    O kadar hissizleştim ki senin burada olduğunu fark edemiyorum

    I've become so tired
    Çok yoruldum

    So much more aware I'm becoming this
    Ne hale geldiğimin çok daha fazla farkına vardım

    All I want to do is be more like me and be less like you
    Tüm yapmak istediğim istediğim daha cok benim gibi, daha az senin gibi olmak
    Can't you see that you're smothering me
    Beni boğduğunu göremiyor musun?

    Holding too tightly afraid to lose control
    Kontrolu kaybetme korkusu ile çok sıkı tuttuğunu

    Cause everything that you thought I would be
    Çünkü benim olabileceğimi sandiğin her şey

    Has fallen apart right in front of you
    Dağılıverdi gozünün önünde

    Every step that I take is another mistake to you
    Attığım her adim sana göre yeni bir yanlış

    And every second I waste is more than I can take
    Ve harcadiğim her saniye dayanabileceğimden fazla


    And I know
    Ve biliyorum

    I may end up failing too
    Hüsrana da uğrayabilirim

    But I know
    Ama biliyorum

    You were just like me with someone disappointed in you
    Sende hayal kırıklığına uğrayan biriyle, tıpkı benim gibiydin
     
  5. spettro

    spettro Üye

    " With You "


    I woke up in a dream today
    (bugun bir ruyaya uyandım)
    To the cold of the static
    (degısmeyen sogukluga)
    And put my cold feet on the floor
    (ve soguk ayakalırımı zemine koydum)
    Forgot all about yesterday
    (dun hakkındakı herseyı unuttum)
    Remembering I'm pretending to be
    Where I'm not anymore
    (daha fazla oldugum yerde degılmısım gıbı davranıdıgmı hatırlayarak)
    A little taste of hypocrisy
    (biras iki yüzlülük tadıyla)
    And I'm left in the wake of the mistake
    (ve hatalar dalgasının ıcıne bırakıldım)
    Slow to react
    (yavasca tepkı gosterrek)
    And even though you're so close to me
    (ve bana ne kadar yakın olsanda)
    You're still so distant
    (haleda cok uzaksın)
    And I cant bring you back

    It's true the way I feel
    (hıssetıgım sey dogru)
    Was promised by your face
    (yüzüne bakarak yemın ettım)
    The sound of your voice
    (senının tonu)
    Painted on my memories
    (hayallerimi susluyor)
    Even if you're not with me
    (benımle olmasanda)
    I'm with you
    (ben senınleyım)

    You know I see keeping everything inside (with you)
    (sımdı bılıyorsun herseyımı cımde tutugumu)(seninle)
    You know I see even when I close my eyes (with you)
    sımdı bılıyorsun seninle gozlerımı kapattıgımı)(seninle)


    I hit you and you hit me back
    (sana vurdum ve sen benı sırtımdan vurdun)
    We fall to the floor
    (yere dustuk)
    The rest of the day stands still
    (gunun gerı kalan kısmında oturur)
    Fine line between this and that
    (bunun ve onun arasında ii bir alan)
    When things go wrong
    (bir seyler ters gıttıgı zaman)
    I pretend that the past isn't real
    (gecmıstekıler gercek deil gibi davranıyorum)
    I'm trapped in this memory
    (bu hatıraya dusuruldum)
    And I'm left in the wake of the mistake
    (ve hatalar dalgası arasına bırakıldım)
    Slow to react
    (yavsaca dırenerek)
    So even though you're close to me
    (bana yakın olsanda)
    You're still so distant
    (haleda cok uzaksın)
    And I can't bring you back
    (seni geri getiremem)

    It's true the way I feel
    (hissetigim sey dogru)
    Was promised by your face
    (suradına bakarak yemın ettım)
    The sound of your voice
    (sesının tonu)
    Painted on my memories
    (hayallerımı susluyor)
    Even if you're not with me
    (benımle olmasanda)
    I'm with you
    (ben senınleyım)


    You know I see keeping everything inside (with you)
    (sımdı bılıyorsun herseyımı cımde tutugumu)(seninle)
    You know I see even when I close my eyes (with you)
    sımdı bılıyorsun seninle gozlerımı kapattıgımı)(seninle)
    You know I see keeping everything inside (with you)
    (sımdı bılıyorsun herseyımı cımde tutugumu)(seninle)
    You know I see even when I close my eyes (with you)
    sımdı bılıyorsun seninle gozlerımı kapattıgımı)(seninle)

