Kibrin Zararları

Dini Sorular bölümünde yer alan bu konu Ömer tarafından paylaşıldı.

  1. Ömer

    Ömer Yönetici

    Kibrin Zararları Nelerdir?

    Kibrin, kendini başkalarından üstün görmenin dinimizdeki yeri nedir?

    Kibir, kendisini başkasından üstün görmektir. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
    (Kibir, hakka razı olmamak ve insanları küçük görmektir.) [Müslim]

    Fudayl bin Iyad hazretleri "Tevazu, ister cahilden, isterçocuktanduyulsa da hakkı tereddütsüz kabul etmektir" buyuruyor. Kabul edemeyenkibirlidir. Kibirli, kendini başkasından üstün görmekle, kalbi rahateder. Burada başkasını düşünmez. Kendini ve ibadetlerini beğenir. Kibir;kötü huydur, haramdır. Allahü teâlâyı unutmanın alametidir. Çok kimse, bu kötü hastalığa yakalanmıştır. Kibirli olan, salih insan olamaz.

    Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
    (Kalbinde zerre kadar kibir olan Cennete giremez.) [Müslim]

    (Yiyin, için, giyinin ve sadaka verin, fakat israftan ve kibirden sakının.)[İ. Mace]

    (Nuh aleyhisselam, ölürken çocuklarına, “Şirk ile kibirden çok sakının” buyurdu.) [Hakim]

    (Kibir, İblisi Âdem aleyhisselama doğru secde ettirmemiştir.) [İ. Asakir]

    (Kibirliler kıyamette zerre gibi ayak altında kalır. Herkes onları çiğner.)[Tirmizi]

    (Allahü teâlânın buğzettiği üç kimse: Zâni ihtiyar, kibirli fakir ve zalim lider.) [Tirmizi, Nesai]

    (Kibir, her güzelliğin, [her iyiliğin, her nimetin] âfetidir.) [Deylemi]

    (Kibirli fakire şiddetli azap vardır.) [Müslim]

    (Cehennem, kibirsiz olan Müslümana haram olur.) [Beyheki]

    (Kendisine el pençe divan durulmasını isteyen Cehenneme hazırlansın!)[İ. Ahmed]

    (En şerliniz, katı kalbli ve kibirli olandır.) [İ.Ahmed]

    (Kibirli, ahirette Allahü teâlâyı gazaplı bulur.) [Buhari]

    (Kibir, hıyanet ve borçtan temiz olarak ölenin gideceği yer Cennettir.)[Nesai]

    (Allahü teâlâ buyurdu ki: Kibriya ve azamet bana mahsustur. Bu ikisinde bana ortak olanı hiç acımadan Cehenneme atarım.) [Müslim]

    Kibir,diğer günahlardan niçin daha büyüktür? Çünkü, kibir, yani büyüklükancak Allahü teâlâya mahsus iken, kulun kibirlenmesi, bir köleninhükümdarın tacını başına geçirerek onun tahtında oturup hükmetmesinebenzer. Hükümdarın bir emrini yapmayarak suç işlemekle, hükümdarlığınasahip çıkmak arasında elbette büyük fark vardır. İşte kibirlenmek, Allah’ın emrini yapmamak gibi bir suç değil, bizzat ilah olmak gibibüyük suç oluyor.

    Bu suçun birazdaha aşağısı ilahlığa ortak olmaktır. Hükümdarın maiyetine hakaret eden,onlara üstünlük taslayan ve onları kendi idaresine almak isteyen kimse,bir noktada hükümdara ortak olmuş sayılır. Her ne kadar bunun tahtına oturmak gibi değilse de ona yakındır. Bütün yaratıklar, Allahü teâlânınkullarıdır. Bunlar üzerinde büyüklük, hakimiyet, yalnız Ona mahsustur. İnsanlara bu şekilde kibirlenen, Allahü teâlâya ortak olmuş sayılır.

