En BÜyÜk Hirsiz Kİmdİr?

İslamiyet bölümünde yer alan bu konu BERKİTO tarafından paylaşıldı.

  1. BERKİTO

    BERKİTO Üye

    İslam alimlerinin büyüklerinden olan İmam-ı Rabbani Hazretleri (kuddise sirruh) mektubat isimli eserinin bir yerinde şöyle buyurmaktadır:
    Bu zemânda insanların çoğu nemâz kılmakda gevşek davranıyor. Tumânînete ve ta’dîl-i erkâna ehemmiyyet vermiyorlar. Bunun için, siz sevdiklerime, bu noktayı belirtmeğe mecbûr oldum. İyi dinleyiniz! Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”: “En büyük hırsız, kendi nemâzından çalan kimsedir” buyurdu. Yâ Resûlallah! Bir kimse, kendi nemâzından nasıl çalar? diye sordular. “Nemâzın rükü’unu ve secdelerini temâm yapmamakla” buyurdu.
    Bir def’a da buyurdu ki, “Rükü’da ve secdelerde, belini yerine yerleşdirip biraz durmayan kimsenin nemâzını Allahü teâlâ kabûl etmez”. Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”, bir kimseyi nemâz kılarken, rükü’unu ve secdelerini temâm yapmadığını görüp, “Sen nemâzlarını böyle kıldığın için, Muhammedin “aleyhissalâtü vesselâm” dîninden başka bir dinde olarak ölmekden korkmuyor musun?” buyurdu.
    Yine buyurdu ki, “Sizlerden biriniz, nemâz kılarken, rükü’dan sonra temâm kalkıp, dik durmadıkca ve ayakda, her uzv yerine yerleşip durmadıkca nemâzı temâm olmaz”.
    Bir kerre de buyurdu ki, “İki secde arasında dik oturmadıkca, nemâzınız temâm olmaz”.
    Birgün Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”, birini nemâz kılarken, nemâzın ahkâm ve erkânına riâyet etmediğini, rükü’dan kalkınca, dikilip durmadığını ve iki secde arasında oturmadığını görüp, buyurdu ki, “Eğer nemâzlarını böyle kılarak ölürsen, kıyâmet günü, sana benim ümmetimden demezler”. Bir başka yerde de buyurdu, “Bu hâl üzere ölürsen, Muhammedin “aleyhisselâm” dîninde olarak ölmemiş olursun”.
    Ebû Hüreyre “radıyallahü anh” buyurdu ki, “Altmış sene, bütün nemâzlarını kılıp da, hiçbir nemâzı kabûl olmıyan kimse, rükü’ ve secdelerini temâm yapmıyan kimsedir”. Zeyd ibni Vehb “rahmetullahi teâlâ aleyh” birini nemâz kılarken rükü’ ve secdelerini temâm yapmadığını gördü. Yanına çağırıp, ne kadar zemândır böyle nemâz kılıyorsun, dedi. Kırk sene deyince, sen kırk senedir nemâz kılmamışsın. Ölürsen Muhammed Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” sünneti [ya’nî dîni] üzere ölmezsin, dedi.
    O hâlde, nemâzları temâm kılmağa çalışmalı, ta’dîl-i erkânı yapmalı, rükü’u, secdeleri, (Kavme)yi [ya’nî rükü’dan kalkıp dikilmeği] ve (Celse)yi [ya’nî, iki secde arasında oturmağı] iyi yapmalıdır. Başkalarının da kusûrlarını görünce söylemelidir. Din kardeşlerinin nemâzlarını temâm kılmalarına yardım etmelidir. Tumânînet [ya’nî uzvların hareket etmemesi] ve ta’dîl-i erkânın [Bir kerre sübhânallah diyecek kadar hareketsiz durmak] yapılmasına çığır açmalıdır. Müslimânların çoğu, bunları yapmak şerefinden mahrûm kalıyor. Bu ni’met, elden çıkmış bulunuyor. Bu ameli meydâna çıkarmak çok mühimdir. Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki, “Unutulmuş bir sünnetimi meydâna çıkarana, yüz şehîd sevâbı verilecekdir”