Gülerek Günah İşleyen

İslamiyet bölümünde yer alan bu konu sevdaL tarafından paylaşıldı.

  1. sevdaL

    sevdaL Sustuklarım Büyür İçimde

    Allahü teâlâ, insanların yaptığı işleri iki kısma ayırmıştır. Bir kısmını beğendiğini, bunları yapanlardan razı olduğunu, her iş karşılığında, bunlara nimetler vereceğini vaad etmiştir. Vaad ettiği iyiliklerin ölçü birimine, sevab denir. Allahü teâlâ insanların yaptığı işlerden bir kısmını ise beğenmediğini, bunları yapanlardan razı olmadığını, bunların kötü işlerine kıyamette, çok acı karşılıklar vereceğini, bildirmiştir. Bu acı karşılıklara, azab denir. Azabların şiddetlerini, çokluğunu bildiren ölçü birimine de, günah denir. Günah, Allahü teâlânın emirlerini yapmamak, yasak ettiklerinden sakınmamak demektir.

    Emir ve yasaklar, Müslümanlar içindir. Allahü teâlâ, imanı olmayanları, ibadet etmekle şereflendirmedi. Onlar, her istediklerini yapar, günah olmaz. Bunlar, ibadet yapmadıkları, günah işledikleri için dünyada azab çekmezler. Her türlü nimete kavuşurlar. İstediklerini, çalıştıklarını elde ederler. Yalnız, zalim olanları, mahluklara eziyet verenleri, dünyada cezalarını çeker. Kâfirlere, yalnız bir emir verilmiş, onlardan yalnız bir şey istenmiştir. Bu bir emir de, onların iman etmeleri, Müslüman olmalarıdır. Kâfirler, bu emri dinlemedikleri için, biricik suç işlemiş oluyorlar. Fakat bu suç, en büyük suçtur. Bu suçun cezası, pek büyük, çok acı ve sonsuzdur. Dünyada böyle bir ceza olamaz. Bu sonsuz ceza, bunlara, ahirette, Cehennemde verilecektir.

    Ameller, niyete göre
    Günahlar, niyetsiz veya iyi niyetle işlenirse, günah olmaktan çıkmaz. (Ameller, niyete göre iyi veya kötü olur) hadis-i şerifi, taatlara ve mubahlara, niyete göre sevab verileceğini bildirmektedir. Bir kimse, birinin gönlünü almak için, başkasını incitse veya başkasının malı ile sadaka verse, yahut haram para ile mekteb, cami yaptırsa, bunlara sevab verilmez. Zulüm, günah, iyi niyetle işlenirse, yine günah olur. Böyle işleri yapmamak sevabdır. Bunlar, bilerek yapılırsa, büyük günah olur. Günah olduğu bilinmeyerek yapılırsa, Müslümanların çoğunun bildiği şeyleri bilmemek, öğrenmemek de ayrıca günah olur.

    Günah işlemek nefse tatlı gelir. Bütün bidatler, günahlar, Allahü teâlânın düşmanı olan nefsi besler, kuvvetlendirir. Küçük günah işlemeye devam etmek, bunlarda ısrar etmek, büyük günah olur. Büyük günah işlemeye ısrar etmek ise, küfre sebep olur.

    Rıyad-un-nasıhin kitabında deniyor ki:
    “Haramları, büyük günah ve küçük günah diye ikiye ayırmışlar ise de, küçük günahlardan da, büyük günah gibi kaçınmak, hiçbir günahı küçümsememek gerekir. Çünkü, Allahü teâlâ, intikam alıcıdır ve ganidir. İstediğini yapmakta hiç kimseden çekinmez. Gazabını, düşmanlığını günahlar içinde gizlemiştir. Küçük sanılan bir günah, intik****** gadabına sebep olabilir. Resulullah efendimiz; (Bir zerrecik günahtan kaçınmak, bütün cin ve insanların ibadetleri toplamından daha iyidir) buyurdu.”

    Peygamber efendimiz, eshab-ı kirama hitaben; (Eğer Cennet ve Cehennemi görseydiniz, az güler çok ağlardınız) buyurmuşlardır.

    Bir gün Peygamber efendimiz, rastgele gülenleri görünce; (Benim bildiğimi siz bilseydiniz, az güler, çok ağlardınız) ve (Kur’an-ı kerim, Cennet ve Cehennemin halini bildirirken nasıl böyle gülersiniz) buyurmuşlardır.

    Hamidüddin Naguri hazretlerine; Peygamber efendimiz; (Ölüm kefarettir) buyurdu. Ölüm günahlara kefaret olunca, ahiret rüsvalığının manası nedir? diye sual edilince; Günah vardır, ölümle affedilir. Günah vardır, kabirde kalmakla affedilir. Günah vardır, kabir azabı ile affolur. Günah vardır, Cehennem ateşini görmedikçe ve Cehennem ateşi onu yakmadıkça hiçbir şeyle affolmaz. Buradan o kadar nur götürmelidir ki, bu nur, Cehennem ateşini söndürsün ve; “Geç ey mümin, nurun ateşimi söndürüyor” desin cevabını vermiştir.

    Ahmed bin Asım Antaki hazretlerine; (En büyük günah nedir?) diye sorulduğunda; Bir günahın günah olduğunu bilmemektir, cevabını vermiştir.

    Sırat Köprüsünü mü Geçtin?
    Hasan-ı Basri hazretleri, kahkaha ile gülen bir gence; “Evladım, Sırat köprüsünü mü geçtin veya Cennete gideceğine dair bir garantin mi var da böyle gülüyorsun?” buyurmuştur.

    İbrahim bin Edhem hazretleri de, her zaman şöyle dua ederdi:
    “Ya Rabbi! Beni günah alçaklığından, sana taat ve ibadet lezzetine ulaştır.”

    Netice olarak Allahü teâlâ, bazı şeyleri, bazı şeyler için sebep, vesile kılmıştır. İman, itaat ve ibadetler, Cennete gitmeye vesile, sebep kılındığı gibi; inkâr, isyan ve günahlar da, Cehenneme gitmeye sebeptirler. Hiç kimse, gülerek, sevinerek idam edilmeye gitmez, gidemez. Gülerek, sevinerek günah işleyenin durumu da, bundan farklı değildir. Gülerek işlediği günahlar, o kimseyi Cehenneme götürmektedir. Resulullah efendimizin buyurduğu gibi:
    (Gülerek günah işleyen, ağlayarak Cehenneme gider.)
    alıntı.