    Aklı olan, kendini ve Rabbini tanıyan, hiç kibredebilir mi? İnsanaşağılığını, acizliğini, Rabbine karşı her an izhar etmekmecburiyetindedir. Bunun için her an her yerde aczini göstermesi, tevazuüzere bulunması gerekir. Büyüklenerek ben demek feyz ve bereketi keser.

    Hazret-i Ebu Bekir buyuruyor ki:
    Kibirdensakının. Topraktan yaratılıp, yine toprağa dönecek olan bir varlığınkibirlenmesi, bugün var, yarın yok olan bir varlığın kendini beğenmesine kadar anlamsızdır.


    Büyüklenmek üç çeşittir

    Kibir, kendini başkasından üstün görmektir. Yapıldığı yerlere göre üçe ayrılır:
    1- Allahü teâlâya karşı kibirdir:
    Kibrin en kötüsü budur. Nemrud, Firavun böyle idi. İlahlık iddiasında bulundular. Bazı dinsizler de imanı, ibadeti, namaz kılmayı aşağılık, gericilik sanarak kibirlenirler. Kur’an-ı kerimde Allahü teâlâ buyuruyor ki:
    (Büyüklenerek bana ibadet etmeyenler alçalmış olarak Cehenneme girecektir.) [Mümin 60]
    (Cehennem, kibirliler için ne çirkin, ne kötü bir yerdir.) [Nahl 29]

    2- Peygamberlere karşı kibirdir:
    Bazıları, Peygamberleri kendileri gibi bir insan gördükleri için, kibirlenerek onlara uymayı kabul etmediler. Mesela Peygamber efendimiz için dedikleri, âyet-i kerimede şöyle bildiriliyor:
    (Bu da sizin gibi bir insan. Kendiniz gibi bir insana itaat ederseniz, hüsrana uğrarsınız.) [Müminun 33, 34]

    3- İnsanlara karşı kibirdir:
    Herhangibir hususta kendini başkasından üstün gören kibirlidir. Kibrinsebepleri şunlardır: İlim, ibadet, soy, güzellik, kuvvet, servet, mevki,yakınların çokluğu.

    İlim: İlim silah gibidir. Düşman elinde zararı, dostunelinde faydası olur. Yani ilim, kibirlinin kibrini, tevazu ehlinintevazuunu artırır. İlmi ile kibirlenmek, büyük felakettir. Hadis-işerifte, (Âlimin afeti, kendini büyük görmesidir) buyuruldu. (İ. Gazali)

    İbadet: İbadeti sebebiyle kibirlenmek de büyük felakettir. Bunun için "Çok ibadet edenin, kibirden kurtulması zor olur" buyurulmuştur.

    Soy: Soyu ile övünmek ahmaklıktır. Kabil,Hazret-iÂdem’in oğlu idi. Babasının Peygamber olması, bunu küfürden kurtarmadı. Hadis-i şerifte, (Atalarınız ile övünmeyi terk edin) buyuruldu. (Ebu Davud)

    Birgün iki kişi birbirine üstünlük taslayarak biri, "Ben falancanın oğlufilanım. Ya sen kimsin?" dedi. Bunun üzerine Peygamber efendimiz aleyhisselam buyurdu ki:
    Musaaleyhisselamın yanında iki kişi birbirine karşı övünmeye başladı. Biriecdadını 9 göbek geriye doğru saydı. Allahü teâlâ, Musa aleyhisselama, "Ona söyle, iftihar ettiği 9 kişi Cehennemdedir. Kendi de onuncusudur" diye vahyetmiştir.) [İ. Ahmed]

    Güzellik: Bu daha çok kadınlardagörülür. Başkalarını ayıplamaya, küçük düşürmeye ve gıybete vesileolur. Halbuki güzellik, insanda kalıcı değildir, er-geç gider. Geçiciolan şeyle kibirlenmek, ahmaklıktır. Kibredenin güzelliği, gübreliktebiten gül gibidir.

