Endülüs Hakkında

Dünya Kültürü ve Tarihi bölümünde yer alan bu konu Ömer tarafından paylaşıldı.

  1. Ömer

    Ömer Yönetici

    Endülüs Adının Menşei

    Endülüs, Müslüman Araplar'ın Güney Batı Avrupa'yı fethinden sonra bu topraklar için kullandıkları coğrafî bir isimdir. Eskiden İberya (Iberic, Iberia, İbâriye) adıyla anılan ve Cebelitârık (Gibraltar)-Atlas Okyanusu'ndan (el-Bahru'l-Atlasî) Pirene dağlarına (el-Bürt, el-Bürtât, Pirineos, Pyrenees) kadar olan bu bölgeye Yunanlılar tarafından "Bateka", "İspanya", "Spania" veya "Hispania" adı verilmiştir. Hispania'nın karşılığı olarak ilk defa İslam fethinden sonra 716 yılında basılmış bir sikke üzerinde görülmüş olan Endelüs adı, beşinci yüzyılda İspanya'nın güneyinde kısa süre yerleşmiş olan Vandallar'ın (Vandalus) adından yani, Vandallar'ın yurdu anl***** gelen Vandalucia'dan türemiştir. İberya Yarımadası'nda Müslümanların fethettikleri bütün topraklar (bugünkü İspanya, Portekiz ve Güney Fransa), "Müslüman İspanya" kastedilerek Endelüs adıyla anılırken, Hıristiyanların etkili olarak 1085 yılında başarmaya başladıkları Reconquista (Endülüs'ü Müslümanlardan geri alma hareketi) ile birlikte toprak kaybı hızlandıktan sonra sadece İslam hâkimiyetindeki yerler bu isimle anılır olmuştur.
    İspanya'da İslam hâkimiyetinin Gırnata'da (Granada) Nasrîler'in ortadan kaldırılmasıyla sona ermesinden (897/1492) sonra, Endelüs ismi bugün İspanya'da Andalucia şeklinde ülkenin güneyindeki el-Meriyye (Almeria), Gırnata, Ceyyan (Jaen), Cordoba (Kurtuba), İşbiliyye (Sevilla), Velbe (Huelva), Mâlaga (Malaga) ve Kâdis (Cadiz) vilâyetlerini içine alan bölgenin adı olmuştur. İslam dünyasında ise, İslam fâtihlerinin fethetmiş oldukları bütün batı Avrupa toprakları halen Endelüs adıyla bilinmektedir. Kelimenin farklı dillerde farklı söyleniş şekli vardır. En başta Arapça'da ya da İslam kaynaklarında "el-Endelüs", "Cezîretü'l-Endelüs" (Endülüs Adası), "Cezîretü İşbânya", "Cezîretü'l-Arab" veya kısaca 'el-Cezîre', "İsbânyâ el-Müslime", batı dillerinde ise "Al-Andalus", "Espana Musulmana", "Andalucia Musulmana", "Muslim Spain and Portugal", Türkçe'de ise "Endülüs" şeklinde söylenmektedir. "Hıristiyan İspanya" deyimiyle, fetihten sonra Müslümanlara karşı mücâdeleye başlayarak daha sonra "Reconquista" hareketiyle Endülüs topraklarını geri alan İspanyollar veya İberya Yarımadası devletleri kastedilmektedir. Batı dillerindeki ifadesi "Espana Cristiana", "Christian Spain", "The Christian Kingdoms", "Reyes Catolicos" veya "Reyes Cristiana" şeklindedir.

    KÜLTÜR-SANAT

    *İspanya'nın (İberya Yarımadası'nın), VIII.yüzyılın başlarından itibaren Endülüs Müslümanları ile Hıristiyanlar arasında yaklaşık 8 asır süren bir siyasi ve askeri mücadeleye sahne olduğu, ancak medeniyet ve kültür alışverişinde her iki kesimin tabii olarak birbirlerini etkilediği bilinen bir gerçektir. Bu etkileşimde cazibe merkezini hiç şüphesiz Endülüs oluşturmuştur.

    Diğer ifadeyle Endülüs veren dolayısıyla etkileyen, Hıristiyan İspanya ise alan, dolayısıyla etkilenen konumunda olmuştur.

