Hayrettin Karaca Kimdir

Bilim TR bölümünde yer alan bu konu cicozz tarafından paylaşıldı.

  1. cicozz

    cicozz Çocukluk cicozlarda saklı

    Hayrettin Karaca 4 Nisan 1922’de Balıkesir’in Bandırma ilçesinde dünyaya gelen iş adamı ve ülkemizin ilk arboretumunu kuran doğa gönüllüsüdür. Bu yazımızda Hayrettin Karaca'nın hayatı ve biyografisi hakkında bilgiler sunacağız.

    Hayrettin Karaca'nın Hayatı

    Babası Hocazade Halil Efendi ve annesi Zehra Hanım Kırım’dan göç eden muhacirlerdir. İlkokul ortaokul ve liseyi Boğaziçi Lisesi’nde okuduktan sonra ailesinin triko örgü işinin başına geçti ve aile müessesini Türkiye’nin en başarılı sanayi kuruluşlarından biri haline getirdi. Türkiye’de henüz ihracata başlamadan 20 yıl kadar önce, ihracat yapabilmeyi başaran bir müessesenin patronuydu. Başarıları sadece Karaca Örme Sanayisi’ni Karaca Holding’e dönüştürmek değildi elbette. 1980 yılına gelindiğinde iş dünyasından uzaklaşarak çevre sorunları üzerine yoğunlaştı.

    Hayrettin Karaca gençlik yıllarında sanayiye yönelmesini şu sözlerle ifade eder:

    "Ben sanayici olmak istemiyordum. İstediğim edebiyatla ilgilenip kalan zamanımı doğayla iç içe geçirmekti. Fakat o günlerde babamıza karşı çıkmak söz konusu değildi."

    Doğaya olan ilgisi ve sevgisi daha çocukluk ve gençlik yıllarında var olan Karaca, çok radikal bir karar alarak konforlu hayatını terk edip diyar diyar gezip kendini çevre aktivisti olarak adamıştır. Doğa’ya ve toprağa o kadar ilgiliydi ki, gittiği köylerde hasat zamanlarında çiftçilere yardım ederdi. Bu sevgisini şu sözleriyle ifade ederdi:

    “Mısır soyar, harmanda döven kullanır, tarla bekçiliği yapardım, bilâbedel.”

    Yalova’da kurduğu Türkiye’nin ilk özel arboretumu Karaca Arboretumu’nda nesli tükenme tehlikesi altında 14 bin türü barındırmakta ve bu türlerin genleri korunmaktadır. Bu merkez dünyanın dört bir yanındaki botanikçiler tarafından da bilinmektedir. Kendisi bu işlerin hep takipçisi oldu, yeri geldi yurtdışında gezdiği yerlerde tohum topladı, yeri geldi botanik bahçeleri gezip bunları ülkemizde de gerçekleştirmek için bağlantılar kurdu. Türkiye’de antısal ağıçların korunması, habitat ve biyolojik çeşitliliğin sağlanması adına önemli çalışmalar yaptı ve kamuoyunda farkındalık uyandırmaya çalıştı. Bu takdire şayan çalışmaları birçok bilim adamı tarafında da teveccüh görmüştür. Dönemin Hannover Üniversitesi’nin Ekoloji Bölümü’nde profesörlük yapan Franz H. Meyer onun bu gayretlerini şu ifadelerle değerlendirmiştir:

    “Şimdiye kadar hiç böylesine kişisel çıkar gütmeden, kendini insanlığın yararına çalışmaya adamış birine rastlamadım.”