    Kuvvet: Kuvvetiile zayıflara üstünlük sağlar. Gücü, kuvveti ile kibretmek de,cahilliktir. Çünkü hayvanların kuvvetleri, insanlardan çok fazladır.Mesela bir insan fil kadar kuvvetli olamaz. Kaplan gibi koşamaz. Kuşgibi uçamaz. Hayvanlar, bir bakımdan insandan üstündür. Hayvanlarda dabulunan üstünlüklerle kibirlenmek elbette uygun olmaz.

    Servet: Çok zengin olmak da üstün olmayı gerektirmez. Karun’un çok malı vardı. Malı ile beraber kahrolup gitti. Geçici olarak sahip olunan servet ile, mal ile kibirlenmek, çok çirkindir.

    Mevki: Gelipgeçici olan makam, mevki de üstünlük sebebi değildir. Bir çok krallar,derebeyler, Firavunlar mevki sahibiydi. Hepsi gitti. Ancak iyileriniyiliği, kötülerin kötülüğü söylenmektedir. Kötü birinin mevki, makamıile övünmesi neye yarar?

    ŞamOrdusu kumandanı Ebu Ubeyde bin Cerrah hazretleri büyük bir kalabalıklaHazret-i Ömer’i karşıladı. Hazret-i Ömer kölesi ile nöbetleşe deveyebindiğinden, Halife devesinden indi. Yerine kölesi bindi. Deveninyularından tuttu. Ayakkabılarını çıkarıp deredeki sudan geçti. Bunugören kumandan dedi ki:
    - Efendim,bütün Şamlılar, bilhassa Rumlar, Müslümanların halifesini görmek içintoplandılar. Size bakıyorlar. Bu yaptığınızı nasıl izah edebiliriz?

    Hazret-i Ömer buyurdu ki:
    -Ya Eba Ubeyde! Senin bu sözünü işitenler, insanın şerefini, vasıtayabinerek gitmekte ve süslü elbise giymekte sanacaklar. Biz daha öncezelil ve hakir bir kavimdik. Allahü teâlâ, bizleri Müslümanlıklaşereflendirdi. Bundan başka şeref ararsak, Allahü teâlâ bizi zelil eder,her şeyden aşağı eder.

    Yakınların çokluğu: Akrabave tanıdıklarının çokluğu ile üstünlük taslamak da yanlıştır. Birkimsenin kendi iyi değilse, bütün dünya onun akrabası olsa ne çıkar?


    Kibirli hakkı kabul etmez
    Asıldüşman içerdedir, bu da nefsimizdir. En büyük düşman, insanın nefsidir.Nefsinin arzularına tâbi olanın, Allahü teâlâya kul olması zordur. Nefsdaima kötü şeyleri ister. Haram işlemek nefse esir olmayı gösterir.Nefs, bütün iyiliklerden süzülmüş, sadece bütün kötülüklerin bulunduğuen ahmak yaratıktır. Nefs bir kötülük deposudur. Kendini iyi zanneder, halbuki süper cahildir. Her istediği aleyhinedir. Gıdası haramlardır. Asıl arzusu ilah olmaktır.

    Tatmin olmaz kötülük yaptırmakla,
    rahat bulur kendine taptırmakla.

