Kötü alışkanlıklara başlama sebepleri

Genel Kültür bölümünde yer alan bu konu deep tarafından paylaşıldı.

  1. deep

    deep Harbi Aktif Üye

    Kötü alışkanlıklara başlama sebepleri nelerdir

    Alkol, sigara, uyuşturucu madde, kumar gibi zararlı alışkanlıkların tüm dünyada tehlikeli boyutlarda yaygınlaşmaya başlaması ülkemizi de tehdit eden bir problemdir. Lise ve üniversite öğrencileri ile çalışan gençlik üzerinde yapılan araştırmalar özellikle sigara ve alkol başlama yaşının 20 yaşın altına düştüğünü ve kültürel faktörlerin etkisi ile içme oranında büyük bir artış olduğunu göstermektedir. Bu bulgularda aile ve toplumun kontrolünü gerekli kılmaktadır.
    [​IMG]
    Zararlı alışkanlıkların yerleşmesini çoğaltan şey toplumların bu alışkanlıklara bakış açısıdır. İslam ülkeleri ve Hindistan da toplumsal olarak alkolü yasaklamaları bireysel düzeyde olumlu sonuç vermemiştir. Çocukları ve gençleri bu maddelerin yarattığı alışkanlıkların etkileri konusunda bilinçlendiren toplumlar alışkanlıkların yerleşmemesinde daha başarılı olmuşlardır.
    · Hiçbir alkol bağımlısı bir gün bağımlısı olacağı düşüncesiyle alkole başlamamıştır.
    · Paket, paket içilen sigaralarla sağlığını bu kadar tehlikeye atan nikotin bağımlısı sigara içmeye başladığı ilk günlerde belki sadece arkadaşlara özenmek vakit geçirmek, akranları gibi davranmanın dışında bir şey düşünmemiştir.
    · Sorunlardan ve kaygılardan kurtulmak için bir doktor kontrolü olmaksızın birkaç yatıştırıcı ilaç alan genç insan bu ilaçlara bağımlı hale geliverdiğini belki de ancak bağımlılık aşamasında fark etmiştir.
    · Bu gün sahip olduğu ahlaki değerleri hiçe sayarak kumar tutkusu ile hem kendi hem de yakınlarının yaşamını altüst eden kumar bağımlısı belki de gençlik yıllarında heyecan arayışının ve psikolojik olarak gelişmemişliğinin farkında olsa bu ağır soruna gereken önlemleri kendisi bulabilir.
    Gençlik yıllarında ve daha ileriki yaşam içinde kişiliği geliştirmek ve yaşamı çok olumsuz etkileyecek maddeler hakkında bilgi sahibi olmak pek çok genci koruyabilirdi. Bizler zararlı alışkanlıkların yerleşmemesi konusunda sizlere yardımcı olabilmeyi umuyoruz. (İ.Kasatura 1998)
    Alkol, uyuşturucu ve uyarıcı maddelere bağımlılığın nedenleri değişik zamanlarda farklı görüşlerin etkisi altında yorumlanmıştır. Günümüzde bağımlılık bir davranış biçimi olarak kabul edilmiştir. Bağımlılığa yol açan çevre koşulları bireyin içinde yaşadığı toplumun ekonomik ve kültürel yapısından, ayrıca o çevrede bulunan alkol, uyuşturucu ve uyarıcı maddelerden oluşur. (K.Özuğurlu 1989)
    Ülkemizde sigara tüketiminin, nüfus oranımıza oranla daha büyük bir hızla yükseldiği, sigara içenlerin yaş ortalamasının gittikçe düştüğü gözlenmektedir. Yılman (1996) tarafından gerçekleştirilen bir araştırmada orta öğretim ve üniversite gençleri arasındaki alkol ve uyuşturucu madde kullanım oranlarının orta öğretimde kızların %0, 3’ü erkeklerin %0, 4’ünün; üniversite öğreniminde kızların yine %0, 3’ünün, erkeklerinin ise %1, 6’sının uyuşturucu madde kullandıkları anlaşılmıştır.
    Uyuşturucu kullanımında en tehlikeli yaşlar 12-17 arasıdır ve 17-25 yaş arasında bağımlı sayısı daha fazladır. Madde bağımlısı olan gençlerin %68’i 18 yaşın, %32’si ise 20 yaşın altındadır. (Yücel, 1989; Akt., Sabuncuoğlu, 1995) AMATEM’in 1995’te yaptığı bir araştırmada İstanbul’daki liseliler arasında %6 oranında madde bağımlısı olduğu anlaşılmıştır. Madde kullanımına başlama yaşı Emniyet Genel Müdürlüğünce 16-30 olarak rapor edilmiştir. Ayrıca elde edilen bulgulara göre ilkokul mezunları arasında madde kullanımı daha fazladır. Ergenlerde madde kullanım yaygınlığı ile ilgili olarak 2001 yılında 24000 ergene ulaşılarak yapılan araştırmada en yaygın kullanılan maddenin sigara, alkol ve uçucular olduğu anlaşılmıştır. (Ögel, Taner ve Yılmaz Çetin, 2003)
    Alkol kullanımı ile ilgili olarak yapılan çalışmaların birisinde Türkiye’nin alkol kullanımında ve tüketiminde dünya üçüncüsü, tütün ürünlerinin tüketiminde dünya dördüncüsü olduğu belirtilmektedir. (Kaptanağası, 1998)
    [​IMG]
    GENÇLİK VE ALKOL BAĞIMLILIĞI:
    Alkol kullanımına bağlı sorunlar çağımızın en önemli konularından biridir. Bireyin beden ve ruh sağlığı, aile, toplumsal ve iş yaşamını tehlikeye düşürmekle kalmamakta, trafik kazaları, suça yöneltme gibi toplumsal ağırlıklı zararlara da neden olmaktadır.
    Alkolün beyne ilk etkisi yorum ve düşünmeyi kontrol eden bölgeyi yavaşlatmasıdır. Böylece kişinin hatırlama, kara verme anlama gibi normal akli görevlerini yürütmesine engel olur.
    Alkol Bağımlılığı: Alkolü kontrollü içmek veya bırakma isteğine rağmen bırakılamama aşamasına gelinmesi alışkanlığın onsuz yaşanılamayacak boyutlara varmasıdır.
    Alkol bağımlılığının en güzel tarifi ise şöyledir: “Alkol bağımlısı içki içmeye başladığı zaman içmeyi istediği yerde bırakamayan kişidir.”

