Kur'an-ı kerimin mucize oluşu

İslamiyet bölümünde yer alan bu konu prenses tarafından paylaşıldı.

  1. prenses

    prenses MoNo MeLeği ♥

    Kur'an-ı kerimin mucize oluşu
    Kur’an-ı kerim, Muhammed aleyhisselam efendimizin mucizesidir. Allahü teâlâ, âlemlere rahmet olarak gönderdiği sevgili Peygamberine bu mucizeyi verdi ve kıyamete kadar devamlı kıldı.

    Musa aleyhisselam zamanında sihir büyü zirvedeydi, Allahü teâlâ Musa aleyhisselama kâfirlerin sihirlerini bozacak, yaptıklarını yutacak şekilde asasının ejderha olması mucizesini verdi.

    Hazret-i İsa zamanında tıp zirvedeydi. Hemen her hastalığın çaresi biliniyordu. İsa aleyhisselama her hastalığı tedavi etme, ölüleri diriltme mucizesi verilmişti.

    Peygamber efendimiz zamanında ise edebiyat zirvede idi. Kur’an-ı kerim mucize olarak indi. Âyetleri dinleyen, okuyan şairler hayret içinde kalıyorlar, bu insan sözü değil, diyorlardı. Kur’an-ı kerim 23 senede parça parça indi. Diğer semavi kitapların hepsi, bir anda indi, insan sözüne benziyordu ve lafızları mucize değildi. Onun için çabuk bozuldu, değiştirildi.

    Kur’an-ı kerimde icaz ve belagat vardır. Yani az söz ile ve pürüzsüz ve kusursuz olarak, çok şey anlatılmaktadır. Harfleri ve kelimeleri, arab harflerine ve kelimelerine benzediği halde, sözler ve cümleler, onların sözlerine ve şiirlerine ve hutbelerine hiç benzemiyor. Kur'an-ı kerimin yanında onların sözleri, cam parçalarının elmasa benzemesi gibidir. Dil uzmanları bunu pek iyi görüyor ve teslim ediyor.

    Kur’an-ı kerimde bir vezin ve kalıp vardır. Bazı kelimeler çıksa veya eklense bu ölçü bozulur. Ehli bunu hemen fark eder. Aruz vezni ile veya hece vezni ile yazılan şiirlerde de ölçü ve kafiye vardır. Bunlar değişince şiir değişmiş olur. Hazret-i Mevlana, yazılarının değişmemesi için, eserlerini şiir ile yazmıştır. Kur’an-ı kerimde bu vezin olduğu için ve ayrıca Allahü teâlânın koruması altında olduğu için değiştirilmesi mümkün olmaz. Diğer kitaplar için, böyle bir vaat yoktur. Onların vezinleri de yok idi. İnsan sözü gibi idi. Bu bakımdan kolayca değiştirildi. Şu hatıra gelebilir: Niye Allahü teâlâ, o kitapları öyle indirdi de, Kur’an-ı kerimi farklı indirdi? Mülk Onundur, dilediğini dilediği gibi tasarruf eder, buna hiç kimse karışamaz. Musevilere iç yağını haram edip, müslümanlara serbest bırakmıştır. Niye bırakmıştı? Hiç kimse Allahü teâlâya niye böyle yaptın diye sual soramaz. Hazret-i Âdem zamanında evlilik farklı idi. Niye değiştirdin demeye de hakkımız yoktur. Yaratıcının işine karışamayız.

    Bir insan, Kur'an-ı kerimi ne kadar çok okursa okusun bıkmıyor, usanmıyor. Arzusu, hevesi, sevgisi ve zevki artıyor. Halbuki, Kur'an tercümelerinin ve başka şekillerde yazmalarının ve diğer bütün kitapların okunmasında, böyle arzu ve lezzet artması olmuyor. Usanç hasıl oluyor. Yorulmak başka, usanmak başkadır. Allahü teâlâ, niye aynı özelliği diğer kitaplara vermemiştir denilemez. Geçmiş insanların hallerinden birçok şey Kur'an-ı kerimde bildirilmektedir. İleride olacak şeyleri bildirmektedir ki, bunlardan çoğu zamanla meydana çıkmış ve çıkmaktadır. Kimsenin hiçbir zamanda, hiçbir suretle bilemeyeceği ilimlerdir. Bu özellikleri Allahü teâlâ diğer kitaplara vermemiştir.

    Misyonerler, (Madem İncil Allah kelamı ise, niye Allah onun değişmesine izin verdi de Kur’anın değişmesine izin vermiyor) diye soruyorlar. Yukarıda açıklandığı gibi, bu Allah’ın takdirine kalmış bir şey. Kur’an-ı kerime verdiği özellikleri diğer kitaplara vermemiştir. Dilediğini hidayete kavuşturur, dilediğini dalalette bırakır. Kimine oğlan verir kimine kız. Kimine de hiç vermez. Allahü teâlânın takdirine kimse bir şey söyleyemez.