Kur'an'dan Başarının Yolları

İslamiyet bölümünde yer alan bu konu BERKİTO tarafından paylaşıldı.

  1. BERKİTO

    BERKİTO Üye

    Çalışmak. Usulüne uygun çalışmak.

    Sahasıyla ilgili kişi, kurum, kitap, dergi, konferans, seminer ve diğer bütün araç ve gereçleri devamlı, aralıksız okumak, dinlemek, yazmak, konuşmak, tenkitlere kulak vermek ve öğüt almak, usulüne uygun çalışmaktır.

    Tezhipçi, aynı motifi üstadının gözetimi altında yüz defa çizerse güzel olur. Bin defa çizerse daha güzel olur.

    Bin defa çizmek de çok çalışmak demektir.

    Her ilim dalı buna göredir. Tesadüfen Profesör olunuyor ama ilim adamı olunamıyor.

    Rabbimiz buyurur:

    “İnsana ancak çalıştığının karşılığı vardır.” (Necm süresi, 39)

    Firavun karşısında kardeşiyle beraber en zor işleri başarmaya devam eden Musa aleyhisselamın içinde bir korku belirince Rabbimiz onu uyarır: “Biz “Korkma, şüphesiz yüce olan sensin” dedik.” (Taha süresi, 68)

    İşe başlamadan önce o işi sevmelisiniz. Sevdiğiniz bu işi yapacağınıza kendinizi inandırmalısınız. Nasıl yapacağınızın planını hazırladıktan sonra moralinizi yüksek tutmalısınız.

    Rabbimiz, Müslümanları tarif ederken:

    “Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer mü’min iseniz mutlaka en üstün sizsiniz.” (Âl-i Imran süresi,139) buyurur ve çalışma yapanın gevşememesi, engeller karşısında üzülmemesi için uyarıda bulunur.

    Kişi, kendisini yolundan alıkoyacak düşünceler, komplo teorileri, moral bozucu haberlere iltifat etmeden işini yapmaya devam eder. Bu konuda yine Rabbimiz: “Şeytan, sana bir vesvese verirse Allah’a sığın. Şüphesiz o işiticidir, bilicidir.

    Şüphesiz sakınanlara şeytandan bir hayal geldiğinde hemen (Allah’ı) hatırlarlar ve bir de bakmışsın ki onlar (doğruyu) görüverirler.” (A’raf süresi, 200-2001) ayetiyle bize yol gösterir.

    Meşru olan her işinde başarılı olmak için başta iyi niyetli olmak gerekir. Herkesi kendine düşman görenler başarılı olamazlar.

    Sevgili Peygamberimiz: “Kim “İnsanlar helak oldu” derse o helak olanların başında gelir. (veya bir rivayette) helak edenlerin arasındadır” buyurmuş. (Ebu Davud, Edeb, Hadis 4983) Hadisi şerh eden Hattabi: “Bu sözü ayıplamak için dahi söylememek gerekir. Ayıplamak için veya kendisinin faziletini anlatmak için söylüyorsa yine helak olanlardan olur” diyor. Çözüm üretme durumunda olanlar, kendi aralarında konuşurlar ve olumlu yönde çareler üretirler.Yoksa “Gül dalında niçin diken besleyelim? Öyleyse gül neslini kurutalım” diyenlerden olur.

    Herkesin her sahada kendine örnek aldığı birileri vardır. Bundan kaçınmak mümkin değildir.

    Kıyamete kadar gelecek insanların örnek alması için Rabbimiz, Sevgili Peygamberimizi kusursuz örnek olarak bize sunmaktadır.

    “And olsun!, Allah’ı ve âhireti uman ve Allah’ı çokca zikreden sizler için, Allah’ın Rasülü’nde en güzel örnek vardır.” (Ahzab süresi, 21)

    O örnek Peygamber, “Allah’ın rahmetinden dolayı Sen onlara yumuşak davrandın. Şayet Sen kaba, katı kalpli olsaydın onlar muhakkak çevrenden dağılır giderlerdi. Onları bağışla, (Allah katında) bağışlanmalarını dile ve onlarla iş konusunda müşavere et. Bir kere de azmettin mi, Allah’a tevekkül et. Şüphesiz Allah tevekkül edenleri sever.” (Âl-i Imran süresi, 159) ayetine göre hareket etmiş ve arkadaşlarına karşı katı kalpli değil yumuşak kalpli davranmış.