    Bazı dini günler veya kendilerince uygun günlerde içki içmemeleri olasıdır ancak bir alkol bağımlısı bir kaç gün hatta birkaç hafta içki içmeden durabilmesine rağmen içki içmeye başladığı zaman kendisini frenlemesi olası değildir. Arada bir yapılan arkadaş toplantıları, kokteyller, çeşitli kutlama törenleri gibi vesilelerle içki çevreye uyum sağlamak için içen sosyal içkicidir. Alkolün alışkanlık yapan etkisiyle haftada bir kez olmak üzere on hafta arka arkaya içki içen kişilerde beyinde bağımlılığın ilk temelleri atılmaktadır. “İçki, artık yaşamak için alınmaya başlamışsa akşamcılık devreye giriyor demektir.” (Özcan Köknel 1998) Öte yandan alkolik ailelerin içinde yaşadıkları ortam sağlıklı üyeleri olan ailelerin içinde yaşadıkları ortamdan önemli farklılıklar gösterir. Alkolik aile ortamı genellikle gergin ve güvensizdir. Tutarsız ve yordanamaz davranışların çok sık görülmesi nedeniyle, aile üyeleri özelliklede çocuklar neyin doğru neyin yanlış olduğunu, neyin ne zaman ve nasıl yapılması gerektiğini anlamakta zorluk çekerler. (Forward 1990)
    Aile üyelerinin bir yere birlikte gidip gidemeyeceklerini, bir şeyi kutlayıp kutlayamayacaklarını, hatta birlikte yemek yiyip yiyemeyeceklerini bile ebeveynin kanındaki alkol miktarı belirler. [(Velleman ve Orford 1990) Türk Psikoloji Dergisi 1994]