    Batı medeniyetinin kökleri, en az Yunan ve Roma medeniyetleri kadar İslam medeniyetine de bağlıydı. Üstelik, bu medeniyet Yunan ve Roma medeniyetleriyle olan bağlantısını ancak İslam medeniyeti sayesinde sağlayabilmişti.

    Endülüs İslam medeniyetinin tarihî ve güncel önemi burada ortaya çıkmaktadır. Bir taraftan Batı medeniyetinin tarihî arka planını kavrama ve bunda Müslümanların inkar edilemez rollerini görme, diğer taraftan da bin yıllık medeniyetin yeniden inkişâfını gerçekleştirebilme meselesinde Endülüs örneğinin aktif ve etkileyici unsurlarını tespit edebilme. İşte, Endülüs İslam medeniyetini tanımanın önemi...
    Prof.Dr. Mehmet Özdemir, Endülüs Müslümanları Medeniyet Tarihi, TDV, Ankara 1997


    *Endülüs Medeniyeti, bir kitap medeniyeti olarak karşımıza çıkmaktadır. Endülüs tarihine dair kaynak eserlerde, bu ilkede yetişen Müslüman âlimlerin binlerce eser kaleme aldıkları belirtilmektedir. Bağnazların sebep olduğu tahripler veya başka nedenlerle maalesef bu kitapların büyük bir bölümü yok olmuş, kayıplara karışmış, dolayısıyla da günümüze ulaşamamıştır.

    Kitap sevgisinin tabii neticesi olarak Endülüs'te çok sayıda kütüphane kurulmuştur. Endülüs'ün muhtelif şehirlerinde kitap çarşıları bulunuyordu. Endülüs kütüphanelerindeki kitapların bir kısmı, iç karışıklıklar esnasında yağmalanıp satılmış ve önemli bir bölümü de Kuzey Afrika'ya götürülmüştür. Arta kalanlar ise, Hıristiyan işgali esnasında ve sonrasında bazı papazların hışmına uğramıştır.

    Bütün bunlara rağmen, Endülüs İslam medeniyetinin ilim, kültür ve sanat hayatı, Batı ve İslam dünyasında unutulmaz tesirler meydana getirmiştir. Endülüs Medeniyetinin ilim ve kültür hayatının temel dinamiklerini kavramak, insanlığın ebedî olarak muhtaç olduğu ortak değerlerin anlaşılmasında önemli bir fonksiyon icra edecektir.
    Prof.Dr. Mehmet Özdemir, Endülüs Müslümanları İlim ve Kültür Tarihi, TDV, Ankara 1997



    *Endülüs İslam dünyası, İslam medeniyetinin yeni bir hamle, yeni bir dinamizm kazandığı yerdir. Sekizinci asırdan itibaren parlamaya başlayan İslam medeniyeti, hamleci gücünü Doğu'da kaybetmeye yüz tutunca Endülüs'te canlanma imkanına kavuştu. Tıpta, eczacılıkta, astronomide, fizik ve matematikte dünya çapında bilginler yetişti. Bu ilmî ortamda fikir hayatı da çok gelişti. Bunlar arasında büyük fikir adamları ve filozoflar yetişti.

    İbn Tufeyl (Abentofol, 1106-1186), İbn Bâcce (Avenpace, Avempace, 1160?-1138) ve İbn Rüşd (Averroes, 1126-1198) bu mütefekkirlerin en büyükleri ve en meşhurlarındandır.
    Endülüs tefekkürü, Doğu'daki Müslüman düşünürlerin bir taklidi ve tekrarı olmaktan kurtulmuş, özgünlüğü olan bir düşüncedir. Endülüslü Müslüman mütefekkirler özgünlükleri ile Endülüs'te İslam tefekkürüne ve medeniyetine hamle kazandırmışlardır..
    Prof.Dr. S. Hayri Bolay, "Endülüs'te Gelişen Düşünce Hayatı ve Batıya Tesirleri", Endülüs'ten İspanya'ya, TDV, Ankara 1996'dan alıntıdır.
     
    Son düzenleme: 3 Mart 2011