    Hayrettin Karaca çıktığı yurt için gezilerinde Türkiye’deki anıtsal ağaçları çektiği resimlerle tespit etti. Bu ağaçların korunması, biyolojik çeşitliğin ve habitatın korunması için yetkilileri bilgilendirmiş ve uyarılarda bulunmuştur. Çıktığı bu gezilerde Türkiye’nin hızla çölleştiğini gözlemledi ve bu çölleşme tehdidinin önüne geçmek için adımlar atılması gerektiğinin farkına vardı. Bitki türlerinin yok olduğunu gözlemledi. Harap olan meraları, kuruyan şelaleleri, yangın yüzünden ve bilinçsiz insanlar tarafından yok edilen ormanları yerinde gördü. Bu tehlikenin önünde durmak adına bir şeyler yapmasının gerektiğinin farkına vardığında 70 yaşındaydı ama bu duruma sessiz kalamazdı.
    hayrettin-karaca.jpg
    1992 yılına gelindiğinde yakın arkadaşı Nihat Gökyiğit ile birlikte TEMA Vakfını kurdu ve çevre çalışmalarında ülkenin öncü şahsiyetleri arasında yer aldı. TEMA Vakfı kurulduğu 1992 yılından bu yana Türkiye’de erozyonla mücadele ediyor. Erozyonla mücadele kapsamında ülkemizde okullarda ve birçok kurum kuruluşta ağalandırma faaliyetleri yapmaktadır. TEMA’nın açılımı Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı’dır. Ancak o yıllar Türkiye’de çevresel konular pekiyi uyandırmıyor ve insanlar çevresel problemlerin üzerine gitmiyordu. Daha çok ekonomik sorunlarla boğuşan ülkemizde bu tür konular lüks ve uğraşılmaya değmez konular olarak algılanıyordu. Çevresel sorunların ülkenin sosyoekonomik sorunlarına yol açtığını ön göremeyen kişiler yok değildi elbette ancak Hayrettin Karaca buna ön ayak oluncaya kadar kimse bu sorunları dillendiremiyor ve bu konulara değinmekten geri duruyorlardı. Hayrettin Karaca bu konuların üzerine gitmeye o yıllarda başladı ve ondan sonra da hiç kendini geri çekmedi. Uluslararası bir araştırma kuruluşu tarafından yapılan bir araştırmaya göre TEMA Vakfı kurulmadan önce Türkiye’deki çevre sorunlarına duyulan ilgi %12 iken, bu oran TEMA Vakfı kurulduktan sonra %51’e kadar yükselmiştir. Hayrettin Karaca bu faaliyetler çerçevesinde birçok yerde konferanslar verdi. Bazen 3-5 kişilik köy ahalisine, bazen bir öğrenci topluluğuna, bazense devlet başkanlarının huzurunda hitap etti ve bu uğurda çalışmaktan ve insanları bilinçlendirmekten hiç vazgeçmedi. Çalışmaları Avrupa’dan da destek buldu. Dönemin çevre hususlarına ilgisi yakından bilinen Hollandalı Avrupa Parlamentosu üyesi Hollandalı Doeke Eisma, TEMA Vakfı’nın Türkiye kırsalında yaptığı kalkınma projelerini ve faaliyetlerini gördükten sonra TEMA Vakfı’na üye oldu. Hollanda gazetelerine Hayrettin Karaca hakkında şöyle bir demeçte bulunmuştur:

    “İnsanlar onunla tanışmak ve konuşmasını dinlemek için yollara dökülüyor. Çiftçilerin karşısındaki mütevâzi tavrı, Gandi''nin haline benziyor. O da Gandi gibi hizmet ettiği dava uğruna kendi kişiliğini adeta silmiş."

    Hayrettin Karaca tüketim çılgınlığının ve aşırı üretim dengesizliğinin er zaman karşısında oldu. Sınırsız gelişimin ve üretim-tüketim çılgınlığının çevreye zarar vereceğini dile getirirdi. Çevre konusundaki çalışmalarından ötürü Hayrettin Karaca’ya 5 Türk üniversitesi tarafından fahri doktorluk unvanı verilmiştir.

    Toprak Dede namıyla bilinen Hayrettin Karaca Ulusal Kanal'da program yapmaktadır. Hayrettin Karaca'yı giydiği kırmızı süveterin içine giydiği beyaz gömlekle tanıyoruz.

    Hayrettin Karaca’ya layık görülen ve onun kabul ettiği bazı ödüller şunlar:
    • Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi tarafından Fahri Doktora 1990
    • Birleşmiş Milletler Çevre Programının 'Global 500 Roll of Honour' Ödülü 1992
    • Çevre Bakanlığı tarafından "Çevre Beratı" 1992
    • Uluslararası Olimpiyat Komitesi tarafından verilen 'Çevre Ödülü' 1993
    • Uluslararası Lions Club tarafından 'Melvin Jones Fellow Ödülü 1994
    • Çevre Bakanlığı tarafından "Üstün Hizmet Ödülü" 1994
    • ODTÜ tarafından 'Felsefe Onur Doktorası' 1995
    • Ege Üniversitesi "Fahri Doktora"sı 1995
    • Milli Olimpiyat Komitesi "Fair Play" Ödülü 1996
    • Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı "Hoşgörü Ödülü" 1996
    • Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı tarafından "Şeref Üyeliği Beratı" 1997
    • Kırıkkale Üniversitesi ilk Fahri Doktora unvanı 1997
    • Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü 1997
    • ÇEVRETED tarafından "Çevreted 97 Onur Ödülü" 1997
    • Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi "2000 Yılının Öncüleri" Ödülü 1998
    • Genç Hukukçular Derneği tarafından "Yılın Yurttaşı" Ödülü 1998
    • Türkiye Çocuk Dergisi tarafından Babalar Günü nedeniyle "Toprak Baba" unvanı 1998
    • Anadolu Üniversitesi Fahri Doktora Ödülü 1998
    • BİLSES Vakfı "Çevre Ödülü" 1998
    • Ankara Çankaya İzci Grubu tarafından "Yılın Doğa Dostu" Ödülü 1998
    • Ankara Gazeteciler Cemiyeti tarafından "Yılın Adamı" Ödülü 1999
    • Türk Dünyası Yazarlar ve Sanatçılar Vakfı tarafından "1998 Türk Dünyasına Hizmet Ödülü" 1999
    • TBMM Onur Ödülü 2005
    • Right Livelihood Award 2012(Alternatif Nobel Ödülü)
    • Birleşmiş Milletler "Orman Kahramanı Ödülü" 2013