    ALKOLİZMAYA GÖTÜREN SEBEPLER
    Destekleyici Olarak İçenler: Bu tipler, şiddetli bir aşağılık duygusundan şikayetçidirler. Bunun kısmen farkında olmakla birlikte asıl sebebi bilmezler. (Birkaç kadeh almadan kimseyle konuşamıyorum, patronumun karşısına çıkabilmem için iyice içkili olmalıyım) cümleleriyle aşağılık duygusunu belirtmektedirler.
    Rahatlatıcı Olarak İçenler: Rahat edebilmem için içmeliyim, içmeden kalabalık arasına giremiyorum, içince daha rahat konuşuyorum diyen tipler hissettikleri şiddetli baskı sebebiyle içmektedirler.
    Bastırılan Bir Duygu Veya Fikre Karşılık Olarak İçenler: Burada çok defa alkol bir seksüel tatmin vasıtası olarak kullanılır. Hadise tamamen şuur dışı cereyan eder. Bu tipler çoğu kez gizli bir homoseksüalitenin ıstırabını çekerler. Erkekler kendi aralarında içki grupları kadınlarsa içki âlemleri yaparlar.
    Nötralize Edici Olarak İçenler: Bu tipler hissettikleri korku ve sıkıntıyı karşılamak maksadıyla içerler. Alkol almadan trene ve uçağa binemeyen, sevdiklerinden biri uzakta olduğu zaman içmeden yapamayanlar bu gruba girerler.
    Kaçmak İçin İçenler: Suçlulukta, homoseksüaliteden, kadınlardan, mesuliyetten, öfkeden kaçmak için içenler vardır.

    Düşmanlık Ve Şiddetli Saldırganlığı Bastırmak İçin: Eve geldiğim zaman yemek hazır değildi, üstelik çocuklar da ağlıyordu, her taraf pis ve bakımsızdı, karımdan nefret ediyorum. Onu öldürmek yerine ölesiye içtim.
    Ruhen Asıl Ruh Kademesi Olan Özlemini Çektiği Veya Seviyeye İnmek İçin İçenler: Adeta aptallaşmak için içenler denebilir. Çocuk gibi ağlar, şımarır, anasının şefkatini arar ve karısının şefkatiyle mukayese eder. (Benim annemin pişirdiği yemeklerin lezzeti nerede, senin pişirdiklerininki nerede?) Bir haftadır hastayım bir hatır bile sormadın veya çok içtiğim zaman çok defa altımı ıslatır kaçarım. Bu tiplerde çocukluk dönemine gerileme yaşanır. (Gençlik ve Zararlı Alışkanlıklar 1987)

    ALKOLE EĞİLİMLİ OLANLARIN KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ
    Alkollü içkilere ilk başlangıçta sadece eğlence ortamlarında toplumsa nedenlerle başvuran sosyal içkicilerden ayrı olarak bağımlılık eğilimi gösteren kişilik yapısı özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:
    Gerçeklerle yüz yüze gelebilecek güçleri yoktur.
    Kendilerine güç gelen durumlardan mücadele ederek değil, kaçarak kurtulmak isterler.
    Davranışlarının çoğunda öz denetim değil kaba güç baskındır.
    Alkol kendilerini sorunlardan kurtarabilecek bir yapay cennet olarak algılanır.
    Aile, toplum ve arkadaş çevrelerinde uyumlu davranamazlar. Uyumlu olmak içinde bir çaba harcamazlar.
    Kalıtımla(soyaçekimle), aktarılan bedensel, ruhsal özellikler ve yatkınlıklar.
    Merkezi sinir sisteminin yapısı ve işlevi.
    Ruhsal yapının temelini oluşturan kişiliğin gelişmesinde önemli rolü ve yeri olan zeka düzeyi.
    Benlik(ego) gelişmesi.
    Çocuğun, gencin içinde yaşadığı, büyüdüğü, geliştiği aile çevresi, yakın ve uzak toplumsal ortam.
    Çocuğun, gencin insanın halen içinde yaşadığı iletişim ve etkileşimde bulunduğu toplumsal ortam.
    Çocuğun, gencin insanın becerisi, yetisi, yeteneği, amaçları, beklentileri, duyguları, düşünceleri, ilkeleri, kuralları, değerleri doğrultusunda kendisini gerçekleştirmesi, var olması, başka bir deyişle kimliğini bulması.
    Alkol ve madde kullanımına ve bağımlılığa yatkın kişilik yapısı bu katmanlardan birinde ya da bir kaçında yer alan yapısal ya da işlevsel bozukluklar sonucu ortaya çıkar. (İ.Kasatura 1998)
    Gençlerle yaptığımız çalışmada ilk içme deneyimlerini aileleriyle birlikte bir kutlama, anlamı olan bir yemekte geçiren çocukların merakı tatmin olduğu için daha sonraki yıllarda da sosyal içici olarak sürdürebileceği sorunlu içkici durumuna girmediği görülmüştür. Gençlerle sorunları oturup konuşarak bir yol çizilmesine gitmek en uygun durumdur. Anne-babalarıyla bu konuda konuşmaya çekinen gençler aslında bu konuşmayı yapmayı çok istemektedirler. Anne-babanın çocuklarına her şeyi konuşabileceği güveni vermeleri problem içkiciliği hazırlayan ortam ve davranışlardan da koruyacaktır.