    Büyükküçük herkeste nefs vardır. Hiç kimse emir almak istemez. Küçük diye,çocuk diye geçmemeli, onun gururu ile oynamamalı. Ankara’ya yeğenimiziyarete gitmiştim. Yeğenimin 2-3 yaşlarındaki kızının ayaklarıçıplaktı. Bir ayağı betonda bir ayağı halının üzerindeydi. Ona, betonabasma, öteki ayağını da halının üstüne koy dedim. Sen bana nekarışıyorsun, ben kârımı zararımı bilmez miyim der gibi, bana ters tersbaktı. Sonra hışımla, inatla halıdaki ayağını kaldırıp betondaki ötekiayağının yanına sertçe koydu. Çocuk olduğu için tepkisini gizleyemedi.Büyükler de aynen o tepkiyi gösteriyorlar, fakat ayıplanacağız diyetepkilerini belli etmemeye çalışıyorlar. Bir arkadaş anlattı: Kime sabah namazınagel dediysem herkes bir mazeret buldu, inşallah geliriz diyen kimseçıkmadı. Kimisi, (Sen yatsıya gelmiyorsun biz de sabaha, sen öncekendine bak. Hem biz evde çoluk çocukla cemaat yapıyoruz) dedi.

    Halbukihaklı bile olsalar, geçerli bir mazeretleri bulunsa bile, tepkigöstermemeleri gerekirdi. Doğru söz kimden gelirse gelsin inat etmedenkabul etmek gerekirdi. Mazeretinden dolayı gelemiyorsa, (İnşallah) dadenemez miydi? Nefs, kibir hepimizde mevcuttur. Bunu azaltmayaçalışmamız lazımdır. Dinin her emrine uymakta ve yasak ettiği her şeydenkaçmakta mutlaka nefsi kırma payı vardır. Buna riyazet ve mücahededenir. Riyazet, nefsin arzularını [haram ve mekruhları] yapmamaktır. Mücahede, nefsin istemediği şeyleri [ibadetleri] yapmak demektir.

    Kibir,şirkin kardeşidir. Kibir taşıyan kafada, akıl bulunmaz. Nefsi aradançekmeli, kendimizi beğenmemeliyiz, kendimizden iğrenmeliyiz, kendindentiksinmeyen kurtulamaz.

    Birkimseye emri maruf yapınca, Allah’tan kork şunu yap, şunu yapma denince,eğer kabul etmezse o kişi nefsine mağlup olmuş demektir. Hadis-işerifte buyuruldu ki:
    (Allah’tan kork diyene, sen önce kendine bak diyeni Allahü teâlâ sevmez.) [Beyheki]

    Hakkı,doğruyu kim söylerse söylesin kabul etmek gerekir. Doğru olan bir şeyikabul etmemeye inat denir. İnat, karşımızdakini aşağı görmek, ondan nefret etmek, ona düşmanlık beslemek, haset etmek gibi sebeplerden ileri gelir. Hakkı, düşmanımız da söylese kabul etmeliyiz.
    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Allahü teâlânın en sevmediği kimse, hakkı kabul etmekte inat edendir.) [Buhari]
    (Küçük, büyük, iyi kötü veya hoşlanmadığın biri, hakkı söylerse, kabul et.) [Deylemi]

    (Bilmediği bir hususta inat edene, inadından vazgeçene kadar Allahü teâlâ gazap eder.) [İ.Ebiddünya]

    (Din kardeşine itiraz etme.) [Tirmizi]
    (Kibirli, hakkı küçük görür, inkâr eder, insanlara hakaret gözü ile bakar.) [İ.Gazali]

    (Müslümanı hakir görmek, kişiye kötülük olarak yeter.) [Müslim]
    (Kendini beğenen helak olur.) [Buhari]

    Fudaylbin Iyad hazretleri "Tevazu, ister cahilden, ister çocuktan duyulsa dahakkı tereddütsüz kabul etmektir. Kabul edemeyen kibirlidir" buyuruyor.Abdülkadir Geylani hazretleri de, (Kardeşinin yaptığı öğüdü kabul et.Ona itiraz etme) buyurdu.


    Kibirden doğan hastalıklar
    Birkimse, biraz bilgiliyse, ibadet de yapıyorsa, kibirden zor kurtulur.Bilgisiz insanı, hayvan gibi görür. Kendisi için sevdiğini başkası içinsevemez. Hak ve hakikati başkalarından duysa kabul etmek istemez.Onların nasihatine, tavsiyesine uymayı nefsine yediremez.