    Arkadaşlarıyla birçok işte istişare etmiş. “Ben” dememiş, “Biz” demiş.

    Her gün beş vakit namazımızı tek başına kılsak bile İyyake na’büdü/ Biz, ancak sana ibadet ederiz” derken de “Biz” deriz “Ben” demeyiz.

    İbadetlerimizi yaparken kalple kalıbın, canla tenin birlikte aynı şeyi yapmaları gerektiği gibi, ticari, siyasi, sanat, edebiyat, ziraat, her ne iş olursa olsun kişi yaptığı işi severek yapması gerekir. Severek yaptığı bu işe kendini vermelidir.

    “Kendini vermelidir” sözü içinde can ve ten, kalp ve kalıp vardır.

    Karatecinin tuğlaları kırarken ruhi gücü ile fiziki gücünü aynı yere teksif ederek/yoğunlaştırarak tuğlayı, mermeri, tahtayı kırdığı gibi, yoğunlaştıramazsa kıramadığı gibi biz de her türlü meşru işimize her iki gücümüzü de yoğunlaştırırsak daha başarılı oluruz.

    Rabbimiz “…..Rablerinden korkanların derileri ondan (âyetlerden) ürperir. Sonra onların tüyleri ve kalpleri Allah’ın zikrinde yumuşar…..” (Zümer süresi 23) ayetiyle kalp ve kalıbın, ruh ile fiziki gücün birlikte hareket edebileceğine işaret eder.

    İnançlı insanın güçlü olacağına işaret eder Kur’an ve şöyle der: “Ey peygamber, Mü’minleri harbe teşvik et. Eğer sizden, sabreden yirmi kişi olursa, iki yüz kişiyi mağlup ederler. Eğer sizden, yüz kişi olursa, kâfirlerden bin kişiyi mağlup ederler. Çünkü onlar anlamaz bir toplumdur.” (Enfal süresi 65)

    Karşınızdaki insanların hem gözünü hem de gönlünü doyurursanız size daha fazla güvenirler.

    Kur’anın “Oku” emriyle başlayan ayetlerinin hemen ardından Müddessir süresinde iç ve dış temizliğe dikkat çekerek:

    “Elbiseni temizle. Pislikten uzaklaş.” (Müddessir süresi 4-5) buyurur.

    Bencil olmamaya dikkat edelim. Dostların övgüsünden şımarmayalım. O övgüler bizim için daha fazla çalışmamıza katkı maddesi olsun.

    Düşmanın sövgüleri ve yergileri de moralimizi bozmasın. Daha ileri gitmek için kamçı olduğu gibi, kendimizi düzeltme aynası olsun.

    Ermişlerden birine bir adam “Yahudi” diyerek hakaret etmiş. Ermiş, “Eğer ben senin dediğin gibiysem Allah bana hidayet versin. Eğer değilsem Allah seni afvetsin” deyivermiş.

    Yanlışımız kim söylerse söylesin ona teşekkür edelim. Yanlışımız düzeltirken muhakkak işin uzmanlarına danışalım.

    “Kimseden akıl almaya ihtiyacım yok” diyen bazı güçlü insanların başarılı olduğu da görülmüştür ama o başarılı işin devamı olmamıştır.

    Dededen toruna kalan başarılı işler, “ben” ruhuyla değil, “Biz” ruhuyla başarılı olmuştur.

    Acıkan karnımızı doyurmaktan zevk aldığımız gibi eksiklerimizi tamamlamaktan da zevk alalım. Tanışalım, danışalım.

    “Dost yüzü görmek kederi giderir” derler. Hz. Ömer: “Likaül ihvan, cilaül ahzan” demiş. Yani dostlarla karşılaşmak hüznü giderir ve gönlü cilalar” demiş.

    Devamlı meşgul olduğumuz işi bir ara bırakıp dost yüzü görmeye devam edelim. Tek yönle ufkunu kapatanlar da başarılı olamazlar.

    İşimize, aşımıza, eşimize, arkadaşımıza, dostlarımıza, yakınlarımıza zaman ayırırsak daha başarılı oluruz. Çünkü kedersiz, stressiz, parlak ve mutlu bir kalple çalışanların basireti açık olur.

    alıntıdır..