Kalbimi Kırma...

İslamiyet bölümünde yer alan bu konu BERKİTO tarafından paylaşıldı.

  1. BERKİTO

    BERKİTO Üye

    Kalbimi Kırma...
    Hazan mevsiminde,güller arama
    Ne olur dokunma,gönül yarama
    Âşkın kalemini ister kır,amma
    Allah hakkı için,kalbimi kırma...
    Kalbi kırıkların,duası yakar
    Bu hıçkırıkların,vebâli çıkar
    Gönülden küsenler,sevmekten bıkar
    Allah hakkı için,kalbimi kırma...
    Seven gözler asla yalan diyemez
    Kimse benim kadar,seni sevemez
    Basit bir şey için,üzmeye değmez
    Allah hakkı için,kalbimi kırma...
    OKTAY ZERRİN
    16-06-2005-BAFRA.
    Sultan Mahmud-u Gaznevi hazretleri bir savaş sonunda çok kıymetli bir elmas yakut taşı ganimet olarak ele geçirir. Sonra taşı eline alarak baş vezirine, (Al bu taşı kır, paramparça et) der.
    Baş vezir der ki:
    - Aman efendim bu çok kıymetli ben bunu kıramam.
    Sonra yanındaki diğer vezire aynı şeyi söyler. O da der ki:
    - Bu çok kıymetlidir, kırılmaz bu.
    Diğerlerinin hepsi aynı şeyi söylerler.
    Sultan, özel hizmetçisi Ayaz'ı çağırıp, (Al bu taşı kır) der. Daha demeye kalmadan Ayaz taşı yere vurup kırar, paramparça eder.
    Padişah hiddetli bir şekilde der ki:
    - Bre Ayaz sen ne yaptın, vezirler bunun çok kıymetli olduğunu söylediler. Nasıl kırarsın bunu?
    Ayaz der ki:
    - Efendim, ben taştan ne anlarım, benim için kıymetli olan sizin emrinizdir, sizin kalbinizdir, kalbiniz kırılacağına varsın taş kırılsın.
    Sultan vezirlerine dönüp der ki:
    - Ayaz'ı niçin sevdiğimi anladınız değil mi? Sizin gibi beni bir taşa değişmedi
    Kalp Kırmak&
    İslam dini ve onun peygamberi insanlığa hep hoşgörüyü, alçakgönüllü olmayı, merhameti ve kalp kırmamayı öğütlemiştir. Yalnızca öğütlemekle kalmamış Resulullah bunu tüm insanlığa yaşantısı ve ahlakıyla göstermiştir.
    İslam dini insan merkezli bir dindir. Yeryüzündeki her şey onun emrine tahsis edilmiş, ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayabileceği bir mekanizmayla donatılmıştır. Şüphesiz bu insanı her şeyden önce Malikine borçlu kılmaktadır. Varlık âlemine çıkışıyla başlayan bu ödev ahiret âlemine kadar sürecektir. Ancak bu kadar zarif yaratılan insanında merkezi olan bir noktası vardır ki, bu da kalptir.
    Peygamberimiz kalp kırmak Kâbe yıkmak gibidir. Sözüyle bize bu eylemden sakınmamızı emrediyor. Çünkü Allah insana yeryüzündeki halifesi şerefini bahşetmiştir, bu kadar önemli bir vazife sahibine yapılan zulüm hiç şüphesiz varlığın gerçek sahibi olan Allah ı Zül-Celale yapılmış gibidir. Bu zulmün cezası da basit olmasa gerek!
    Yukarıdaki hadisi şerifi ilk duyduğumda Fil Süresi aklıma gelmişti. Sürenin tefsirini okuduğumuz da Allahın evini yıkmaya niyetlenen Ebrehenin nasıl bir ceza ile yüz yüze geldiğini görürüz. Allah Kâbesini korumuştur ve hep koruyacaktır. Peygamber efendimiz &Kâbe yıkmak gibidir. İfadesiyle bize en güzel bir örnekle kalp kırmanın ağırlığını anlatmaktadır. Allahı Zül-Celal süre-i celile de Kâbeyi bırakın yıkmayı, yıkmaya niyetlenen bir insana nasıl bir ceza vermiş, ya yıkana nasıl bir ceza verecek? Kuran da Allah düşünmemizi emrediyor. Düşünen bir insan hiç şüphesiz kalp kırmak gibi kötü bir fiilden kaçınacak ve Mevlanın huzuruna bu büyük vebalden uzak şekilde çıkacaktır. Aksi durumda Ebrehelerle yan yana gelmemiz kaçınılmaz olsa gerek&
    Kalp kırmadan yaşanabilir mi? Sorusu hepimizin aklına gelecektir. Allah, kulundan yapamayacağı bir şeyi istemeyeceğini kitabında söylüyor. Demek ki, bizler Kâbeyi yıkmadan yaşayabilecek bir düzeneğe sahibiz. Sorun bizlerin bu düzeneği hakkıyla kullanamamamızdan kaynaklanıyor. En ufak dünyevi meselelerde bile bu büyük günahı işleyebiliyoruz, kaldı ki dünyalık hiçbir mesele bizim ahiretimizi yıkacak kadar değerli olmasa gerek.
    Merhamet sahibi, hoşgörü sahibi bir dinin üyeleri ve bunu yaşayarak insanlığa göstermiş bir Peygamberin ümmeti olarak bizler bu hassasiyeti göstermeli ve Allahın Kâbelerini yıkmak bir tarafa Kâbe sahiplerinin hepsini hoşnut edebilmeliyiz. Bu berzah âleminde beşerin emanetindeki kalpleri yıkmaktan kaçınarak bir yaşam sürmeyi kendisine düstur edinmiş bireyler, hiç şüphe yoktur ki varlığın sahibine göstermiş olduğu sadakatten ötürü fazlasıyla mükâfatını görecektir.
    Kalpleri Kâbe olarak görmek, emanetleri gerçek sahibi için sevmek ve o sadakatle sahip çıkmak&
    Gerisi için mükâfatı beklemek.

     
  2. Betül17

    Betül17 denizimsi

    teşekkürler emeğine sağlık ne yazıkki bu forumda böyle şeylere pek mesaj yazılmıyor.
     
  3. BERKİTO

    BERKİTO Üye

    evet ne yazık ki ....
     
  4. Mic Check

    Mic Check KıRıK KaLeM

    çok güzl bir paylaşim

    bu konuda şunu demek istiyorum

    ELİNDEN GELDİĞİNCE GÖNÜL YIKMA Kİ YIKIK GÖNLÜN AHI YIKAR ALEMİ::

    saygılar
     
  5. MaVi_HoRoZ

    MaVi_HoRoZ Üye

    Paylaşım için teşekkürler! Böyle konulara daha çok yer verilmeli!