    Bununiçin hıkd, gazap, haset, riya, hicr, şematet, gadr, hıyanet, suizangibi hastalıklardan kurtulamaz. Kibirlinin maruz kaldığı bu hastalıklarise hafife alınamaz.

    Hıkd: Kibirli, başkalarına karşı kin ve düşmanlık besler, onlardan nefret eder.
    Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Üç şey bulunmayan kişinin günahlarının affı umulur. Bunlardan biri, din kardeşine hıkd etmemektir.) [Taberani]

    Gazap: Kibirli, aşırı sinirlenince, küfre düşebilir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Gazap imanı bozar.) [Beyheki]

    Haset: Kibirli, sevmediği kimsede bulunan nimetleri kıskanır, ondan çıkmasını ister. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Hasetten kurtulmak zordur. Haset ettiğiniz kimseyi hiç incitmeyiniz!) [İ. Ahmed]

    Riya: Kibirli, ibadetini göstererek halkın sevgisini kazanmaya çalışır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Riyaile ibadet edene, Kıyamette, "Ey kötü insan, bugün sana sevap yoktur.Dünyada kime ibadet ettiysen, sevabını ondan iste!" denir.) [İbni Ebiddünya]

    Hicr: Kibirli, beğenmediği kimselere dargın durur, küser, onlarla olan dostluğunu bırakır. Halbuki, Müslümanın, üç günden fazla dargın durmaması gerekir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Sana darılana git, barış! Zulmedeni affet, kötülük edene iyilik et!)[Berika]

    Şematet:Kibirli, başkasına gelen belaya sevinir. Başkasına gelen belaya, zararasevinenin aynı şeye maruz kalacağı hadis-i şerifle bildirilmiştir.[Tirmizi]

    Gadr: Kibirli, verdiği sözde durmaz. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Sözünde durmayan kimsenin, Kıyamette kötü şekilde cezasını göreceği bildirilmiştir.) [Müslim]

    Hıyanet:Kibirli, kendini emin, güvenilir tanıttıktan sonra, o emniyeti bozucuiş yapar. Hıyanetin zıddı emanettir. Emanete hıyanet etmek münafıklıkalametidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Emin olmayanın imanı, sözünde durmayanın dini yoktur.) [Bezzar]

    [Bu hadis-i şerif, emanete hıyanet edenin imanı kâmil olmayacağını, buna önem vermeyenin imanının kalmayacağını bildirmektedir.]

    Suizan: Kibirli, mümin kardeşine kötü gözle bakar, kusurlarını araştırır, onun günah işlediğini zanneder. Dinimiz, suizandan kaçınılmasını, hüsnü zan etmeyi emretmiştir.

    Kibirli,buna benzer birçok hastalıklara yakalanır. Her Müslüman kendinde hangikötü huylar varsa, tespit edip çaresine bakmalıdır!


    Kendini beğenip başkasını hor görmek
    Sual:Ben bilgili, görgülü ve kültürlü biriyim. Konuşmam düzgün, iknakabiliyetim yüksektir. İnsanları etki altına alabiliyorum. Cahilleri veot gibi yaşayanları görünce, onları aşağı ve hor görüyorum. Elimdeolmadan kendimi beğeniyorum. Elimde olmadığı için günah oluyor mu?
    CEVAP
    Elimdedeğil demek yanlıştır. Kalbe kibir gelince hemen tevbe istiğfar etmeli.Müslümanları öyle aşağı görmek çok kötüdür. Bir hadis-i şerif meali:
    (Müslüman kardeşini hor, aşağı görmesi kişiye kötülük olarak yeter.)[Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, İbni Mace]

    İlmiile kibirlenmek, afetlerin en büyüğüdür. Hastalıkların en ağırı vetedaviyi en zor kabul edeni ilmi ile kibirlenmektir. Bir hadis-i şerifmeali:
    (Âlimin afeti, kendini büyük görmesidir.) [İ. Gazali]

