Haccin Faydalari

İslamiyet bölümünde yer alan bu konu FaTiH46 tarafından paylaşıldı.

  1. FaTiH46

    FaTiH46 Üye

    HACCIN FAYDALARI
    Haccın insanlara edebi, ictimai, iktisadi ve sosyal ilişkinin artması gibi birçok önemli faydaları vardır. Cenab-ı Hak şöyle buyurmaktadır “İnsanları hacca çağır; yürüyerek veya binekler üstünde uzak yollardan sana gelsinler. Ta ki, kendi menfaatlerine şahit olsunlar; Allah’ın onlara rızık olarak verdiği hayvanları belli günlerde kurban ederken O’nun adını ansınlar. Siz de bunlardan yiyin, çaresiz kalmış yoksulu da doyurun. Sonra (kirlerini temizleyip) arınsınlar, adaklarını yerine getirsinler. Kâbe’yi tavaf etsinler.[1]
    Âyette geçen “menfaatlerine” kelimesini yorumlarlarken, âlimler bu faydanın hem dini ve hem de dünyevi olduğu görüşündedirler.
    Hac, müslümanların problemlerinin konuşulduğu ve çözümün önerildiği, çeşitli kültürlerin, dillerin ve renklerin kaynaştığı, dünya müslümanları birliğinin oluşmasını sağlayıcı birtakım tedbirlerin tartışıldığı, dünyada en kalabalık ve en önemli ve en büyük uluslararası büyük kongredir.
    Kişi hacca hazırlık yapıp, Mekke’ye varıncaya kadar, seyahat esnasında ve gezdiği gördüğü yerlerde birtakım şeyler öğrenir ve kendisine yeni ufuklar açar. Bu yolculukta gördüğü birtakım durumlardan ve seyahatin yorgunluğundan dolayı da sabrı ve tahammülü öğrenir.
    Dünya ziynetini yani, elbisesini çıkarıp onun yerine, ihram giymek, değişik bir havaya girmek demektir. Bu değişiklik, bedeninin direkt havayla temasından dolayı sağlığını olumlu yönde etkilemiş olur. Tıp doktorları, insanlara açık hava ve güneşten istifade etmelerini tavsiye etmişlerdir. İhramın giyilmesiyle bedenimiz, bu imkândan yararlanma fırsatını bulur. Açık hava ve güneş cildimizin istirahat etmesine ve yeniden canlanmasına vesile olur. Oksijeni daha iyi teneffüs etme imkânına kavuşur.[2]
    İhramın giyilmesiyle, kişide olumlu birçok şeyin değişimine sebep olmaktadır. Örneğin; daha ağır başlı olmayı, başkalarına karşı yardım severliği, hoş görülü ve sabırlı, metanetli olmayı, zorluğa karşı fedakarlık yapmayı, yüksek ahlâk ve fazileti yakalmaya çalışmayı, salih amellere riâyet etmeyi, tevbe ve istiğfarı çoğaltmayı Rabb’e yalvarış ve yakarışı artırmayı sağlar,
    İhram demek, bağımsızlık demektir, dünya elbisesiyle bağımsızlık nasıl olur? İşte hac bize, hür olmayı, özgür olmayı öğretir. Kişiye özgürlüğü, kula kulluktan sadece Allah’a kul olmaya davet eden en büyük değişim, ihrama girilmesiyle mümkün olur.
    Haccın sayısız faydalarından biri de, iktisadi alanda müslümanların işbirliği içinde karşılıklı ticari faaliyetlerin yapılması, malların tebadülünü (değişimini) gerçekleştirmele-ridir. Dünyada yaşayan bir buçuk milyar müslüman nüfusunun ticari alandaki işbirliği sayesinde, kültürel ve siyasal yapılanmada büyük bir potansiyel güce sahip olan müslümanların önünde hiçbir engelin olması düşünülemez.
    Hz. Peygamber haccın faydalarına işaret ettiği hadis-i şerifte, şöyle buyurmaktadır: “Hac ve umreyi peşi peşine yapınız. Bu ikisi, körüğün; demir, altın ve gümüşün pasını yok ettiği gibi, fakirliği ve günahları yok eder. Mebrur haccın sevabı ancak cennettir.[3]
    Hacda kesilen kurban etlerinin hazırlanıp geri kalmış ülkelerdeki, fakirlerin ihtiyacına sunulması da haccın faydala-rından biri sayılır.
    Haccın diğer bir faydası da hacca gelenlerin orada gördükleri manevî havanın oluşmasıyla, mala olan gönül bağlarının azalmasından dolayı, fakir, düşkün ve ihtiyaç sahiplerine daha fazla yardımda bulunmaları ve kendilerinde şuurun artma göstermesidir.
    Ebû Hureyre (r.a.) şöyle rivâyet etmektedir: “Allah resûlüne hangi amelin daha faziletli olduğu sorulunca şöyle buyurdu: “Allah’a ve resûlüne iman” sonra hangisi denildi “Allah yolunda cihad” buyurdu, sonra hangisi sorusuna ise; “mebrur hac” cevabını verdi[4]

