İman Tahtası Nedir

Harbi Sözlük bölümünde yer alan bu konu deep tarafından paylaşıldı.

  1. deep

    deep Harbi Aktif Üye

    İman Tahtası Ne Demek
    Bu eskilerden bize miras kalmış bir deyimdir. Göğüs kafesini çevreleyen beden bölgesine böyle derlermiş. Söz konusu bölgenin merkezine düşen organımız olan kalbin ötelerden beri özdeşleştirildiği; “inanç”, “sevgi”, “aşk”, “cesaret”, “esaret”, “yücelik”, “duyarlıkta cücelik”, “sezgi”, “feraset”, “basiret” ve hatta ”sirayet” ve sair özellikleri sebebiyle olsa gerek, bir insanda ne varsa hepsi kalbine endekslenmiş gibidir. Mesleği sebebiyle bu organla sürekli yüzleşme noktasında bulunan bir cerraha kalple ilgili deyimlerden yirmi beş tane saysanız (bu bir ilkokul çocuğu için dahi pek kolaydır), yumruk büyüklüğünde et parçasına yüklenen mana bakımından ani bir afallama devresi geçirmesi olasıdır.

    Filozoflar, pozitif bilimin bugünkü kadar işlevselleşmediği dönemlerde, insanı ve düşünce dünyasını ilgilendiren hemen her konuya, yetişebildikleri ölçüde koşturuyorlardı. Bu yüzden pozitif bilimlerin babası olarak kabul edilen felsefenin bu azimli öncüleri, tıbbi mevzulara da el atmış ve bazı anatomi haritaları çıkarmaya kadar fikirlerini somutlaştırmaya çalışmışlardı. Bugün bir hastanenin müstahdemi tarafından dahi “komik” bulunabilecek bu haritalar, yine de düşünce trafiğinin soyut ve somut kavramlar arasında gidiş gelişlerine imkân sağlayacak platformu oluşturmak bakımdan önemliydiler. Ne de olsa bu çıkarımlar ve hipotezler hep “beyin” yordamı ile yoğrulmuştu. Beyin mi? Ne beyni? Herhalde “kalp” demek istediniz. Evet, hemen hepsi tartışmasız bilince ait tüm fonksiyonların yüreğimiz tarafından yerine getirildiği konusunda hem fikirdiler.

    Geçmişte henüz hücre fonksiyonları ile ilgili bilgiler gün yüzüne çıkmadığından, vücut bölümlerinin idare merkezi olan organ tespit edilemediğinden bu sonuca varılmış olabilir. Ancak felsefeciler kadar pek çok mistiğin de aynı görüşü paylaşmaları ve hep “Kalb”’i söz konusu etmeleri acaba tümden bir yanlış görüş veya hedef şaşkınlığı mıdır?

    İnsanların sıkça söz konusu ettikleri bir durumdur. “Hissettiklerimi ifade edecek sözcük bulamıyorum” derler. Belki de bazı haller için sözcük üretilememiş veya sözcüklere haller uydurulamamıştır. Günümüzde kalp sözcüğünün ifade ettiği derinliklere yaklaşabilecek “bilinç” gibi bir başka kelime var elimizde. Belki diyeceksiniz ki; “İyi kalp, kötü kalp, alçak gönül, açık yürek, gibi tamlamalarda kullanılan sıfatların hiçbiri bilince uymaz, bu yüzden bu benzetme düşer.” Yazar da diyecekmiş ki; bunların hiçbiri bilince uymaz evet, ama asliyeti itibarı ile kalbe de uymaz. Ne zaman ki kalp kalıba girer işte o zaman başına sıfatlar, isimler, fiiller alır. Yakın geçmişte piyasada yok satan bir kitap basıldı. Yanlış hatırlamıyorsam: “Yüreğinin götürdüğü yere git” isimli. “Best seller” oluşunun ana sebeplerinden birinin hepimizin buna mecbur gibi gibi olmamızdan kaynaklandığına inanıyorum.

    İman tahtası yaz-boz tahtası gibi değildir elbet. Bu yüzden “Allah yazdıysa bozsun” gibi temenni-emir karışımı dilekler ancak avamın hayallerinde değişim yaratabilir. Oysa; “Yere göğe sığmam mümin kulumun kalbine sığarım” şifresini alan bir kişinin yapması gereken ilk şey belki de “geldim, gördüm, bildim, sevdim” dediği şeyleri bir yana bırakıp ikinci hitaba kalbini açmaktır:
    “Kalbinde öyle bir yer aç ki, orada yalnız Ben olayım.”

    Mecazları hakikat ve tersini de varid kabul eden bir mantıkla sağlam gidişat tutturulamayacağını herhalde kabul ederiz. Ama yaşantılar pratiğe teorideki kadar soğukkanlı çıkamıyor. Ve yine; Davud A.S’ ın koyunlarını, Musa ve İsa A.S.’ ın balıklarını ve Rasulullah Efendimiz’in “yıkanmış kalbini”, algılamak istediğimiz silik veya ütopik boyutlarıyla anlıyoruz. Ya da hiçbiri...

    Bu yüzden “b”ilen dedi ki: “Elini öpebilirsin, ayağını da öpebilirsin ama Kalbini öpebiliyor musun?”

    “Bir işarettir şaşarlar orda insanlar;
    Beyninde karlı ile sahib-i hüsranın...
    Sırlar hazinesi zerreden başka ne ki?
    Denizi o, misali şu açık beyanın...”

    Abdü’l-kerim b. el-Cili (K.S.), (İnsan-ı Kamil; “Kalb Hakkında” bölümü.).