Gelişimi Etkileyen Faktörler

Kişisel Gelişim bölümünde yer alan bu konu cicozz tarafından paylaşıldı.

  1. cicozz

    cicozz Çocukluk cicozlarda saklı

    Kalıtım Nedir? Kalıtımı etkileyen faktörler nelerdir?
    Genotip Nedir?

    Kalıtım:
    Bireye anne ve babadan genetik yollarla (genotip) geçen özel yetenek ve özelliklerdir.
    -Cinsiyet,
    -Göz rengi,
    -Zeka kapasitesi,
    -Fiziksel özellikler,
    -Yaratıcılık ve düşünme kapasitesi,
    -Bazı kişilik özellikleri.

    Annenin yumurta hücresi ile babanın sperm hücresi birleşerek Zigot’u oluşturur. Yumurta ve spermde 23er kromozom bulunur. Her kromozomda 20000 adet gen bulunur ve genetik özelliklerin kodlandığı DNA’lar burada bulunur. Baskın genler, kendi özelliklerini Dölüte geçirir.

    Anne-Babadan çocuğa kalıtım yolu ile geçen yapıya “Genotip” denir.
    Bu yapının dışarıdan gözlenebilen şekline ise “Fenotip” denir. Yani kalıtsal bir özelliğin, bireyde kendisini göstermesidir.
    Örneğin, Bireyin boy uzunluk geni Genotip’tir. Bireyin spor, beslenme, bakımı ile boyunun genotipsel özelliğine kadar uzayabilmesi Fenotip’tir.

    ÇEVRE: Döllenmeden itibaren, insanın içinde yaşadığı ve etkilendiği tüm dış uyarıcılar çevreyi meydana getirir. Çevre doğum öncesi, esnası ve sonrası tüm durumları kapsar.
    Çevre ile kazanılan bazı özellikler şunlardır:
    -Bazı fiziksel görünüm özellikleri,
    -Zekanın kullanım oranı,
    -Dil gelişimi,
    -Yetişme tarzı,
    -Eğitim düzeyi,
    -Alışkanlıklar, tavırlar ve sosyal davranışlar,
    -Bazı kişilik ve karakter özellikleri.

    Çevresel faktörlerin Üç temel kaynağı vardır:

    Doğum Öncesi Faktörler: Annenin yaşı, beslenmesi, kan grubu, zararlı alışkanlıkları, hamilelikte geçirdiği hastalıklar, radyasyon.

    Doğum Sırası Faktörleri: Erken-Geç doğum, Sağlıksız ortam, Doğum sırasındaki olaylar.

    Doğum Sonrası Faktörler: Bebeğin ve Annenin beslenmesi, Bebeklik hastalıkları, iklim, Kardeş sayısı, Kazalar, aldığı Eğitim, Anne-Babanın çocuk yetiştirme tarzı, Kitle iletişim araçları, Ailesel ve sosyal koşullar, Ekonomik ve kültürel koşullar…

    KRİTİK DÖNEM: Belirli zaman dilimlerinde, belirli özellikler ortaya çıkar. Belirli özelliklerin öne çıktığı bu gelişim aşamalarına “Dönem” denir. Kritik Dönem, ilgili davranışların kazanılması gereken, kazanılmadığında telafisi çok zor olan gelişim dönemidir.

    Burada en önemli nokta “Zamanlama”dır. Bireye yaşamlarının belirli zamanlarında öğrenme fırsatı sağlanmadıysa gelişim ya yavaşlayabilir ya da tamamen durabilir. Kritik Dönemlerde, organizma çevre uyaranlara karşı daha duyarlı olmaktadırlar. Kritik dönemin en temel özelliği, çevresel uyarıcı ve olayların çocuğun gelişim ve öğrenme süreci üzerinde etkisi büyüktür. Kazanılması gereken dönemlerden kazanılmayan yaşantıların telafisi olmamakta ya da çok zor olmaktadır.

    Örneğin, bireyin Okuma-Yazma öğrenmesindeki kritik dönem 6 yaş civarıdır. Bu yaşlarda öğrenilemeyen bu yaşantının telafisi ileride daha da zor olmaktadır.
    Mesela, doğumunun ilk 6 ayında kendisine sevecen, sıcak ve ilgili davranılmayan bebekler, okul yıllarında sosyal ilişkilerinde zayıf olmaktadır. Yine aynı şekilde ikinci bir Dil öğrenmenin en uygun olduğu yaş dilimi ise 6-11 yaşları arasıdır.

    Zaman (Tarihsel Zaman): Gelişim döneminde kalıtım ve çevrenin özellikleri ile birlikte yeniliklerin ve değişimlerin oluşturduğu zaman bölümüdür. Gelişimi etkileyen en önemli faktörlerdendir. Mesela “Kuşak Çatışması” denen olgu buna bağlıdır. Türkiye’de 1980 yılında 20li yaşlarında olan bir kişi ile 1980 yılında doğmuş olan bir kişi, yaşantılarından aynı yaşlarda olduklar dönemlerde farklı yapılarda olacaklardır. Çünkü 1980 yılında 20 yaşındaki kimse 1980 darbesini görmüş ve yaşamış olacak, yaşantılarına yeni ve farklı bilgi ve deneyimler eklemiş olacak, bilgileri ve öğrenmeleri ona göre farklı bir şekilde şekillenmiş olacaktır. Bunu yaşamayan bir kimse yani 1980 yılında sonra doğmuş bir kimse ise uygulanan politikalar gereğince “Popüler Kültürle” yetişmiş bir kimse olacak ve daha sıradan bir yapı gösterecektir. Tarihsel Zaman aynı zamanda “Teknolojik Gelişmeler” “Siyasi Olaylar” “Kültürel Gelişmeler” açısından büyük önem taşımaktadır.