    İmam Malik, düşman korkusu olmadıkça hac, cihattan daha üstündür, demiştir.[5]
    Başka bir rivâyette ise: “Kim hac yapar, bu esnada cinsi temastan korunur, çirkin söz ve davranışlardan uzak durursa, annesinden doğduğu gündeki gibi günahlarından kurtulur.[6]
    Hac ve umre yapanlar Allah’ın delegeleridirler. O’ndan bir şey isterlerse, onlara cevap verir, af isterlerse, onları af eder.[7]
    Allah’ım hac yapanı ve hacının kendisine dua ettiği kimseleri mağfiret et[8]
    Haccın burada zikredemiyeceğimiz daha birçok faydası vardır. Nasıl ki, şu kainatta hiçbir şey boşuna yaratılmamışsa, Allah’ın bize farz kıldığı bütün ibadetlerde boşuna değildir. Mutlaka insanlık için ictimai, ahlâkî, hukuki, maddî ve manevî birçok faydası vardır.
    İslâm diğer dinler gibi, kişiye hiçbir faydası olmayan ve anlamsız bir ibadeti bizden istememiştir. Özellikle de; ibadetler, biz müslümanların gündelik hayatında disiplinli ve düzenli olmamızı, hayatın gerçek anlamını yaşamamızı sağlar. İbadetler bize dünyada ölçülü olmayı, âhiret hayatı için ise çalışmayı, israftan kaçınırken, cimrilik ve enaniyeti bir hastalık olarak bunlardan uzak durmamızı emretmiştir.
    İbadetler, bizim çalışkan olmamızı teşvik eder, yerimizde durup saymamızı kesinlikle rededer. İslâm’ın farzkıldığı hiçbir ibadette, durgunluk yoktur. Adeta; yoğun bir trafiğe çıkmış bir sürücü gibi, ibadet ederken, dikiz aynasından, geçmiş ümmetlerin durumuna, yandaki aynalardan diğer yollara ve ideolojilere sapmış olan beşeriyetin durumlarını görerek, önümüze bakmamız ona göre ibadet etmeliyiz. Bunlardan haberdar olmayanın, önünü görmesi ve âhireti için azık hazırlaması veya kazasız belasız gitmesi gereken yere ulaşması mümkün değildir.
    Birçok insan dar bir muhitte ikamet ettiğinden dolayı çok az insan, tanıma ve onlarla tanışma fırsatını bulur. Köy veya ilçede yaşıyorsa, bulunduğu muhitin pek dışına çıkmamış olabilir. Bundan dolayı da, dünyanın değişik dilleri, renkleri ve kültürleriye yakından tanıma imkânını bulamamıştır.
    Hac yolculuğunun faydalarından biri de, bu seyahet esnasında, farklı bir çoğrafyayı, farklı bir iklimi, farklı bir havayı, farklı dillleri, farklı renkleri ve farklı kültürleri burada görme fırsatı doğabilir. Değişik renk, dil ve kültürlere sahip müslüman kardeşleriyle ilk defa, Peygamber ikliminde bir araya gelme imkânı bulmuştur. Belkide ilk kez riyadan uzak dünya menfaatlarının bulaşmadığı bir kardeşliğin, bir dostluğun, bir güler yüzlülüğün bir arada olduğunu görmüştür.
    Allah bize faydayı,
    şeytan ise bize zararlı olanını,
    Allah bize iyiliği,
    şeytan ise, bize kötülüğü emreder.
    Allah bize hareketliliği,
    şeytan ise, bize tembelliği,
    Allah bize, müminlerle dost olmayı,
    şeytan ise onlara, düşman olmamızı istiyor.
    Biz kimin emrinde ve kimin itaatında olacağız?
    İşte bu yol, ve bu yolculuk, yolların ayrıştığı,
    tüm hesapların, buna göre yapıldığı, ulvi bir yolculuktur.
    Hac yolculuğu, kutlu ve mutlu bir yolculuktur.
    Ne mutlu bu yolun yolcularına!..
    Ne mutlu Allah’ın rahmetinin ve bereketinin üzerlerine olacağı şerefli yolculara!
    Selâm size!
    Ve selâm götürün; İbrahim’e, İsmail’e ve Hacer’e,!
    Selâm götürün; O Nebiyu’l-Muhterem Muhammed Mustafa’ya!
    Salât ve selâm olsun tek önderimiz ve rehberimize!
    Sana canlar feda olsun Ey Nebi!
    Hasretin yüreğini çöle, gözlerini göle çevirmeli, oraya sen varmadan yüreğini yollamalısın. Seni götüren ayakların değil yüreğin olmalı. Yüreğin dururken ayaklarına yük olmamalısın. Yüreğin kuş gibi uçurduğunu, ayaklar taş gibi taşır.[9]

    [1] Hac, 22/26-29
    [2] İmam Nevevi, Kitabu’l-İdah fi Menasiki’l-Haccı ve’l-Umre, s.35
    [3] Tirmizî, Kitabu’l-Hac,2; Nesâî, Kitabu’l-Hac,6; İbn Mâce, Menasik,3
    [4] Buhârî, Kitabu’l-Cihad, 1; Hac, 4, 34, 102; Muslim, Kitabu’l-İman, 135, 140
    [5] Zuhayli, III/ 11
    [6] Nesâî, Kitabu’l-Hac, 4; İbn Mâce, Menasik, 3
    [7] İbn Mâce, Menasik, 5
    [8] İbn Huzeyme, sahih, 2516; el-Hakim Müstedrek, I/441
    [9] Mustafa İslmaoğlu, Hac Risalesi, İstanbul, 1998, s. 20
     
    Son düzenleme moderatör tarafından: 31 Ocak 2009