    Bilenkimse, kendini büyük, bunları bilmeyenleri de hakir, aşağı görür.Onlardan her zaman saygı, hizmet bekler. Başkalarını aşağı gördüğü için,onların halinden endişeye düşer. Böyle kimseler ilmi arttıkça, daha çoktehlikeye düşer. Fakat tevazu ehlinin ilmi artarsa, tevazuu da artar. (Allah’tan ancak âlimler korkar) âyet-i kerimesi, tevazu ehli âlimleri bildirmektedir.

    İlimsilah gibidir. Düşman elinde zararı, dostun elinde faydası olur. Yaniilim, kibirlinin kibrini, tevazu ehlinin tevazuunu artırır. İlim yağmurgibidir. Yağmur, temiz olarak yağar, bitkilerin kökleri bu suyu emer,kendi vasfına çevirir. Aynı yağmur suyu, biberi acılaştırırken, karpuzutatlılaştırır. Temiz olan ilim de, kibirliyi azdırır, mütevazı olanın datevazuunu artırır.

    Kabül Ahbarhazretleri (Malın azdırdığı gibi ilim de azdırır) buyuruyor. Az da olsa,bir şey bilen insan cahillerin yanlışlarını görünce, ben onlar gibideğilim diye kendini beğenir. İlim sahibi de, ekseriya, kendini cahildenüstün görür. Âlim, kibirden ancak iki şeyi bilip amel etmeklekorunabilir:

    Birincisi:Allahü teâlâ katında âlimin mesuliyetinin daha fazla olduğunubilmesidir. Çünkü, günah olduğunu bilerek isyan eden ile, bilmeyerek ogünahı işleyenin cezası elbette bir olmaz. Bir hadis-i şerif meali:
    (Kıyamettebir din adamı Cehenneme atılır. Cehennemdeki tanıdıkları ona, niçin buazaba düştüğünü sorarlar. O da, Halka, günahtır, yapmayın der, kendimyapardım. Yapın dediklerimi de yapmazdım. Bunun cezasını çekiyorum,der.) [Buhari]

    İblis de, âlim idi. Fakat ilmi ile amel etmedi. Kibirlendi. Kibirlenmek İblis’in huyudur, tevazu ise Peygamberlerin ahlakıdır.

    İkincisi: Dağdakalan kimsenin yanında, çeşitli silahlar bulunsa, bunları kullanmasınıiyi bilse ve çok cesur olsa, kendine hücum eden aslana karşıkullanmadıkça, bu silahların faydası olmaz. Bunun gibi, dinbilgilerinden yüz bin mesele öğrense, bunları kullanmadıkça, faydalarınıgörmez. Bir hasta, derdine en faydalı ilacı bulsa, kullanmadıkça,faydasını görmez.

    Bilip de ameletmeyenler, Cuma suresi 5. âyetinde eşeğe, Araf suresi 175. ve 176.âyetlerinde ise köpeğe benzetilmiştir. Ne zaman ki, bir âlim, cahilenispetle kendini üstün görmeye başlarsa, içinde bulunduğu bu büyüktehlikeyi düşünmelidir. Bunu düşününce, cahile göre mevkii üstün olduğugibi, tehlikesinin de o nispette büyük olduğunu anlar. Bu âlim, hayatıtehlikede olan hükümdar gibidir. Hükümdarı yakalayıp öldürecekleri zaman"Keşke bir hizmetçi olsaydım da bu tehlike ile karşılaşmasaydım" der.Nice âlimler var ki, kıyamette, ilmi ile kibirlenmenin cezasını görünce,keşke cahil olsaydım diyecektir.

    İşte bu tehlikeleri düşünmesi, âlimi kibirden korur.

     
    Son düzenleme: 29 Ocak 2013