    Gelişim: Organizmanın döllenmeden başlayarak bedensel, zihinsel, dil, duygusal, sosyal yönden, belli koşulları olan en son aşamasına ulaşıncaya kadar sürekli ilerleme kaydeden değişimidir.
    Organizmanın; Büyüme, Olgunlaşma, Öğrenme etkileşimleri ile sürekli olarak ilerleme kaydetmesidir.
    Gelişme bir "Ürün"dür ve buna bağlı olarak "Olgunlaşma" bir "Süreç" olmaktadır. Olgunlaşma ve Öğrenme olmadan da "Gelişim" olmaz.
    Bir çocuğun Bisiklet sürmesi Devinimsel bir gelişmedir. Çocuk bedenen ve kas olarak yeterli olgunluğa erişmeden bisikleti süremez. Yeterli olgunluğa ulaşınca da bisikleti sürmeyi öğrenmemişse, Bisikleti sürme davranışını gösteremez.

    Başka bir tanım olarak Gelişim: Organizmanın Bedensel, Zihinsel, Duygusal ve Sosyal yönlerden sistemli olarak büyümesi,, değişmesi ve istenilen görevleri yerine getirebilecek düzeye gelmesidir. Çevre ve Kalıtım arasındaki sürekli ve karşılıklı etkileşimin ürünüdür.

    Değişme: Gelişim organizmanın belli bir düzen içersinde ve kalıcı olarak gösterdiği değişimi kapsar. Bu yüzden vücutta metdana gelenher değişme "Gelişme" sayılamaz. Kısa bir süre için meydana gelen yada hastalık nedeniyle meydana gelen değişim "Gelişim" sayılamaz...

    Gelişim:
    1- Büyüme
    2- Olgunlaşma: Yaş, Zeka, Sinir Sistemi ve Kas Uyumu
    3- Hazır Bulunuşluluk: Olgunlaşma, Ön Öğrenmeler (Ön bilgiler, istek, tutum)
    4- Öğrenme: Yaşantı ürünü, kalıcı izli davranış değişikliği.
    1- BÜYÜME
    rganizmanın biçim, hacim, ağırlıkla ilgili yapısal artışı, bedensel değişimleridir.
    Vücudun boy, kilo ve hacim olarak artmasıdır ve Fiziksel özelliklerdeki değişimlerdir.

    2- OLGUNLAŞMA
    Vücut organlarının, işlevlerini yerine getirmeleri ile ilgili olarak, Öğrenme yaşantılarından bağımsız ve kalıtımın etkisiyle meydana gelen Biyolojik "Değişmeler"dir. Fiziksel Gelişim'e büyük ölçüde etki eder. Psiko-Motor davranışların çoğunluğunun yapılması bununla ilgilidir.
    Çocukların ancak belli bir aydan sonra yürüyebilmesi, Dışkılarını tutabilmeleri, Konuşabilme yeteneklerinin ortaya çıkması (konuşmaları değil)...

    Olgunlaşma: Büyüme sürecinde, genetik yapının yönlendirilmesi ile oluşan biyoljik boyutta gözlenebilir fonksiyonel değişikliklerdir. Olgunlaşma "Dış Etkenlere" bağlı olmayan, doğuştan ve genetik olark programlanmış değişmelere denir.

    Organizmanın Türe Özgü genetik yapı tarafından önceden belirlenmiş bir yapı dahilindeyaşantılarından bağımsız olarak ortaya çıkardığı biyolojik değişmelerdir. Belli bir davranışı yapabilecek belli bir düzeye ulaştığında sona erer...

    Olgunlaşmanın: Yaş, Zeka ve Sinir Sistemi Koordinasyonu olmak üzere üç temel alt kavramları vardır.

    3- HAZIR BULUNUŞLULUK
    Bireyin (organizmanın) bir konuyu öğrenebilmesi için gerekli gelişme düzeyine ön bilgilere ve güdülenme düzeyine erişmesidir.
    Önceki öğrenmelerin, tutumların, güdülenmişlik düzeyinin bir parçasıdır. Bireyin belli bir gelişim görevini olgunlaşma ve öğrenme yoluyla yapabilecek düzeye gelmesidir.
    Bir çocuğun bisikleti sürebilmesi için; Gerekli kas yapısına (olgunlaşma), bisikleti sürmeyi öğrenebileceği deneyimlere, ön bilgilere (dengeyi sağlayabilme), ve bisikleti sürmeyi öğrenmeye istekli olma (güdü) vs. gibi yetilere daha önceden sahip olması gerekir. Bunlara sahipse, Bisikleti sürmeyi öğrenmeye hazır bulunmaktadır.

    4- ÖĞRENME
    Bireyin çevresiyle belli bir düzeydeki etkileşimleri sonucunda meydana gelen, nispeten kalıcı izli davranış değişmesidir.
    Tik'ler veya Uyuşturucu madde alımında sonra ortaya çıkan geçici davranış değişmeleri Öğrenme değildirler. Bir davranışın Öğrenme olabilmesi için kalıcı izli olması, belli bir etkileşim sonucunda olması, pekiştirilebiliyor ve geliştirilebiliyor olması, hatta diğer bir davranış karşısında değiştirilebiliyor olması gerekir.
    Murat, 5 yaşına gelince sokağa çıkmaya başlamış ve çevresindekilere bakarak Küfür etmeyi öğrenmiştir. Murat 6 yaşına geldiğinde bir ana okuluna verilmiş ve burada Küfür etmenin kötü bir şey olduğu anlatılmış ve küfür etmemesi gerektiğini öğrenerek bu huyunu bırakmıştır.