    1. Bağımlılık eğilimi gösterenlerin aile yapıları birbirine benzer mi?
    2. Bağımlılık özellikleri gösteren gençlerin büyük çoğunluğu kendilerine tutarlı bir eğitim veremeyen, iletişim bozuklukları içinde birbirlerine seslerini duyuramayan bireylerden oluşan aileden gelir. Bu ailelerin temel karakteristik özellikleri şöyledir:
    Boşanma ya da ayrı yaşama veya ölüm nedeniyle bölünmüş aile.
    Çocuklarına güven hissi duymayan ve güven vermeyen aileler.
    Çocuklarının yetişme ve eğitimine lakayt davranan aileler.
    Çocuklarının eğitimine zaman ayırmamak, uğraşmak için bol para ve maddi değeri büyük armağanlar vererek görevlerini yaptığını düşünen aileler.
    ª Çocuklarını aşırı koruyarak, hiç bir sorumluluk vermeden yetiştiren, hayata hazırlamayan aileler.
    ª Doğumdan itibaren anne-babasından ruh sağlığı için gerekli ilgi ve sevgiyi gören çocuklar, eğitim ve gelişmelerinde anne-babayı yanlarında bulan çocuklar yaşam daha gerçekçi yollarla hazırlanma olanağı bulabilirler. (A. Yörükoğlu 1993)
    Öğrencilerin Zararlı Maddelere başlama Sebepleri.

    Günümüzde zararlı maddelere başlama yaşını düşmesi, özellikle okullarda kullnımının hızla artması bizi bu yazıyı yazmaya yönlendirdi.
    Genç arkadaşım bu yazı seni veya arkadaşını ilgilendiriyor.

    Neden zaralı alışkanlıklara başlanır?
    Merak:
    Arkadaşlık ilişkileri kötü bir alışkanlığın başlamasında ve önlenmesinde önemlidir.
    Kendine güveni olan öğrenci, kişiliğine, değerlerine uyan grup seçer.
    Bu grup içinde önemsediği arkadaşları madde kullanıyorsa bu gruptan ayrılabilir. Yeterince güçlü olmayan genç, bir defa iç ne çıkar sözleriyle maddeye başlayabilir.

    Yatkınlık:
    Asi, kurallara başkaldıran, duygusal dengesiz, hemen parlayan, yeterince olgunlaşmamış genç çevrelerine uyum sağlayamaz.Merak sebebiyle başlayabilirler.

    Aile İlişkileri Bozuk Olanlar:
    Madde bağımlılarının sadece 1/3’ ü düzenli ailede yetişen öğrencilerdir.

    Şehirleşememe Sorunu:
    Gencin yeni bir ortama girmesi kendisinde kaygı yaratır. Yani problemleri ona kaygı verir. Kendine güvenini kazanamayan, kendine yetmeyi öğrenemeyen bu ortamda güçlüklere karşı koyamaz.
    Hele bir de amaçsızlık, değerler kargaşası ve yanlış arkadaşlara rastlarsa maddeye başlama oranı artar.
     

Bu sayfa için etiketler

  1. kötü alışkanlıklara başlama nedenleri