    No, no matter how far we've come
    (ne kadar uzaklastıgımız önemli deil)
    I cant wait to see tomorrow
    (yarını gormek ıcın bekleyemem)
    No matter how far we've come I,
    (ne kadar uzaklasgımız önemli deil ben,)
    I cant wait to see tomorrow
    (yarını gormek ıcın bekleyemem)
    (With you)
    (seninle)

    You know I see keeping everything inside (with you)
    (sımdı bılıyorsun herseyımı cımde tutugumu)(seninle)
    You know I see even when I close my eyes (with you)
    sımdı bılıyorsun seninle gozlerımı kapattıgımı)(seninle)
    You know I see keeping everything inside (with you)
    (sımdı bılıyorsun herseyımı cımde tutugumu)(seninle)
    You know I see even when I close my eyes (with you)
    sımdı bılıyorsun seninle gozlerımı kapattıgımı)(seninle)
     
  6. spettro

    spettro Üye

    Easier To Run

    It's easier to run
    Kaçmak daha kolay

    Replacing this pain with something numb
    Bu acıyı uyuşmuş birşeyle değiştirerek

    It's so much easier to go
    Gitmek çok daha kolay

    Than face all this pain here all alone
    Tüm bu acıyla burada tek başıma yüzleşmekten

    Something has been taken from deep inside of me
    İçimde derinlerden birşeyler alındı

    The secret I've kept locked away no one can ever see
    Kilitli tuttuğum kimsenin göremediği sır

    Wounds so deep they never show they never go away
    Öyle derin yaralıyor ki asla görünmezler asla gitmezler

    Like moving pictures in my head for years and years they've played
    Zihnimde yıllar yılı oynadıkları filmler gibi

    A :

    If I could change I would take back the pain I would)
    Eğer değiştirebilseydim acıyı geri alırdım

    (Retrace every wrong move that I made I would)
    Yaptığım her yanlış hareketin kaynağına inerdim

    (If I could stand up and take the blame I would)
    Eğer ayağa kalkıp suçu üstlenebilseydim üstlenirdim

    (If I could take all the shame to the grave I would)
    Eğer tüm utancı mezara götürebilseydim götürürdüm

    (If I could change I would take back the pain I would)
    Eğer değiştirebilseydim acıyı geri alırdım

    (Retrace every wrong move that I made I would)
    Yaptığım her yanlış hareketn kaynağına inerdim

    (If I could stand up and take the blame I would)
    Eğer ayağa kalkıp suçu üstlebilseydim üstlenirdim

    (I would take all my shame to the grave)
    Tüm utancımı mezara götürürdüm

    NAKARAT

    Sometimes I remember the darkness of my past
    Bazen geçmişimin karanlığını hatırlarım

    Bringing back these memories I wish I didn't have
    Bu sahip olmamayı dilediğim anıları getirerek

    Sometimes I think of letting go and never looking back
    Bazen bırakmayı ve ardıma hiç bakmamayı düşünürüm

    And never moving forward so there'd never be a past
    Ve asla ilerlememeyi böylece asla geçmiş de olmazdı

    A tekrar

    Just washing it aside
    Bunu bir yana bırakıyorum

    All of the helplessness inside
    İçimdeki tüm acizliği

    Pretending I don't feel misplaced
    Kendimi yanlış yerde hissetmiyormuş gibi yaparak

    It's so much simpler than change
    Bu değişmekten çok daha kolay

    NAKARAT

    It's easier to run
    Kaçmak daha kolay

    (If I could change I would take back the pain I would)
    Eğer değiştirebilseydim acıyı geri alırdım

    (Retrace every wrong move that I made)
    Yaptığım her yanlış hareketin kaynağına inerdim

    It's easier to go
    Gitmek daha kolay

    (If I could change I would take back the pain I would)
    Eğer değiştirebilseydim acıyı geri alırdım

    (Retrace every wrong move that I made I would)
    Yaptığım her yanlış hareketin kaynağına inerdim

    (If I could stand up and take the blame I would)
    Eğer ayağa kalkıp suçu üstlenebilseydim üstlenirdim

    (I would take all my shame to the grave)
    Tüm utancımı mezara götürürdüm